1 / 38

PSY 209: Ögrenme B Ö L Ü M 1: Temel Kavramlar ve Tan ı mlar

PSY 209: Ögrenme B Ö L Ü M 1: Temel Kavramlar ve Tan ı mlar. Öncelikle, bu derste; S ınıfta öğrenme üzerine özel bir önem verilmeyecek. Sadece insanlarda olan öğrenme ile sınırlı olmayacak (hayvanlardaki öğrenmeleri de kapsayacak). Neden hayvanlardaki öğrenmeyi inceliyoruz?!!

pello
Download Presentation

PSY 209: Ögrenme B Ö L Ü M 1: Temel Kavramlar ve Tan ı mlar

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. PSY 209: Ögrenme BÖLÜM 1: Temel Kavramlar ve Tanımlar

  2. Öncelikle, bu derste; Sınıfta öğrenme üzerine özel bir önem verilmeyecek. Sadece insanlarda olan öğrenme ile sınırlı olmayacak (hayvanlardaki öğrenmeleri de kapsayacak). Neden hayvanlardaki öğrenmeyi inceliyoruz?!! Hem öğrenme “süreçlerini” hem de “davranışları” içerecek. (unutmadan süreç ve yapı arasındaki fark nedir?) - Öğrenmenin GENEL İLKELERİNİ bulmaya çalışacağız.

  3. Öğrenmenedir?

  4. Öğrenmeyi, belli deneyim ya da yaşantılar sonucunda davranışlardaki göreli olarak uzun süren değişmeler olarak tanımlayabiliriz!

  5. Öğrenme Süreçlerindeki Bazı (Felsefi) Modeller • Associationism (İlişkiselcilik) • Aristotle: Bilgi ve zihin temel duyuların bir arada ilişkilendirilmesiyle oluşur. • Tabula Rasa: Boş Levha benzetisi. (Bilgi, görme, dokunma, işitme, koku gibi temel duyuların ‘takip eden bir şekilde” bir araya getirilmesiyle oluşur. • Bu anlayış aslında bir öğrenme teorisinden çok geçmişi nasıl hatırlıyoruz kuramıdır. (British Associationists Aristo’yu takip ettiler –Hobbes, Locke, James Mill and Hartley. – Watson ve B. F. Skinner)

  6. Bu Aristo anlayışının temel özellikleri • Çevreselcilik (peripheralism) • İndirgemecilik (reductionism) • İlişkiselcilik (connectionism) • Devamlılık (continuity) • Deneyselcilik (empricism)

  7. Plato “Tüm bilgiler doğunca unutulur, ve öğrenme aslında zaten zihinde olan her bilginin tekrardan hatırlanmasıdır!” • Nativism (innate – doğuştan gelen) • Bütünselcilik (holism) • Sezgiselcilik (intuition) • Gerekli-selcilik (vitalism) – (Tolman: Behaviourreeks of purpose) yani İlişkiselcilik gibi mekanik değil!

  8. Bazi önemli bilgiler Öğrenme davranışta azalış ya da artışla sonuçlanabilir.

  9. Bazi önemli bilgiler 2. Öğrenme, her zaman gözlemlenmeyebilir (gizil ya da sessiz de olabilir). Öğrenme ve performans arasındaki fark? Gizil öğrenme (ör. Tolman & Henzik, 1930 = yiyecek konulmamış sıçanlar vs. yiyecek konan sıçanlar => yiyecek konulmamışların ilk öğrenmeleri daha hızlı Ör: sınav kaygısı)

  10. Bazi önemli bilgiler 3. Davranışsal, nörofizyolojik ya da hücresel düzeyde araştırılabilir.

  11. Bazi önemli bilgiler 4. Öğrenme, davranışınözel bir nedenidir (Bu ne demek!)

  12. Bazi önemli bilgiler 5. Yalnızca, deneysel yöntemlearaştırılabilir (doğal gözlemnedeniaciklamayabilir).

  13. Bazi önemli bilgiler 6. Öğrenme, belirli bir yaşantıdan geçirilen (örneğin, practice, experience) bireylerle, bu deneyimlerden geçirilmeyen bireyler arasindaki farkla anlaşılabilir.

  14. Bazi önemli bilgiler 7. Bu nedenle (6.), kontrolyordamları (control group or predictions) edinim (practice) ya da deneyselyordamları (örneğin, experimental group) kadarönemlidir.

  15. Öğrenmenin Temel Özellikleri Yüzmek, bisiklete binmek, telefonu cevaplamak için ahizeyi kaldırmayı öğrenmek vs. Öğrenme davranıştaki bir değişme ile belirlenebilir. Öğrenmeyi belirlemedeki davranışsal değişim, davranıştaki bir artma ya da azalma biçiminde gerçekleşebilir. (Ör. Bisiklete binmeyi öğrendiğinizde pedala basmak kadar, bir yöne fazla eğilmemeyi vs. de öğreniriz). Öğrenmeyi diğer davranışlardan ayıran bir diğer temel özellik ise, göreli olarak uzun olmasıdır. Öğrenmelerin hepsi, prensip gereği ve ayırıcı olarak, kazanılan davranışla ilgili deneme ve yaşantıları gerektirir. Öğrenmeye bağlı olarak ortaya çıkan davranışsal değişimler pratiği yapılan davranımlarla sınırlıdır.

  16. Öğrenme ve Davranışsal Değişmenin Diğer Biçimleri Bir davranış değişikliğinin tek nedeni öğrenme değildir. Bunun (yani davranışlardaki değişikliğin) öğrenmeden başka nedenleri de olabilir. Sizce neler olabilir?

  17. DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİNİN MUHTEMEL SEBEPLERİ • Evrim (bu değişimler nesiller boyu devam ederken, öğrenme yaşam süresinde meydana gelen değişimlerin sonucudur) • Olgunlaşma (Fiziksel olarak güçlenme, büyüme vs.) • Yorgunluk (Yorgun olunca bazı davranışların ketlenmesi ancak dinlenme sonrası bu davranışların yeniden gözlenebilmesi) • Uyarıcı değişmesi • Güdüsel etkiler (ör. Korku durumlarındaki davranışlar) • Öğrenme ….

  18. Öğrenme, Performans ve Analiz Düzeyleri Öğrenme davranışsal anlamda sessiz olabilir. Örneğin: Bir tanımı yapamamak onu bilmediğiniz öğrenmediğiniz anlamına gelmeyebilir. Gözlemlenilmemesi bu davranış öğrenilmemiş demek değildir! Belli ilişkilerin kurulması da gizil bir öğrenme olabilir. (Kırmızı ve elma arasındaki ilişki kurmamız). İki uyarıcı arasındaki bir ilişkinin öğrenilmesi “uyarıcı-uyarıcı öğrenmesidir” (stimulus-stimulus learning)

  19. Bireyin yaptığı gözlemlenebilen hareketlerinin hepsine performans (performance) denilmektedir. Her davranış gözlemlenmez. Bu nedenle, öğrenme aslında bir davranışın yapılma potansiyelindeki değişimle ilgilidir (sadece davranıştaki değişimle onun gözlemlenmesiyle ilgili değil). Davranış sinir sitemi tarafından düzenlenir. Bu nedenle nöron bazındaki öğrenme düzeyi bizim için önemlidir (ör bkz: Ivan Pavlov). Böylece, davranış davranışsal (organizma) olduğu kadar, nörofizyolojik (sinirsel devreler ve nörotranmitterler) ve hücresel düzeyde de (nöronlar) araştırılabilir.

  20. Peki öğrenmeyi nasıl ölçeceğiz? Doğal Gözlem – Deneysel Yöntem Doğal Gözlem (naturalistik observation): araştımacıların müdahalesi (manipulation) olmadan gözlemde bulunup davranışı ölçmesidir. Deneysel gözlem (experimental observation): davranışları araştırmacıların düzenlediği koşullar altında ölçmeleridir. Ancak, doğal gözlem bizlere her zaman davranışın nedeni ile ilgili kesin bir yanıt vermez. O yüzden, deneysel yöntemler ve ölçümler en güvenilir olanlarıdır (neden-sonuç ilişkisini kurabilmek için). Doğal gözlemlerin avantajı bizlere, hipotezleri kurmamızı ya da formüle etmemize yardımcı olur (ancak sorulara yanıt sağlamazlar = descriptive!)

  21. Deneysel yöntemlerden çıkan nedenler “farklı koşullar altında gözlemlenen davranış farklılıklarından” çıkarsanır!!!! Yani, nedenler doğrudan gözlemlenmez (farklardan çıkarsanır!) (Sincap örneği: Yiyecek saklama davranışı? Yiyecek bolluğundan mı? A koşulu yiyecek bol olan ortam - B koşulu yiyecek kısıtlı). TEMEL ÖĞRENME DENEYİ (fundamental learning experiment) Deney grubu – Kontrol grubu = farkı öğrenme çıkarımı yapılır. Deneysel koşulda (experimental condition) katılımcılara ilgili çevresel yaşantı ya da eğitim/talim (training) verilir. Kontrol koşulunda (control condition) ise, katılımcılara ilgili çevresel yaşantı ya da eğitim verilmez onun yerine diğer bakımdan deneysel koşuldaki katılımcılarla aynı etkileri (treatment) alırlar.

  22. Yani öğrenme, Ve özellikle nedenleri, deneysel yöntemle çalışabilir (doğal gözlemle değil). Bu nedenle, kontrol koşulunun varlığı ve desenlenmesi deney koşulu kadar önemlidir. Böylece, öğrenme genellikle deneysel ve kontrol koşulu olarak en az “iki” birbirinden bağımsız katılımcı grubuyla çalışılabilir. Geleneksel olarak, öğrenme deneyleri “denekler-arası deney deseni” (between-participants experimental design) kullanırlar. (B. F. Skinner, tek-denekli deneyler yürütmüştür (single-subject experiment)

  23. Grafik! (denekler-arası ve tek-denekli desen)! (Kendime not: Drawthat on the board Akif)

  24. Özetle, Öğrenme = “İlgilenilen davranışla özgün olarak ilişkili” “çevresel olaylarla olan yaşantının sonucunda” “belirli bir biçimde davranma potansiyelindeki” “göreli olarak” “kalıcı bir değişmedir (artış ya da azalış = baskılanma ya da edinim)”.

  25. Koşulsuz davranışın yapısı (Bölüm 2) Şekillendirme (shaping), Davranışın Homojen ve Hetorojen Yapıtaşları Şekillendirme (davranışı organizmanın çevresi ile daha adaptif ve etikleşimli hale getirmek üzere yapılan değişikliklerdir). Bu nedenle, istenilen, hedef olarak belirlenen yönde bir davranış değişikliğinden bahsedebiliriz. Ancak, önemli nokta bu şekillendirme sınırlıdır! Davranış her yönde ve aynı kolaylıkla şekillendirilemez!!! (Skinner’ın kil örenği; tahta ve ya taş)

  26. REFLEKS Koşulsuz davranışın en küçük yapısı, birimi REFLEKS’tir (istemsiz, herhangi bir şekilde koşullanmamış en küçük davranış refleks tir. Örnegin: bebeklerde “Aranma refleksi”, “Tutunma refleksi”, “Babinski refleksi” vs.) Belirli uyarıcılara (stimuli) verilen tepkilere ortaya çıkarılan davranış (elicited behaviour) denilir (ör. Sobaya dokunduğunuzda “içgüdüsel olarak” elimizi çekme davranışı).

  27. Descartes’in ortaya çıkardığı refleks tanımı, aslında “davranışın (elini hızla geri çekme davranışı) belli ortaya çıkarıcı uyarıcının (soba) bir yansıması” olduğudur. Uyarıcı girdisinden (sobaya dokunmak), tepki çıktısına kadar olan tüm birime (elini sobadan hızla geri çekmek) Refleks Yayı (Reflex Arc) denilir. Refleksler adaptif ve işlevseldir. ETOLOJİ (Ethology) = Davranışın işlevsel birimlerinin gelişimi ve evrimini ele alan uzmanlık dalı.

  28. Sabit Aksiyon Örüntüleri (Fixed Action Patterns) Türlerdeki, örneğin kur yapma, kuluçkaya yatma, savunucu davranışlar vb. “Sabit” olması, belli bir tür içindeki canlıların çok büyük bir çoğunluğunun aynı şekilde davranmasını açıklar. “Aksiyon örüntüsü” olması ise, belli çok az sayıdaki tepkiyle sınırlı olmamasıdır. Birden fazla ve karmaşık refleksler ve tepkilerin bir araya gelmesi gereklidir. Bu davranışlar “örüntü” seklinde belli türlerde farklı şekillerde görüldüğü için bunlara “Türe Özgü Davranışlar” (Species-typical behaviours) denilebilir.

  29. Sabit aksiyon örüntülerini ortaya çıkarmak için bir takım uyarıcılar gereklidir. Bunlara İşaret Uyarıcısı (sign stimulus) denilir. Domjan & Nash, 1998 Erkek Bıldırcınlardaki yaklaşma davranışı (sabit aksiyon örüntüsünü) ölçmek! Sonuçlar Canlı Dişi = Tam Vücut >= Baş ve Boyun > Gövde Bu bize neyi gösterir??

  30. Erkek bıldırcınlarda dişinin, başı ve boynundaki temel fizyolojik özellikler onun cinsiyetini belirtir, işaret eder.

  31. Unutulmamalıdır ki, refleks ya da sabit aksiyon örüntüleri ortaya çıkarıcı uyarıcının var olduğu durumlarda her zaman ortaya çıkmayabilir. (Bunun için güdüsel bir hazırlık gerekir…!). Yani, Sabit aksiyon örüntülerin ortaya çıkması organizmanın güdüsel durumuna bağlıdır! Bu güdüsel durum (ör. Cinsel güdüye sahip olma), sabit aksiyon örüntüsünün ortaya çıkması için gerekli durumu hazırlar (tünel açmak, yuvayı kurmak, vb.) ve sonrasında işaret uyarıcı tarafından tetiklenir. (artık o türde her ne ise, koku, renk, herhangi bir fizyolojik özellik). İşaret uyarıcına = salıverici uyarıcı (releasing stimulus) da denilebilir. Çünkü işaret uyarıcısı, sabit aksiyon örüntüsünü salıverir, başlatır.

  32. Peki güdüler nasıl ortaya çıkacaklar? Ve neticesinde sabit aksiyon örüntülerin sergilenmesi gerekecek (işaret uyarıcısıyla tetiklenerek ya da salıverilerek).

  33. Güdülerin doyurulması (ya da dürtü durumlarının boşaltılması) konusunda aşağıdaki model ileri sürülmüştür; Hidrolik model (hydraulic model) = Belirli faktörlerin, belirli tipteki güdülerin ta da dürtülerin gelişmesini sağladığını öne sürer. Örneğin açlık dürtüsü için, enerjinin harcanmış olması gerekir. Böylece dürtü yığılarak artar ve bu dürtü belirgin bir hale gelir (yiyecek aramaya yönelmek). Böylece sabit aksiyon örüntüsü davranışın ortaya çıkması için gerekli motivasyon (dürtü ya da güdü) oluşmuş olur! = SAÖ ya da FAP sergilendiğinde güdü ya da dürtü de doyurulmuş olur.

  34. Apetetif ve Doyurucu Davranış(Appetitive and Consumatory Behaviours) Dürtü durumlarının boşalmasında (doyurulmasında) bir dizi tepki dizesi meydana gelir (birbirini takip eden davranışlar) Bunlar; Apetetif davranış – Geniş ve olası aktivitelere fırsat sağlayan bir alanda oluşan davranışlar (örneğin yiyecek aramaya ya da çiftleşmek için eş aramaya çıkmak) Doyurucu davranış – Daha sınırlandırılmış ve kalıplaşmış davranışların başladığı aşama (örneğin yiyeceği ya da çiftleşecek eşini bulmuş olan canlı kendi türüne özgü, kalıplaşmış davranışlar sergilemeye başlar. = Ve böylece sabit-aksiyon örüntüleriyle biten süreçte güdüler ya da dürtüler doyurulur. (Doyurucu davranış SAÖ’leri –FAPları- kapsar).

  35. Bu nedenle, Apetetif davranışı bir canlının uyarıcılarla temas haline gelmesini sağlayan (bu potansiyeli arttıran) davranışlar olarak görürebiliriz. “Doyurucu” terimi ise, güdülerin doyurulmasına ya da güdüsel bir tepki dizisinin tamamlanmasına karşılık gelir.

  36. Ortaya çıkarıcı davranış sistemleri, sadece apetetif ve doyucu davranışlar olarak değil, daha fazla alt bölüme de ayrılabilirler. Timberlake (1994), 3 ana bölüme ayırmıştır. Genel arama doru (General search mode) Odaksal arama modu (Focal search mode) Güdüyü doyurmak. (Bir öncekinde sabit aksiyon örüntüleri, doyurucu davranışın içinde ele alınıyordu). Timberlake, focal (odaksal) aramayı ek bir davranış biçimi olarak görülmesi gerektiğini ileri sürdü.

  37. Özetle Koşulsuz Uyaranları içeren Davranış Sistemleri Sadece, apetetif ve doyurucu davranıştan oluşmaktan ziyade, üç (ve ya daha fazla) davranış basamağından da oluşabilir . Tepki modlarının sırası doğrusaldır. (bir basmaktan diğerine geçirilir). Ancak sıralama tek yönlü değildir. (basamaktan geri ya da ileri gidilebilir). Her tepki modu, sadece karakteristik (tipik) tepkileri içermez, belirli tipteki uyarıcılara olan duyarlılığı ve dikkati de arttırır.

  38. That’sallfolks!

More Related