1 / 48

DENİZLERİMİZ ve BALIK ÇİFTLİKLERİMİZ

DENİZLERİMİZ ve BALIK ÇİFTLİKLERİMİZ. DENİZLERİMİZDE ÇEVRESEL ETKİSİ OLAN FAALİYETLER: Kentsel Yerleşim Endüstriyel faaliyetler Zirai Faaliyetler Turizm Faaliyetleri Deniz trafiği Bölgesel temizleme faaliyetleri Askeri tatbikatlar Avcılık Madencilik faaliyetleri

stash
Download Presentation

DENİZLERİMİZ ve BALIK ÇİFTLİKLERİMİZ

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. DENİZLERİMİZ ve BALIK ÇİFTLİKLERİMİZ

  2. DENİZLERİMİZDE ÇEVRESEL ETKİSİ OLAN FAALİYETLER: • Kentsel Yerleşim • Endüstriyel faaliyetler • Zirai Faaliyetler • Turizm Faaliyetleri • Deniz trafiği • Bölgesel temizleme faaliyetleri • Askeri tatbikatlar • Avcılık • Madencilik faaliyetleri • Kültür balıkçılığı

  3. DENİZLERİMİZDE ÇEVRESEL ETKİSİ OLAN FAALİYETLER • Deniz kirliliğine sebep olan diğer faktörleri şöyle sıralayabiliriz: • Deniz kıyılarında bulunan kent merkezleri ve sanayi tesislerinden çıkan ve arıtılmadan denize boşaltılan atıklar. • Tarımsal alanlarda erozyon sonucu akarsularla denize karışan toprak ve diğer kirleticiler. (Tarım alanlarından her yıl önemli miktarlarda toprak, erozyon yoluyla denizlere taşınmaktadır. Denizlere sadece toprak değil, tarımsal faaliyetler sonucu akarsulara karışan pestisit ve gübre gibi kimyasal atıklar da taşınmaktadır.) • Denizlerde kurulmuş bulunan platform ve boru hatlarından oluşan sızıntılar. • Gemiler ve diğer deniz araçlarından oluşan kirlilik (petrol, yağ atıkları, zehirli sıvılar, pis sular , çöpler vb.) (Yerüstü Suları ve Kirliliği www.cevreorman.gov.tr)

  4. KENTSEL YERLEŞİM 3215 belediyenin bulunduğu ülkemizde 141 belediyede kanalizasyon sistemi vardır, bunun da sadece 43 tanesinde arıtma tesisi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile kanalizasyon sularının %98.67'si hiç arıtılmadan ırmaklara, göllere ve denizlere bırakılmaktadır. (Yerüstü Suları ve Kirliliği www.cevreorman.gov.tr)

  5. KENTSEL YERLEŞİM Dünyamızı oluşturan katmanlar arasında, yeryüzünün 3/4 ünü kaplayan denizler, yanlış değerlendirmeler sonucu, kentlerin ve endüstrinin çöplüğü olarak kullanılan , başta Akdeniz ve Marmara denizi gibi yarı kapalı havzalar olmak üzere, bu kaynaklardan oluşan kirlenme, bu denizlerin çevresinde yaşayan canlıları olumsuz yönde etkilemektedir. Sahil kentlerinin en önemli gereksinimlerinden birini oluşturan kanalizasyon ve atık uzaklaştırma uygulamalarında, arıtma işlemi yapılmadan doğrudan deniz deşarj sistemlerinin bulunduğu bir ortamda kirletici atıkların doğal olarak arıtılmasına, denizsel yaşamın sürmesine, denizin ekolojik yapısının korunmasına olanak bulunmamaktadır. Bu durum, özellikle turistik açıdan öneme sahip sahil yerleşimlerinde daha fazla önem taşımaktadır. (Bursa ili Mudanya ilçesi deniz deşarjı sistemlerinin incelenmesi. S.K.AKAL, T. YONAR, V. PINARLI Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Kıyı Alanları Yönetimi Milli Komitesi, Türkiye Kıyıları Sempozyumu Kitabı, Ankara, Eylül, 1998.)

  6. ENDÜSTRİYEL FAALİYETLER • Endüstriyel işletmelerde arıtma tesisine sahip işletmeler sadece %9'dur. • Arıtma tesisi bulunmayan kuruluşlardan; özel sektörün oranı %16 iken, kamu sektörünün oranı ise %84'tür. • Ülkemizde faaliyette bulunan organize sanayi bölgelerinden sadece %14'ünde arıtma tesisi bulunmaktadır. (Yerüstü Suları ve Kirliliği www.cevreorman.gov.tr)

  7. ENDÜSTRİYEL FAALİYETLER • Ülkemizdeki endüstri kuruluşlarının %98'inde arıtma tesisi bulunmamakta, olanların bir kısmı ise yetersiz veya çalışamaz durumdadır. • Endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metaller ihtiva eden atık sulara gelince; yılda 930 milyon metreküp endüstriyel atık suyun sadece %22'si arıtılmakta, %78'i ise arıtılmaksızın doğrudan göl, ırmak ve denizlere verilmektedir. (Yerüstü Suları ve Kirliliği www.cevreorman.gov.tr)

  8. TURİZM FAALİYETLERİ Ülkemizdeki turistik tesislerin %81'inde arıtma tesisi bulunmamaktadır. (Yerüstü Suları ve Kirliliği www.cevreorman.gov.tr)

  9. TURİZM FAALİYETLERİ • Turistik tesislerin yüzde 80’i atıklarını denize bırakıyor • Antalya-Bodrum arasında bulunan 131 oteli incelediler... Sonuç: Turistik tesislerin yüzde 80’i atıklarını denize bırakıyorDenizTemiz Derneği-TURMEPA Genel Müdürü Levent Ballar, araştırma sonucunda otellerin yüzde 26’sının kendi arıtma sistemi, yüzde 13’ünün fosseptiğe bağlı ve yüzde 62’sinin de atık sisteminin belediyenin kanalizasyonuna bağlı olduğunu tespit ettiklerini söyledi.“Bugün Bodrum ve Marmaris’te 400-500 bin kişi yaşıyor. Böyle giderse ve önlem alınmazsa buralarda bin kişi bile yaşayamaz.”

  10. TURİZM FAALİYETLERİ DenizTemiz Derneği-TURMEPA Genel Müdürü Levent Ballar, Araştırma yaptığımız 131 otel, günde 76 ton katı atık ve 674 ton sıvı atık üretiyor. Ayrıca ayda 813 kilo yanmış yağ (mutfak yağları, yemeklerden arta kalan yağlar) üretiyorlar. Yanmış yağ kanserojen madde içeriyor. 2005 yılında çıkan kanunda yanmış yağın lisanslı kuruluşlar tarafından toplanarak yok edilmesi gerektiği biliniyordu. Otellerin yüzde 10’u bu yağı lisanslı toplayıcılara veriyor. Otellerin bir kısmı bu yağları satıyor, bir kısmı da varillere doldurarak atıyor. Şu an sistem çalışmıyor ve yanmış yağlar direkt denize gidiyor.” Genel Müdür, arıtması olan otellerin çeşitli ekonomik nedenlerle yüzde yüz çalışmadığını dile getirerek, atıkların yüzde 80’inin denize atıldığını belirtiyor.

  11. TURİZM FAALİYETLERİ Türkiye'de Turizm, Kaplumbağalar (Caretta caretta) açısından en büyük tehlike Geçen 20 yıl içinde turizm Türkiye'deki en önemli yatırım alanlarından biri olduğundan, halihazır ve planlanmakta olan turizm hareketlerinden kaynaklanmaktadır. 1977 yılında turistler için sadece 100.000 adet lisanslı yatak mevcut olurken, bu kapasite milenyumun ardından 1.000.000'a ulaşmıştır. Türkiye'yi her yıl ziyaret eden 10.000.000 kişinin yaklaşık olarak üçte biri Antalya bölgesine gelmekte ve her bir turist yaklaşık 1000 ABD doları tutarında harcama yapmaktadır. Böylesi hızlı bir gelişme karşısında, yasal çerçevenin ve yerel yönetimlerin; yapılaşma, koruma ve atık yönetimi konularında yetersiz kalması, şaşırtıcı bir durum değildir.

  12. TURİZM FAALİYETLERİ • Habitat dönüşümü Tekirova; birçok otel ve büyük turizm yatırımları ile birlikte yoğun bir yapılaşma içinde olup, bu yapılaşma çalışmaları plaja kadar uzanmaktadır. Çıralı Plajında, koruma amaçlı olan mevcut yasalara karşın çoğu pansiyon ve lokanta, plaja aşırı yakın bir konumda (kıyı çizgisinden 20-25 m. uzaklıkta) inşaa edilmiştir. Ayrıca, yasaya aykırı olarak plajdan kum alınması da, kaplumbağa (Caretta caretta) yuvalarının bozulmasına neden olmaktadır.

  13. TURİZM FAALİYETLERİ • Bu bölgeye giderek artan sayıda gelmekte olan ziyaretçiler, aşırı miktarda atık oluşturmasına karşın, yeterli seviyede arıtma tesisi mevcut değildir. Plajdaki plastik çöplere takılan veya plastik torbaları bir 'deniz anası' olarak algılayan kaplumbağalar, bu bölgede yok olma tehdidi altındadırlar. Diğer taraftan, atıksular da deniz sularını kirletmektedir. Genç kaplumbağaların yuvasını oluşturabilecek özellikteki 'deniz yosunları' (karaçayır), hem azalarak barınma engeli yaratmakta, hem de atıklardan kaynaklanan petrol, yağ ve diğer zararlı maddeleri topladıkları için bu kaplumbağaları zayıflatmakta veya ölümüne neden olmaktadır. (//www.akdeniz.edu.tr/muhfak/cevre Biyoçeşitlilik)

  14. Göcek’te kirlilik alarmı Muğla Üniversitesi’nin Göcek’te yaptığı bir araştırmaya göre, yoğun yat trafiği nedeniyle deniz suyundaki kirlilik en üst seviyeye ulaştı. Uzmanlar, acil önlem alınmaması durumunda Göcek koylarının doğal güzelliğini kaybedeceği uyarısında bulundu. www.ntvmsnbc.com/news/372790.asp

  15. TURİZM FAALİYETLERİ Yaz aylarında Gökova’da dolaşan beş bine yakın teknenin sintinelerini boşaltabileceği bir veya iki boşaltım noktası var,

  16. TURİZM FAALİYETLERİ Bodrumda kıyı şeridindeki yapılaşma son 3 yılda yüzde 300 artmıştır. betonlaşan ve imara açılan koylar: Kıyıkışlacık ile Güllük Boğaziçi koyları, Gündoğan Adalıyalı ve Apostol Adası koyu, Bodrum Kuyucak (Bu yıl yapılaşmaya açıldı, 1 turistik tesis var, 2 turistik tesis daha yapılacak), Paşatarlası, İçmeler, Gümbet, Bardakçı, Zeytinli Kahve ve Asarlık koyları. Yalıkavak Tilkicik Koyu ,Akyarlar Meteoroloji Koyu,Gümüşlük Koyunbaba Koyu Kadıkalesi Kum Koyu Turgutreis, Akyarlar, Günbatımı, Aspat, Ali Hoca Burnu, Kadıkalesi, Kaarincir Koyu ve Kargı koyları. Göltürkbükü: İki büyük koy Ortakent: Bala Koyu, Yahşi koyu Yalı Beldesi: Pabuçburnu ve Barbaros Koyu Bitez: Bitez Koyu Çökertme: Çökertme Koyları (İki koyda yapılaşma başladı, bir koyda da yapılaşmaya açılma kararı alındı) Adaboğazı, Kara Ada ve Haremtan Koyları çevrecilerin tepkisi üzerine son anda kurtarıldı. (Bodrum Deniz Ticaret Odası)

  17. TURİZM FAALİYETLERİ • Bodrum Deniz Ticaret Odası Başkan Vekili Arif Yılmaz da yatların uğrak yeri olan toplam 234 koyun yarıdan fazlasının turistik tesis, ikinci konut ve çarpık yapılaşmayla kaybedildiğini söyledi.

  18. TURİZM FAALİYETLERİ • Sayıştay, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olması gereken Türkiye'deki kıyılarda yaşanan "yağmanın" boyutlarını hazırlayıp TBMM'ye sunduğu " Kıyıların Kullanımının Planlanması ve Denetimi" başlıklı performans denetimi raporuyla ortaya koydu. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyıların yeterince korunmadığını ve işgallere göz yumulduğu belirtilen raporda, kamu kurum ve kuruluşlarının bile kıyıları usulsüz, doğal yapıya zarar verici, eşit ve serbest kullanımı sınırlayıcı şekillerde kullandığı belirlemesi yapıldı.

  19. Deniz Kirliliğinin Sağlık Üzerine Olan Etkileri Kanalizasyon suyu ile kirlenen deniz ürünlerinin tüketilmesi gastrointestinal hastalık epidemilerine neden olmaktadır. Kabuklu deniz ürünlerinin yenmesiyle bulaşan önemli bazı patojenler ise; Salmonella türleri, patojen E.Coli, Vibrio Cholera, Enterik Viruslar, Camphylobacter, Shigella, Yersinia ve Aeromonas Hydrophilia dır. Belli Salmonella ve Aeromonas grupları dışındakiler için, denizde yüzme nedeniyle enfeksiyon olma olasılığı oldukça düşüktür. Deniz suyu veya kumu ile temas sonucunda enfeksiyona neden olabilenler ise, birçok enfeksiyona neden olabilen Stafilokoklar, kulak, boğaz ve deri enfeksiyonlarına neden olabilen Pseudomonas Aeroginosa ve Patojen Mantarlardır. (Dr.Orhun KALKAN - Bursa Sağlık İl Müdürlüğü)

  20. Deniz Kirliliğinin Sağlık Üzerine Olan Etkileri Kabuklu Deniz Hayvanı Yetişen Sulardaki Bakteriyel Kirlenme ve Deniz Kabukluları ile Bulaşan Hastalıklar Kanalizasyon atıklarında bulunan patojenlerin çoğu deniz kabuklularında da tespit edilmiştir. Özellikle ağır kirliliğe uğrayan üretim alanlarındaki kontamine olmuş kabuklularda Salmonella ilk örnektir. Enterik virüsler yumuşakçaların çeşitli türlerinde tespit edilmiştir, bunlardan echovirüs ve coxackie A virüsü önemli sıklıktadır. Halk Sağlığını ilgilendiren en önemli alarm verici nokta, uygun üretim alanlarında bulunan yumuşakçalardaki bakteriyel ve viral patojenlerin insidansıdır. (Dr.Orhun KALKAN - Bursa Sağlık İl Müdürlüğü)

  21. Deniz Kirliliğinin Sağlık Üzerine Olan Etkileri İnsan patojenleri içeren kontamine deniz suları, bu suların yutulması ile yüzen kişiler arasında enfeksiyonlara yol açar ve hastalık oluşturur. 1983'de Amerikan Çevre Koruma Birliği ( EPA ) bilimsel gastrointestinal semptomoloji olarak iyi bir sistem dahilinde, yüzmeyle ilgisi olmayan hastalıkların eliminasyonu için yüzücü olmayan, fakat plajlara giden kişiler kontrol grubu olmak üzere, yüzücülerin daha iyi tanımlanmasına yönelik bir çalışma düzenlemiştir. Sonuçlar şehir atık suları ile etkilenen deniz sularında yüzülmesiyle gastroenterite yakalanma riski, enterokok yoğunluğu anlamında indekslenen suların kalitesiyle ilişkili olduğunu gösterdi. (Dr.Orhun KALKAN - Bursa Sağlık İl Müdürlüğü)

  22. ZİRAİ FAALİYETLER Son yıllarda hızlanan nüfus artışı ve buna karşın azalan tarım toprakları nedeniyle birim alandan alınacak ürün miktarının arttırılması amacıyla gübreleme, ilaçlama ve sulama gibi kültürel önlemler uygulanmaktadır. Ancak bu kültürel önlemler kontrollü ve bilinçli bir şekilde uygulanmadığı durumda önemli ölçüde su kirliliğine yol açabilmektedir. Kimyasal gübreler içerisinde özellikle azotlu gübreler, topraktan yıkanmaları sonucu yer altı ve içme sularına karışarak, fosforlu gübreler ise ötrofikasyon olayını meydana getirerek su kirliliğine neden olmaktadır. (Tarımsal uygulamaların su kirliliği üzerine etkileri. N.Ç. ÖZGÜVEN, A.V. KATKAT, Ziraat Fakültesi Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 13:165-177, 1997)

  23. DENİZ TRAFİĞİ Dünyanın en işlek gemicilik rotasının bulunduğu denizlerinden birisi Akdeniz’dir. Hesaplandığında, her yıl 100 bin grosstondan ağır yaklaşık 220,000 gemi Akdeniz'den geçmektedir ve bu dünyanın üçüncü büyük ticari gemiciliğidir. Birçok geminin taşıdığı tehlikeli yük denize karıştığı takdirde deniz doğasında ciddi zararlara yol açabilmektedir. “Hesaplandığında her sene gemilerin hareketleri sırasında 100.000 ila 150.000 ton ham petrol kasten denizlere bırakılmaktadır” Kimyasal tank boşaltımı  ve petrol atıkları deniz kirliliğinin önemli nedenlerindendir. Akdeniz tüm suların % 0.7 ‘sini oluşturmaktayken toplam petrol kirliliğinin ise %17'sini karşılamaktadır. (Greenpeace)

  24. DENİZ TRAFİĞİ Yaklaşık olarak 370 milyon ton petrol her yıl Akdeniz'den nakledilmekte (dünya toplamının % 20’sinden daha fazla) ve her gün 250-300 arası petrol tankeri bu denizden geçmektedir. Kaza sonucu petrol sızıntısı ve yayılımı sıkça görülmektedir ve her yıl ortalama 10 kez bu durumla karşılaşılmaktadır. Her an Akdeniz'in her hangi bir yerinde daha büyük bir petrol kazası meydana gelebilir. (Greenpeace)

  25. DENİZ TRAFİĞİ Yılda 60.000'den fazla geminin geçtiği Karadeniz, Boğazlar ve Ege Denizi Balans suları, sintine sularının yanı sıra çeşitli türde gemi atıkları bu denizlere boşaltılmaktadır.

  26. DENİZ TRAFİĞİ Katil Yosun Akdenizde YABANCI TÜRLER NASIL DAĞILIR ?Birçok yabancı tür de insanlar tarafından taşınmıştır. Gemicilik / Deniz taşımacılığı, yabancı türlerin kazara yeni ortamlara tanıştırılmasının en önemli nedenlerinden biridir. Larvalar balast suları içerisinde çok uzun süre canlı kalabilirler ve doğal alanlarından yüzlerce mil uzakta suya bırakılabilirler. Ergin hayvanlar gemilerin karinaları üzerinde kolonize olabilirler ve yolculuk boyunca ve gidilen limanlarda larvalarını suya bırakırlar.

  27. BÖLGESEL TEMİZLEME FAALİYETLERİ Örnek olarak; Haliç'in temizlenmesi çalışmalarının Marmara Denizine karışması kirliliği arttırması verilebilir.

  28. ASKERİ TATBİKATLAR Silahlı kuvvetler ve Nato Gücü'nün Ülkemiz sularında gerçek mermi ve silahlarla tatbikat yapması Saroz Körfezinde yapılan tatbikatlarda gerçek mermiler kullanarak bu bölgelerde binlerce kilogram eşitli türde su ürünlerinin yok olmasına sebep olmakta, tatbikat sırasında patlayan mermiler ise balıkçıların ağalarına çakılıp gerek cana gerek mala zarar verebilmektedir.

  29. AVCILIK Endüstriyel balıkçılık – denizlerimizi kurutmak Endüstriyel balıkçı tekneleri, güçlü sonarlar kullanarak, ürkütücü bir hız ile yanılma payı olmadan  balık sürülerini yakalayabilmekteler. Pekçok yerde balık uğruna yaşanan adeta modern 'altına hücum', denizlerin kendini yenileme yeteneğininin çok üstündedir. Büyük balıklar azaldıkça ve yokoldukça bir alt boydaki balığı hedeflemeye ve bu şekilde en aşağıya doğru inmektedir. Şu anda dünyadaki büyük boy balıkların 90% nının bittiği tahmin edilmektedir. (Greenpeace)

  30. AVCILIK Modern balıkçılık inanılmaz bir şekilde atık yaratmaktadır. Örneğin karides endüstrisi ağlara takılanların 90%'nını geri atmaktadır. Bu istenmeden yakalanan veya yanlışlıkla yakalanan avlar  bilindiği gibi anlaşılmaz bir şekilde yasaklanmış değildir. Her yıl, 300,000'nin üzerinde balina, yunus ve memeli ağlarda ölmekte ve 100,000 albatros uzun olta kancalarına takılmaktadır. Kaplumbağalar, foklar ve köpekbalıkları da rasgele yapılan, bilinçsiz balıkçılık uygulamalarının kurbanı olmaktadırlar. (Greenpeace)

  31. AVCILIK Dip trolleri yüzünden değerli habitatların yokedilmesi an meselesidir. Adeta balıkçılığın buldozeri gibi tanımlanabilecek bir şekilde yüzyıllık mercanları ezipve bir seferde üzerlerindeki tüm yaşamı silip süpürürken, sadece birkaç balık uğruna bir yağmur ormanı kadar yaşamı barındıran deniz dağlarını da yok ederler. (Greenpeace)

  32. MADENCİLİK FAALİYETLERİ KİLYOS KARABURUN ARASINDA FAALİYET GÖSTEREN KÖMÜR ve KİL OCAKLARI Kilyos-Karaburun havzasındaki madencilik faaliyetlerinin, balıkçılığı olumsuz yönde etkilemesi, ocakların galeri sistemiyle değil de, açık ocak sistemiyle işletilmesinden kaynaklanmaktadır. Havzada kömür damarları karada ve deniz dibinde devam etmektedir. Ortalama 1 m3 kömürün açığa çıkarılması için 20-50 m3 toprağın kazılıp uzaklaştırılması gerektiği kabul edilmektedir. Halen bu havzada her yıl en az 200.000.000 m3 toprak kazılıp yer değiştirilmektedir. Bu miktar Türkiye’miz de en büyük kazı çalışması olarak bilinen GAP Atatürk Barajı kazılarının her yıl dört katı miktarına ulaşmaktadır.

  33. KÜLTÜR BALIKÇILIĞI DATÇA-BOZBURUN ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİNİN DENİZEL VE KIYISAL ALANLARININ BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİNİN TESPİTİ Araştırma sahasında toplam 807 türün dağılımı tespit edilmiştir. Bu türler arasında Akdeniz Havzası’nda koruma altına alınmış türlerden 35‘i tespit edilmiş ve 41 türün de bölge için önemli olduğu rapor edilmiştir. Akıntının, dolayısıyla su yenilenmesinin oldukça düşük olduğu Yeşilova Körfezi’nde bulunan balık çiftliklerinin sebep olduğu organik madde yükü ışık geçirgenliğini büyük oranda azaltmış ve sadece kıyılarda sağlıksız Posidonia kümelerinin kalmasına neden olmuştur. (Prof.Dr. Erdoğan OKUŞ,Yrd. Doç.Dr Ahsen YÜKSEK ,Araş.Gör. İ. Noyan YILMAZ ,Araş.Gör. Aslı ASLAN-YILMAZ,Araş.Gör. S. Ünsal KARHAN,Araş.Gör. Nazlı DEMİREL,Araş.Gör.Dr. Seyfettin TAŞ, Araş.Gör.Volkan DEMİR,Biyolog Sibel ZEKİ)

  34. KÜLTÜR BALIKÇILIĞI Uygun Olmayan Ortam Yüzey akıntı sistemi içe doğru ve zayıf dip akıntısı (1 m/sn nin altında) (Prof.Dr. Erdoğan OKUŞ,Yrd. Doç.Dr Ahsen YÜKSEK ,Araş.Gör. İ. Noyan YILMAZ ,Araş.Gör. Aslı ASLAN-YILMAZ,Araş.Gör. S. Ünsal KARHAN,Araş.Gör. Nazlı DEMİREL,Araş.Gör.Dr. Seyfettin TAŞ, Araş.Gör.Volkan DEMİR,Biyolog Sibel ZEKİ)

  35. BALIK ÇİFTLİKLERİ Yüksek Kapasite (Prof.Dr. Erdoğan OKUŞ,Yrd. Doç.Dr Ahsen YÜKSEK ,Araş.Gör. İ. Noyan YILMAZ ,Araş.Gör. Aslı ASLAN-YILMAZ,Araş.Gör. S. Ünsal KARHAN,Araş.Gör. Nazlı DEMİREL,Araş.Gör.Dr. Seyfettin TAŞ, Araş.Gör.Volkan DEMİR,Biyolog Sibel ZEKİ)

  36. BALIK ÇİFTLİKLERİ Derinlik (Prof.Dr. Erdoğan OKUŞ,Yrd. Doç.Dr Ahsen YÜKSEK ,Araş.Gör. İ. Noyan YILMAZ ,Araş.Gör. Aslı ASLAN-YILMAZ,Araş.Gör. S. Ünsal KARHAN,Araş.Gör. Nazlı DEMİREL,Araş.Gör.Dr. Seyfettin TAŞ, Araş.Gör.Volkan DEMİR,Biyolog Sibel ZEKİ)

  37. Bütün balık çiftlikleri zararlı mıdır? • Kıyısal alanlarda özellikle doğru alan seçiminin yapılmadığı bölgelerde kültür balıkçılığı olumsuz çevresel etkilere sebep olabilir • Sorun • Akıntı sisteminin uygun olmadığı alanlar • Derinlik konturu dikkate alınmadan konuşlanan kafesler • Kapasitesi çok yüksek çiftlikler Etki • Bulanıklık • Su Kalitesinin Bozulması • Zemin Tahribatı (Prof.Dr. Erdoğan OKUŞ,Yrd. Doç.Dr Ahsen YÜKSEK ,Araş.Gör. İ. Noyan YILMAZ ,Araş.Gör. Aslı ASLAN-YILMAZ,Araş.Gör. S. Ünsal KARHAN,Araş.Gör. Nazlı DEMİREL,Araş.Gör.Dr. Seyfettin TAŞ, Araş.Gör.Volkan DEMİR,Biyolog Sibel ZEKİ)

  38. Bütün balık çiftlikleri zararlı mıdır? Baltık Denizine Atılan Azot ve Fosfor Miktarları (Enell&Ackerfors 1992) Kafes Balıkçılığı (Doç.Dr. Suat DİKEL 2005)

  39. Bütün balık çiftlikleri zararlı mıdır? Balık çiftliklerinin çevresel etkisinin araştırılması için yapılan “Yunanistan’da Doğu Ege Denizindeki Hios Adasının Doğu Kıyılarındaki Yüzer Kafes Çiftçiliğinin Yerel Spesifik Bentik Etkilerinin Değerlendirilmesi” ile ilgili çalışmada, tesislerin çevre ve özellikle bentik organizmalar üzerine geçici etkisi olduğu, balık çiftliklerinden kaynaklanan kirlilik girdilerinin su dinamiklerinin etkisiyle dağıldığı ve sonuçta çevreye istatistiksel anlamda önemsiz bir etki bıraktığı tespit edilmiştir. (Assessment of site specific benthic impact of floating cage farming in the eastern Hios İsland, Eastern Aegean Sea, S.D Kloudatos, j.Smith, K.Bogdanos, E.papageorgiou University of Thessoly, Universty of Wales Swansea U.K, Helenic Center for Marine Research)

  40. Kültür Balıkçılığı • Dünyada yılda 145 milyon ton su ürünleri üretimi yapılıyor bunun 45 milyon tonu yetiştiricilik yolu ile elde ediliyor • Su ürünleri yetiştiriciliği en hızlı büyüyen gıda üretim sektörüdür (FAO). • Su ürünleri yetiştiriciliği; açlığın önlenmesi, dengeli ve sağlıklı beslenme, doğal balık stoklarına olan av baskısının azaltılması, istihdam, döviz girdisi sağlaması, kırsal kalkınmaya katkısı vb. nedenlerle önemli bir sektördür. • Dünya’da 2003 yılı toplam su ürünleri üretimi 120 milyon ton olup; bunun % 30’u yetiştiricilik yoluyla elde edilmiştir. • AB (15) ÜLKELERİNDE YETİŞTİRİCİLİK: Toplam 1.5 milyon ton üretim (2001), İspanya 300.000 ton, Fransa 250.000 ton, İtalya 230.000 ton, Yunanistan 130.000 ton • Üretilen balıklar, av yasakları zamanında piyasaya balık arz edilerek balık fiyatlarının dengede tutulması ve tüketiciye ucuz protein kaynağı sağlanması bakımından büyük öneme sahiptir. • Koruma altına alınmış nesli tükenmekte olan türler kültür balıkçılığı sayesinde doğaya kazandırılabilir.

  41. Ülkemizde Kültür Balıkçılığı • Yetiştiricilik yoluyla istihsal edilen su ürünlerinin önemli bir kısmı yurt dışına ihraç edilerek yılda 350 milyon Dolar civarında bir döviz girdisi sağlanmaktadır. • 10 bini çiftliklerde olmak üzere paketleme, işleme ve ihracat sektörüyle birlikte 25 bin kişiye iş imkanı sağlaması, diğer sektörlere de dolaylı olarak iş olanakları sağlaması nedeniyle Ülke ekonomisi içinde yarattığı toplam parasal değer yaklaşık olarak bir milyar dolar civarındadır. • Su ürünleri sektörü, dış ticaret gelirimize % 4 civarında bir katkı sağlamakta olup, pozitif bir dış ticaret dengesi bulunmaktadır. • Katma değeri yüksek ve pahalı su ürünleri ihraç edilmekte, buna karşılık balık yemi gibi ucuz hammadde girdileri ithal edilmektedir. • Avrupa Birliğine ihraç edilebilen tek hayvansal ürün su ürünleridir. • Pazar sorunu bulunmamaktadır, üretim Pazarın talebini karşılayamamaktadır.

  42. Ülkemizde Kültür Balıkçılığı • Su Ürünleri Sektörü, ülkemiz tarım sektörünün dört alt sektöründen birisidir. • İzmir İli için “Tarımsal Üretim Değeri” incelendiğinde, %71,4'lük pay ile bitkisel üretimin ilk sırada, %26,1'lik pay ile hayvansal üretimin ikinci sırada, %2,5'lik pay ile su ürünleri üretiminin üçüncü sırada yer almaktadır. (DİE 2002 ) • 40.000 ton alabalık, 25.000 ton levrek, 15.000 ton çipura üretimi • Türkiye’de 80.000 Tonluk Pazar • Çipura-levrek üretimi yapan firma sayısı 350, alabalık üreten firma sayısı 1.100 adet • Toplam 9 adet faal levrek-çipura üretim kuluçkahanesi bulunuyor.

  43. Ülkemizde Kültür Balıkçılığı • 2005 yılı itibariyle toplam yavru balık üretimi 170 milyon adet • 2005 çipura-levrek ihracatı 10.000 ton (%90 levrek). İtalya, İspanya, İngiltere, Fransa başlıca ihracat pazarları. • Kişi başı toplam balık tüketimi 5-6 kg • Ülkemiz su ürünleri sektörü tarım sektörünü oluşturan gurupların içinde A.B uyum sürecini tamamlama aşamasına gelmiş tek sektördür.

  44. Kültür Balıkçılığının Sorunları • Kıyılardan rant sağlamak ve politik çıkar sağlamak adına fanatik çevreci guruplara ve halka kültür balıkçılığının doğa katili bir sektör olarak tanıtılması, hedef gösterilmesi, denizlerdeki kirlenmenin günah keçisi haline getirilmesi. Amaç çiftlikler gitsin yerine siteler ve oteller kuralım. • Potansiyel alan çalışmalarının hiçbir zaman bitirilememiş olması. • Gelişen teknoloji ve artan Pazar taleplerinin sektörü büyümeye yöneltmesi, artan kapasite ihtiyacı için uygun alanların kültür balıkçılığına tahsis edilmemesi. • Tesislerin ödediği vergiye karşılık; yol, kanalizasyon, elektrik vs gibi ihtiyaçlarının karşılanmaması ve bu nedenle insani çalışma şartlarının sağlanamaması. • Deniz alanı kiralarının yüksek olması.

  45. Kültür Balıkçılığının Sorunları • Yüksek KDV oranı:Tüm dünyada temel besin maddesi olarak değerlendirilen balık ürününe düşük KDV oranı uygulanmasına rağmen, ülkemizde özellikle balık tüketiminin azalmasında en büyük etken, yüksek KDV ve vergi oranlarıdır.Ülkemizde balık temel besin maddesi olarak değerlendirilmemekte ve % 8 gibi yüksek KDV oranı uygulanmaktadır. Bu da balık fiyatlarının sürekli artışına, gerçek kazancın üreticiye değil, satış yapan 3. şahıslara gitmesine neden olmaktadır. • Kültür balıkçılığı sektörü üzerinde ki yetki kargaşasından doğan çok başlılık ve buna bağlı olarak yatırımların uzun sürede gerçekleşmesi. Kültür balığı üreticileri müsaade alabilmek için 14 ayrı kuruma gidiyor ve 53 ayrı işlem yaptırıyor. Sadece ÇED olumlu raporunun alınabilmesi için 18 ayrı kurum ile ortalama iki ÇED toplantısı yapılıyor.Bu işlemler neticesinde de bir balık çiftliği için izin alma süreci ortalama üç yıl sürüyor.

  46. Çözümler • Resmi kurumların Su Ürünleri yetiştiriciliği konusundaki yetki kargaşası ortadan kaldırılmalıdır. Üretici denetim ve yetki olarak tek bir makama bağlı olmalıdır. • Sektörler arası çatışmayı önlemek için yasal mevzuat düzenlenmelidir. Turizm ve Kültür balıkçılığı Yunanistan, Japonya, Fransa gibi pek çok ülkede birarada ve birbirlerini destekleyerek çalışıyorlar. • Açık deniz kafes yetiştiriciliği desteklenmeli, Kıyıdan açığa alınacak kafes tesislerinin kapasiteleri arttırılarak açık denize taşınmaları sağlanmalıdır. Açık deniz kafes yetiştiriciliğinin getireceği ekstra yatırımlar mevcut kafes kapasiteleri korunarak açık denize çıkılması durumunda karşılanamaz. • Kıyılarda kafes tesislerinin boşalttığı alanların site ve otel gibi yapılar kurulması için bir günlüğüne sit alanı olmaktan çıkartılması ve benzeri şekilde yağmalanmasını önlemek ve korunmalarını sağlamak için gerekli önlemler alınmalıdır.

  47. Çözümler • Potansiyel alanlar belirlenip kafes tesisleri bölgelere taşındığında bütün tesislerin kullanımına sunulacak karasal alan tahsis edilmeli ve bu alana yol, su, elektrik, idari binaların ve hizmet binalarının, alt yapı hizmetlerinin tesisi yapılmalıdır. Üretici alt yapıyı arıtma tesisi ile desteklemelidir. • Potansiyel alanlar mevsimsel olarak izlenmeli çevresel etki değerlendirilmeli, tesislerin kapasiteleri kontrollü olarak arttırılmalıdır. • Tespit edilen potansiyel alanlar diğer sektörlerin etkisiyle bir anda turizm alanı vs ilan edilmemelidir.

  48. "ÇALIŞMADAN, YORULMADAN, ÜRETMEDEN RAHAT YAŞAMAK İSTEYEN TOPLUMLAR ÖNCE HAYSİYETLERİNİ, SONRA HÜRRİYETLERİNİ VE DAHA SONRA DA İSTİKLAL VE İSTİKBALLERİNİ KAYBEDERLER“ Mustafa Kemal ATATÜRK

More Related