Haziran 2014 - PowerPoint PPT Presentation

slide1 n.
Download
Skip this Video
Loading SlideShow in 5 Seconds..
Haziran 2014 PowerPoint Presentation
Download Presentation
Haziran 2014

play fullscreen
1 / 12
Haziran 2014
247 Views
Download Presentation
siusan
Download Presentation

Haziran 2014

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript

  1. "UMRE" NOTLARI Hazırlayan Hüsnü Çeşmeci Haziran 2014

  2. UMRE için, 16 Nisan-11 Mayıs 2014 tarihleri arasında yaptığım yolculuk ile; peygamberimiz Hz.Muhammed’in(s.a.v) yaşadığı Mekke ve Medine’yi “tekrar görmek”, değişik coğrafyanın Müslümanlarını “yeniden gözlemlemek” nasip oldu. Hani “Yediğin içtiğin senin olsun, bize gittiğin yerlerde gördüklerini anlat” derler ya; ben de yaşadıklarımdan sadece birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu paylaşımda: Hacer-ül Esved’i öpecem (sünneti yerine getirecem) diye Kâbe’nin önünde başkalarına eziyet verenlerden(haram işleyenlerden) veyabazı kadınların Hacer-ül Esved önündeki okalabalıkta erkeklerle ten temasını göze alarak aralarına girmesinden, saç-baş açılmış vaziyetteki “din adına din dışı” hallerinden bahsetmeyeceğim… NİÇİN BU KONU SEÇİLDİ?

  3. DÜNYANIN MERKEZİNE SEYAHAT ÖNCE YOLUMUZUN ÜZERİNDEKİ "MEDİNE" MEDİNE, tarihsel olarak Müslümanlar için önemlidir; çünkü, tarihin en örnek (model) toplumu Peygamber Efendimiz’ce bu şehirde oluşturuldu ve İslâmın mesajı insanlığa buradan ulaştırıldı… UMRE; “Belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girerek Kâbe’yi tavaf etmek, Safa ile Merve arasında Sa’y yapmak ve tıraş olup ihramdan çıkmaktır”. MEDİNE MEDİNE, Rasûlüllah’ın (s.a.v) “Kabr-i Saadet”ini barındırdığından HAC veya UMRE için bu topraklara gelen Müslümanlarca, ziyaret edilir. Ya RASÛLÜLLAH! BİZ, SENİ GÖRMEDEN SEVDİK. Bodrum’da tatil yapacak kadar parası ve zamanı olup da “oralara gitmek zor” diyen var mıdır bilmiyorum. Türkiye’den uçakla en fazla 3 saat süren konforlu (sarsıntısız, klimalı, yemekli, çay ve kahveli ) bir yolculuk… Bir de geçmişi düşünelim: Deve-at sırtında, güneşin, karın, yağmurun altında, soyulma-öldürülme korkusuyla aylarca süren yolculuk… Böyle bir yolculuğu göze alabilmek; mangal gibi yürek, gerçek “Peygamber sevgisi” ve “Kâbe aşkı” gerektirir. Kâbe’ye Beytullah’da (Allah’ın evi’de) denir.

  4. PEYGAMBER ŞEHRİ “MEDİNE” MEDENİYETİN BEŞİĞİ “MEDİNE” Allah’ın en sevgili kulunu ve insanlığın en büyük önderini bağrında taşıyan Medine’ye, imkânı olan Müslümanların gitmeleri, Efendimiz’in “Kabr-i Saadet”ini ziyaret etmeleri, mescidinde namaz kılmaları ve ibadetlerle sevap kazanmaları akıllıca olmaz mı? Bunu talep etmek görev, yerine getirmek nasip işidir… Bizzat gidenler ziyareti vasıta kılarak, istediği halde gidemeyenler bulundukları yerde Peygamber sevgisini güçlendirmeli ve onun sünnetini hayatına daha çok sokmayı önemsemelidir. Özde Müslüman böyle yapar. Medine’de, içinde Rasûlüllah (s.a.v)’in “Kabr-i Saadet”inin bulunduğu Cami-i Şerif’e Mescid-i Nebi (Peygamber Mescidi) denir. Bizzat Rasûlüllah tarafından yaptırılmış, daha sonra muhtelif tarihlerde genişletilmiş ve yenilenmiştir. Bu mescid içindeki (Yeşil kubbe’nin altı olarak da tarif edilen) Kabr-i Saadet’i ziyaret, sıradan bir olay değildir… Bu ziyareti kimseye zarar vermeden gerçekleştirenlere ne mutlu… Mescid-i Nebi NAMAZ ÇIKIŞI MESCİD-İ NEBİ AVLUSU Her ırktan, her mezhepten, her yaştan olup aynı safta namaz kılan on binlerce Müslüman… Ve maalesef; dışarıda bir birinden habersiz, kimisi birbirine düşman… “Kim ki, beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.” (Hadis)

  5. KUR’ÂN ŞEHRİ “MEKKE” VE... DÜNYANIN MERKEZİ “MEKKE” Kıblegâhımız olan mübârek bina KÂBE, Mescid-i Haram (Harem-i Şerif) denilen Cami-i Şerif’in ortasında taştan yapılmış 13x12x11 m boyutlarındaki kübik bina… Onu ilk ziyaretin şartı (kral dahi olsa) sadece iki parça dikişsiz sıradan örtü,baş açık, ayaklar çıplak… Köşelerini “Mikat” (sınır) noktalarının oluşturduğu ihramsız girilemeyen bölge TELBİYE Lebbeyk, Allâhümme Lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, İnne’l-hamde ve’nni’mete leke ve’l-mülk, lâ şerike lek. Rabbim, davetine sözüm ve özümle tekrar tekrar icabet ettim, emrine boyun eğdim. Rabbim senin davetine icabet, boynumuzun borcudur. Senin eşin ve ortağın yoktur. Rabbim, bütün varlığımla sana yöneldim. Hamd senin, nimet senin, mülk de senin. Bütün bunlarda eşin ve ortağın yoktur senin. İçinde Mekke’nin olduğu beşgen şeklindeki Harem Bölgesi BEYTULLAH’I TAVAF BİR BAŞKADIR… HAYDİ; “BİSMİLLAH, ALLÂHÜ EKBER” Kâbe’yi tavaf çok önemli ibadet olduğundan tavaf yeri her zaman dolu. Bazen tavaf zorlaşıyor; bu doluluktan değil bazılarının davranışlarından. Kalabalığın dönme hızından daha hızlı yürümek isteyenler, kalabalığa dikine girmek veya çıkmak isteyenler, Kâbe’nin yakınında namaz kılmak isteyenler, kafile hocalarının bağırarak okumaları, telefon zilleri, telefonla konuşanların bağırtıları vb. rahatsız edici… Memnuniyet verici taraf ise: 2006’daki umrede, tavafta arkamda bir kadın “gelinine aldığı buzdolabını” yanındakine anlatıyordu. Bu sefer böylesine (varsa da ben) rastlamadım.

  6. MESCİDLERİN FİZİKİ DURUMU BAKARSAN BAĞ OLURMUŞ... Hz. İbrahim, eşi Hacer’i ve emzikli oğlu İbrahim’i bugün Mekke olarak bilinen yere biraz su ve hurma ile bırakarak Filistin’e döndüğü tarihte Kâbe görünür yapı olarak yoktu, Mekke henüz kurulmamıştı. Etrafta hayat işareti de yoktu.Hacer annemiz, çocuğuna su bulabilmek için yakındaki taşlık iki tepe (Safa-Merve) arasında, güneş altında gitti geldi (4+3=7 sefer), ara ara koştu… Hiçbir canlılın olmadığı o yer (şimdiki adıyla Mes’â) mermerle kaplanmış, üstü örtülmüş, klimalarla serinletilmiş, adım başı zemzem çeşmesi… Ne var burada Sa’y yapmaya… Hacer olmak kolay değil; O, sadece taklit edilebilir. Medine’deki Mescid-i Nebi ve Mekke’deki Harem-i Şerif, zemzem, serinlik, havalandırma, aydınlatma, ses düzeni ve temizlik açısından yeterli… Ya şehirlerin diğer yerleri? Hiç sormayın… BU ÇIPLAK AYAKLAR KİMİN? Zengin, fakir, başkan, sıradan biri ne fark eder… Hepsi burada üstünde iki parça dikişsiz havlu, başı açık, ayağı çıplak … Dünyanın insan yapımı hiçbir sistemi bu eşitlemeyi gönüllü sağlayamaz.

  7. KUR’ÂN ve MÜSLÜMAN ALIŞTIĞIN GİBİ YAŞARSIN ÇOÇUK İSLÂM HAVUZUNDA BÜYÜTÜLMELİ AĞAÇ YAŞ İKEN EĞİLİR Mescid-i Nebi aynı zamanda “Kur’ân okulu”… İkindi namazı sonrasında arka kısımda her sütunun önü adeta bir sınıf… Her sütunun önünde bir hoca, etrafında önlerinde rahle kurulu çocuklar, topluca Kur’ân dersi… Bizlerin de çocuklarımızı, torunlarımızı erken yaşlarda Kur’ân ile tanıştırmamız gerekiyor. Müslümanların bir kesimi namaz aralarında kitaptan veya telefonunun ekranından Kur’ân’ okuyor… Bu alışkanlık Türk hacılarında çok az, zamanla artacağına inanıyorum. Çünkü, bugün okullarda seçmeli de olsa okutulan Kur’ân derslerinin ileriye yansıması olacaktır. Emeği geçenlere dua borcumuzdur… Çocuklar günün her saatinde mescitteler… Namaz kılıyorlar, Kur’ân öğreniyorlar. Bebekler ise, annelerinin yanında; nereden mi biliyorum? Paravandan görülmüyorlar; ancak, mescidin bayanlar kısmından sesleri geliyor… Hocanın sesine karışan çocuk ve bebek ağlama sesleri. Bizim millet böylesine alışkan değil… Alışkın olmamak “olması gerekeni reddetmek” anlamına gelmemeli… Çocuklarımızı, torunlarımızı sadece tatillerde değil, diğer zamanlarda da camilerle tanıştırmalıyız…

  8. EZİYETİ SEVENLER İBADET Mİ, ZULÜM MÜ? Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Nebi’de Efendimizin kabri ile minberi arasında kalan yaklaşık 10x20 m2 lik çok mübarek yerin adıdır. Bugün öğle namazını (yer bulabilirsem) orada kılmak istiyorum. Bir saat önceden mescide gelmeme rağmen yer yok. Ben de Ravza’ya yakın olmakla birlikte safların henüz tam dolu olmadığı bir yerde silindirik kolonun dibine oturdum. Zaman ilerledikçe boşluklar doldu, bazıları yer olmadığını görünce gittiler, bazıları da ayakta beklemeye başladı… Ezan bitiminde ayağa kalkıp saf düzenine hazırlanırken ayaktakilerden biri solumdan beni omuzlayıp kolona doğru iteledi ve namaza durdu. Ayaktayım ancak namaz kılacak yer yok. Rüküya eğilsem başım kolona vurur, secde için ise hiç yer yok… Arkalara gitmeyi düşündüm, hiç mümkün değil, herkes namaza başlamış, geçecek yer yok. Namaza durmayıp kolona dayanmış vaziyette beklemeyi, namaz sonunda yol açılınca başka yerde ferdi namaz kılmayı düşündüm… Herkes namaz kılarken önlerinde dikilmem doğru olmayacak… Ben düşünürken yanımdaki birkaç kere yattı kalktı… Sünneti kılmaya karar verdim, farzda Allah kerim. Fiziken çok zor şartlarda sünnet bitti… Farza kalkıldı; aynı hizada durmamız mümkün değil, yanımdaki çoktan el bağladı… Sol omzumu geriye alarak biraz yer kazandım; vücudumun sol tarafı adamın arkasında sağ tarafı da kolonun arkasında, imama uydum… İyi ki öğle namazı, imam içinden okuyor, yoksa dinleyecek huzur yok. Sonrası mı?… Ezilen adalelerle, zorlanan kemiklerle, cambazca hareketlerle, ayak parmakları üzerine tüneyerek son oturuş ve selam… Yanımdakinin yüzüne bile bakmadan hızlıca kalkıp uygun bir yer aramaya gidiş. Yürürken gülümsüyorum; “misilleme olarak omuz çakmadığıma göre” o an şeytanı yenmiş olmalıyım. Böylesine “Ne yaptın?” denilse, “namazı Ravza’ya yakın yerde kıldığını” öğünerek anlatır. Kâbe’yi seyretmek insana “sevap” kazandırır. Namaz aralarında uygun bir yere oturup Kâbe’yi seyretmek, zikir yapmak, tefekkür etmek bir ayrıcalıktır… Müslümanlar “yere oturma kültürü”nü yıkıyor mu? Sandalyede oturmakta neyin nesi? Bu üçüncü gelişim hiç bu kadar çok sandalyede oturanı görmemiştim… Oturacaksınız bari kenara veya arkalara oturun ki önü açık kalan Müslümanlar Kâbe’yi doyunca seyretsinler. Bu resim oturarak çekilse Kâbe görülmez.

  9. KARDEŞLİK Mİ, HANİ NEREDE? Müslüman HAC / UMRE için ihrama girmek, ihramdan çıkabilmek için de Sa’y sonunda saçını kesmek zorundadır. Saç kesmek “CANIMIZ FEDA” demektir… “Allah’ım, kestiğim her saç kılı adedince tövbemi kabul buyur, onlarla günahlarımı yok et! Beni katında yükselt. İbadetlerimizi gerçekleştirmemize imkân verdiğin için Sana hamd olsun. Allah’ım bizi destekle, bütün Müslümanları da affet.” Müslüman dualarına sadece kendini değil “ümmeti” de dahil ederken (ki doğrusu budur) temennilerini davranışlarına yansıtmıyor… SAHİP OLUNAN ALIŞKANLIKLARDAN “ÜMMET KARDEŞLİĞİ” ÇIKMIYOR Müslümanlar Medine’deki mescidin Ravza denilen bölümünde namaz kılmayı önemser; öyle ki, bazıları oraya ulaşmak için özel caba sarf ediyor… Oraya girebilenlerin çoğunluğu orayı adeta mesken tutuyor, oturuyor, yayılıyor ve çıkmıyor; yani, “Benden sonrası tufan” anlayışı … Halbuki “Ben namazımı kıldım, duamı yaptım; hemen diğer Müslümanlar için burayı boşaltmalıyım” dese, tüm Müslümanlar için namaz kılma fırsatı doğar; hem de itiş kakış olmadan, hasetlik doğmadan… Mescidin diğer yerlerinde de durum çok farklı değil. İki üç kişinin yerini kaplayacak şekilde yayılıp bir başkasına yer açmayanlar o kadar çok ki… Böyle bir yerde bile birbirine yer vermeyenler “kardeşlik duygusu”nu nasıl geliştirecek? Müslümanlar nasıl “ümmet” olacak?... Ey dini liderler sözüm size.. KARDEŞLİK DUYGUSU OLMAYANLAR, BİRBİRİNE NELER YAPMAZ Kİ…

  10. “ALDIKLARI PARAYA SAYSINLAR” İNSAN ve İNSANCIK SÖZÜN BİTTİĞİ YER Otelin lobisindeyiz… Bizim kafileden bir kadın ücretsiz dağıtılan su paketini açtı, birkaç yudum içtikten sonra suyu masanın üzerine bırakıp kalktı. Seslendim, “Kalan suyu yanınıza alsanız, sonra içerdiniz.” Bana “Odada çok var” dedi. “Olsun açıldığı için bu suyu hizmetliler çöpe atacak, israf olmasın” dedim. Sert bir sesle “Aldıkları paraya saysınlar” dedi ve asansöre doğru yürüdü… ARAMIZDA HÂLÂ GÜZEL İNSANLAR VAR Mekke’deyiz… İki namaz arasında Kâbe’yi seyrettiğim ve Müslümanları gözlemlediğim anlardan birindeyiz. O da ne? Bir sivil (görevli olmayan biri) elinde sürahi ve pet bardaklarla aralarda gezinerek zemzem dağıtıyor. Su bitince kayboluyor tekrar geliyor, dağıtmaya devam ediyor… Daha önce hurma, ter silmek için kağıt mendil veya akşam iftarlık dağıtanları da görmüştüm. Demek ki, aramızda hâlâ güzel insanlar var. HAYAT DEVAM EDİYOR Mekke’ye geldiğimde otelin bitişiğindeki evin çatısında güvercin yuvası ve içinde yumurtalar vardı. İleriki günlerde civcivler çıktı ve büyüdü… Uçma zamanları yakın. BİZİM İÇİN DE UÇMA ZAMANI GELDİ.

  11. ÜLKEYE DÖNÜŞ Kİ NE DÖNÜŞ KARAKTER, YOLCULUKTA ORTAYA ÇIKARMIŞ Uçağa giderken sıraya uymayıp itiş-kakışla öne geçmek isteyenler oldu; aklı sıra uçağa erken binip yer kapacaklar. Zavallılar, biletlerinde koltuk numarası olduğunu dahi bilmiyorlar, öğreten de olmamış. Şirket “Bir müşteri daha” diyerek parasını almış ortaya salıvermiş… Onlarda; otelde, mescidde, çarşıda, uçakta panik içindeler. Uçak harekete hazır, anons yapılıyor “Telefonlarınızı kapatınız”… Uçak harekete geçti. Yanımda oturan telefonuyla oynamaya başladı, baktım telefonu açık, kapatmasını söyledim. Sana ne der gibi yüzüme baktı, sonra da mırıldanarak telefonunu kapattı… Havadayız… Üstümdeki dolaptan su akmaya başladı. Hostesi çağırdım baktı, poşet içinde ve dik sığmadığı için yan yatırılmış su bidonu. Anlaşılan bizim hacılardan biri uçağa gizlice su sokmuş sonucunu hesaplamadan da bidonu yan yatırmış, kapak da sızdırmış… Hostes bağırarak “İyi ki kablolara ulaşmamış, yanardık” dedi... Yanımdaki (aynı adam) bidonu sahiplenerek aldı; ne de olsa onun zemzemi, bizden kıymetli(!)... Havadayız… Bir anons: “Uçak içinde suyla abdest alanlar var, lütfen yapmayınız, uçak düşer”... Kimler olduğunu göremiyorum… Bu ne cahillik? Mazeret oluşmuşsa susuz abdest alınabilir, dahası mazeret sebebiyle kılınamayan namaz kaza edilebilir. Dinin hükmü bu iken, yüzlerce kişinin hayatı nasıl riske sokulur?.. Bu nasıl Müslümanlık? BU YOLCULUK “ZİYARET” Mİ, YOKSA “TURİSTİK GEZİ”Mİ OLDU? İndik ve bavullarımızı aldık; içi “dünyalık” (hediyelik) dolu… Ya ahiret bavullarımız? Bu yolculukta içine daha çok “sevap mı, yoksa günah mı” doldurduk? Önemseyenimiz var mı?.. Bu yolculuk, kalan hayatımızda bizi “özde Müslüman” olmaya daha da yaklaştıracaksa “ziyaret”, “sözde Müslüman” olarak kalacaksak “gezi” olmuştur. İNSAN VE MÜSLÜMAN OLARAK ALMAMIZ GEREKEN DAHA PEK ÇOK MESAFE VAR. "BEN YARDIMCI OLABİLİRİM" DİYENLER GECİKMEDEN ÖNE ÇIKMALI...

  12. Herşeyin görevini doğru yaptığı dünyada İnsanın da görevini doğru yapması beklentisiyle Sağlık ve mutluluklar dilerim. Faydalandıklarıma teşekkürlerimle... Hüsnü Çeşmeci