1 / 24

SOSYAL BİLİŞSEL KURAM ALBERT BANDURA (1925 - … )

SOSYAL BİLİŞSEL KURAM ALBERT BANDURA (1925 - … ). Oya Kay. Sosyal hayatta öğrenilenlerin çoğu klasik koşullanma teorileri ile açıklanamaz. Bebekler

mireya
Download Presentation

SOSYAL BİLİŞSEL KURAM ALBERT BANDURA (1925 - … )

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. SOSYAL BİLİŞSEL KURAM ALBERT BANDURA (1925 - … ) Oya Kay

  2. Sosyal hayatta öğrenilenlerin çoğu klasik koşullanma teorileri ile açıklanamaz. Bebekler konuşmayı çevresinde bulunan kişileri taklit ederek öğrenirler. Cinsiyet rolleri, anne-baba ve kardeşlerden öğrenilir. İnsanların, birçok karmaşık davranışı, uzun pekiştirmeler olmadan sadece gözleyerek öğrendikleri görülmektedir. Yemek yeme, parmak kaldırarak söz isteme gibi…

  3. Bu tür öğrenmeleri açıklayan en önemli kuramlardan biri gözlem yoluyla öğrenme kuramıdır. Taklit olayının insan davranışlarının oluşumundaki önemini ilk ortaya koyan Gabriel Tarde’dır. Bu öğrenme kuramının öncüleri ise N.E. Miller, J. Dollard ve A. Bandura’dır.

  4. Bandura’ ya göre gözlem yoluyla öğrenme taklit içerebilir de, içermeyebilir de. Örn; sınavda yanındaki arkadaşının kopya çekerken yakalandığını gören bir öğrenci, kopya çekmeden soruları yanıtlamaya çalışır. Bandura, Tolman gibi öğrenme ve uygulamayı (performans) birbirinden ayırmaktadır. Bu ayırımı bir deney ile açıklamaya çalışmıştır.

  5. Çocuklarda saldırgan davranışlar üzerine yapılan bir deneyde çocuklar 3 gruba ayrılmıştır. 1. grup; oyuncak bir bebeğe vuran, döven saldırgan bir modelin pekiştirildiği bir filmi izlemiş, 2. grup; saldırgan modelin cezalandırıldığı filmi izlemiş, 3. grup; saldırgan modelin ne pekiştirildiği ne de cezalandırıldığı filmi izlemiş. Daha sonra her 3 gruptaki çocuklara birer bebek verilmiş ve saldırganlık davranışları ölçülmüştür.

  6. Bulgulara göre; Pekiştirilen modeli izleyen çocukların saldırganlık davranışları en yüksek; Cezalandırılan modeli izleyen çocukların saldırganlık davranışları en düşük; Ne cezalandırılan ne de pekiştirilen modeli izleyenlerin ise iki grup arasında yer aldığı görülmüştür. Cezalandırılan modeli izleyen çocuklar da saldırganlığı öğrenmişler ancak uygulamaya (performansa) dönüştürmemişlerdir. Bireyin davranışı başkasının geçirdiği yaşantıdan etkilenmiştir.

  7. ÖĞRENMEYİ SAĞLAYAN DOLAYLI YAŞANTILAR • DOLAYLI PEKİŞTİRME: Pekiştirilen modeli izleyen bireyler modelin davranışını daha sıklıkla ve kısa sürede taklit etmişlerdir. 2. DOLAYLI CEZA: Cezalandırılan modeli izleyen bireyler benzer davranışlarda bulunmamışlardır.

  8. 3. DOLAYLI GÜDÜLENME: Gözlenen davranış değer verilen bir ürünle sonlanırsa birey o davranışı yapmak için istek duyar. Örn; burs kazanan öğrenciyi gören diğer öğrenci, kendi düzeyinin de uygun olduğunu bilirse burs kazanmak için harekete geçebilir.

  9. 4. DOLAYLI DUYGU: Birçok duygu gözlem yoluyla kazanılır.Birçok insan doğrudan zarar görmedikleri halde fareden, kediden, yılandan, sınavdan korkarlar.Modellerin sesleri, mimikleri, bağırmaları, sözleri birçok mesaj verir ve modeli gözleyen kişi aynı korkulara sahip olabilir. 5. MODEL ÖZELLİKLERİ: Modelin özellikleri Gözlemcinin özelliklerine ne kadar benzerse, gözlemcide o kadar benzer davranış gösterir. Ancak modelin statüsünün ve gücünün yüksek olması taklit edilmesini artırmaktadır.

  10. * Bandura ve arkadaşları farklı türdeki modellerin çocuk üzerindeki etkilerini incelemişlerdir. Deneylerde model olarak bir grup çocuğa gerçek yaşamdaki insanları, bir grup çocuğa filmlerdeki insanları, bir grup çocuğa da çizgi film kahramanlarını izletmişlerdir. Bu deneyde de modeller bebeğe karşı saldırgan davranışlar göstermişlerdir.

  11. * En yüksek saldırganlık davranışını Saldırgan çizgi film modellerini izleyen grup göstermiştir. Bu grubu filmdeki insanları gözleyen grup izlemiş, en düşük düzeyde saldırganlık davranışını da gerçek yaşamdaki insan modellerini izleyenler göstermiştir.

  12. SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ DAYANDIĞI İLKELER • KARŞILIKLI BELİRLEYİCİLİK: Bandura’ ya göre; bireysel faktörler, davranış ve çevre karşılıklı olarak birbirini etkilemekte ve bu etkileşim de bireyin sonraki davranışını etkilemektedir.

  13. Bandura pekiştirme ve cezaların potansiyel çevrede var olduğunu, onların ortaya çıkışını da bizim davranışlarımızın belirlediğini savunur. Davranışın çevreyi yarattığını belirtmektedir. Örn; sürekli problem çıkaran birey olumsuz çevre yaratmaktadır.Birey, davranış ve çevre her zaman aynı etkiye sahip değildirler. Örn; çok çalışmaya istekli bireyi gürültülü bir çevre her şeyden daha çok etkileyebilir.

  14. 2.SEMBOLLEŞTİRME KAPASİTESİ: Geçmiş yaşantıların temsilcileri ya da sembolleri hatırlanmaktadır. Bu durum gelecek için de geçerlidir. Henüz gerçekleşmemiş olaylar da zihinde sembolik olarak yapılır, test edilir. 3.ÖNGÖRÜ KAPASİTESİ: Sosyal öğrenme kuramı sembolik kapasiteyi kullanmanın yanı sıra gelecekle ilgili tahminde bulunma, hedefleri belirleme, plan yapabilme kapasitesini de gerektirir.

  15. 4. DOLAYLI ÖĞRENME KAPASİTESİ: İnsanların başkalarının deneyimlerini gözleyerek de çok şey öğrenmeleridir. 5. ÖZ DÜZENLEME KAPASİTESİ: İnsanların kendi davranışlarını kontrol edebilmeleridir. İnsanlar ne kadar uyuyacaklarını, ne kadar çalışacaklarını, ne yiyeceklerini vb. pek çok davranışı kendileri kontrol ederler. Davranışların- dan kendileri sorumludurlar.

  16. 6. ÖZ YETERLİK KAPASİTESİ: Bireyin kendisiyle ilgili etkinliklerinin sonuçlarına göre yargıda bulunmasına, görüş geliştirmesine öz yeterlik denir. Kendini algılayışı ve inanışıdır. Bireyin etkinliklerinin seçimini, çabasını, kaygı ya da güven düzeyini etkiler. Yeterliği yüksek olan birey bir işin üstesinden gelmek için daha çok çaba harcar ve denemekten korkmaz.

  17. GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENME SÜREÇLERİ 1-DİKKAT ETME SÜRECİ 2-HATIRDA TUTMA SÜRECİ 3-DAVRANIŞI MEYDANA GETİRME SÜRECİ 4-GÜDÜLENME SÜRECİ

  18. 1. DİKKAT ETME SÜRECİ: Birey, model alacağı etkinliklere dikkat etmezse gözlem yoluyla öğrenme meydana gelmez. Dikkati etkileyen birçok faktör vardır: -Gözlemcinin duyu organlarının yeterliliği -Etkinliğin , gözlemcinin amacına uygun olması -Geçmişte alınan pekiştirmeler (onay gören davranışa dikkat edecektir) -Etkinliğin basit, yalın ve çarpıcı olması (daha çok dikkat çeker) -Modelin yaşı, cinsiyeti, saygınlığı, statüsü, gücü, ünü vb.

  19. 2. HATIRDA TUTMA SÜRECİ: Gözlenen bilgiler sembolleştirilip kodlanmakta ve bellekte saklanmaktadır.Bilgi iki yolla sembolleştirilir: 1-Zihinsel resimlere dönüştürülerek 2-Sözel sembollere dönüştürülerek Bandura’ya göre bilişsel süreçlerin çoğu sözeldir. Hatta modelden kazanılan görsel bilgi, sözel bilgiye dönüştürülerek daha kolay depolanmaktadır.Bu depolanan bilgilerin, gözlemden hemen sonra tekrar edilmesi ve davranışa dönüştürülmesi gerekmektedir.

  20. 3. DAVRANIŞI MEYDANA GETİRME SÜRECİ: Öğrenilenlerin uygulamaya dönüştürülme sürecidir. Bunun için bireyin fiziksel ve psikomotor özelliklerinin uygun olması gerekir. Ayrıca yeterli isteğe ve başarabileceği inancına da sahip olması gerekmektedir. Bandura’ ya göre; davranış yapılmadan önce davranışı zihinsel olarak tekrar etmek gerekir. Birey kendi davranışı ile modelin davranışını karşılaştırır ve sonuca göre kendine dönüt verir. Farklılıklara göre düzeltme etkinlikleri başlar. Bu süreç, kendi davranışını modelin davranışına benzetene kadar devam eder.

  21. 4. GÜDÜLENME SÜRECİ: İnsanlar yeni davranış ve becerileri göz- lem yoluyla kazanabilirler ama onu ihtiyaç duyuncaya yada güdüleninceye kadar performans olarak göstermezler. Güdülenme performansa dönüştürmeyi sağlayan bir süreçtir. Bandura’ ya göre pekiştirme bireyi güdüler. Bunun içinde dolaylı pekiştirme yada dolaylı ceza, doğrudan pekiştirme ve ceza kadar etkilidir. Bandura’ nın önem verdiği bir başka pekiştirme türü ise içsel pekiştirmedir. Bu da bireyin kendi kendine pekiştirmesidir.

  22. EĞİTİM AÇISINDAN SOSYAL ÖĞRENME KURAMI 1- Çocuklara birçok davranış yetişkinlerin model olmaları yoluyla kazandırılabilir. Öğretmenler en çok model alınan kişilerden biridir. Bu nedenle öğretmenin sınıfta ve sınıf dışında öğrencilere çok iyi bir model oluşturması gerekir. 2- Model alınması istenilen davranışlar dikkat çekici hale getirilmelidir.

  23. 3- İstendik davranışlar oluşturmak için, doğru davranan öğrenciler pekiştirilerek, bu öğrencilerin diğer öğrenciler tarafından model alınması sağlanmalıdır. 4- Öğrenme ortamı çocukların amaçlarına, ilgilerine, tercihlerine göre düzenlenmelidir. 5- Öğrenci hedefe ulaşması için teşvik edilmelidir. 6- Öğrencilerin kendi kendilerine dönüt vermelerine, düzeltmelerine olanak verilmelidir.

  24. KAYNAKÇA 1- Akyıldız, H. (1994). Öğrenme Sürecine İlişkin Kuramsal Açıklamalar, İzmir: Neşa Ofset 2- Ataman, A. (2004). Gelişim Ve Öğrenme, Ankara: Gündüz Eğitim Ve Yayıncılık 3- Aytaç, S. (2000). İnsanı Anlama Çabası, Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları 4- Cüceloğlu, D. (1999). İnsan Ve Davranışı, 9. Baskı, İstanbul: Remzi Kitabevi 5- Fidan, N. (1985). Okulda Öğrenme Ve Öğretme, Ankara: Alkım Yayınevi 6- Kaya, A. (Editör) (2004). KPSS Eğitim Bilimler, Ankara: Çağdaş Öğretmen Yayınları 7-Özbay, Y. (2004). Gelişim Ve Öğrenme Psikolojisi, 5. Baskı, Ankara: PegemA Yayıncılık 8- Senemoğlu, N. (2004). Gelişim Öğrenme Ve Öğretim, Ankara: Fersah Matbaacılık 9- Ulusoy, A. (Editör) (2002). Gelişim Ve Öğrenme, Ankara: Anı Yayıncılık 10- Yavuzer, Y. Ve Diğerleri (Tarihsiz). Gelişim Ve Öğrenme, Konya: Mikro Yayınları 11- Yeşilyaprak, B. (Editör) (2002). Gelişim Ve Öğrenme Psikolojisi, 2. Baskı, Ankara: PegemA Yayıncılık 12- http://www.egitim.aku.edu.tr/kuramsal05.ppt (01.04.2006).

More Related