ya lilarda g venl la kullanimi n.
Download
Skip this Video
Loading SlideShow in 5 Seconds..
YAŞLILARDA GÜVENLİ İLAÇ KULLANIMI PowerPoint Presentation
Download Presentation
YAŞLILARDA GÜVENLİ İLAÇ KULLANIMI

Loading in 2 Seconds...

play fullscreen
1 / 136

YAŞLILARDA GÜVENLİ İLAÇ KULLANIMI - PowerPoint PPT Presentation


  • 1687 Views
  • Uploaded on

YAŞLILARDA GÜVENLİ İLAÇ KULLANIMI. Prof.Dr.Gönül Şahin gsahin@hacettepe.edu.tr Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Toksikoloji Anabilim Dalı Telefon&Faks: (312) 305 21 78 – 309 29 58.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about 'YAŞLILARDA GÜVENLİ İLAÇ KULLANIMI' - merv


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript
ya lilarda g venl la kullanimi

YAŞLILARDA GÜVENLİ İLAÇ KULLANIMI

Prof.Dr.Gönül Şahin

gsahin@hacettepe.edu.tr

Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Toksikoloji Anabilim Dalı

Telefon&Faks: (312) 305 21 78 – 309 29 58

slide2

Yaşlanma, bir türün istisnasız bütün bireylerinde oluşan, türe özgü belirli bir periyot içinde kaçınılmaz şekilde gerçekleşen ve ölümle noktalanan normal fizyolojik bir süreçtir.

Normal yaşlanma zamanın geçişine bağlı olarak, hastalık söz konusu olmaksızın ortaya çıkan, tüm anatomik yapı ve fizyolojik işlev değişiklikleridir. Bubiyolojik yaşlılık doğumla başlar tüm yaşam boyu sürer.

Sosyal yaşlılık, kültürel duruma ve sosyal özelliklere göre toplumdan topluma değişen “yaşlılık” dır.

slide3

Bugün 65 yaş ve üzeri yaşlı popülasyon geriatrik grup olarak kabul edilmektedir. Ancak özellikle son yıllarda bu yaş sınırı daha yukarıya çekilmeye çalışılmaktadır.

Başta gelişmiş toplumlarda olmak üzere tüm dünyada yaşlı insan sayısı giderek artmaktadır. Genel sosyo-ekonomik kalkınmanın, daha iyi beslenmenin, enfeksiyonlar başta olmak üzere çeşitli hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde çok çeşitli ve etkin ilaçların bulunuşu ile daha iyi yaşam standartlarının sağlanması, eğitimdeki gelişmeler, sağlık hizmetindeki ve biyomedikal teknolojideki önemli ilerlemelerin sonucu önümüzdeki yıllarda yaşlı nüfusundaki artış daha da belirgin olacaktır.

slide4

1900’lerde 65 yaşına ulaşmış bir bireyin 11.9 yıl daha yaşaması beklenirken, 1960 yılında 65 yaşından sonra beklenen yaşam süresi 14.4 yıl, 1992’de ise 17.5 yıl olmuştur.

Dünya genelinde 1950-2000 yılları arasında ortalama yaşam süresi 20 yıl kadar artarak 66 yıla ulaşmıştır. Gelecekteki 50 yıl süresinde ortalama yaşam süresinin 10 yıl daha artarak 76 yıla ulaşacağı hesaplanmaktadır.

2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyara ulaşacağı hesaplanmaktadır. Nüfusun % 59’unun Asya, % 20’sinin Afrika, % 7’sinin ise Avrupa kıtasında yerleşim göstermesi beklenmektedir.

slide5

Ülkemizde halen 4 milyon dolayında olan yaşlı nüfus sayısının 2010 yılında 5, 2020 yılında 7-8 ve 2050 yılında 12 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Bugün için en uzun ömürlü insanlar Japonya’da yaşamaktadır. Bu ülkede doğan her bebeğin ortalama 80 yıl yaşacağı beklenmektedir.

slide6

Yaşlanmaya neden olan mekanizmalarla ilişkili teoriler:

Yaşlanma olayının ana mekanizmaları, moleküler düzeyden organ sistemlerinin fonksiyonel düzeylerine kadar uzanan süreçte meydana gelen spesifik değişiklikleri kapsar.

  • Oksidatif Stres ve Serbest Radikaller ile ilişkili
    • Mitokondriyal Hasar teorisi,
    • Epifiz-Melatoninteorisi,
  • Telomer Kısalması teorisi başlıcalarıdır.
slide7

Mitokondriyal Hasara Bağlı Yaşlanma Teorisi:

Mitokondri iç zarı oksidatif fosforilasyon merkezi olduğundan ATP moleküllerinin çoğu burada yapılır. Oksidatif fosforilasyondan ötürü mitokondri elektrofilik karakterdeki reaktif oksijen türevlerinin (ROS) büyük ölçüde üretildiği yerdir.

Organizmanın ana bileşenleri olan yağlar, proteinler, nükleik asitler ve karbohidratlar ile antioksidan savunma sisteminde yer alan glutatyon dahil tüm tiyoller (-SH) ve diğer antioksidanlar bu reaktif radikallerin ana hedefleridir. Bu elektrofilik saldırılar sonucunda mitokondri DNA’sında meydana gelen oksidatif hasarın çekirdek DNA’sındaki hasardan daha fazla olduğunu göstermektedir. Ancak mtDNA’sının onarım düzeyi düşüktür.

Etkileşmeler sonucunda mitokondrilerde hasar oluşur, sayısında gittikçe belirgin azalmalar görülür ve enerji bağımlı tüm olaylar olumsuz etkilenir. Artan oksidatif stres nedeniyle hücrenin homoestazı bozulur, organizmanın fonksiyonlarında azalma ve bozulma oluşur, dolayısıyla yaşlanma ve dejeneratif değişiklikler meydana gelir.

slide8

Endokrin ve Nöroendokrin Teoriler:

Epifiz (pineal bez) yaşla değişime uğrayan nöroendokrin bir organdır. Epifizin salgı fonksiyonu iki ana grup altında değerlendirilir: İndolaminler ve peptidler. İndolaminler içinde en önemlisi, öncül maddesi triptofan olan N-asetil-5-metoksitriptamin yani melatonin’dir. Melatonin yapımı karanlıkta olmakta ve aydınlıkta durmaktadır, “karanlığın kimyasal anlatımı”.Kan ve BOS dahil tüm biyolojik sıvılara ve dokulara dağılır. Albumine bağlanır, süte ve plasentadan geçer. Melatonin mitokondrideki elektron transport zincirindeki olayları düzenlemekte ve bu sırada oluşan ROS’leri detoksifiye edebilmektedir. Bu güçlü endojen antioksidan kolay oksitlenmez ve otooksidasyona uğramaz. İmmün sistemi güçlendirici etkisi vardır. Melatoninin yaşlanma karşıtı bir hormon olmasında antikanser, immün yanıtı uyarıcı ve antioksidan etkilerinin büyük önemi vardır. Yaşlanma ile meydana gelen epifizdeki gerileme ve olumsuz değişiklikler melatonin düzeylerine yansır ve yaşlılığa bağlı bazı psikosomatik bozukluklar, tümoral hastalıklar, immün sistemde yetersizlikler ve enfeksiyonlar meydana gelir.

slide9

Telomer Kısalması Teorisi:

Kromozomların her bölünüşünde bir kolu (telomer kısmı) kısalır. Bu durum yaşlanmayı ve ölümü hazırlayan önemli faktörlerdendir. Dolayısı ile fazla ve hızlı bölünme ömür uzatıcı bir eylem değil, belki de azaltıcı olarak düşünülebilir.

Kısalan kısmın yenilenmesini sağlayan, telomerazenzimidir. Telomeraz enziminin etkin olarak işlev gördüğü hücrelerde kromozom kısalması görülmez.

Enzim aktivitesi azalan hücrelerde telomerler kısalır ve hücre yaşlanması ortaya çıkar.

slide10
İlaç etkisi uygulanan miktara yani doza bağımlı olmalıdır.

İlaçların etkileri tedavi dozlarında görülür.

Doz arttıkça yarar yerine zarar verir.

Bazen tedavi edici dozlarda da istenmeyen toksik etkiler görülebilir.

İlacın sağlayacağı yarar ile toksik etkilere neden olabileceği zararın kıyaslaması ile ilacın tedavi edici özelliği ortaya çıkar.

slide11

İlaçlar dahil tüm ksenobiyotiklerin biyolojik sistemde oluşturduğu olumsuzluklara TOKSİK ETKİ = TOKSİSİTE denir.

Bir kimyasal maddenin veya fiziksel etkenin zarar verme kapasitesidir.

Uygunsuz doz ve süre kullanıldığında biyolojik sistemde olumsuz, istenmeyen etkiler veya hasar oluşturabilme kapasitesine sahip maddelere Toksik Madde denir.

“Toksik etki oluşturmayan hiçbir madde yoktur. İlaçla zehiri ayıran yegane fark DOZ’dur”

Paracelsus

toksisite olu umunda
Toksisite oluşumunda;
  • DOZ
  • TEMAS SÜRESİ
  • TEMAS YOLU
  • TEMAS SIKLIĞI, son derece önemlidir.
slide13

Güvenli ilaç kullanımının temel prensiplerini o ilacın maksimum etkinliği, emniyeti, hasta için uygunluğu ve maliyet-yarar ilişkisi belirler.

yarar toksik etkileri makul g sterecek kadar fazla ve nemli ise ila kullan lmal d r
Yarar, toksik etkileri makul gösterecek kadar fazla ve önemli ise ilaç kullanılmalıdır.

İlacın güvenilir olup olmadığının göstergesi terapötik indeks, yanitedavi indeksi yani güvenlik aralığıdır.

Güvenlik aralığı insanların %1’inde toksik etki yapan dozun (TD1) insanların % 99’unda tedavi edici doza (ED99) oranıdır.

İstenen durum hiçbir hastada toksik etki oluşmaksızın ya da çok az hastada toksik etki oluşmasına rağmen bütün hastalıkların tedavi olmasıdır.

g venlik aral dar olan ila rnekleri
Güvenlik aralığı dar olan ilaç örnekleri
  • digoksin, dijitoksin gibi kalp yetmezliğinde kullanılan ilaçlar
  • Trisiklik antidepresanlar ve lityum
  • Fenitoin, fenobarbital, pirimidon, karbamazepin, sodyum valproat gibi antiepilektikler
  • Amikasin, gentamisin, kanamisin gibi aminoglikosid antibiyotikleri
slide16
Güvenlik aralığı dar olan ilaçlar için idame ettirildiği taktirde hastaların çoğunda tedavi edici özelliği sağlayabilen optimum bir terapötik plazma düzeyi söz konusudur.

Ancak bu düzey yaş, sosyo-ekonomik durum, gebelik, böbrek ve karaciğer hastalığı gibi çeşitli patolojiler (diyabet başta olmak üzere), alınan diğer ilaçlar, hastaların uyuncu gibi bir çok faktörlerden etkilenir.

slide17
Yaşlı grupta ilaca bağlı en yaygın gözlenen sorunlar:
  • Tedavi etkinliğinin düşük olması
  • İlaç kullanımına bağlı ters etkiler
  • Bazı ilaçların kullanımının kesilmesinden hemen sonra karşılaşılan ters etkiler
neden ya l hastalarda ila la ilgili yan ve toksik etkileri s k g r l r
Neden yaşlı hastalarda ilaçla ilgili yan ve toksik etkileri sık görülür?
  • Uyunçsuzluk,
  • Polifarmasi,
  • Çoklu ve çoğunlukla kronik hastalıklar nedeni ile birden fazla hekim kontrolü altında olma durumu veya hekime karşı yersiz güvensizlik duygusuyla sık hekim değiştirilmesine bağlı alınan farklı tedavi yaklaşımları sonucu uygunsuz reçeteleme,
  • Reçetelenen ilacın tipi,
  • İlacın nutrisyonel durumda oluşturduğu olumsuz etkiler,
  • Yaş ilerledikçe görülen farmakokinetik/farmakodinamik değişiklikler,
  • İlaç-ilaç, ilaç-besin ve ilaç-hastalık etkileşmeleri sayılabilir.
slide19
Geriatrik Grupta UYUNÇ Problemleri Neden Görülür?
  • Çoklu ilaç kullanımı,
  • Bu grubun düzenli ilaç kullanımında yetersiz kalması,
  • İlaç etkileşmeleri,
  • İlaç alımına bağlı semptomların niteliği,
  • Semptomların düzelmesi veya düzelmemesi ile hastanın kendi kararıyla tedaviye son vermesi,
  • Tekrar hastalanırım kaygısı ile ilaç biriktirmeye gereksinim duyulması,
  • Hafıza kaybı, görme ve işitme duyusunun bozulması, bu grupta sıklıkla rastlanan motor aktivitede azalmalar,
  • İlaç kap veya şişe kapaklarını açmada zorlanmalar,
  • İlacın yüksek maliyeti ve sınırlı gelir.
polifarmasi
Polifarmasi

Klinikte, genel ve temel tedavi amaçlı, çoklu ilaç kullanımıdır.

genelde gerekli ama bazen de gereksiz olarak reçeteli ve/veya reçetesiz birden fazla ilacın kullanımıdır.

Çoklu ve/veya kronik hastalıklar polifarmasiye neden olan ana etkenlerdir.

slide21

Polifarmasi tedavi etkinliğini arttırmak, yan ve/veya toksik etkiyi azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla sıklıkla uygulanır.

Ancak beklenen yararlar yanında polifarmasi uygulamaları bazen çok çeşitli mekanizmalarla etkileşmelerden kaynaklanan önemli sorunları, olumsuzlukları da beraberinde getirdiği uzun yıllardan beri bilinmektedir.

slide22
ADME

İlaç

farmakokinetiği =

absorpsiyon (A)

+

dağılım (D)

+

metabolizma (M)

+

itrah (E)

ya l l kta meydana gelen fizyolojik de i iklikler adme nin etkilenmesi
Absorpsiyon

Gastrik asit üretimi ¯

Gastrik pH ­

Gastrointestinal kan akımı ¯

Gastrointestinal mukoza hücre kütlesi¯

Gastrointesinal motilite ¯

Dağılım

Total vücut suyu ¯

Vücut yağ/vücut ağırlığı oranı ­

Serum albümini ¯

Kalp debisi¯

Kalp, beyin, ve kaslara kan akımı ¯

Metabolizma

Hepatik kan akımı ¯

Hepatik kütle ¯

Enzimatik aktivite ¯

Itrah

Renal plazma akışı ¯

GF oranı¯

Tübüler fonksiyon ¯

Yaşlılıkta Meydana Gelen Fizyolojik Değişiklikler- ADME’nin Etkilenmesi
hedef organda ilaca yan t iddetini veya ila duyarl l n
Hedef organda ilaca yanıt şiddetini veya ilaç duyarlılığını

1.İlacın olası farmakodinamik özelliklerinde meydana gelen değişiklikler;

Reseptör ve reseptör sonrası olaylarda yaşa bağlı değişiklikler,

2. Homeostatik kontrolde yaşa bağlı değişiklikler,

3. Etkileşmeler,

a)Hastalıkla indüklenen değişiklikler

(ilaç-hastalık etkileşmeleri),

b) İlaç-ilaç etkileşmeleri,

c) İlaç-besin etkileşmeleri,

d) Herbal preperatlar-ilaç etkileşmeleri, etkiler.

1 lac n farmakodinamik zelliklerinde meydana gelen olas de i ikler
1- İlacın Farmakodinamik Özelliklerinde Meydana Gelen Olası Değişikler:
  • Reseptör yoğunluğunda veya duyarlılığında değişiklikler,
  • Hücre içi haberleşme (2.ulak) sisteminde değişiklikler (cGMP veya cAMP),
  • Glikojenoliz gibi biyokimyasal cevaplarda değişiklikler,
  •  Vasküler gevşeme gibi mekaniksel etkiler.
2 homeostatik kontrolde ya a ba l de i iklikler
2- Homeostatik Kontrolde Yaşa Bağlı Değişiklikler:
  • Vücut aortik ve karotid damarlarındaki kemoreseptörlerin aktivitesinde düşme,
  • Termoregülasyonda azalma,
  • Glukoz toleransında azalma,
  • Barsak ve mesanenin nörolojik kontrolünde bozulma,
  • Baroreseptör refleksinde azalma.
slide31
Geriatrik Popülasyonda

Yüksek Oranda Görülen

Bazı Önemli Hastalıklarda İlaç Kullanımı

diyabetes m ellitus d m
Diyabetes Mellitus (DM)
  • Klasik anlamda bir hastalık değil, son derece yaygın patolojik bir durum
  • Patojenezi, etiyolojisi tam olarak bilinmiyor
  • Tedaviye değişik cevap veren birçok semptom ve klinik laboratuvar bulgularından bir veya birkaçını içeren tedaviye değişken yanıtlar veren bir sendrom
  • Tedavisi yoktur. Çok ilaç kullanımı söz konusudur.
slide33
Hipoglisemiye neden olan veya diyabeti kötüleştiren (hiperglisemiye yol açan) bazı ilaçlar önemlidir.
  • Mikro/makrovasküler sorunlar gelişebilir
  • Nöropati gelişebilir

Diyabet hastalığı genel olarak üç tipe ayrılır

  • İnsüline bağımlı (Tip I)
  • İnsüline bağımlı olmayan (Tip II)
  • Geçici diyabet
diyabetin nedenleri
Diyabetin Nedenleri
  • Heredite
  • İmmunite
  • Obesite
  • Virus
  • Stres
  • İlaç ve ksenobiyotikler
  • Pankreas hasarı
hipoglisemi
Hipoglisemi
  • Kan şekeri seviyesinin 60 mg/dl’nin altına düşmesidir.
  • Belirtileri spesifik değildir (hipotermi, şuur kaybı, mental nörolojik ve psikiyatrik belirtiler).
  • Belirli ilaçlarla hipoglisemi indüklenebilir veya belirginleşebilir.

Nedenleri;

  • Açlık, tokluk
  • Ağır eksersiz ve alkol
  • Kanser
  • Renal yetmelik
  • Etkileşme ve uygun olmayan reçete
diyabetlilerde h iperglisemiyi artt ran ve d iyabetik durumu k t le tiren i la lar
Diyabetlilerde hiperglisemiyi arttıran vediyabetik durumu kötüleştiren ilaçlar
  • Glukokortikoitler: Glukoneojenezi arttırarak karaciğer glukoz çıkışını arttırır
  • Oral diüretikler (tiyazitler): Ekto ve İntra Potasyum tüketimine neden olur ve diyabetik durumu bozar
  • Diazoksit (tiyazit türevi): Potasyum tüketimi yapmaz, fakat insülin salınımını inhibe ederek hiperglisemiye neden olur
  • Sempatomimetik ajanlar: Epinefrin, norepinefrin, efedrin ve fenilefrin glikojenolizi stimüle ederek hiperglisemiye neden olur. İnsülin salınımını da bloke ederler
  • Nikotinik ajanlar: Glukoz intoleransı yapar
iddetli h ipoglisemiye neden olan i la lar ve d urumlar
Kronik alkol alımı

İnsüline bağımlı diyabette hipoglisemik komaya neden olabilir

Antikoagülanlar

Sulfanilüre grubu alan (özellikle tolbutamit)diyabetiklerde hipoglisemik şok yapar

Non-steroidal antiinflamatuvar ilaçlar

Sulfanilüre grubu kullanandiyabetiklerde şiddetli hipoglisemiye neden olur

Şiddetli hipoglisemiye neden olan ilaçlar ve durumlar
slide38
Antibakteriyaller

Sulfanilüre grubu kullanandiyabetiklerde şiddetli hipoglisemiye neden olur

b-blokörler

Günde 40-200 mg propranolol alan hastalarda glikojenolizi önleyerek hipoglisemiye neden olur

slide39
Yaşlı diyabetiklerde dikkat edilmesi gereken hususlar
  • İlaç aç karnına alınmalı
  • Besin eksikliği gelişip gelişmediğine dikkat edilmeli
    • Wernicke ensefalopatisi tiamin eksikliği ile gelişir, sülfonilüre grubu ilaç kullanımı tiamin gereksinimini arttırır. Tiamin glukoz metabolizmasında kofaktördür.
  • Demir eksikliği anemisi gelişebilir. Özellikle yaşlı diyabetiklerde NSAİİ kullanımına bağlı olarak bu durum gelişebilir.
slide40
Antilipidemik ilaç kullananlarda (özellikle kolestiramin ve kolestipol kullananlarda) A, D, E, K vitaminleri eksikliği ve folat eksikliği gelişebilir.
  • Fazla lifli gıda A, C, B12 vitamini eksikliği yapabilir.
  • Klorpropamit kullanan diyabetiklerde alkol alımı disülfiram benzeri etki yapar.
  • Kalsiyum kanal blokörü (nifedipin) alımının da alkol benzeri etki yaptığı bildirilmektedir.
slide41

HİPERTANSİYON

Arteriyel kan basıncının devamlı yükselmesi ile kendini gösteren bir kalp-damar hastalığıdır. Zamanla sol ventrikül hipertrofisi, konjestif kalp yetmezliği, koroner kalp hastalığı gibi ciddi kardiyovasküler komplikasyonlara neden olması nedeni ile önemli bir klinik sorundur.

Kardiyovasküler riske diastolik ve sistolik basınçtaki yükselmenin katkısı genelde yaşa göre değişir. Yaşlı grupta sistolik kan basıncında yükselme, gençlerde de diastolik kan basıncındaki yükselmenin katkısı vardır.

slide42

Hipertansiyonun

%95

Tam patojenezi bilinmeyenEsansiyel (Primer) Hipertansiyondur.

%5

Böbrek hastalığı, renovasküler hastalıklar bazı endokrin hastalıklar

 tiroid (bazı tip)

 ön hipofiz

 paratiroid hastalığı

 diyabet, vs. gibi

primer hastalıkların tetiklediğiSekonder Hipertansiyondur.

slide43

İlk İzlenen Kan Basınçları (mmHg)

Takip İçin Tavsiyeler

Sistolik

Diastolik

 130

 85

2 sene içerisinde tekrar kontrol

130-139

85-89

1 yıl içinde tekrar kontrol, yaşam tarzı değişiklikleri için tavsiyeler

140-159

90-99

2 ay içinde kontrol edilmeli, yaşam tarzı değişiklikleri için tavsiyeler

160-179

100-109

Tedavi programını 1 ay içerisinde gözden geçir

 180

 110

Klinik tabloya göre tedavi programı hemen ya da 1 hafta içerisinde düzenlenmeli

Hipertansiyon Tedavisinde Uygulanacak Klinik Stratejiler

(Hasta Takibi İçin Tavsiyeler)

ya am tarz ndaki de i iklikler
Yaşam tarzındaki değişiklikler;
  • Şişmansa kilo verilmeli
  • Alkol alımı kısıtlanmalı
  • Sodyum alımı 2.4g’ın altına düşürülmeli
  • Egzersiz yapılmalı
  • Sigara kullanılmamalı
  • Diyetle kolesterol ve yağ alımı azaltılmalı

Farklı şekilde etki gösteren ilaçlar en etkin biçimde kullanılmalı; aynı etki mekanizmasına sahip ilaçlar nadiren kombine edilmelidir.

slide45

Geriatride Hipertansiyon

Yaşlı grupta sıkça görülen hipertansiyonun tedavisi önemlidir. Diyetle olan yaklaşımın yanı sıra CV komplikasyonları önlemek açısından ilaç tedavisinde en az 85 yaşına dek iyi netice alınır. Yine de genelleme yapılması zordur.

ADE inhibitörleri,Doğrudan Etkili Vazodilatörler yararlıdır.-Blokörler başlangıçta sakıncalı olarak düşünülmüş olmalarına rağmen daha sonraları inme ve diğer komplikasyonları azalttığı belirlenmiştir. İlk seçilecekler Tiazid grubu diüretikler ve/veya-Blokörlerdir.

slide46

65 yaşın üzerindeki kişilerde belirgin izole sistolik hipertansiyonlular dışında kalan hipertansiyonlularda, hastalığın karakteristik özellikleri; kalp debisinin düşük, TPDR’nın yüksek, dolaşan kan hacminin düşük, sistolik basınçla birlikte veya tek başına diastolik basıncın yüksek, plazma renin düzeyinin düşük ve noradrenalinin yüksek olması şeklinde sıralanabilir.

İntravasküler hacmin azalması nedeniyle tek başına standart dozda diüretik ilaç tercih edilmez, belirgin dehidratasyona ve belirgin ortostatik hipotansiyona neden olabilir.

slide47

İlaç Etkileşmeleri

genel olarak, bir ilacın beklenen etkisinin önceden, birlikte veya hemen sonra alınan bir veya daha çok ilaç tarafından nitel ve/veya nicel olarak değişmesi olarak tanımlanabilir.

Bazen de ilaç etkisini artırmak için başka bir ilaç ile kombine edilerek ilaç etkileşmesi kasıtlı ve kontrollü olarak yapılır: yararlı ilaç etkileşmesi.

(antiagregan ve antikoagülan ilaç kombine kullanımı)

slide48

İn vitro İlaç Etkileşmeleri

- Farmasötik Etkileşmeler-

vücut dışında gerçekleşen,

çoğunlukla uygulamadan önce veya uygulama boyunca oluşabilen

genellikle fizikokimyasal kökenli geçimsizlikler veya

belli koşullarda stabilitenin bozulması şeklinde görülen etkileşmelerdir.

slide49

İV SIVI TEDAVİSİ

  • PARENTERAL İLAÇ UYGULAMASI

ÖRNEKLER

  • İlaç şişesi veya plastik boru etkileşmeleri
  • Tiopental + Süksinilkolin  çökme
  • Aminoglikozid (gentamisin) + asilüreidopenisilinler
    • Hidrokortizon sodyum süksinat solüsyonu
    • Tetrasiklinler
    • Kanamisin
    • Kloramfenikol

Farmasötik Etkileşmeler

slide50

İn vivo İlaç Etkileşmeleri

İlaç etkileşmeleri denilince genellikle

in vivo, yani biyolojik sistemde olanlar anlaşılır. Bunların mekanizmaları karmaşık olmakla beraber özellikleri açısından ana olarak farmakokinetik ve farmakodinamiketkileşmeler şeklinde ortaya çıkarlar.

slide51

İlaç etkileşmelerinin klinik sonuçları, polifarmasi uygulama temel amacının aksine, değişik, istenmeyen şekillerde klinikte karşımıza çıkabilir.

Örneğin:

  • Tedavi edici etki abartılı olarak artabilir, azalabilir veya engellenebilir.
  •  Çok daha fazla sayıda yan etki veya ön-görülemeyen olumsuz etki ortaya çıkabilir.
  • Toksik etkilermeydana gelebilir veya mevcut toksik etkiler artabilir.
slide52

İlaç etkileşmelerinin sonuçları bazen bireyler arasında belirgin farklılıklar gösterebilir.

Bu değişiklikleri oluşturan başlıca etmenler:

  • Genetik faktörler
  • Çevresel faktörler
  • Mevcut hastalık veya hastalıklar
  • Bireyin yaşı
  • Bireyin alışkanlıkları (sigara, alkol, diyet vs.)
  • İlaçların tedavi indekslerinin geniş veya dar olması
  • Alternatif tedavi girişimlerinin bilinçsiz ve kontrolsüz yaygın uygulanması
  • Duyumlar ve çevrenin tavsiyeleri ile birden fazla ve düzensiz ilaç tüketimi
etkile meler
Etkileşmeler

Yaşlılarda ilaç-hastalık etkileşmeleri

İlaç ve İlaç Grupları-I Hastalıklar

Amfetaminler Hipertansiyon

Aspirin (>325mg/gün) Peptik ülser

- Blokörler İdrar tutamama

b-Agonistler Uykusuzluk

b-Blokörler Astma, kronik obstrüktif pulmoner hastalık, diyabet, kalp yetmezliği, periferal vasküler hastalık, Reynaud hastalığı, senkop

slide54
İlaç ve İlaç Grupları-II Hastalıklar

Kalsiyum kanal blokörleri Kalp yetmezliği

Klorpromazin Postural hipotansiyon, tutarık

Klozapin Tutarık

Kortikosteroitler (sistemik) Diyabet

Dekonjestanlar Uykusuzluk

Desimipramin Uykusuzluk

Disopiramid Kalp yetmezliği

Genitoüriner antispazmotikler Benign prostatik hipertrofi, konstipasyon

Metilfenidat Uykusuzluk

Metoklopramid Tutarık

Monoamin oksidaz inhibitörleri Uykusuzluk

slide55
İlaç ve İlaç Grupları-III Hastalıklar

NSAİİ Kronik renal yetmezlik, kalp yetmezliği, hipertansiyon, peptik ülser

Potasyum suplemanları Peptik ülser

Sedatif / hipnotikler KOAH

Selektif seratonin-alım inhibitörleri Uykusuzluk

İskelet kas gevşeticileri İyi huylu prostatik hipertrofi

Teofilin Uykusuzluk

Tiyazid diüretikler Gut Hastalığı

Tiyoridazin Tutarık

Trisiklik antidepresanlar Aritmi, kalp blokları, postural hipotansiyon

slide56
İlaç-ilaç etkileşmeleri

FARMAKOKİNETİK ETKİLEŞMELER

İlaçEtkileşen İlaç

SiprofloksasinSükralfat

Digoksin Diltizem, kinidin, verapamil

  antasidler, kolestiramin, kolestipol

Metotreksat Penisilinler, probenesid, salisilat, diğer organik asitler

Fenitoin Barbitüratlar, rifampin

Teofilin Karbamazepin, fenitoin, rifampin, Simetidin, siprofloksasin, disülfiram, enoksasin, eritromisin, meksiletin 

Varfarin Aspirin, furosemid, barbitüratlar, karbamazepin, rifampin, simetidin, metronidazol, omeprazol, trimetoprim, sülfametoksazol

Birçok ilaç Antikolinerjik ilaçlar, metoklopramid

slide57
FARMAKODİNAMİK ETKİLEŞMELER

İlaçEtkileşen İlaç

Albuterol (Salbutamol) b-Blokörler

Aspirin Varfarin

Benztropin Antihistaminikler, TCA

tiyoridazin gibi diğer antikolinerjik ilaçlar

b-Blokörler Digoksin, diltiazem, verapamil

Digoksin Diüretikler

Diüretikler Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri,

a-blokörler, levodopa, fenotiazinler, TCA, NSAI, vazodilatörler

slide58
Geriatrik Popülasyonda

Sıklıkla ve Kontrolsüzce Kullanılan

İlaç Grupları

slide59
Steroidal olmayan Antiinflamatuvar İlaçlar
  • Çeşitli kimyasal yapıda, genel ortak özellikleri zayıf organik asit olan, aynı terapötik ve benzer yan etkiye sahip ilaç grubudur.
  • Kullanım amaçları hastalıkların altında yatan nedenleri gidermekten veya hastalığın ilerlemesini durdurmaktan çok semptomatik tedavidir.
  • Klinik gereklilik? Kolay temin edilebilme?
  • Reçetesiz, kontrolsüz, uygunsuz kullanım= ? sonuç
slide60
Bütün inflamatuar durumlarda etkin, en az yan etki riskine sahip, özellikle inflamasyon gelişmiş dokuya yüksek derecede özgün etki gösteren ve mümkün olduğunca bütün hastalarda eşit olarak etki gösterebilecek ilaç:
    • Ticari preparatlarda henüz böyle bir molekül yok!
nsai la lar n genel toksik etkileri
NSAI İlaçların Genel Toksik Etkileri
  • Gastrointestinal sistem toksisitesi
  • Renal toksisite
  • Kardiyovasküler toksisite
  • Hepatotoksisite
  • Hematopoetik sisteme toksisite
  • Nörotoksisite
  • Hipersensitivite reaksiyonları
  • Cilt toksisitesi
  • Diğer zıt etkileri
slide62
Trisiklik Antidepresanlar
  • “Amin Pompası” inhibitörüdürler.
  • Endojen depresyon tedavisinde kullanılan bu ilaçlar, isimlerini üç halkalı yapılarından almaktadırlar.
  • Bugün kimyasal olarak “trisiklik” ifadesi çok doğru değildir, “tetrasiklik” yapıda olanlar da vardır.
  • Sedatif, santral ve periferal antikolinerjik etkilidir.
toksik etkileri
Toksik Etkileri
  • Toksisite yüksek doz alımı takip eden 6-8 saat içinde ortaya çıkar ve 24 saatte maksimuma ulaşır.
  • Aşırı doza bağlı toksisite;

Santral Sinir Sistemi

Antikolinerjik etkilerle Kardiyovasküler karakterizedir.

  • SSS etkilerini takiben, muskarinik asetil kolin reseptörlerinin kompetitif antagonistleri oldukları ve H1-reseptörlerini bloke ettikleri için, santral ve periferal antikolinerjik etkiler gösterirler.
  • Kalpte sodyum iyon kanalı blokajı yaptıkları için ileti gecikmelerine ve disaritmilere neden olurlar.
slide66

Dikkatsiz Reçete DüzenlenmesiYaşlı gruba çeşitli yakınmaları nedeniyle primer veya sekonder olarak antikolinerjik etkili ilaçların bir kaçının bir arada verilmesi sonucu bu grupta antikolinerjik sendrom gelişmektedir. Tiyoridazin (antipiskotik), amitriptilin (antidepresan), atropin (antispazmotik, topikal uygulamada bile), difenhidramin (antihistaminik) gibi.- Derin santral sinir sistemi depresyonu ile karakterize benzodiazepin sendromu görülebilir. Metabolizması yavaşlaması, protein konsantrasyonu azaldığı ve yağda çözünür bu ilaç grubunun yağ oranı artmış yaşlı bireyde serbest ilaç konsantrasyonu yükselir ve önlemek için yetişkin dozunun yarısı olarak başlanması gerekir.

slide67
Amitriptilin ve doksepin, özellikle yaşlı hastalarda“antikolinerjik sendrom”a neden olabilmektedir. Bu hastalarda ciddi kognitif bozukluklara rastlanabilir.

Sistemik belirtiler :

  • taşikardi,
  • sıcak/kuru/kırmızı deri,
  • azalmış sekresyon,
  • azalmış barsak hareketleri,
  • üriner retansiyon, midriyasis,
  • akomodasyon bozuklukları,
  • hiperpireksi
  • kardiyak iletim problemleri.

Nöropsikiyatrik belirtiler :

  • anksiyete,
  • ajitasyon,
  • konfüzyon,
  • deliryum,
  • unutkanlık,
  • halüsinasyonlar,
  • tutarıklar.
la etkile meleri
İlaçEtkileşmeleri

“Bir ilacın beklenen etkisinin önceden, birlikte veya hemen sonra alınan bir veya daha çok ilaç tarafından nitel ve/veya nicel olarak değişmesi”

İlaç etkisini artırmak için başka bir ilaç ile kombine edilerek ilaç etkileşmesi kasıtlı ve kontrollü olarak yapılabilir (Yararlı İlaç Etkileşmesi)

İlaç etkileşmelerinin temelinde farmakokinetik ve farmakodinamik mekanizmalar vardır.

Farmakokinetik Etkileşmeler: İlacın vücut sıvılarında ve dolayısıyla etki yerindeki konsantrasyonu değişir.

Farmakodinamik Etkileşmeler: hastanın kan ilaç konsantrasyonu veya ilacın farmakokinetiğinde bir değişme olmaksızın, bir ilaç kombinasyonuna cevabın değişmesi söz konusudur.

slide69
İlaç etkileşmelerinin sonuçları ilaç etkisinin değişmesi, terapötik etkinliğin azalması ve toksisite veya farmakolojik aktivitede beklenmeyen artışlar olarak özetlenebilir.

İlaç etkileşmeleri 4 sınıf altında toplanabilir:

  • İlaç-İlaç Etkileşmeleri
  • İlaç-Besin Etkileşmeleri
  • İlaç-Herbal Preparat Etkileşmeleri
  • İlaç-Hastalık Etkileşmeleri
slide74
Enzim inhibisyonuna önemli bir örnek olan CYP2C9; varfarin ve kumaroller, fenitoin, losartan, oral antidiyabetikler ve NSAİİ’lar gibi yaşlılar tarafından sıklıkla kullanılan bazı ilaçları metabolize eder.
  • Tamoksifen, valproik asit CYP2C9 inhibitörü olan ilaçlardır.
  • CYP2C9 tarafından metabolize edilen ilaç kullanan hastalarda tamoksifen veya valproik asit ile beraber kullanılması diğer ilaçların metabolizasyonunu engellediği için kan düzeylerini yükseltecek ve klinik açıdan önemli olumsuz sonuçlara neden olmaktadır.
slide92
Besinler tarafından gastrointestinal kanaldan absorbsiyonu azaltılabilen ilaçlar

Penisilin G ve V, Ampisilin ve Amoksisilin, Nafsilin, Sefaleksin, Tetrasiklinler, Eritromisin ve Eritromisin Stearat, Aspirin, İzoniazid, Rifampisin, Sotalol, Kaptopril

  • Besinler tarafından gastrointestinal kanaldan absorbsiyonu geciktirilen ilaçlar

Sefaleksin, Sefradin, Sefaklor, Sulfonamidler, Metronidazol, Digoksin, Aspirin, Parasetamol, Barbitüratlar, İndoprofen, Simetidin.

  • Besinler tarafından gastrointestinal kanaldan absorbsiyonu artırılabilen ilaçlar

Eritromisin Etil Süksinat ve Estolat, Nitrofurantoin, Griseofulvin, Fenitoin, Karbamazepin, Diazepam, Hidroklorotiazid, Propranolol, Metoprolol, Hidralazin, Dikumarol, Spironolakton.

  • Besinler tarafından gastrointestinal kanaldan absorbsiyonunun değişmediği saptanan ilaçlar

Ampisilin, Eritromisin Estolat, Aspirin, Propoiltiyourasil, Oksazepam, Sülfonilüre Türevleri, İndoprofen, Teofilin.

slide107
Aritmi :

Trisiklik Antidepresanlar (TCA)

  • Benign prostatik hiperplazi :

Antikolinerjikler, Dekonjestanlar, Opiat analjezikler, Kas Gevşeticileri

  • Dar açılı glokom :

Antikolinerjikler, selektif seratonin gerialım inhibitörleri

  • Demans :

Antikolinejikler, Barbitüratlar, Benzodiazepinler, Santral Sinir Sistemi stimulanları, Fenitoin ve Karbamazepin gibi antiepileptikler,Opiat analjezikler

  • Depresyon :

-blokörler, Barbitüratlar, Benodiazepinler, Kortikosteroidler, Digoksin, β-blokörler

  • Diyabet :

Kortikosteroidler, Atipik antipsikotikler, β-blokörler, tiazid diüretikleri, sempatomimetik ajanlar, nikotinik asit, oral diüretikler

slide108
Düşme :

Konvansiyonel antipsikotikler (Haloperidol gibi), benzodiazepinler, Sedatif-hipnotikler, TCA, selektif seratonin gerialım inhibitörleri

  • Gut :

Tiazid diüretikleri

  • Hipertansiyon :

Santral sinir sistemi stimulanları, asetilsalisilik asit haricindeki non-steroidal antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ), psödoefedrin

  • İdrar inkontinensi :

-blokörler, antikolinerjikler, konvansiyonel antipsikotikler (haloperidol), uzun yarıömülü benzodiazepinler

  • Kalp bloğu :

Digoksin, TCA

  • Kardiak ileti bozuklukları :

Verapamil, TCA, β-blokörler

  • Parkinson :

Metaklopramid, asetilkolin esteraz inhibitörleri, klozapin hariç antipsikotikler

slide109
Konjestif kalp yetmezliği (Sistolik disfonksiyon) :

1. kuşak kalsiyum kanal blokörleri (verapamil, diltiazem, nifedipin gibi), β-blokörler, asetilsalisilik asit dışındaki NSAİİ’lar, Tip 1A antiaritmikler (disopiramd, kinidin, prokainamid)

  • Konstipasyon :

Antikolinerjikler, Opiat analjezikler, Ca kanal blokörleri, demir takviyeleri

  • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı :

β-blokörler, Sedatif-hipnotikler, Salisilatlar haricindeki NSAİİ.

  • Kronik renal yetmezlik :

Aspirin dışındaki NSAİİ’lar, methenamin bileşikleri, nalidiksik asit, nitrofurantoin, tetrasiklin

  • Malnutrüsyon/Anoreksi :

Antikolinerjikler, santral sinir sistemi stimulanları, digoksin, metformin, selektif seratonin gerialım inhibitörleri, teofilin

slide110
Peptik ülser :

NSAİİ’lar, kortikosteroidler, potasyum takviyeleri

  • Periferal vasküler hastalıklar/Raynaud Hastalığı :

β-blokörler

  • Postural hipotansiyon :

Tiyoridazin, TCA, klorpromazin

  • Senkop :

β-blokörler (doksazosin, serazosin, metildopa), -blokörler (doksazosin, terazosin, metildopa), levodopa ve dopamin antagonistleri

  • Tutarık :

Bupropion, klorpromazin, klomipramin, klozapin, maprotilin, tiyoridazin, tramadol

  • Uykusuzluk :

Asetilkolin esteraz inhibitörleri, β-agonistleri, santral sinir sistemi stimulanları, dekonjestanlar, levodopa ve dopamin agonistleri, monoamioksidaz inhibitörleri, selektif seratonin gerialım inhibitörleri, teofilin, TCA

slide111

SONUÇ-ÖNERİLER

Üretken ve kaliteli yaşam gereğini yerine getirebilen yaşlılığın yolu “sağlıklı yaşlanmadan” geçer. Bunun için yaşlılığın bu fizyolojik değişimleri ve hastalıkları yanı sıra halk sağlığı sorunları da göz ardı edilmemelidir.

slide112

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'deki yaşlı popülasyonda da ilaç kullanımı oldukça yaygındır.

H.Ü.GEBAM olarak yapılan bir proje çerçevesinde,

Ankara'daki 8 farklı belediye sınırları içerisinde yaşayan

65 yaş üzeri 1300 bireyin katıldığı bir araştırmada

(2002-2003),

ilaç kullanım profilinin belirlenmesi amacı ile, ilaçla ilgili kolay anlaşılır sorular yöneltilmiştir.

İlaç kullanımına ait yanıtlar doğrultusunda yaş, cinsiyet, eğitim ve sosyal durumun bu profile etkilerini öngörebilmek için karşılaştırma yapılmıştır.

slide113

Cinsiyete göre sürekli ilaç kullanımı

Katılımcıların ilaç kullanım oranı

  • Ankara'da yer alan ilçelerde gerçekleştirilen bu saha çalışması sonucunda çalışmaya katılan bireylerin yarısından fazlasının sürekli ilaç kullandığını belirlenmiştir. Belirli bir düzen içerisinde ilaç kullanan katılımcılar içerisinde, kadın yaşlı grubunun erkek yaşlı grubuna göre daha fazla oranda olduğu saptanmıştır.
slide114

Katılımcıların yaş alt gruplanmasına göre sürekli ilaç kullanımı

  • 65-70 yaş grubunun % 42'si, 71-80 yaş grubunun % 47'si, 81-90 yaş grubunun % 10‘u ve 91- yaş üzerinin ancak % 1'i sürekli ilaç kullanmaktadır.
  • Polifarmasi uygulaması yapan kadınların sayısı erkeklerden daha fazla olduğu belirlenmiştir.
  • Yapılan karşılaştırmalarda sürekli ilaç kullanımı ile sosyal güvence veya eğitim düzeyi arasında herhangi bir ilişki olmadığı bulunmuştur.
slide115

İlaçları doktor tavsiyesi ile kullanma

Doktor tavsiyesine göre ilaç kullanımı

  • Çalışmaya dahil olan yaşlı bireylerin % 94'ü ilaçlarını daima bir doktor tavsiyesi/reçetesi doğrultusunda kullandıklarını, % 5'i bazen bu doğrultuda ilaç kullandığını, % 1'i hiçbir zaman doktor tavsiyesi almadığını veya reçete doğrultusunda ilaç kullanmadığını bildirmiştir.
  • Kadınların erkeklere göre daha fazla oranda ilaçlarını bir doktor tavsiyesi/reçetesi doğrultusunda kullandıklarını bildirmişlerdir.
slide116

Katılımcıların Eğitim Düzeyine göre Doktor Tavsiyesi ile İlaç Kullanım Durumları

İlaçları bir doktor tavsiyesi/reçetesi doğrultusunda kullanma ile eğitim düzeyi arasında herhangi bir ilişki olmadığı saptanmıştır.

Yakın çevresinin tavsiyesi ile kesinlikle ilaç kullanmayanların oranı % 89 olarak bulunmuştur.

slide117

Çok sayıda ilacı bir arada kullananların oranı ise % 49 olarak bulunmuştur.

Katılımcıların kullanıldıkları ilaç sayılarının dağılımı

Bir günde kadınlar erkeklere göre daha fazla oranda çok sayıda ilacı bir arada kullanmaktadır.

Cinsiyete göre çoklu ilaç kullanımı

slide118

Başta gelişmiş toplumlarda olmak üzere tüm dünyada yaşlı popülasyonun sayısı giderek artmaktadır.

  • Yeni milenyumun başında dünya nüfusunun yaklaşık %5'inin yaşlı olduğu öngörülmesine rağmen, birkaç yıl içerisinde batılı toplumların %25'inin 65 yaş üzerini, yani yaşlı grubu oluşturması beklenmektedir.
  • Birçok gelişmiş ülkede nüfusun yaklaşık % 12’sini yaşlılar oluşturmasına rağmen yazılan reçetelerin ve sağlık bütçesinin yaklaşık %25-30’undan bu gruptaki nüfusun yararlandığı bildirilmektedir.
slide119

Bugün için ülkemizde yaşlılık süreci yaşayan nüfusun az sayıda olmasına rağmen yakın gelecekte bu oranın yükselme eğiliminde olduğu öngörülmektedir.

Reçeteli veya reçetesiz ilaç kullanımı ve sağlık giderleri bu grup için tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yüksek maliyet getirmektedir.

Sağlık alanında ve yaşam standartlarının belirlenmesi konusuna yönelik yapılabilecek her türlü çalışmaya ve bu çalışmalardan elde edilen verilere dayalı girişimlere gereksinim vardır.

Yaşlılarda uzun süreli ilaç kullanımı gerektiren kronik hastalıkların fazlalılığından dolayı polifarmasi yaşla beraber artış gösterdiği bilinmektedir.

slide120

1944 huzurevi yaşayanında yapılan bir çalışmada, hastalık prevalansının azalan sırayla hipertansiyon, osteoartrit, kalp yetmezliği, diabetes mellitus, koroner arter hastalığı, osteoporoz olduğu bildirilmiştir (Arslan ve ark.).

  • İzmir’de bir huzurevinde yaşayan yaşlıların hastalıklarına yönelik ilaç kullanma davranışlarına ait bir araştırmada ise, gruptaki bireylerin % 84.2’sinin doktor önerisi ile herhangi bir ilacı sürekli kullandığı ve alınan ilaçların en yaygın olarak sırasıyla antihipertansifler, koroner vazodilatörler, analjezikler ve vitaminler şeklinde bildirilmiştir (Bıyık ve ark.)
slide121

Pratisyen hekimlerin yaşlı hastaların tedavilerini düzenlerken akılcı ilaç kullanımı kurallarının uygulanması konusunda yapılan bir çalışmada, çalışmaya katılan hekimlerin hastalarının % 75’ini muayene etmeden reçete yazdıklarını, % 63’üne tanısını söylemediklerini, % 77’ sine ilaçla ilgili bilgi vermedikleri, analiz edilen reçetelerin büyük çoğunluğunun okunaklı yazılmadığını bildirilmiştir (Akıcı ve ark.).

slide122

Huzurevinde yaşayan bir grup yaşlıda yapılan fonksiyonel-kognitif değerlendirme ve ilaç kullanımı konusundaki bir araştırmada, kadınların % 94.4’ünün, erkeklerin % 80.4’ünün en az bir tane ilaç kullandığı saptanmıştır. Kadınlarda ortalama reçeteli kullanılan ilaç sayısı 3.6 iken erkeklerde bu sayı 2.4 olarak bildirilmiştir. (Esengen ve ark.).

sons z
sonSÖZ

Mevcut sağlık hizmetlerin niceliğinin ve niteliğinin arttırılması, yataklı ve temel koruyucu sağlık hizmetlerinin tatmin edici düzeye ulaştırılabilmesi hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini arttıracaktır.

Tıp, eczacılık, diş hekimliği, hemşirelik başta olmak üzere sağlık hizmetinde önemli rolü olan tüm meslekler, eğitimlerinde geriatri ile ilgili konulara gereken önemi ve özeni göstermelidir.

ya l larda ila kullan m n n g venilir ve etkin olabilmesi i in hekim lerin zellikle re ete yazarken
Yaşlılarda ilaç kullanımının güvenilir ve etkin olabilmesi için hekimlerin özellikle reçete yazarken:

hastanın tüm tıbbi sorunları hakkında gerekli bilgileri almaları, OTC ürünlerini dahil aldığı tüm ilaçları sorgulamaları, bu ilaçların farmakolojisi hakkında yeterli bilgiye ulaşmaları, düşük dozlarla başlamaları ve yanıt oluşana kadar ilaç dozunu ayarlamaları, dozaj rejimini basit tutmaları, görme, motor ve kognitif bozuklukların ilaç kullanımında yanlışlıklarla ya da uyunç bozukluğu ile sonuçlanmayacağına emin olmaları, yeni semptomların veya sorunların ilaçla ortaya çıkma riskinin oluşabileceğini her zaman göz önünde tutmaları gereken hususlardır.

uyuncun sa lamas ve ila yan etkilerinin nlenmesinde eczac
Uyuncun sağlaması ve ilaç yan etkilerinin önlenmesinde eczacı,
  • Hastaya uyum sağlamalı ve hasta ile iletişim kurmalı,
  • Hastaların zorunlu durumlar dışında tek bir hekime ve eczacıya danışmalarını sağlamalı,
  • Hastaları kullandıkları ilaçlar ve hastalıkları hakkında basit ve net olarak bilgilendirmeli ve eğitmeli,
  • Hastayı ilaç kullanımında özenli ve dikkatli olmaya yönlendirmeli,
  • Geriatrik hasta için dozlamanın ve önerilen tedavi süresinin uygunluğunu kontrol etmeli,
slide126
Terapötik dublikasyonların ve/veya ilaç-ilaç, ilaç-besin veya ilaç-hastalık etkileşmelerinin olup olmadığını belirlemeli ve ilacın kullanımı için verilen talimatların doğruluğunu irdelemeli,
  • Uygulanan ilaç rejimindeki karışıklığı en aza indirmeli,
  • Uyunç, etkinlik ve ilaç yan etkileri açısından hastayı sabırla bilgilendirmeli ve izlemeli,
  • Gerektiğinde ilaç serum konsantrasyonunun izlemesi gerekliliğini vurgulamalıdır,
  • İlaç kullanımının uygun yapılabilmesi için gerekirse yönlendirici malzemeler kullanmalı (örn. takvim işaretleme) dır.
slide127

Pazartesi

Salı

Çarşamba

Perşembe

Cuma

Cumartesi

Pazar

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28

29

30

31

Yaşlıların ilaçlarını alacakları saati ve günü unutmamak, karıştırmamak istiyorlarsa onlara takvime işaretleme gibi basit yöntemler kullanmaya yöneltebiliriz.

Takvime işaretlemeye bir örnek:

1

2

slide128

İlaç uygulamaları için günleri belirten kutu veya zamanlayıcılı ilaç kabı gibi uygun yöntemler geliştirilebilir:

slide129

Geriatrik grupta reçetesiz/kontrolsüz ilaç tüketiminin azaltılmasına çaba harcanmalıdır. Bunun için konu ile ilgili kitle iletişim araçlarını kullanarak ilaç bilgilendirme hakkında çalışmalar yapılmalıdır.

  • Yaşlılara reçetede yazılan ilaçların kullanımı çok açık ve okunur yazılmalı, sabırla anlayabilecekleri şekilde de sözlü açıklamalar yapılmalıdır.
  • Bu grubun kullanımına sunulan özel formülasyon, ambalaj, prospektüs gibi özel olarak geriatrik gruba yönelik ilaç, ambalaj ve içeriklerin hazırlanması ve bunların kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
slide130

LÜTFEN HASTALARI UYARINIZ!

  • İlaçlar yalnızca hekimin önerisi ile eczacının uyarıları ve tavsiyeleri doğrultusunda kullanılmalıdır.
  • Başkalarına ilaç vermeyiniz ve başkalarından almayınız.
  • Kullanılan ilacın size zarar değil yarar getirmesini istiyorsanız lütfen ilacınızı doğru amaçla, doğru zamandavedoğru miktarda kullanınız.
  •  Kullandığınız ilaçlarla ilgili tüm sorularınızı emin olana kadar eczacınıza sorunuz ve iyi anladığınızdan emin olunuz.
  •  Birden fazla ilaç kullanmanız gereken durumlarda ilaç alma zamanını, aç veya tok karnına kullanılıp kullanılmayacağını eczacınızdan öğreniniz ve bu tavsiyeleri uygulamaya özen gösteriniz.
slide131

Genel bir kural olarak son yemekten iki saat sonra başlayan ve gelecek yemekten bir saat önce biten süre içinde ilaç alınması aç karna alınma olarak kabul edilir.

Mide-barsak kanalını tahriş eden, bulantı, kusma gibi rahatsızlık veren ilaçlar kullanılırken doktor veya eczacı bu ilaçları yemekten hemen önce, yemek sırasında veya hemen yemekten sonra alınması konusunda uyarı yapmalıdır.

slide132

İlacınızı etiketine dikkat ederek kullanınız.

  • İlacınızı uygun koşullarda saklayınız. İlaçların da ömrü vardır. Son kullanma tarihi geçen ilaçlar sağlığınıza zarar verebilir yada etkisini yitirdiği için hastalığınızı tedavi etmeyebilir. Gün gelir kullanırım diye stoklama yapmayınız.
  • Doğal oldukları için zararlı olmadıkları düşünülen bitkisel kökenli preparatları, çayları, uygun ve bilinçli olarak tüketmezseniz istenmeyen sonuçlar oluşturabilir veya temel tedavinin seyrini önemli derecede değiştirebilir. Bu tür bitkisel preparatları kullanıyorsanız doktorunuza veya eczacınıza söyleyiniz, onlara danışınız ve bilgi alınız.
slide133

 İlaç veya ilaçlarınızı düzenli kullanınız.

  • İğnelerinizi konu-komşuya yaptırmayınız, bir sağlık çalışanından yardım alınız.
  •  Duyduğunuza veya isteğinize göre ilaç kullanmayınız veya ilacınızı kullanmayı bırakmayınız.
  •  İlaçlarınızı çocuklardan uzak tutunuz.
slide134

Ağızdan alacağınız ilaçlarınızı bol su yardımı ile yutunuz.

İlaçların kola gibi gazlı içeceklerle, greyfurt veya portakal suyu gibi içeceklerle içilmesi uygun değildir.

İlaç kullanırken alkollü içki içmekten kaçınılmalıdır.

İlaçlar bol su ile alınmalıdır.

Limonata Kola Portakal suyu Greyfurt suyu SU

kaynaklar
Kaynaklar

Şahin G, Baydar T, Aydın S: Yaşlılık ve Yaşlılıkta Güvenli İlaç Kullanımı. Yeni Türkiye Dergisi, 40, 1087-98, 2001.

Şahin G. İlaç-İlaç ve İlaç-Besin Etkileşmeleri: Tanımlar, Genel ve Temel Kavramlar. MİSED, 1-2, 94-97, 2001.

Şahin G: Baydar T, Aydın S. Yaşlılıkta İlaç Tedavisinde Görülen Sorunlar: Nedenleri ve Öneriler. Geriatri 2002, Editör: Yeşim Gökçe-Kutsal, Turgut Yayıncılık Tic. A.Ş., İstanbul 2002, s.180-97.

Şahin G, Girgin G. İlaç-Besin, İlaç-Alkol ve İlaç-Bitkisel Kökenli Ürün Etkileşmeleri. MİSED, 5-6, 92-109, 2003.

Şahin G, Baydar T: Yaşlılarda ilaç kullanımı. Kutsal-Gökçe Y (ed) Yaşlılık Gerçeği. Hacettepe Üniversiteleri Hastaneleri Basımevi, Ankara, 2004, s. 47–56.

Şahin G, Baydar T: Yaşlılarda ilaç kullanımına bağlı istenmeyen durumlar. Kutsal-Gökçe Y (ed) Sağlıklı ve Başarılı Yaşlanma. Hacettepe Üniversiteleri Hastaneleri Basımevi, Ankara, 2004, s: 63–70.

slide136

Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)

tufam@saglik.gov.tr

 0 (312) 309 53 97

S.B. Hıfzısıhha Zehir-İlaç Danışma Merkezi

 114

 0 (312) 433 70 01

Hacettepe Üniversitesi İlaç-Zehir Bilgilendirme Birimi (HİZBİB)

 0 (312) 305 21 33

Sağlıklı ve mutlu yaşlanmalar!