I n te t rklerde devlet te k lati
Download
1 / 160

I.ÜNİTE: TÜRKLERDE DEVLET TEŞKİLATI - PowerPoint PPT Presentation


  • 385 Views
  • Uploaded on

I.ÜNİTE: TÜRKLERDE DEVLET TEŞKİLATI. İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE DEVLET YÖNETİMİ.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about ' I.ÜNİTE: TÜRKLERDE DEVLET TEŞKİLATI' - draco


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript


  • Selçukluları meydana getiren Oğuzlar, Orta Asya'dan Maveraünnehir ve Horasan'a gelince bütünüyle İslamiyeti kabul ettiler. Müslüman olmalarıyla eski bozkır kültürünün İslam’a aykırı olmayan müesseselerini sentezleştirdiler. Böylece Türk-İslam kültürü ortaya çıktı.


1-Türk-İslam Devletlerinde Devlet Anlayışı

  • Orta Asya’da kurulan ilk Türk-İslam devleti Karahanlılardı. Zamanla devlet yönetiminde İslam devletlerinden etkilenen Karahanlılar, Türk- İslam devlet yapısının oluşumunda bir köprü vazifesi gördü. Selçuklular zamanında olgunluk safhasına ulaştı.


  • Türk Devlet geleneğinin esasını teşkil ettiği Selçuklu devlet teşkilatı; Karahanlı, Sâmânlı, Gazneli ve Abbasî devletleri teşkilatlarından geniş ölçüde faydalanmış ve bunları kendi bünyesinde mükemmel bir surette uygulamıştır.


  • İlk Türk devletlerindeki “ülkenin töreye uygun ve adaletli olarak yönetilmesi”, “Devlet halk içindir” anlayışı Türk-İslam devletlerinde de devam etti. İlk Türk devletlerindeki Türk cihan hakimiyeti ülküsü ise “cihat” anlayışıyla birleşerek İslamiyet’in dünyaya hakim olması şekline dönüştü.


  • Büyük Selçuklu Devleti’ne kadar İslam dinini kabul eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı. 1058 ‘de Abbasi Halifesi temsil ettiği siyasi otoriteyi bir törenle Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’e devretti. Böylece ilk defa resmen dini ve siyasi otorite birbirinden ayrıldı.


2 merkez te kilat
2-Merkez Teşkilatı eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı.

  • İlk Türk-İslam Devletlerinde merkezi yönetim hükümdar, saray ve hükümetten oluşmaktadır.


  • a-Hükümdar eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı. :İlk Türk devletlerindeki “kut” inancı Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra İslami bir anlam kazanarak “Allah’ın takdiri veya nasibi” olarak yorumlanmıştır.İlk Müslüman Türk devletlerinden olan Karahanlılarda, ülkenin doğusunu idare eden büyük hakana Arslan Han adı verilirdi. Onun hakimiyeti altında batı bölgelerini, Buğra ünvanını taşıyan diğer bir han idare etmekteydi.


  • Hükümdarlığı eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı. halife tarafından tasdik edilen Gazne hükümdarı Mahmud, sultan ünvanını ilk defa kullanan hükümdar olarak bilinir. Daha sonra bu ünvan, bütün Müslüman devlet başkanları tarafından kullanılmıştır Töre ve müesseselerin tanıdığı haklarla devletin tek hakimidir.


  • Sultan eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı. ünvanlı hükümdarlara genellikle Sultanülâzam denilirdi. Türklerdeki Hâkan veya Kağan, batıdaki imparator kelimesinin karşılığıdır. Sultan, Türkçe adının yanında İslamî ad da taşırdı. Halife tarafından künye ve lakap da verilirdi. Sultan merkezde oturur, ülke toprakları hanedan mensuplarınca idare edilirdi.


  • Müslüman eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı. Türk devletlerinde, kendilerine bir bölgenin idaresi verilen hanedan üyeleri, melik diye anılırdı. Bunlar yarı müstakil bir şekilde hareket ederlerdi. Bulundukları bölgede, asıl devlet merkezindekine benzer bir dîvan kuruluşuna da sahiptiler.


  • Hükümdarın eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı. vefatı veya şiddetli bir dış istilâ gibi hâdiseler sonucu, merkezde iktidar boşluğu olunca, devlet bütünlüğü bozulmaya yüz tutar, iktidara sahip olmak için şehzadeler birbiriyle mücadeleye girişirdi. Bu durum, Selçuklu Devletinin daha uzun ömürlü olmasını önlemiştir.


  • Ancak eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı. Osmanlılar, bunu göz önüne alarak hakimiyetin bölün-memesini prensibini gerçekleş-tirip, devleti altı asırdan fazla ayakta tutabilmişlerdir. Aynı husus Göktürkler'de, İlteriş Kağan ile kardeşi Kapagan Kağan'ın çocukları arasında da görülmüştür.


  • ÖĞRET ONA eden devletlerin hükümdarları halifenin yüksek otoritesini tanımaktaydı. Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona,kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.



Bırak neşe duymayı.erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.


Fakat ona sessiz zamanlar da tanı. neşe duymayı.

Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların, ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği.


Okulda neşe duymayı.hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.

Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi.


Tüm neşe duymayı.insanları dinlemesini öğret ona,

Fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesinive sadece iyi olanları almasını da öğret.


Eğer neşe duymayı.yapabilirsen, üzüldüğün de bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.


Ona neşe duymayı.kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verenesatmasını, Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhunafiyat etiketi koymamasını öğret.


Uğultulu neşe duymayı.bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.


  • Büyük neşe duymayı.Selçuklu Devletizama-nında, Türk medeniyeti çok yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. Selçuklu sultanları, devleti adaletle idare etmeye büyük önem verirler ve devletin devamını bunda görürlerdi.


  • Sultanlar neşe duymayı., haftanın belirli günlerinde, devlet ileri gelenleri kabul ederlerdi. Halkın şikâyetlerini dinler, devlete karşı işlenen suçlara bakan yüksek mahkemeye başkanlık yaparlardı.


  • Karahanlı neşe duymayı.Devleti, daha ilk kuruluş yıllarında, tarihî Türk devlet idaresi geleneğine uygun olarak iki büyük idarî kısma bölündü. Bunlardan doğuda kalan kısmın başında hakan bulunur ve her türlü idarî yetkiyi elinde bulundururdu.


  • Batı neşe duymayı.kısmını ise hakanın hükümran-lığı altında, aynı aileden bir han, ona bağlı olarak idare ederdi.


  • Hükümdarların neşe duymayı.yanında "Yuğruş" denilen bakanlar kurulu bulunurdu. Yüksek devlet memuriyetlerinde, başkumandana "subaşı", maliye bakanına "ağıcı", saray hâcibine"tayangu" veya "bitikçi" denirdi.


  • Devlet teşkilâtı: neşe duymayı.Gazneli Devletinde emir veya sultan, devletin tam hâkimidir. Devlet dairelerine dîvân denilmektedir. Bu dîvânların en önemlileri, Dîvân-ı Vezâret, Dîvân-ı Arz, Dîvân-ı Risâlet veya İnşâ ve Dîvân-ı İşrâf idi. Dîvân-ı Vezâret, maliye ve genel yönetim işlerine bakardı. Başkanı vezirdi.


  • 4. neşe duymayı.Selçuklularda değişik toplulukların çocukları küçük yaşta alınarak özel olarak yetiştirilir ve yeterli olgunluğa geldiklerinde askere alınırlardı. Bu sisteme “gulam” sistemi denilirdi.

  • Selçuklulardaki bu sistemin Osmanlılardaki karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Timar B) Kapıkulu C) Millet

  • D) İltizam E) Sâliyane

  • 2008-2


  • 11. asır yazarlarından Kaşgarlı Mahmud şöyle demektedir: "Allah, devlet güneşini Türklerin burcunda doğdurmuş, göklerdeki dairelere benzeyen devletleri onun saltanatı etrafında döndürmüş, Türkleri yeryüzünün hakimi yapmıştır."




B saray te kilat
b-Saray yazınız.Teşkilatı

  • Sarayda sultanın ailesi ve maiyeti otururdu. Saray teşkilatı ve teşrifatçılık, önceleri Oğuz töresine göre yapılırken, sonraları İslamî hüviyet kazandı.


  • Sarayda yazınız., sultanla dîvanlar arasındaki irtibatı Hâcibü'l-hacib denilen Hâcib sağlar; örfî meselelerin hallinde kadıya da yardımcı olurdu. Hâcibler, sultanın güvendiği kişiler arasından seçilirdi.


  • Emîr-i Candâr: yazınız. Saray muhafız-larının başı olup, maiyetindeki hassa birlikleriyle sarayın ve sultanın emniyetini sağlamakla görevliydi. Silahdar, merasim-lerde sultanın silahlarını taşırdı ve silahhanedeki muhafızların âmiriydi.


  • Emîr-i Alem: yazınız. Sultanın "Rayet-i Devlet" denilen bayrağını, saltanat sancaklarını taşımak ve muhafaza etmekle görevliydi. Emîr-i alemin maiyetinde alemdarlar vardı. Yasacı, bayrak ve nevbet takımını muhafaza ve idare ederdi.



  • Câmedâr: yazınız. Sultanın elbiselerinin muhafızıydı. Emîr-i meclis, sultanın ziyafetlerini hazırlatıp, teşrifatçılık yapardı. Emîr-i Çeşnigîr, sultanın yemeklerini hazırlayan ve sofra hizmetlerini yapan çeşnigirlerin amiriydi.


  • Şerabdar-ı has yazınız., sultanın şerbet-lerini hazırlamakla, haftanın belirli günlerinde toplanan mecliste ve yemeklerde hizmetle görevliydi.


  • Serhenk (Çavuş), yazınız. törenlerde ve sultanın seyahatlerinde yol açardı. Ayrıca, Abdâr, Emîr-i Âhur, Üstadüddâr, Vekîl-i Has, Emîr-i Şikâr, Bazdâr ve Nedimler de sarayda vazifeli kişiler arasındaydı.


  • c- yazınız.Hükûmet:Büyük dîvan denilen "dîvan-ı saltanat"ta devletin umumi işleri görüşülüp yürütülürdü. Selçuklularda büyük dîvandan başka, devletin malî, askerî, adlî ve diğer işlerine bakan dîvanlar da vardı.


  • Dîvan başkanı, sultanın mutlak vekili olan Sâhib, yazınız.Sâhib-i Dîvan ve Hâce-i Büzürg de denilen vezirdi. Vezir bir tane olup, alâmet olarak destâr (sarık) ve altın divit verilirdi. Vezirin dividi, Devâtdâr'da olup, aynı zamanda sır kâtipliği de yapardı.


  • Dîvan-ı arz'a yazınız., Arzü'l-ceyş başkanlık ederdi. Emîr-i ariz de denilen bu zatın başkan-lığındaki teşkilat, millî savun-ma hizmetleri ve ordunun ihtiyaçlarını karşılamakla vazifeliydi.


  • Selçuklularda, yazınız.İstifâ dîvanı, malî işlerle ilgilenir, en önemli üyesine Müstevfî denirdi. Tuğra dîvanı, ferman, berat, menşur, mektup dahil, yazışmalara tuğra çekerdi. İşraf dîvanı; Müşrif-i memâlik de denilen müşrifin âmirliğinde genel teftiş yapardı.


  • Şehzadelerin yetişmesiyle ilgilenen ata yazınız.-begler, eyalet merkezlerinde güvenlik hizmetleriyle ilgilenen ve şıhne (veya şahne) denilen askerî valiler, mülkî idareden mesul olan âmiller ve zabıta hizmetleriyle "emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker" (iyiliği emredip kötülükten sakındırma) görevini üstlenmiş olan muhtesipler de hükümet teşkilatı içinde yer alırdı.


Adlî Teşkilat (Hukuk) yazınız.

  • Adliye; şer'î ve örfî kazâ olmak üzere ikiye ayrılırdı. Şer'î davalara kadılar bakardı. Kâdı'l-kudât denilen baş kadı, Bağdat'ta bulunur, merkezde mahkeme başkanlığı yapardı.




  • Örfî sultana bildirerek, düzeltme yapılır, hatanın önüne geçilirdi. Kadıların yetişmesine çok dikkat edilirdi.mahkemelerin başında, Emîr-i dâd denilen adalet emîri bulunurdu. Bunlar, devlete, kanunlara ve emirlere karşı gelenlerin davalarına, siyasî suçlara bakarlardı. Bir nevi olağanüstü mahkemeler demek olan Dîvan-ı mezalim'e başkanlık ederlerdi.


  • Kazaskerler (Kadıaskerler), sultana bildirerek, düzeltme yapılır, hatanın önüne geçilirdi. Kadıların yetişmesine çok dikkat edilirdi. ordu mensuplarının davalarına bakardı. Dine aykırı görülen her harekete muhtesip, anında müdahale ederdi. Adliye mensupları, bağımsız olup, büyük dîvana ve eyalet dîvanlara bağlı değildiler.


  • Harezmşahlar Devletinin adlî teş-kilâtı bütün Müslüman-Türk dev-letlerinde olduğu gibi şer’î ve örfî kanunlar idi. Memlekette en çok Hanefî ve kısmen de Şâfiî mez-hebinin hükümleri uygulanırdı. Şer’i mahkemelere kadılar bakmaktaydı. Orduya mensup olanların şer’î meselelerini halletmek için, kazas-kerler yani ordu kadıları vardı.


C klasik osmanl devlet te kilat
C-Klasik Osmanlı Devlet Teşkilatı Müslüman-Türk dev-letlerinde olduğu gibi


A osmanlilarda devlet anlayi i
A-OSMANLILARDA DEVLET ANLAYIŞI Müslüman-Türk dev-letlerinde olduğu gibi

  • Osmanlı Devleti, devlet yönetimi alanında Selçuklular ve İlhanlılardan etkilenmiştir.Osmanlı Devleti’nde yönetim, İslam hukukuna dayanır. Ancak Osmanlı devlet anlayışını boyutlandıran bazı diğer unsurlar da vardır. Bunlar eski Türk geleneği ve fethedilen yerlerin daha önceki uygulamalarıdır.


  • Türk İslam Devletlerindeki adil yönetim, Türk Cihan Hakimiyeti ülküsü ve kanun üstünlüğü anlayışı ile Osmanlı Devleti’nde de devam ettirilmiştir. Bu anlayış “devlet-i ebed müddet”, “nizam-ı alem” ve “kanunu kadim” ile süreklilik kazanmıştır.


2009 s z 2
2009-SÖZ 2 Hakimiyeti ülküsü ve kanun üstünlüğü anlayışı ile Osmanlı Devleti’nde de devam ettirilmiştir. Bu anlayış “devlet-i


2 osmanli devlet merkez te k lati
2- OSMANLI DEVLETİ MERKEZ Hakimiyeti ülküsü ve kanun üstünlüğü anlayışı ile Osmanlı Devleti’nde de devam ettirilmiştir. Bu anlayış “devlet-i TEŞKİLATI




  • I.Murat’tan Osmanlı hükümdarları daha sonra itibaren “Ülke hanedanın ortak malıdır.” anlayışının yerini “Ülke padişah ve oğullarınındır” anlayışı aldı. Bu uygulamayla taht kavgalarının sınırlandırılması ve merkezi otoritenin korunması hedeflenmiştir.


  • 79. Osmanlı Devleti’nde yaşanan taht kavgalarının aşağıdakilerden hangisine ortam hazırladığı savunulamaz?

  • A) Yabancı devletlerin Osmanlı iç işlerine karışmasına

  • B) Merkezî otoritenin zayıflamasına

  • C) Parlamenter sisteme geçilmesine

  • D) Tahta geçme usulünün değiştirilmesine

  • E) Güçlü olanın tahta geçmesine

  • 2007-2


  • 31. Osmanlı Devleti yönetiminde, belli dönemlerde geçerli olmuş ilkelerden bazıları şunlardır:

  • Ülke hanedan üyelerinin ortak malıdır.

  • Devlet yönetimi hükümdar ile oğullarına verilmiştir.

  • Yönetim hanedanın en yaşlı üyesinin hakkıdır.

  • Bu ilkeler, aşağıdakilerden hangisi ile ilgili anlayışı ortaya koymaktadır?

  • Bağımsızlık B) Adalet C) Egemenlik

  • D) Halkçılık E) Eşitlik

  • 1989-ÖSS


  • Şehzadelerin geçerli olmuş ilkelerden bazıları şunlardır: devlet yönetiminde deneyim kazanmaları için sancaklarda vali olarak görevlendirilirlerdi. Yanlarına tecrübeli devlet adamlarından hoca görevlendirilirdi. Bu hocalara Lala denirdi.



  • XVII.yüzyıla kadar devam eden bu taht kavgalarının önüne geçilmesi için tahta çıkan hükümdarın gerekli tedbirler almasına izin verdi.usül I.Ahmet’ten itibaren, “ekber ve erşed” (hanedanın en büyük ve olgun üyesinin tahta geçmesi) şeklinde değiştirildi.


B saray te kilat1
B-Saray Teşkilatı taht kavgalarının önüne geçilmesi için tahta çıkan hükümdarın gerekli tedbirler almasına izin verdi.


C divan h mayun
C-Divan-ı Hümayun taht kavgalarının önüne geçilmesi için tahta çıkan hükümdarın gerekli tedbirler almasına izin verdi.


  • Divan’ın başlıca iki özelliği en taht kavgalarının önüne geçilmesi için tahta çıkan hükümdarın gerekli tedbirler almasına izin verdi.üst yönetim örgütü ve en yüksek mahkeme olmasıdır.


Kubbealt
Kubbealtı taht kavgalarının önüne geçilmesi için tahta çıkan hükümdarın gerekli tedbirler almasına izin verdi.


  • 63. Aşağıdakilerden hangisi,Osmanlılarda devlet işlerinin görüşüldüğü divanın bir karar organı olmaktan çok bir danışma organı olduğunu gösterir?

  • A-Divan görüşmelerinin belli günlerde yapılması

  • B-Divanın gerekli görülen yerde toplanması

  • C-Görüldüğü işlerin özelliklerine göre çeşitli adlar alması.

  • D-Kararlarda son sözün padişaha ait olması.

  • E-Divanda büyük davalara bakılması.


  • Padişahın başkanlığında toplanan divanda siyasi, askeri,adli, ekonomik işler görülür,davalara bakılırdı. Divan, din,dil,ırk, cinsiyet, meslek vb. ayrımı yapılmaksızın herkese açıktı. Divan-ı hümayun toplantılarına vezir-i azam, vezirler, kazaskerler, defterdar ve nişancı katılırdı.


  • Devlet sınırlarının genişlemesiyle askeri,adli, ekonomik işler görülür,davalara bakılırdı. Divan, din,dil,ırk, cinsiyet, meslek vb. ayrımı yapılmaksızın herkese açıktı. Divan-ı hümayun toplantılarına I.Murat zamanında Rumeli Beylerbeyliği kurularak ülke yönetim birimlerine ayrıldı. Böylece ülke eyaletlere,eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara kazalar ise köylere ayrıldı. Yıldırım Bayezıtzamanında da Anadolu Beylerbeyliği kuruldu.


  • 54. Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıta üzerinde uzun süre egemenlik kurmuş olması bu imparatorluğa,

  • I. stratejik bakımdan önemli konumda olma,

  • II. farklı din ve milletlerden çok sayıda kişiyi barındırma,

  • III. merkeziyetçi sistemi benimseme

  • özelliklerinden hangilerini kazandırmıştır?

  • A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II

  • D) II ve III E) I, II ve III 2004


3 osmanli ordusu
3-OSMANLI ORDUSU süre egemenlik kurmuş olması bu imparatorluğa,

  • Kuruluş yıllarında Osmanlı Beyliği’nin düzenli askeri birlikleri yoktu. Gerektiğinde, gazilerden oluşan ve tamamı atlı olan aşiret kuvvetleri, alperenler ve gazi akıncıların tellallar vasıtasıyla bir yerde toplanması sağlanır ve sefere çıkılır. Sınırların genişlemesiyle birlikte bu kuvvetlerin yetersiz olduğu görüldü ve devamlı savaşa hazır, yaya ve atlı bir kuvvetin kurulmasına karar verildi.



1 yaya ve m sellemler
1-Yaya ve müsellemler süre egemenlik kurmuş olması bu imparatorluğa,

  • Orhan Bey zamanında Yaya ve Müsellemler adıyla ilk ordu teşkilatı oluşturuldu. Bu askerlerin yaya olanlarına yaya, atlı olanlarına müsellem adı verilirdi. Savaş zamanlarında iki akçe alırlar diğer zamanlarda kendilerine verilen çiftlikleri ekerlerdi.


2 kapikulu ocaklari
2-KAPIKULU süre egemenlik kurmuş olması bu imparatorluğa,OCAKLARI

I.Murat zamanında pençik oğlanı denilen harp esirlerinin sayısı artınca,bu insanlardan daimi ve düzenli ordunun kurulmasında yararlanmak düşüncesi doğmuştur. Zaten daha önceki Türk İslam devletlerinde de benzeri uygulamalar vardı.Böylelikle Kapıkulu Ocakları oluşturuldu.


  • Kapıkulu Ocakları oluşturulduktan sonra,bu ocaklara sürekli bir kaynak olmak üzere, devşirme usulü ihdas edildi. Böylelikle kapıkulu ocakları hem bir askeri birliğin hem de genelde yönetim mekanizmasının önemli bir kolu olan sistemin kaynağı haline geldi. Kapıkulu askerlerinin bölümleri şunlardı:


2010 lys
2010-LYS sürekli bir kaynak olmak üzere,


A yaya kap kulu ocaklar
a-Yaya Kapıkulu Ocakları sürekli bir kaynak olmak üzere,

  • Acemi Ocağı:Bütün kapıkulu ocaklarının nefer ihtiyacını karşılardı.

  • Yeniçeriler:Kapıkulu askerinin esas unsuruydu. Savaşta ve barışta padişahı korumakla görevliydiler. Üç ayda bir ulufe denen maaş alırlardı.


  • Cebeci Ocağı sürekli bir kaynak olmak üzere, :Silahların tamiri,taşınması ve dağıtılmasında görev alırlardı.

  • Topçu Ocağı:Topların imali ve kullanılmasından sorumlu idi.


Yeni eri
Yeniçeri sürekli bir kaynak olmak üzere,


  • Yeniçeri sokakta bir Yahudi’yi yakalayıp gırtlağına sarılmış :

  • « Meğer Meryem Ana’yı siz Yahudiler öldürmüşsünüz. !Senden O’nun intikamını alacağım ! » demiş.

  • Korkudan dizlerinin bağı çözülen Yahudi:

  • „Kulun kölen olayım, öldürülen Meryem Ana değil, İsa Peygamberdi!“ diye kekelemiş.

  • „Olsun demiş yeniçeri , o da bizim hak peygamberimizdir!.“

  • Yahudi „Aman ağam,aradan bin sene geçti!.“ diye mürur-u zamandan söz edecek olmuş;ama yeniçerinin niyeti kötü:

  • “Zararı yok,demiş,ben şimdi duyuyorum,şimdi intikam alacağım!“


Yeni eri a as 10 b 10 a
Yeniçeri sarılmış :Ağası 10-B-10-A



Soru dev irme sistemi nedir
SORU: Devşirme sistemi nedir? sarılmış :

  • Cevap: Osmanlı Devleti’nde her hıristiyanın oğlunun çocuğu alınmak şartıyla saraya alınırdı.






B atl kap kulu ocaklar
b-Atlı Kapıkulu Ocakları gibi.

Altı Bölük Halkı ( Kapıkulu Sipahileri):Atlı idiler. Yeniçeriler gibi aynı görevi üstlenmişlerdir. I.Murat döneminde Sipah,Silahtar olmak üzere iki bölükten oluşuyordu. 


  • Soru gibi.: Osmanlılarda ordu teşkilatını yazınız.

  • Cevap: Kapıkulu Sipahileri: a-Sol yetimler b-Sağ yetimler c-Sol ögadalar (Sol tüfekçiler) d-Sağ üflemeyiciler (Sağ tüfekçiler)



3 eyalet askerler
3-EYALET ASKERLERİ gibi.

  • a-Tımarlı Sipahiler

  • Eyalet kuvvetlerinin en kalabalık sınıfını tımarlı sipahi denilen topraklı süvariler teşkil ederdi. Osmanlılardan önceki İslam-Türk devletlerinde bulunan “ikta”nındevamı olan ve I.Murad zamanında teşkilatlandırılan tımar sisteminin iki yönü vardı.



T marl sipahi
Tımarlı Sipahi diğer yönüyle de devletin atlı ihtiyacının teminine hizmet ederdi.


  • Tımar sistemine göre,sipahilere devlete kaşı görev üstlenmek koşuluyla tahsis edilen ve adına dirlik denilen gelirler,aslında devlete ait çeşitli vergilerden oluşuyordu.Sipahi,aldığı dirlikle hem geçimini sağlar hem de devlete karşı görevini yerine getirirdi..


  • Devlete ait toprakları tasarruf eden ve kendilerine “ üstlenmek koşuluyla tahsis edilen ve adına dirlik denilen gelirler,aslında devlete ait çeşitli vergilerden oluşuyordu.sahib-i arz” da denilen tımar sahipleri,tasarruf ettikleri yerin yıllık gelirine göre yeme,içme,silah ve at gibi her türlü ihtiyaçları kendilerine ait olmak üzere atlı askerler yetiştirmek zorundaydılar. Bu askerlere cebelü denirdi


  • Soru: üstlenmek koşuluyla tahsis edilen ve adına dirlik denilen gelirler,aslında devlete ait çeşitli vergilerden oluşuyordu.Cebelü nedir?

  • Cevap: Başlık parası


  • 82. Aşağıdakilerden hangisinin, timar sisteminin özelliklerinden biri olduğu savunulamaz?

  • A) Köylünün şikâyet hakkının olması

  • B) Köylünün, dirlik sahibinin malı sayılması

  • C) Köylünün vergi yükümlülüğünün olması

  • D) Köylünün üretimini artırması için dirlik sahibinin önlemler alması

  • E) Köylünün toprağı kullanma hakkını miras bırakabilmesi 2008-2


  • 34. özelliklerinden biri olduğu savunulamaz?Aşağıdakilerden hangisi Osmanlılarda ‘tımar sahibi’ nin yetkilerinden biri değildir?

  • A-Cebelü yetiştirme

  • B-Vergi toplama

  • C-Toprağın işletilmesini sağlama

  • D-Köylüyü yargılama

  • E-Asker toplama

  • 1990-ÖYS



  • Zeamet göre 1000-19.999 akçe arasında olurdu. Sipahi bu gelirin her 3000 akçesi için bir sahipleri gelirlerinin her 5000 akçesi için yine bir cebelübesleyip teçhiz etmekle yükümlüydüler. Bu sistemde toprağın mülkiyeti devlete,ekip biçmesi çiftçiye,vergilerini toplamakta tımarlı sipahiye aitti.


  • Tımarlı sipahiler eyaletlere göre tertiplenirdi. göre 1000-19.999 akçe arasında olurdu. Sipahi bu gelirin her 3000 akçesi için bir Beylerbeyi, eyaletin en yüksek rütbeli komutanıydı. Onun emri altında sancak beyleri, subaşılar,alaybeyleri vardı. Sefer için toplanmak gerektiğinde çeri sürücü denilen görevlilerin denetiminde eyalet bayrağı altında toplanılırdı.


Beylerbey
BEYLERBEYİ göre 1000-19.999 akçe arasında olurdu. Sipahi bu gelirin her 3000 akçesi için bir



B yard mc kuvvetler
b-Yardımcı Kuvvetler bir insana verin”

1-Öncü Kuvvetler

  • Bunlar akıncı,deli gibi hafif süvari ve azepgibi hafif piyade birliklerin-den oluşuyordu. Akıncılar genç, güçlü ve yiğit kişilerden seçilirdi. Akıncılarher türlü ihtiyaçlarını kendileri temin ederler,genellikle düşmandan aldıkları ganimetlerle geçinirler,buna mukabil vergi ödemezlerdi.


2011 lys
2011-LYS bir insana verin”


  • Yine eyalet askeri statüsündeki bir insana verin”azepler ise öncü piyade birliklerindendi. Başlangıçta hafif okçu olarak orduya katılan azepler, daha sonraki dönemlerde öncü piyade kuvveti olarak savaşmışlardır.


B den z kuvvetler donanma
B-DENİZ KUVVETLERİ(DONANMA) bir insana verin”

  • Osmanlı Devleti’nde denizcilik faaliyetleri Karesioğullarının Osmanlı Devleti’ne katılması ile başlamıştır. 1350’lerde Marmara Aydıncık (Edincik) üssünün kurulması ilk adımdır. I.Bayezitzamanında Gelibolu’da ilk tersane açılmıştır.


Barboros hayrett n pa a
BARBOROS HAYRETTİN PAŞA bir insana verin”


Gel bolu tersanes
GELİBOLU TERSANESİ bir insana verin”


Kalyon
KALYON bir insana verin”


  • Osmanlı donanmasının ilk ciddi çatışması bir insana verin”Mehmet Çelebi zamanında oldu. Çalı Bey kumandasındaki Osmanlı donanması 1415’te Venediklilere yenildi. Donanma II.Murat zamanında Karadeniz’de Trabzon İmparatorluğunu tehdit edecek bir duruma ulaşmıştır.


  • Soru: Tersane bir insana verin”

  • Cevap: Kağıt ve kitapların basıldığı yer.



  • D-DEVLET YÖNETİMİNDE DEĞİŞMELER bir insana verin”

  • Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez teşkilatında bir kısmı da taşra teşkilatında olmuştur.Bilhassa tımar teşkilatının bozulması sistemle alakalı birçok alanı etkilemiştir. Şu önemli sonuçları doğurmuştur :


  • Devlet,kapıkulunu çoğaltmak zorunda kaldı. bir insana verin”Bu idari,askeri ve mali sistemin işleyişinin zedelenmesine ve kapıkulu kaynağının çeşitlenmesine sebep oldu.

  • Sayıları çoğalan kapıkullarına ulufeyetiştirmek güçleşti ve merkezi hazinenin yükü arttı.

  • Eyaletlerdeki tımarlı sipahi ile kapıkulu birbirlerine karşı denge unsuru idiler. Birincisi ortadan kalkınca,öteki devlete hükmeder hale gelmiştir.


  • Kapıkulunun sayısı artınca,özellikle devşirme kaynaklı olmayanlar,reaya arasında meslek icra etmeye başlamışlar ve yeni bunalımlar yaratmışlardır.

  • Reaya asker olmaya özenince toprağı bırakmış,üretim azalmıştır.

  • Bu gelişmeleri,XVI.yüzyılın sonlarında bütün Akdeniz dünyasında olduğu gibi,Osmanlı ülkesinde de hızlı bir nüfus artışı ve Avrupa’daki gelişmeler de yakından etkilemiştir.Böylece Osmanlı Devleti,bütün XVII.yüzyıl boyunca yavaş,fakat sürekli bir değişim sürecine girmiş ve temel sistemleri yeni şartlarla karşılaşmıştır.


  • 1-XVIII kaynaklı olmayanlar,reaya arasında meslek icra etmeye başlamışlar ve yeni bunalımlar yaratmışlardır. . Yüzyıldaki Değişmeler

  • a-Merkez Teşkilatı

  • XVII.yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı veraset usulünde belirli bir kural getirilmiş olması (ekber ve erşed=En yaşlı ve olgun hanedan üyesinin tahta geçişi),padişahlığa geçişte rekabeti ortadan kaldırmış ve padişahların yetişme biçimleri de değiştirilmiştir.Sancağa çıkma usulü kaldırılmıştır.(En son III.Mehmet sancağa çıkmıştır.)Saray eğitiminin ardından tahta ailenin en yaşlı üyesinin geçmesi,zamanla devlet işlerinin bütünüyle sadrazamlara bırakılması sonucunu doğurmuştur.

1603--1617


  • XVIII.yüzyıldan kaynaklı olmayanlar,reaya arasında meslek icra etmeye başlamışlar ve yeni bunalımlar yaratmışlardır. itibaren Divan toplantıları Bab-ı Ali’de toplanmaya başlamıştır.

  • Diplomasinin ön plana çıkması ile Kalemiyeönem kazanmaya başlamıştır.Reisülküttablık önem kazanmaya başlarken nişancı önemini kaybetmeye başlayacaktır.


14- kaynaklı olmayanlar,reaya arasında meslek icra etmeye başlamışlar ve yeni bunalımlar yaratmışlardır. Osmanlılarda Devlet Yönetiminde 18.yüzyılda merkez teşkilatında ne gibi değişiklikler meydana gelmiştir?

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................


15- Osmanlılarda Devlet Yönetiminde 18.yüzyılda kaynaklı olmayanlar,reaya arasında meslek icra etmeye başlamışlar ve yeni bunalımlar yaratmışlardır. Taşra Teşkilatında meydana gelen değişmeleri yazınız.

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................

...............................................................................


  • b-Taşra Teşkilatı kaynaklı olmayanlar,reaya arasında meslek icra etmeye başlamışlar ve yeni bunalımlar yaratmışlardır.

  • Eyaletler ve sancaklar ,arpalık usulü denen bir yolla,yüksek dereceli görevlilere gelir kaynağı olarak tevcih edilmeye başlanmıştır. Bunun sonucunda, eyalet ve sancaklara atanan beylerbeyi veya sancak beyleri yerlerine gitmeyip bir vekil görevlendirdiğinden, makamın gerçek sahibi ile fiili sahibi farklılaşmış ve taşrada yaygın bir vekalet uygulaması görülmeye başlamıştır.Bu vekil görevliye müsellim veya mütesellim adı verilmeye başlamıştır.


  • Vekiller ilk önce kapı halkından seçilirken zamanla ayan ve eşraftan kimseler seçilmeye başlamış, bu da daha sonra ayanların iyice güçlenmelerine ve nüfuzlu bir zümre olmalarına yol açmıştır. Tımar usulü önemi-ni kaybedince ayanlar iltizam topraklarını da almaya başlamışlar ve böylece hem yönetici,hem de vergi toplamaya yetkili kişiler konumuna gelmişlerdir.


  • Tımar sistemi zayıflayınca,eyalet ve ve eşraftan kimseler sancaklarda yönetici konumundaki paşalar,işleri bu kez kendi kapılarında topladıkları ve adına sarıca sekban, levenddenilen askerlere gördürmeye başladılar. Savaş dışında boş kalan bu askerler problemler çıkarmaya başladılar. Celali isyanların çıkışında etkileri olmuştur.

  • Tımar sistemi bozulunca reaya da toprağını terk etmeye başlamıştır. Bunlara çiftbozan denmiştir.

  • Tımar sistemi önemini yitirince reayaya yeni vergiler konulmaya başlamıştır.


2 tanzimat d neminde yap lan d zenlemeler x
2-Tanzimat Döneminde Yapılan ve eşraftan kimseler Düzenlemeler x

-İltizam usulü kaldırıldı.

-Hazine gelirlerinin toplanması için muhassıllıklar kuruldu.

-Sancak merkezlerinde Muhassıla yardımcı olmak amacıyla Muhassıllık Meclisleri kuruldu.


  • 2-XIX.Yüzyıldaki ve eşraftan kimseler Değişmeler

  • 1774’ten sonra girilen süreçte,Osmanlı Devleti,klasik kurumlarının fonksiyonlarındaki değişmenin yarattığı sıkıntıları,büyük boyutlu bir organizasyona girmeden çözemediğini anlamaya başladı.O yüzden,XVIII.yüzyılın sonu ile XIX.yüzyılın başında bu sıkıntının en çok duyulduğu bir dönemde Padişah III.Selim zamanında , Batı örnekli daha radikal bir takım düzenlemelere girişildi.


  • a-Merkez Teşkilatı ve eşraftan kimseler

  • II.Mahmut döneminde sadrazam konağında (Bab-ı Ali) toplanan Divan-ı Hümayun’a son verilmiş ve Heyet-i Vükela (Bakanlar Kurulu)’ya geçilmiştir. Sadrazam yerine Başvekalet tabiri kullanılmıştır.

  • Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından sonra askerlik işlerini düzenlemek amacıyla Dar-ı Şura-i Askeri,mülkiye işlerini planlamak için Dar-ı Şura-i Bab-ı Ali, 1838yılında da Meclis-i Vala-i Ahkam-ı Adliye adıyla adli konularla ilgili meclisler düzenlenmiştir.


  • Soru: ve eşraftan kimseler Bab-ı Ali nedir?

  • Cevap:Ali’nin yeri.

  • Cevap: Önce Baba Ali’dir.Halk arasında söylene söylene kısalmıştır.Bab-ı Ali olmuştur.

  • Cevap: Kapı Ali


  • Tanzimat Fermanı’n ve eşraftan kimseler dan sonra devlet işlerini görüşmek amacıyla çeşitli alanlarda yeni meclisler oluşturulmuştur.

  • Başvekalet tekrar sadrazamlığa dönüştürülmüştür.


  • 1876 ve eşraftan kimseler yılında ilan edilen Meşrutiyet’le Anayasalı yönetime geçilmiş,temsilcilerini halkın seçtiği Meclis-i Mebusan , temsilcilerini padişahın seçtiği Meclis-i Ayan oluşturulmuştur. Böylece padişahın yetkileri kısıtlanmış,halk yönetime katılmıştır.

  • 1912’den sonra Meclis ,yeni siyasi partilerin faaliyete geçmesiyle ,parti hükümetlerine sahne olacaktır.


B ta ra te kilat
b-Taşra Teşkilatı ve eşraftan kimseler

  • 1-Tanzimat Öncesinde Yapılan Düzenlemeler

  • XVIII. Yüzyılda kaza,bu fonksiyonunu giderek yitirmiş ve kadının idari yargı denetimi azalmıştır.

  • Eyaletlerde ortaya çıkan boşluğu doldurmak amacıyla 1834 yılında Redif birlikleri kurulmuştur.

  • 1836’da Anadolu’da ve Rumeli’de Müşirlikler oluşturuldu. Eyalet valilerine müşirünvanı verilerek redif birlikleri bunlara bağlanmış ve müşirler hem idari hem de askeri yetkiler üstlenmişlerdir.


  • Müşirliklere bağlı olarak ve eşraftan kimseler feriklikler kurulmuştur.

  • 1833-1836 yılları arasında mahalle ve köylerde muhtarlık teşkilatı kurulmuştur. Böylece ayanların görevlerini muhtarlar almış ve ayanlığın kaldırılması için önemli bir adım atılmıştır.


- ve eşraftan kimseler 1842’de mülki idarede sancağın altında kaza ihdas edildi. Kazaya tayin edilen Kaza müdürü seçimle belirlenecekti.

- Sancakidaresinin başına da Kaymakam atandı.

- Eyalette Büyük Meclisoluşturuldu.Bunun adı 1849’da Eyalet Meclisi adını aldı.

- Sancaklarda oluşturulan Küçük Meclis’te Sancak Meclisiadını aldı.


3 vilayet nizamnamesi le yap lan d zenlemeler
3-Vilayet Nizamnamesi İle Yapılan Düzenlemeler ve eşraftan kimseler

  • 1864 yılında hazırlanan Vilayet Nizamnamesi ile taşra yönetiminde yeni düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeye göre, taşra yönetim birimleri vilayet,liva(sancak),kaza,köydiye birimlere ayrıldı.1871’de köy ile kaza arasına nahiye yeni biryönetim birimi olarak girdi.


  • Sancak yönetiminde kaymakam yerine ve eşraftan kimseler mutasarrıf görevlendirilirken, kaza müdürlüğü kaldırıldı. Kaymakam,kazayöneticisi özelliği kazandı. Nahiyenin başına ise,seçimle nahiye müdürügetirilmesi öngörüldü. 1849’daki Eyalet Meclisi,Vilayet İdare Meclisi,Sancak Meclisi de Liva İdare Meclisi adını aldı. Ayrıca Vilayet Umum Meclisi oluşturuldu.


4 me ruti dare le yap lan d zenlemeler
4-Meşruti İdare İle Yapılan Düzenlemeler ve eşraftan kimseler

1876 yılında ilan edilen Meşrutiyet’le Anayasalı yönetime geçilmiş,temsilcilerini halkın seçtiği Meclis-i Mebusan,temsilcilerini padişahın seçtiği Meclis-i Ayan oluşturulmuştur. Böylece padişahın yetkileri kısıtlanmış,halk yönetime katılmıştır.


Cumhur yet d nem devlet te k latinda gel meler
CUMHURİYET DÖNEMİ DEVLET TEŞKİLATINDA GELİŞMELER ve eşraftan kimseler

  • -Amasya Genelgesi ,Erzurum ve Sivas Kongrelerinde milli iradeden bahsedilmekte ve milli egemenlik hedeflenmektedir.

  • - Meclis-i Mebusan’ın kapatılması üzerine Milli iradenin gerçekleşmesi adına Ankara’da TBMM açıldı.

  • 20 Ocak 1921’de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile Anayasa kabul edildi. 1921 Anayasası hakimiyetin kayıtsız şartsız millette olduğunu ifade ediyordu.


  • 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi. ve eşraftan kimseler

  • 20 Nisan 1924 tarihinde yeni anayasa kabul edildi. Bu anayasa ile güçler ayrılığına doğru adımlar atıldı.

  • 1928 yılında çıkarılan kanunla “Devletin dini İslamdır” maddesi anayasadan çıkarıldı.

  • 1937 yılında Atatürk ilkeleri anayasaya girdi.

  • 1945’ten sonra çok partili hayata geçildi.1946 yılında ilk çok partili seçim yapıldı.

  • Kadınlara 1930 yılında Belediye,1933 yılında Muhtarlık, 1934 yılında da milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi.


ad