slide1 n.
Download
Skip this Video
Loading SlideShow in 5 Seconds..
İnsanın yüzü gülmeli, Sevildiği kadar değil, PowerPoint Presentation
Download Presentation
İnsanın yüzü gülmeli, Sevildiği kadar değil,

Loading in 2 Seconds...

play fullscreen
1 / 20

İnsanın yüzü gülmeli, Sevildiği kadar değil, - PowerPoint PPT Presentation


  • 133 Views
  • Uploaded on

Ekrem ÖLGEN0. İnsanın yüzü gülmeli, Sevildiği kadar değil, Sevebildiği kadar; Sevmeyi bilmeli.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about 'İnsanın yüzü gülmeli, Sevildiği kadar değil,' - matia


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript
slide1

Ekrem ÖLGEN0

İnsanın yüzü gülmeli,

Sevildiği kadar değil,

Sevebildiği kadar;

Sevmeyi bilmeli.

slide2
1955 Ordu/Fatsa Yusuflu Köy'ünde dünyaya geldim. İlkokulu Bahçeler Köyü'nde bitirdim. Daha sonra Samsun İmam Hatip Okulu orta kısmını ve akşam Ticaret Lisesini Samsun'da okudum. Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu'nu kazandım. Üçüncü sınıfta iken, Milli Eğitim Bakanlığı‘ nın açtığı sınavı kazanarak, 1977 Yılında Özlük İşleri Genel Müdürlüğünde memur olarak çalışmaya başladım.

        1978 Yılında hükümetin değişmesiyle birlikte, Aynı il Milli Eğitim Müdürlüğü, Keçiören İlköğretim Müdürlüğü ve Nuh Eskiyapan İlkkoku'luna memur olarak atandım. 1981 Yılında kura çekerek; Trabzon Vakfıkebir Ömer Nakkaş Ticaret Lisesi'nde kısa süre öğretmenlik yaptım. Oradan Beşikdüzü Ticaret Lisesi’ne isteğim üzerine atandım ve altı yıl çalıştım. 1987 yılında da Samsun Ticaret Lisesi'ne yine kendi isteğimle atandım ve oradan emekli oldum.

        Hayatta aldığım en doğru kararlardan biri de, Öğretmenliği seçmiş olmamdır. Öğretmen olmanın onurunu taşımak en büyük ödüldür.

slide3

Şiirlerimin bir bölümüne, sevgili yeğenim Ertan Gümüş, Kendi çizim ve sayfa düzeni ile slayt gösterisi hazırlayıp gönderdi. İlgisinden ve özenli çalışmasından dolayı teşekkür ediyorum.

Ertan Gümüş, 1980 yılında Fatsa’ da dünyaya geldi. Nurten ve Mehmet Gümüş’ün oğullarıdır.

İlkokul 1 ve 2. sınıfı Fatsa’da okudu. 1989 yılında Samsun’a taşındılar. İlkokulunu Samsun’da tamamladı. 1991 yılında İstanbul’a taşındılar. Ortaokulu ve liseyi orada bitirdi.

Dumlupınar Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü mezunudur. Gazete ve reklam sektöründe çalıştı. 2007 yılında asker dönüşü matbaa sektöründe işe başladı ve devam etmekte.

Başta Mağaracılık olmak üzere doğa sporları ile uğraşır. Müzikle ilgilenir. Bağlama ve gitar çalar. Bilgisayar ve karakalem resim çizer. Ağaç oyma ve şekillendirme ile meşgul olur. Para koleksiyonu yapar. İyi bir aşçı sayılır.

Başarılar diliyorum.

Ekrem ÖLGEN

slide4

HERKES TANIR

Dostum dersin, dostun kalmaz.

Düşman dersen, ondan olmaz.

Sayılsa da, biri bulmaz.

Sıfırın ne günahı var.

Top gibidir, zıp zıp zıplar.

Tekmelenir kuvvet toplar.

Boşa gider, tüm hesaplar.

Zaferin ne günahı var.

Başkası yok, kendi marka.

Yaşantısı alaturka.

Yolda yürür, korka korka.

Neferin ne günahı var.

Sözü büyük, lokma küçük.

Pervası yok, rengi uçuk.

Kulak sağır, ense açık.

Zevklerin ne günahı var.

Selam versen, kostaklanır.

Ben derim ki, herkes tanır.

Bukelamun hep saklanır.

Renklerin ne günahı var. 20-04-2007

slide5

İKİ ÇOCUK

İki çocuk;

İki umut.

Bir bulut.

İki hayat.

Bir kilit.

İki çocuk;

Elde simit.

Dilde simit.

Biri satar,

Biri ister.

İki çocuk;

Satan zengin.

Bakan dingin.

Kimse sormaz.

Soran durmaz.

İki çocuk;

Simit; umut.

Yarın; bulut.

Yokluk; kilit.

İşte hayat.

İki çocuk;

Pek ufacık.

Gözler boncuk.

Yüzler soluk.

Yol daracık.

İki çocuk;

Üst baş yırtık.

Yorgun ayak.

Yanda sokak.

Çıkmak yasak.

İki çocuk;

Biri yorgun.

Biri durgun.

Biri işte.

Biri boşta.

İki çocuk;

İki yürek.

Zor yolculuk.

Gelen geçer.

Kim fark eder.

11-03-2007

slide6

İNSAN

İki el bir boğaz için.

Otuz iki diş amele.

Damak der ki, yolu açın.

Rahat vermez yolcu dile.

Kulak duyar, beyni yorar.

Ellerimiz birer maşa.

Göze çarpar haksızlıklar.

Karıştırmaz, akıl paşa.

İki ayak çeker yükü.

Koca göbek, bir asalak.

Elbet taban yaşar şoku.

Yük binince şaşar tarak.

Bel ve boyun itaatkâr.

Başı önde tutar durur.

Ağır aksak vicdan da var.

Arkalarda ayak sürür.

Hele gurur, görünmez dev.

Lastik patlak, hava basar.

Düşünmeden alır görev.

Kendi coşar, korku susar.

13-07-2007

slide7

GEL

Senle başlar süren rüyam.

Düşlerimi bölmeden gel.

Gece gündüz ışır dünyam.

Vakit akşam olmadan gel.

Bülbül şakır güle hayran.

Gülün rengi solmadan gel.

Saat döner, döner her an.

Günün ömrü dolmadan gel.

Gel bana gel, özlemim var.

Yollar bozuk olmadan gel.

Gözüm arar, gönlüm sorar.

Güne yazık olmadan gel.

Gül, kıskansın güneş beni.

Umutlarım sönmeden gel.

Yakın sansın yıldız seni.

Güneş aya dönmeden gel.

Dün yalnızdı, bugün üzgün.

Yoksul yarın gelmeden gel.

Sular akar eskir her gün.

Zaman beni silmeden gel.

11/06/2007

slide8

Hasan’ı,

Sordum Hasan’a.

Dedi;

Ne sorarsın,

Beni,

Bana.

HASAN’I SORDUM

Git.

Hırlıya sor.

Hırsıza sor.

Uğurluya sor.

Uğursuza sor.

Git.

Ara bul.

Bulmak mı zor.

Baktım

Hasan

Cesur.

Bende

Kusur.

Buldum

Hırlıyı.

Dedi;

Hasan

Köyün güzeli.

Efendi,

Yiğit eri.

Benzeri

Bulunmaz.

Onsuz olunmaz.

Aldı,

Tam puan.

On üzeri on.

Vardım

İki numaraya,

Dedi;

Direk gibi.

Yerdedir dibi.

Çarparsan,

Kafanı yarar.

Çatı varsa,

İşe yarar.

Zorlarsan,

Seni yorar.

İşinde,

Aşında.

Dalaşmaz,

Bulaşmaz,

Överler

Onu.

Hakkıdır.

İyi.

Bir de gör,

Övenleri.

Çoğunun,

Dünü bulutlu.

Günün,

Yarısı kurtlu

Onun,

Gölgesinde saklanırlar

Onu,

Överek aklanırlar.

Benden az mı,

Günahları.

 Ardlarındaki

Eyvahları.

Hesap karıştı.

Gittim

Uğurluya,

Dedi;

Senden

İyi olmasın

İyidir Hasan.

İnanmış insan.

Benim,

Uğurumu bilir.

Gelir,

Duamı alır.

Sıra;

Uğursuzda.

Dedi,

Hasan’ım.

Son nefesimde

Canım.

Herkes,

Benden kaçarken.

Beni kollar,

Civanım.

Soruyorum

Kendime;

Hasan,

Nasıl biri

Kime göre

Tanımalı.

Bir Hasan

Sorduk.     

Dört Hasan

     Gördük. 24.09.2007

slide9

BİR TEK ÇİÇEK

Ben yoruldum yol uzadı.

Yolun sonu bulunacak.

Ben darıldım dil uzadı,

Yine yalnız kalınacak.

Öfke balon, sözler iğne,

Şimdi balon delinecek.

Sabır şaşmış, akar yine.

Nasıl geri gelinecek.

Ben-sen-bizle, bir gün daha,

Sabah-akşam, zor olacak.

Haksızı yok, dar bir saha,

Baraj taştı, sel salacak.

Pörtlek gözler, dost günaha,

Kurşun gibi bakışı var.

Artık zaman yok eyvaha,

Suyun kendi akışı var.

Dost arkadaş ne fark eder,

Herkes kendi hesabında,

Yazılmamış, temiz defter.

Yiğit yazar kitabında.

Saat döner, takvim biter.

Bitmez basit hesabımız.

Bir tek çiçek bine yeter,

Ağır bassın sevabımız.

08.10.2007

slide10

ÜÇ ÇOCUK

Üç çocuk,

Bir gofret;

Çocukların elinde.

Biri dalar,

Biri alır.

Küçüğü peşlerinde.

Üç küçük,

Bir ana,

Kendi düşlerinde.

Üçü ister,

Biri sus, der.

Canı dişlerinde.

Üç çocuk,

Bir sokak,

Dar bakkalın, önünde.

Üç çocuk,

Sus demek,

Zor bakkalın önünde.

Üç çocuk,

Üst baş dökük,

Bakkal ters gününde.

Üç çocuk,

İştah açık,

Gofret bitti sonunda.

Üç çocuk

Kırgını yok,

Üçü evin yolunda.

Üç çocuk,

Bir büyük;

Çocukların solunda.

Üç çocuk,

Anne ezik,

Bayat ekmek elinde.

Üç çocuk,

Yokluğa tok,

Hayat cılız kolunda.

Üç çocuk,

Kaçışı yok,

Çekiliyor hesaba.

Üç çocuk,

Evi küçük,

Zoru büyük bir baba.

Üç çocuk,

Dalı kırık,

Neden suçlu acaba.

Üç çocuk,

Eve direk.

Seven girer sevaba

Üç çocuk,

Üçü sıcak.

İç ısıtır sözleri.

Üç çocuk,

Üçü ufuk.

Güler bakar gözleri.

Üç çocuk,

Üçü çiçek,

Ne de tatlı yüzleri.

Üç çocuk,

Üç gelecek,

Düşündürür bizleri.

09.10.2007

slide11

NAMIN YÜRÜR

Bütün ya da, yıkık duvar

Koşan koşar, sende ne var.

Senle olmak yanlış karar.

Adın şehir, namın yürür.

Okul dedik sana geldik,

İş istedik, seni bulduk.

İki tutam saçtan olduk.

Umut kurur, namın yürür.

Yağmur yağar, biter sokak.

Kar yağınca, tutmaz ayak.

Söyle bana neyin kıyak.

Hayat durur, namın yürür.

Biri düşse, bakan olmaz.

Kör bir kuruş yerde kalmaz.

Kırkayaklar, yiğit kurnaz.

Olan olur, namın yürür.

Yalancıktan kahramansın.

Uzaktaysan pek yamansın.

Hem hastasın, hem dermansın.

İçin çürür, namın yürür.

15.10.2007

slide12

DUVAR

Bahçe içinde bir ev.

Çocuklar çıkıyor,

Çocuklar;

Annelerine el sallıyor.

İki kız çocuğu;

Okul yolunda.

Bahçe dışında duvar.

Yaslanmış biri var.

Ellerini kavuşturmuş,

Avuçlarıyla omuzlarını tutar.

Sırtı kamburlaşmış.

Islak,

Belli üşümüş

Yürüyor insanlar,

Dalmış hülyalarına.

Büyük, küçük;

Kendi dünyalarına.

Kimse görmüyor;

Ama var.

Kafasını yana eğmiş,

Göğe bakar.

Buluta;

               Güneşi sorar.

Kim bilir,

Ne düşünür.

Bu günden mi çıkar,

Yarına mı akar.

Bahçe içinde bir ev.

Meyveler,

Çiçekler.

Sararmış yapraklar.

Sonbahar.

Dışında duvar.

Üstünde parmaklık var.

Dış kapıda çocuklar.

İki kız çocuğu;

İşte bu yanda.

Gülerek bakar.

Bahçe dışında duvar.

Bozuk kaldırımlar,

Çukur yollar.

Duruyor insanlar,

Yürüyor insanlar.

El ele,

Kol kola.

Çoğu yalnız.

Nerde gülen yüz.

Korna sesleri,

Sıçrayan çamurlar.

Bağıranlar,

Aldırmayanlar.

Sabahın bereketi.

Günün hareketi.

Gözler ileride,

Hedef  nerede.

Bahçe dışında duvar,

Neyi savar.

Duvar;

Her yerde var:

Gözümüzde,

Sözümüzde,

Duygularımızda.

Duvar içimizde.

Duvar bizde.

17.10.2007

slide13

SABAHIN DOKUZU

Sabahın dokuzu, sokakta telaş,

Herkesin bir zoru, acelesi var.

Duvarlar tutuşmuş, betondan ateş,

Yüzümde çizgiler, terimi yorar.

Sonbahar mevsimi, yazı anarken.

Yeşermiş yapraklar, dalı sarıyor.

Güneşin ışığı, yere sinerken,

Çatlamış topraklar, suyu soruyor.

Sokakta insanlar, insanlar yürür,

İnsanlar koşturur, sokak vurulur.

Sokakta insanlar; kendini görür,

Dünyanın düzeni ondan sorulur.

Çocuklar, yaşlılar, kadın ve erkek,

Sel olmuş akıyor, kendi gölüne.

Binlerin içinde, bini birden tek,

Yürüyor insanlar, bakıp önüne..

Sokakta insanlar yarını arar,

Yarınlar alınmış, bugünde kalır.

Sokakta insanlar, gününe bakar,

Akşama evine bir ekmek alır.

23.10.2007

slide14

SOKAĞA ÇIKINCA

Sokağa çıkınca, dolar çevresi,

Büyük küçük mutlu, eğlence hazır.

Günün ömrü biter, başlar ertesi,

Yine aynı sokak, gönlünce hazır.

Kendi önde yürür, etrafında yay.

İçinden ürperir, yıkılır saray.

Kaçıp kurtulmak mı, durmak mı kolay.

Hayranları coşmuş, kendisi lider.

Sopanın ucunda plastik araba,

Sözlerini tartmaz, oldukça kaba.

Diliyle sopayla girer sevaba,

İtip kakan memnun, gülerek izler.

Yürürken kararı, değişir birden,

Önde kalıverir, geriden giden.

Trafik yeniden alırken düzen,

Kulaklar utanır, kaçarken gözler.

Görenler çekilir, etraf boşalır,

Şaşkınlık artarken, hızlı koşulur.

Varlıklar yok olur, bir kendi kalır.

Dünyanın yükünü, yalnız omuzlar.

Sokağa çıkınca, güler çevresi,

Kapıda duraksar, bakışı gezer.

Onunla kendini bulur çevresi,

O doğan güneşe, gün ona hazır.

04.11.2007

slide15

DALDA Kİ GURUR

Yine coştu, coştu yine duramaz,

Veli kardeş, Agalar’da bir tane.

Demen sakın, yumurtayı vuramaz,

Korkusu yok, nişan alır merdane.

At be kardeş, vur da dönek yüz ile.

Kız tarafı bizi yorar söz ile.

Tabancanın burnu kalkmış havaya,

Tetik düşer, daldan yaprak yollanır.

Yüksek kaya, ses çevirir ovaya,

Herkes susmuş Veli Kardeş kollanır.

At be kardeş, vur da dönek yüz ile.

Kız tarafı bizi yorar söz ile.

Mermi bitti, şarjör çekti belinden,

Komşu şaşkın, üzgün gelin alayı.

Dost akraba, kurtulmalı dilinden,

Bulunmalı bu işin bir kolayı…

At be kardeş, vur da dönek yüz ile.

Kız tarafı bizi yorar söz ile.

Kız tarafı sırasını beklerken,

Tek mermiyle düştü daldan yumurta.

Veli üzgün eve doğru giderken,

Yeni gözde, duruyordu ortada.

Attı kardeş, vurdu döndük yüz ile.

Kız tarafı takdir etti söz ile.

26.11.2007

slide16

GÜNEŞTE NAZ

Gece doğmaz ay ve yıldız,

Gündüz ise, güneşte naz.

Kimsesi yok hepten yalnız.

Kendisine yeter Ayvaz.

İki gözlü ahşap evi,

Çatı göçer zemin kavi,

Ufak tefek, köyün devi,

Gözü açık yatar Ayvaz.

Sofrasında kuru ekmek,

Bardakta su, hazır yemek.

Gülüp durur mutlu demek.

Güne anlam katar Ayvaz.

Çölde duran kuru ağaç,

Gölgesiyle olur ilaç.

Komşuları sevmez mi hiç,

Nasreddin’den beter Ayvaz.

Duygu okur, niyet sezer,

Dokundurur azar azar.

Güldürürken biraz üzer,

Dalgacı ya, atar Ayvaz.

"Yapar keyfin alasını,

Savar işin belasını,

Görmez gözün elasını,

Ciddi dursa, biter Ayvaz."

28.11.2007

slide17

Koca koca insanlar.

Küçük küçük hesaplar.

İki büklüm koşanlar.

Yar… Akraba…Ahbaplar…

Ve onlar:

Dik duranlar.

Yorulanlar.

Yoranlar.

Korkulanlar.

Sarmayı,

Sormayı,

Bilenler.

Cuntaların susturamadığı,

İhanetlerin

küstüremediği

Canlar.

Yarınları,

Umutları,

Sevdaları kesenler.

Karınları,

Avurtları,

Basenleri şişenler.

ÖTEKİLER BERİKİLER

Hasanlar…

Gülşenler…

Büyüdükçe,

Küçülenler.

Küçüldükçe,

Büyüyenler.

Balonlar.

Dumanlar.

İğneden,

Esintiden korkanlar.

Evet onlar.

Yolları ayrılmayanlar.

Kayrılmayanlar.

Çıkar duygusundan

Uzak yaşayanlar.

Tok yatıp,

Kötü düş görenler.

Yalan katıp,

Hayra yoranlar.

Hayranlık duyulanlar;

Terk edilenler.

Milyonları bulanlar;

Yalnız gidenler.

Düşman olmayanlar;

Düşman görülenler.

Dostları kalmayanlar;

Öylesine sorulanlar:

Ö T E K İ L E R.

Hesap vermeyenler,

Hesap soranlar.

Günü görmeyenler,

Dünde duranlar;

Susanlar,

  Karışmayanlar.

Küsenler.

Tartışmayanlar,

Bizler.

Sizler,

Bizler.

Bizler,

Sizler:

El eleyiz.

İçimiz temiz.

Birimiz alırız,

Birimiz kalırız.

Sabır

İle kahır,

Dost olmuş yaşarız.

Sizler,

Ve bizler:

B E R İ K İ L E R

SİZLER,

BİZLER,

ONLAR

BERİKİLER.

ÖTEKİLER.

Neresi yerler,

Kimler nerdeler...

Onlar bizden;

Her biri biz.

Belli yerler;

Biz,

ÖTEKİLERİZ.

20.12.2007

slide18

Direnmek varmış,

Canına yandığım!

Usanıp bıkmadan,

Geriye bakmadan.

Dün,

Bugün,

Yarın

Demeden.

Gün,

Öğlen

Olmadan.

Direnmek varmış.

DİRENMEK VAR

Direnmek varmış,

Canına yandığım!

Gül dalda,

Güç elde

İken.

Fırtınadan

Korkmadan.

Matem günden

Sarkmadan.

Dünü

Özlemeden.

Günü

Gözlemeden.

Sararmadan

Günce.

İkindiden

               Önce;

Direnmek varmış.

Direnmek varmış,

Canına yandığım!

Muhbirler salınırken,

Direnenler alınırken.

Dokuz yüz seksen

Olmadan.

Ağustos dolmadan;

Direnmek varmış.

Kimimiz,

Gibi yaptık.

Kimimiz,

Yana saptık.

Güçsüzlerde

Güç,

Suçsuzlarda

Suç bulduk.

Direnmek varmış.

Direnmek var,

Canını sevdiğim!

Loş ışık

Solmadan.

Gün karanlık

Olmadan...

Kazanımlar

Gider...

Yarın

Beter...

Direnmek varmış,

Ya da, kadermiş,

Dememek;

Çocuktan,

Torundan

Yememek

İçin;

Direnmek var.

Direnmek varmış,

Canına yandığım!

Beşi,

Bir Yerde’ye.

Kapanan perdeye.

Ev bark,

Basana.

Beslemeyip,

Asana.

Ona,

Buna,

Sana,

Bana.

İnsana,

Direnmek varmış.

Direnmek var.

Direnmek var,

Canını sevdiğim!

Karanlığı sevenlere,

Yandaş olup övenlere.

Bebe'ye beşik,

Güneşten ışık

İçin;

Direnmek var.

23.01.2008

slide19

Elleriydi en çok üşüyen.

Kavruk,

Islak,

Kızarmış elleri.

Sararmış tırnakları.

Üfleyerek ısıtıyordu,

Avuç içini.

Üfleyerek ısıtıyordu,

Kendini.

KAR TANELERİ

Yürüyordu insanlar,

Düşen kar taneleri gibi,

Birbirine deymeden.

Yürüyordu insanlar,

Onun elleri gibi,

Bir şey duymadan.

Bakıyordu insanlara,

Kardan soğuk.

Bakıyordu insanlara,

Dünyaya yük.

Ceket yırtık,

Omuzlar eğik,

Boyun çekik.

Üfleyerek ısıtıyordu,

Avuç içini.

Üfleyerek ısıtıyordu,

Kendini.

Düşüyordu;

Manolyalar,

Beyaz güller,

Papatyalar.

Yerde orkideler.

Üşüyordu;

Ayaklar,

Eller.

Kar taneleri;

Kimine çiçek,

Kimine kurşun gibi.

Kar taneleri,

Neşenin,

Hüznün sebebi.

Elleriydi en çok üşüyen,

Üfleyerek ısıtıyordu,

Avuç içini.

Üfleyerek ısıtıyordu,

Kendini.

31.01.2008

slide20

Çizimler & Sayfa Tasarımı :

ŞAİR :

Ekrem ÖLGEN

Ertan GÜMÜŞ