1 / 54

“ÜRETİM OKULU” AKIMI

“ÜRETİM OKULU” AKIMI. GENEL KAREKTERİSTİĞİ ve N. K. KRUPSKAYA: HAYRETTİN MÜLAYİM HEINRICH SCHULZ: M. SIRAÇ ÜRÜNDÜ ROBERT SEIDEL: BUKET AYKURT P. PETROVİÇ BLONSKİ: SEDAT DEMİR PAUL ÖSTREICH: MUSTAFA KALAY. GENEL KARAKTERİSTİĞİ.

kimo
Download Presentation

“ÜRETİM OKULU” AKIMI

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. “ÜRETİM OKULU” AKIMI • GENEL KAREKTERİSTİĞİ ve N. K. KRUPSKAYA: HAYRETTİN MÜLAYİM • HEINRICH SCHULZ: M. SIRAÇ ÜRÜNDÜ • ROBERT SEIDEL: BUKET AYKURT • P. PETROVİÇ BLONSKİ: SEDAT DEMİR • PAUL ÖSTREICH: MUSTAFA KALAY

  2. GENEL KARAKTERİSTİĞİ • İş okulu akımı, “Üretim okulu” akımında köklü bir değişime uğradı. Bu yolla eğitime, ekonomik iş, hatta endüstriyel iş sokularak ona ayrıca da sınıfçı bir karakter eklendi. Üretim okulu, K. Marx’ın düşüncelerinden ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, eğitim tarihi içerisinde uzun bir geleneğe sahiptir. Bu yöndeki fikirleri, klasik ütopyacılarda ve daha sonraları, 18. ve 19. Yüzyıl ütopik sosyalistlerinde görmekteyiz.

  3. K. Marx, “eğitim”den üç şeyi anlıyordu: Birinci: Zihni eğitim, İkinci: Bedeni eğitim, Üçüncü: Politeknik eğitim. Bu, öyle bir eğitimdir ki, bütün üretim süreçlerinin genel ilmi ilkelerini öğretecek ve aynı zamanda çocukları ve gençleri pratik çalışmalara sokacak, her türlü işlerde yararlanılacak temel aletlerin kullanılmasını öğretecektir.”

  4. “Üretim okulu görüşü” Batı Avrupa’da, özellikle Almanya’da, Marxçı Revizyonistler yada onlara yakın yer alan Sosyal Demokratlar tarafından temsil edildi. • Üretim okulu görüşü, ilk defa en geniş sınırları içinde, İhtilal sonrası Rusya’sında gerçekleştirildi. Daha sonra ise,”Politeknik eğitim” sistemi olarak, bütün sosyalist ülkelerde gerçekleştirilmeye çalışıldı.

  5. N.K. KRUPSKAYA • Krupskaya, 1869’da fakir düşmüş bir aristokrat babanın kızı olarak St.Petersburg’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini St.Petersburg’da yaptı. Erken yaşatan itibaren çevresinin sosyal meseleleriyle meşgul olmaya başladı. Bu hususta onun üzerine önceleri Tolstoy’un ve daha sonra da K. Marx ile Fr. Engels’in etkileri büyük oldu. • 1894 yılında Lenin tarafından yönetilen “İşçi sınıfının Kurtuluşu için Savaş Birliği” adındaki örgüte katıldı. 1897’de politik faaliyetleri yüzünden tevkif edildi ve Lenin ile birlikte Doğu Sibirya’daki Şusenskoya adlı yere sürgüne gönderildi. 1898’de burada Lenin ile evlendi.

  6. Görüşleri • Krupskaya, ihtilal sonrası devrenin ünlü Sovyet eğitim reformcusudur. 1917’ye kadar, bir yandan Tolstoy okulu ve diğer yandan da Batı Avrupa eğitim reformu akımlarının etkisi altında kalmıştır. Fakat 1917’den itibaren, tek yanlı olarak marxist eğitim doğrultusuna yönelmiş olmakla birlikte yine de hiçbir zaman Tolstoy’cu menşeini inkar etmemiştir.

  7. Marxist eğitim görüşlerini, çeşitli makaleleri ile birlikte “Halk Eğitimi ve Demokrasi” adlı ana eserinde açıklar. Üzerinde durduğu en önemli reform ilkesi, politeknik eğitim ve öğretim meselesidir. Krupskaya’ya göre, sosyalist bir ülkenin okulunda, teori ile pratik yada öğretim ile üretici iş birleştirilmiş olmalıdır

  8. Ancak böyle bir eğitim yoluyladır ki, insanları çok yönlü, yada her yönlü yetiştirmek mümkün olur. Bu sebeple de Krupskaya, okullardaki öğretimi monoteknik esasta değiştirmek isteyen her çeşit çabaya karşı güçlü bir savaş açmıştır. • Krupskaya, Marxizmin bu temel ilkelerini, politik bir kaygıdan çok, tamamen bir eğitim kaygısından hareket ederek ele alır.

  9. Daha önce Lenin devrinde başlatılan politeknik eğitim reformu hareketlerinin, Stalin devrinde bir tarafa atılması eğilimi başlamıştır. Bunu sonucu olarak Stalin devrinde Sovyet okulları, ideolojik temeller üzerine dayalı birer “kitap okulları” haline dönüştürülmüştür. Krupskaya’nın bu yöndeki çabaları, ancak 1955’lerden itibaren yankı yapmaya başlamıştır. • Krupskaya’ya göre sosyalist eğitimin diğer önemli bir ilkesi, “kollektif eğitim” ilkesidir. Bu ise, yeni yetişen gençlerin kollektif bir yolla, “kollektif bir şuurla” teşhiz edilmesi demektir.

  10. HEINRICH SCHULZ

  11. HAYATI • H.Schulz, 12.9.1872’de Bremen’de doğdu. Önce öğretmenlik mesleğine girdi. 1894’ten itibaren Sosyal Demokrat Parti’ye girip yazar ve başyazar olarak çalışmaya başladı. • Çalışmalarını, özellikle işçi eğitimi ve Sosyal Demokrat Parti okulunun kurulması üzerinde yoğunlaştırdı. • 1919-27 yılları arasında, İçişleri Bakanlığında Sekreterlikte bulundu ve yeni bir Kültür Politikası Bölümünü yönetti. 1926'da "Deutsehe Kunstgemeinscehaft" adlı bir cemiyet kurdu. • H.Schulz, 4.9.1932'de Berlin'de öldü.

  12. GÖRÜŞLERİ • Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin Kültür politikacısı olan H. Schulz, K. Marx ile F. Engels tarafından öne sürülen ilkeleri, okul pratiğine uygulanabilecek şekilde geliştirmeye çalışmıştır. • Sosyal Demokrat Parti’nin 1906 yılında Manheim'deki Kongresi için Schulz'un, Clara Zetkin(1857-1933) ile birlikte "Halk eğitimi ve Sosyal Demokrasi" başlığı altında geliştirdiği altı temel ilke, o zamandan bu yana, Sosyal Demokrat Parti’nin okul programı oldu.

  13. H. Schulz, sosyalist okulun pratiğiyle ilgili taleplerini “Sosyal Demokrasinin Okul Reformu" adlı eserinde anlatmaktadır. • O, burjuva-kapitalist düzenine karşı, “sosyal demokrat toplum” düzenini teklif etmektedir. Buna uygun olarak da sosyalist bir okul ideali sergiler. • Bu okulun dayandığı temel ilke, Marx'da olduğu gibi, iş'tir. Daha açık bir ifadeyle, H. Schulz, iş'ten "sosyal iş"i anlamaktadır. H. Schulz’a göre “insan kendisini sosyal iş’e vakfetmelidir.”

  14. Bu sosyalist görüşe göre, insan kendi özünde, sosyal bir varlıktır. Fakat insan, bu sosyalleşmeyi iş yoluyla kazanır. Bu ilke, eğitim diliyle söylemek gerekirse "insanın sosyal iş sürecine iştirak etmesi"anlamını taşır. • Bu yüzden sosyal işin, okullarda eğitimin ve ders plan ve programlarının merkezini teşkil etmesi gerekir.

  15. Schulz, bu temel ilkenin uygulama şekli üzerinde de durmaktadır. Ona göre çocuklar ve gençler çalışmalı, yaratmalı ve iş görmelidir. Okul, bedeni çalışmanın temel bilgilerini, tekniğin bir çeşit alfabesini vermelidir. • Ayrıca okul, Schulz'a göre, işin önemli unsurlarını ve işin zorunlu aletlerinin kullanılmasını öğretmelidir. Bunun yanında okul, manevi bilgilerin temellerini de öğretmelidir.

  16. H. Schulz, sosyalist eğitim için, şu altı ilkeyi, temel ilke olarak kabul eder: • 1- Eğitimin kamusal oluşu ilkesi, • 2- Öğretimin parasız oluşu ilkesi, • 3- Öğretimin dünyevi olması ilkesi, • 4- Karma eğitim ilkesi, • 5- Ders plan ve programlarının sosyal demokratik esasta biçimlendirilmesi ilkesi, • 6- Birlik okulu ilkesi.

  17. ROBERT SEIDEL (1850–1933) Sosyalist eğitimin ana meselesini çözmek; yani işi, öğretimin temeline yerleştirmek istiyordu. Seidel, kapitalizmin ekonomik düzeninin artık yaşını doldurduğuna inanmaktadır. Biz, bugün üretim vasıtalarının kamu malı olduğu yeni bir düzene geçiş devrinde bulunmaktayız. İşte bu "geçiş devri", yeni bir eğitim ve öğretimi gerekli kılmaktadır.

  18. Seidel'e göre, eğitimdeki yeni yönü, el işi ilkesi teşkil eder. Bu noktada o, Marx'dan ayrılarak, ''fabrika işi" yerine, "el işi"ni esas almaktadır. R. Seidel, eğitimde işe en itibarlı yerin verilmesini talep eder. Bu ise, mevcut "bilgi okulu" ya da "kitap okulu" yerine, "iş okulu"nun geçirilmesiyle mümkün olur.

  19. Büyük bir eğitici kaygısı taşıyan Seider’e göre, iş, yalnızca bedeni esasta faal olma kaygısıyla değil, daha çok "manevi yönde şekillendirici gücü" sayesinde kullanılmalıdır. Seidel, ruh ile bedeni, teori ile pratiği bir birliğe ulaştırarak, insanın her yönlü gelişmesini sağlamak istemektedir.

  20. Görülüyor ki R. Seidel, Marx'dan hareket etmekle birlikte, eğitim reformları için ileri sürdüğü teorik çözüm tekliflerinde, liberal-burjuva İş Okulu akımlarının görüşlerine daha yakın bulunmaktadır.

  21. R. Seidel'e göre, iş ilkesi, 10 yaşına kadarki eğitim kademesinde, öğretimden önce yer almalıdır. Bunun uygulaması için, Fröbel'in "Kindergarten"inin okul ile birleştirilmesini ileri sürer. Yeni öğretim, bahçe işi ve el işi faaliyetleri üzerinde yürütülmelidir. 10–13 yaşları arasında iş ile teorik dersler bir denge içersine sokulurken, 13–15 yaşlarında öncülük, bu defa teorik derslere verilmektedir.

  22. R. Seidel'in "iş dersi"nin uygulanış tarzı, liberal iş okulu akımının tekliflerinden farklı değildir. O, iş dersini, Fröbel'in düşüncelerini daha da ileri götürmek şeklinde anlamaktadır. Tıpkı İş Okulu akımı gibi, Seidel'in de esas amacı, bu yolla çocuklardaki "keşfetme ruhu"nu harekete geçirmektir.

  23. Seidel'in iş eğitimi görüşlerine, "vatandaşlık eğitimi" görüşleri eklenmektedir. Ona göre, devlet vatandaşlığı eğitimi, müstakbel toplumun ana şartını teşkil etmektedir. O, bu eğitiminin muhtevasını, Sosyal Demokratik dünya görüşü doğrultusunda belirtilmektedir.

  24. PAVEL PETROVİÇ BLONSKİ(1884 - 1941)

  25. P. P. Blonski, 1884’de Kiev’de doğdu. • İlk ve Ortaöğrenimini Kiev’de yapmıştır. • Öğrenci iken, Sosyal İhtilalci Partiye üye oldu. • 1908 yılında, Moskova Kız Öğretmen Okulunda psikoloji öğretmeni olarak meslek hayatına başladı. • 1913 yılında doktorasını yaptı. • 1918 yılında, Moskova’daki İkinci Devlet Üniversitesine Profesör olarak atandı. • Moskova “Komünist Eğitim Akademisi” ile “Pedagoji Enstitüsü”nde faaliyet gösterdi. • W. I. Lenin’in tavsiyesi üzerine, 1922’de Âlimler Konseyi’nin Eğitim İlmi Bölümünün başına getirildi. • 1941’de Moskova’da ölmüştür.

  26. GÖRÜŞLERİ: • Blonski, Marx’ın fikirlerini derinliğine işleyerek, sosyalist bir iş eğitimi taslağı geliştirmiştir. • Marx’ın “politeknik eğitim” tanımını tutarlı olarak işleyen ilk ve tek kişidir.

  27. “Yeni İlkokulun Görev ve Metodu” adlı eserinde, temel tutumunu şöyle dile getirir: “İlkokulda çocuk, ön planda teorik bilgiyi değil, yaşamayı öğrenmelidir.” • Ona göre yeni “hayat okulu”nun temel dayanaklarını, “iş eğitimi” ile “cemaat eğitimi” teşkil eder.

  28. Görüşlerini, ayrıntılı olarak “İş okulu” adlı ana eserinde açıklar. • Eser de “üretim okulu”nun teorisi ve uygulamasıyla ilgili esaslar ele alınmaktadır.

  29. G. Kerschensteiner tarafından geliştirilen ve el işini esas alan tipteki “İş Okulu”na karşı çıkar. • Onun tasarladığı iş okulu çağa uygun olan “endüstriyel üretim”i yani fabrika üretimini esas bir öğretim ilkesi olarak gerçekleştirecek cinsten olan bir “üretim okulu” dur.

  30. Eğitimin yalnızca endüstriyel iş yoluyla mümkün olabileceğini savunan Blonski, eğitim alanını yalnızca fabrikalara ve zirai komünlere sınırlandırmaktadır. • Bu kurumlar “okul” adı verilen kurumların görevlerini devralacaklardır.

  31. İş ile öğretimin birleştirilmesi Politeknik Eğitim’in esasını teşkil etmektedir. • İş Okulu’nun temelinde yatan ikinci ana ilke ise “kolektiflik ilkesi”dir.

  32. Buna göre, endüstriyel iş, ancak kolektif bir çalışma yoluyla gerçekleştirilebilir. • Bunda, teker teker her bir işçi, bir iş bütününün yalnızca belirli bir bölümünü yapar. • Sonunda bu bölümler, “bütün” için birleştirilir.

  33. Bu yeni okul, şu kademeleri içerisinde toplar: • Kindergarten (3–7 yaşları): • Bu Kindergarten’lar, okul öncesi eğitim devresindeki bütün çocuklar için mecburidir. • Bu kademenin eğitiminde, oyun, merkezi bir yer tutar. Fakat bu oyun, iş esaslarına göre düzenlenmiştir.

  34. 2. Endüstriyel iş okulunun 1. kademesi (8–13 yaşları): • Bu kademe, "komün"ler içerisinde düzenlenmiş bir hayat tarzı ile özdeştir. • Çocuklar, komünler içerisinde yaşarlar, eğilimlerine uygun düşen işlerle uğraşırlar. • Bu komünlerde bütün çocuklar eşit muamele görürler.

  35. Bu yeni okul, tıpkı “sınıfsız bir toplum" düzenine göre kurulmuştur. • Klasik “sınıf” sistemi kaldırılmıştır. • Geleneksel "dersler" kaldırılıp bunların yerine "somut gerçeklik" girmektedir. • Çocuklar 150–200 kişilik gruplar halinde "çalışma odası" şeklinde düzenlenmiş salonlarda çalışırlar, oynarlar ve dinlenirler. • Büyük aile gibi kendi aralarında bir birlik teşkil ederler.

  36. 3. Endüstriyel iş okulunun 2. kademesi (14–18 yaşları): • Bu kademe ile çocuklar, artık fabrika çalışması içerisine gi­rerler. Blonski bu kademede Marx’ın “politeknik” eğitim görü­şünü ve teori ile pratiğin birleştirilmesi ilkesini esas olarak alır ve der ki:

  37. “Fabrika ve fabrika atölyeleri, gençlerin iş okulunu teşkil ederler.” • Böylece gençler, yetişkin işçilerle birlikte bu okullarda (yani fabrikalarda) çalışırlar ve öğrenirler. • “Ayni zamanda birer okul olan bu fabrikalarda, bilimsel formasyon kazanmış işçiler yetiştirilir.”

  38. Blonski’ye göre bu politeknik eğitim, hem tabiat ve hem de topluma yön verecek insanları yetiştirir. • Görülüyor ki, bu endüstriyel politeknik eğitim, üretici işten hareket etmek suretiyle yeni bir toplumun yaratılmasını sağlayacak bir yolda yürümektedir.

  39. PAUL ÖSTREICH (1878–1959) P. Östreich, 30.3.1878'de Kolberg'de doğdu. 1919'da "Radikal Okul Reformcuları Birliğini kurdu. 1933'de, siyasi sebepler yüzünden görevinden alındı ve kısa bir süre de hapse girdi. Son derece mücadeleci bir şahsiyete sahipti. P. Östreich, 28.02.1959’da Berlin’de öldü.

  40. Görüşleri Birinci Dünya Savaşının hemen ardından Almanya'da, eğitim reformu konusundaki en radikal teklifler, sayıca çok küçük bir eğitimciler çevresinden gelmiştir. Bu çevre, 1919'da Berlin-Schönberg'de Paul Östreich‘in başkanlığı altında toplanan ve kendilerine kısaca "Radikal Okul Reformcuları Birliği” adını veren bir cemiyet idi.

  41. Bunlar, kendi aralarındaki fikir farklarına rağmen, temeldeki sosyalist anlayışta birleşiyorlardı. Kendilerine göre sosyalist bir anlayış içerisinde, ‘okul reformu’ değil, "okul ihtilali" talep ediyorlardı. İşte P. Östreich, bu birliğin sözcülüğünü yapıyordu.

  42. P. Östreich, konuşmalarında ve yazılarında, Marxizm’in, temel görüşüne bağlı olduğunu söyler. Fakat bununla birlikte, sosyalizme götüren gelişmede ahlaki istek ve iradeyi, tarihi gelişim sürecinin zorunlu akışından daha önemli görür.

  43. P. Östreich ahlaki sorumluluğa bağlı bulunmaktadır. Östreich'de söz konusu olan şey, birinci planda ferdin kendi ahlaki aksiyonunun üretilmesidir. Böylece Marx'daki toplumsal gelişme kanununun yerine, Östreich'de ahlak geçmektedir.

  44. Östreich'e göre, insanı ve tarihi harekete geçiren şey ekonomik zorunluluklar değil, sübjektif iradede var olduğu kabul edilen objektif değerler dünyasıdır. P. Östreich, bu değerlerin üretilmesini, eğitimin esas amacı olarak görür.

  45. Östreich'de, ekonomik değerler, eğitimin, tüm amaçlarının kendisine bağlandığı bir temel amaç olmaktan çıkarılmaktadır. Tam tersine o, toplumu eğitim ya da okul yoluyla değiştirmek istemektedir. Bu da fertten geçmektedir.

  46. P. Östreich'in tasarladığı okul modeli, muhtevası yönünden değil, ama isim olarak bir "Üretim Okulu"'dur. Bu okul, Kır Eğitim Yurtları’na benzer bir kuruluş olup; büyük şehir yakınlarına kurulmuş ve bu suretle de daha az tecrit edilmiş bir okuldur. P. Östreich, böyle bir okul yoluyla, insan hayatı için önem taşıyan ve bu hayatın mevcudiyetini sürdürmede onu yetenekli kılan ruhi­ sosyal ve zihni-maddi esastaki değerlerin üretilmesini sağlamak istemektedir.

  47. Bu amaca ulaşmak için, el işi, zihni iş, teknik iş ve iradi esastaki çalışmalardan yararlanmak gerekir. O halde, P. Östreich'e göre üretme, en geniş anlamıyla, her zaman için "insanın yaratıcı esasta faal olması" demektir.

  48. Böylece P. Östreich, tasarladığı insanlık eğitimi yoluyla, insanlığın ve milletin ahlaki esastaki mükemmelleştirilmesinin yollarını ve imkânlarını açmak ve aynı zamanda da üretici esasta faal olmak suretiyle, işin ahlakileştirilmesi ve insanileştirilmesini sağlamayı kendine bir görev olarak kabul etmektedir.

  49. P. Östreich, ekonomi ile okul ilişkisini, ancak eğitim fikrinin buyruğu altında kurmak istemektedir. P. Östreich'in taslağını çizdiği "Üretim okulu", bu sebepledir ki, mesela P. P. Blonski'de olduğu gibi, "çocukların radikal esastaki politeknik-endüstriyel eğitimi"ne karşıdır. Çünkü, ona göre bu tarz bir eğitim, çocukları makineleştirir.

  50. P. Östreich, kuruluş sistemi yönünden bir "Birlik okulu" ("Die Einheitsschule") taslağı çizmiştir" Ona göre bu okul, her insanın hürriyetten hareket ederek hürriyet içinde kendi "tüm insanlığı"na erişmesini ve aynı zamanda da insanlığın kardeşçe bir zihniyet ve eşitlik şuuru içerisinde birlik olmasını sağlayacaktır

More Related