t rk e t m tar h l.
Download
Skip this Video
Loading SlideShow in 5 Seconds..
TÜRK EĞİTİM TARİHİ PowerPoint Presentation
Download Presentation
TÜRK EĞİTİM TARİHİ

Loading in 2 Seconds...

play fullscreen
1 / 84

TÜRK EĞİTİM TARİHİ - PowerPoint PPT Presentation


  • 1833 Views
  • Uploaded on

ÇOMÜ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ EĞİTİM BİLİMLERİ DOKTORA PROGRAMI. TÜRK EĞİTİM TARİHİ. “OSMANLILARDA EĞİTİM” ÖĞRETİM ÜYESİ: Yrd. Doç Dr. Selçuk UYGUN HAZIRLAYAN: Derya SARIDAŞ. OSMANLILAR.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about 'TÜRK EĞİTİM TARİHİ' - chase


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript
t rk e t m tar h

ÇOMÜ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

EĞİTİM BİLİMLERİ DOKTORA PROGRAMI

TÜRK EĞİTİM TARİHİ

“OSMANLILARDA EĞİTİM”

ÖĞRETİM ÜYESİ: Yrd. Doç Dr. Selçuk UYGUN

HAZIRLAYAN: Derya SARIDAŞ

osmanlilar
OSMANLILAR

Oğuzların Kayı boyundan bir Türk topluluğunun 1230 yıllarında Söğüt ve Bilecik yörelerine yerleşmesiyle Osmanoğulları beyliği kurulmuştur. Kurucusu Osman Bey olup 1299’da bağımsızlığını ilan etmiştir.

ERTUĞRUL GAZİ - Aşiret

OSMAN GAZİ - Kurucu, Beylik

ORHAN GAZİ - Devlete geçiş

I.MURAT - Tam devlet

I.MEHMET - İkinci kurucu

II.MEHMET - İmparatorluk

KANUNİ -Avrupa ve Asya'ya yayılan en uygar en güçlü devlet

osmanli beyl n n b y me nedenler
OSMANLI BEYLİĞİNİN BÜYÜME NEDENLERİ

1. Anadolu’nun Durumu: Kösedağ Savaşından sonra Anadolu Türk birliği bozulmuş, çok sayıda beylik kurulmuştur. XIII.yy sonlarına doğru İlhanlıların Anadolu’daki baskısı azalmıştır. Beylikler arasında mücadeleler vardır.

2. Bizans’ın Durumu: Sık sık taht kavgaları olmaktadır. Tekfurlar merkezi dinlememekte ve kendi aralarında mücadele etmektedir. Güçsüz olan ordusunu da Balkanlardan gelebilecek Sırp ve Bulgar saldırıları için kullanmaktadır.

slide6
3.Balkanlar’ın Durumu: Merkezi otorite bulunmamakta. En güçlüleri SIRP ve BULGAR krallıkları olmak üzere, Eflak, Boğdan, Bosna-Hersek gibi küçük prenslikler vardır. Ayrıca Katolik MACAR saldırılarına uğruyorlardı.

4.Osmanlının kurulduğu coğrafi konum.

5.Bizans sınırında bulunması.

6.Tekfurlar arası mücadelelerden istifade etmeleri.

7.Beylikler arası mücadelelere girmemeleri.

8.Sürekli cihat ile uğraşmaları.

9.Türkmenlerin sempatisini kazanmaları ve sürekli göçlerle beslenmeleri.

osmanlilarda genel olarak e t m n zell kler
OSMANLILARDA GENEL OLARAK EĞİTİMİN ÖZELLİKLERİ

1. Medreseler güçlü eğitim kurumları haline gelmişlerdir. Osmanlı dönemi tamamen bir medrese dönemi olarak da nitelendirilebilir.

2. Azınlık çocuklarının üst düzeyde yönetici yetiştirildikleri Enderun adında önemli bir eğitim kurumu vardır.

3. İlköğretim 19.yüzyılın sonlarına kadar basit düzeyde kalmıştır.

4. Osmanlının son dönemlerine kadar ilkokul üstü örgün eğitim kurumlarında yalnızca erkekler öğrenim görmüştür.

slide8

5. Eğitim-öğretimin temel amacı dindir. Müsbet bilimlere ilgi bireyseldir, süreksizdir.

6. Eğitim-öğretim yöntemi aktarmacı ve ezbercidir.

7.Tanzimat dönemine kadar ücretsiz olan eğitim kurumları tazimattan sonra vakıf geliri bulunmayanlarda ücretli olmuştur.

8.Azınlık ve yabancılara öğretim hakkı tanınmıştır. Bu Osmanlıyı daha sonraları siyasi ve ekonomik sorunlara sürüklemiştir.

9.Türkçe , Arapça Farsça karışımı Osmanlıca denen yapay bir dil geliştirilmiştir.

10.Yaygın eğitim; din adamları, ahlakçılar, edipler tarafından yapılmıştır.

11. Eğitimde yenileşmelere önce askeri alanda başlatılmıştır.

kurulu tan e t mde lk yen le me haraketler ne kadar osmanlida e t m
KURULUŞTAN EĞİTİMDE İLK YENİLEŞME HARAKETLERİNE KADAR OSMANLIDA EĞİTİM
  • Fatih’in yaptırmış olduğu medreselerle ülke dışında öğrenime gerek kalmamıştır.
  • Fatih döneminde felsefi ve bilimsel düşünüş Osmanlılara girmiştir.
  • Osmanlı devleri bilime ve bilim adamlarına saygılıdır.
  • Osmanlıda aktif ve gazi insan tipi ilk kuruluş dönemlerinde gözlemlenirken gerileme döneminde orta ve pasif insan tipi ortaya çıkmıştır.
  • Yaygın eğitim kurumu olarak kahvehaneler ortaya çıkmıştır.
osmanli lk d nemler a da beyl kler ve t rk devletler n n e t m
OSMANLI İLK DÖNEMLERİ-ÇAĞDAŞ BEYLİKLER VE TÜRK DEVLETLERİNİN EĞİTİMİ

Osmanlıların İlk Dönemleri:

  • Osmanlı sultanları bilim sever, bilim adamlarına saygılı hükümdarlardı.
  • Osmanlılarda ilk medrese Orhan Bey döneminde İznik’te yaptırılmıştır. İlk müderrisi Kayserili Davut’tur. II.Murat döneminde Muradiye Medresesi ile Bursa eğitim öğretim bakımından büyük önem kazanmıştır. Edirne’nin alınmasıyla bu kentte de bir çok medrese yapılmıştır.
  • Edirnede’ki Darülhadis ve Üçşerefli medrese yapılınca bunlar en üst medrese sayıldı.

Bu bize medreselerin önem derecelerini devlet merkezinde bulunup bulunmamalarıyla geniş ölçüde ilgili olduğunu gösterir.

slide11

Osmanlılarla çağdaş Türk beyliklerinde :

  • Beyliklerin sultanları Arapça ve Farsça’dan birçok alanda birçok eseri Türkçe’ye çevirmişlerdir. Böylelikle Türkçe bilim alanında önem kazanmış.
  • Karamanoğlu Mehmet Bey 1277’de resmi yazışmaların Arapça ve Farsça değil Türkçe yapılacağını belirtmiştir. Herkesin Türkçe konuşmasını istemiştir.
  • Candaroğlulları da Türkçenin eğitim ve bilim dili olmasına önem vermişler. İsmail Bey, fıkıhla ilgili Hulviyyat başlıklı Türkçe bir eser yazmıştır.
slide12

Osmanlılarla çağdaş Türk devletlerinde :

  • Timurlular devletinde Uluğ Bey astronomi ve matematik alanında eserler vermiş hükümdardır.
  • Semerkant'ta bir rasathane kurulmuştur.
  • Türkçenin Farsçaya üstünlüğünü savunan ve Muhakametül Lügateyn adlı eseri yazan Ali Şir Nevai bu dönemde yaşamıştır.
  • Karakoyunlular, Akkoyunlular devletleri bilim severlik nedeniyle birçok kentte medreseler yaptırmışlardır.
fat h ve s leyman ye medreseler n n kurulu u ve e t m d zen
FATİH VE SÜLEYMANİYE MEDRESELERİNİN KURULUŞU VE EĞİTİM DÜZENİ
  • Fatih 1463-1470 yılları arasında bir cami ve iki yanında Sahn-ı Seman ve Tetimme denen medreseler ile bir Muhallimhane denen ilkokul kütüphane, imaret ve aş evi, iki hamam, darüşşifa denen hastane, misafirhaneler yaptırmıştır ve böylelikle Fatih külliyesi denen binalar ve kurumlar topluluğu çıkmıştır.
  • Fatih medreselerinde okutulan dersler hakkında net bilgiler yoktur. Medreselerde hem müspet hem de dini bilimler okutulmuştur. Ama Sahn da yalnızca Yüksek İslami Bilimler, Tetimmelerde dini derslerin yanında bazı din dışı bilimler okutulmuştur. Sahn danişmentlerinin bazıları da nakli bilimleri okuduktan sonra darüşşifada usta çıkar yönetimi ile hekimlerden bu bilimi uygulama içinde öğrenildiği ifade edilmektedir.
slide14

Fatih Külliyesi

ve

Sahn-ı Semân Medresesi

slide15

İstanbul’un fethinden sonra İslam Sünni hüviyetiyle siyasallaşmış ve devletin resmi ideolojisinin temel unsuru haline gelmiştir.

  • Özellikle Fatih, Sahn-ı Seman medreselerine devletin resmi ideolojisini yayma ve üretme görevi vermiştir.Böylelikle Sahn medreseleri devletin istediği devlet adamları yetiştirmiş ve merkezi yönetimim rakipsizliği söz konusu olmuştur.
  • Fatih akli bilimleri felsefeye ve batı uygarlığı ve kültürüne ilgi duymuştur.
  • Fatih Hocazade ve Alaaddin Tusinin Gazalinin Aristo geleneğine mensup filozofların bakış açılarını eleştiren Tahafütü Felasifesi ile İbn-i Rüşdün ona yazdığı cevap olan Tehafütü’l Tehafüt’ü karşılaştırmalarını istemiştir.
slide16

Kanunu Sultan Süleyman mimar Sinan’a devletin eğitim, yargı, fetva, yönetim alanlarında iyi yetişmiş görevli ihtiyacını karşılamak için Süleymaniye Külliyesi denilen binalar topluluğu yaptırmıştır.

  • Dört genel medrese: Evvel, Sani, Salis, Rabi’dir. Bunlarda geleneksel İslami bilimler okutulurdu.
  • Darülhanis Hz. Muhammedin sözlerinin inceletilip okutulduğu en üst düzeyde medresedir.
  • Darüttıp tıp biliminin usta çıkar ilişkisinde öğretildiği yer.
osmanlida medrese d zen okutulan dersler
OSMANLIDA MEDRESE DÜZENİ OKUTULAN DERSLER
  • Medreselerin kesin süreleri yoktur amaç belli kitapları okumaktır. Öğretim yöntemi esas olarak ezberciliktir. Sahn ve Darülhadislerde bugünün lisansüstü denilebilecek bir eğitim öğretim yapılmaktaydı. Osmanlılar öğrenciye talebe, tüllap, talebe-i ulum, danişment, softa, müsteid demişlerdir.
  • Medreselerdeki öğrenci sayısı 20-30’u geçmeyecek şekildeydi. Öğrenci hoca ilişkisi mutlak saygı anlayışına dayanıyordu. Bir medreseyi bitirip diğerine başlayacak olan öğrenciye temessük sahnı bitirene icazetname verilirdi.
  • Medreselerde öğretim dili Arapçaydı. Damat İbrahim Paşa’nın yaptığı medresede de Farsça ilk kez okutulmaya başlatıldı.
medreselerin dereceleri
Medreselerin Dereceleri
  • Müderrisi 20-25 akçe alan “Hâşiye-i Tecrid” medreseleri
  • Müderrisi 30 akçe alan “Miftah” medreseleri
  • Müderrisi 40 akçe alan “Telvih” medreseleri
  • Müderrisi 50 akçe alan “Hariç” medreseleri
  • Müderrisi 50 akçe alan “Dahil” medreseleri,

Tetimmeve Sahn medreseleri

ba l ca bilimler
Başlıca Bilimler

1) Dini- hukuki bilimler: Osmanlı medreselerinde en çok üzerinde durulan bunlardır. Ulum-i Aliye yani yüksek İslami bilimler denen bu ilimler;

Tefsir:Kuran’ın anlamı ve açıklamasını konu alan bilimdir.

Hadis: Hz. Muhammed’in sözlerini inceleyen ve ona ait olup olmadığını araştıran bilimdir.

Fıkıh:İslam hukuku bilimidir.Dini bilimler içinde en çok bu alanda eser yazılmıştır.

Kelam:İslami inançların savunmasını yapan İslam felsefesidir.

2) Müsbet ilimler: Ulum-i Akliye denen felsefe, matematik, astrominin 16.yüzyılın ortalarına kadar bazı medreselerde okutulması söz konusudur.

3) Alet bilimler: Ulum-i Aliye olarak da ifade edilir. Başka bilimleri öğrenmek için araçtır. Başlıcaları Sarf, nahif: Arapçayla ilgilidir. Mantık belagat, Maani, Bedi, İnşa: İfade ve yazımla ilgilidir.

avrupada 15 17 y zyillarda farklila an e t m nedenler ve nasillariyla
AVRUPADA 15.-17. YÜZYILLARDA FARKLILAŞAN EĞİTİM NEDENLERİ VE NASILLARIYLA…
  • Avrupa'da Rönesans ve Reform ile birlikte müspet bilimlerin öğretimi giderek önem kazanmıştır. İlahiyat fakülteleri eski saygınlıklarını yitirmişlerdir. Üniversite dışında bir çok bilgi buluş yapmıştır.
  • Polonyada Copernic, İngilterede Francis Bacon ve Newton, Fransada Pascal, İtalyada Leonard de Vinci, Bruno ve Galile
  • Avrupa'da Rönesansın ve Almanyada Reformun etkisiyle bilimsel çalışmalar giderek artmış özgür düşünce ve akılcılık gelişmiştir. Bu sırada Osmanlı devletinde Yavuz Sultan Selim Mısır fethi sonucunda halifeliği getirmiştir. Bu artık Osmanlının resmi ideolojisine ulaştığı en son noktadır.
  • Osmanlı yönetimi kendisini ve dini siyasi düzenini ideal olarak görmekte ve onu bozulmadan sürdürmeye başlamıştır. Bu da Osmanlının her türlü yeni senteze değişime kendisini sıkı sıkıya kapatma ve her türlü gelişmeye katı bir hale geldiği noktadır.
meslek ve ht sas medreseler
MESLEK VE İHTİSAS MEDRESELERİ
  • Darülhadisler: hadis bilimini daha geniş okutmak için kurulmuştur. Yüksek medrese olarak görülmüştür.
  • Darüttıplar: usta çırak ilişkisi içerisinde tıp biliminin öğretildiği yerlerdir. Süleymaniye Külliyesi içinde açılan Darüttıp tıp öğretiminin ilk kez yüksek düzeyde yapıldığı yerdir.
  • Osmanlı darüşşifalarında ruh ve akıl hastalarına da hizmet verilmekteydi. Avrupa'da delilerin ateşte yakıldığı bir dönemde bu önemlidir.
  • Darülmesneviler: Mevlana Celalettin mesnevisi Mevlevihanelerde okutulmaktaydı.
  • Darülkurralar: Kari(okuyucu) ve Kuran’ı ezberleyen tecvid usulüne göre okuyan hafızlar yetiştirirdi.
medreseler n toplumdak etk l l
MEDRESELERİN TOPLUMDAKİ ETKİLİLİĞİ

Medreselerin etkinliği çeşitli biçimlerde ortaya çıkmıştır: Ulema sınıfını yetiştirerek, şeyhülislam ile gerçekleştirir.

Müderrisler: Sahn düzeyinde görev yaptıktan sonra maddi bakımdan daha iyi olan kadılığa geçerdi.bu durum birçok müderrisin öğretim ve bilimle uğraşmasını engellerdi.

Müderrisler kendilerini tayin eden makamlarca şu durumlarda görevlerden alınırdı:

  • Şer’i özürü olmaksızın görevini terketmek
  • Amirlerine çirkin davranmak, edep dışı sözler söylemek
  • Muidlik ve mülazimliği para ile satmak

Müderrisler asla idam edilmezdi. Ancak Molla Lütfi idam edilmiştir. Bunun altında yatan bürokratik mevkileri ele geçirmek isteyen ulemaların yetenekli, bilgili müderrislere karşı giriştikleri bir oyundur.

slide24
Devlet yönetiminde padişaha ait olan yasama yürütme yargı güçlerini padişah adına kullanan divan, üç kolun temsilcisinden oluşuyordu:

DİVAN-I HÜMAYUN

SEYFİYE İLMİYE KALEMİYE

(ASKERİ BÜROKRASİ) (DİN-EĞİTİM-HUKUK BÜROKRASİSİ) (SİVİL BÜROKRASİ)

Yönetim ve askerlik görevi olan asker sınıfı ifade eder.

Divandaki temsilcileri:

-Veziri Azam

- Kubbealtı vezirleri

-Kaptan-ı Derya

Seyfiye sınıfı hem yönetim

Hem de askerlik görevini

Padişah adına idare ederdi.

Halkın rahat huzur adalet

İçerisinde yaşaması

Temel görevidir.

Mali ve idari işlerin yönetilmesinden sorumlu sınıftır.

Divandaki temsilcileri:

Defterdarlar

Nişancı

Devletin mali işleri ile ilgili yazışmalar, hazine kayıtlarının tutulması kalemiye sınıfının görevidir.

Eğitim öğretim yargı, fetva çıkarma ve yönetimi denetleme görevi bulunurdu.

Divandaki temsilcileri:

-Kazaskerler

-Şeyhülislamlar

Padişah adına yaptıkları bu görevde adaletli olmaları temel kuraldı

m derrislerle ilgili genel bir de erlendirme
Müderrislerle ilgili genel bir değerlendirme:
  • Müderrislik bir araç gibi görülmüştür. Osmanlıda alim yani bilim adamı denince kendi alanında yazılmış eserleri okuyup anlayan ve bunları okutan kimse anlayışı vardır.
  • Müderrisler devamlı bir medreseden bir medreseye geçiş yapmış bu da onların alanlarında derinleşmelerini özgün eser vermelerini engellemiştir. Tüm medreseler farklı bilimsel gelenekleri oluşturmadığı için ve birbirinin benzeri olarak kaldığı için gelişememiştir.
  • Müderrisler dini hukuki bilimlerle ilgilenmiş akli bilimlere ilgi duymamışlardır.
  • Medreselerde insan psikolojisi ve insan zaaflarından kaynaklanan düzensizlikler ve bozulmalar gerçekleşmiştir.
medreseler n bozulma nedenler ve b mler
MEDRESELERİN BOZULMA NEDENLERİ VE BİÇİMLERİ
  • Siyasetin bilim anlayışını baskı altında tutması
  • Her şeyin ve bilimin temelinde iman esaslarının aranması
  • Medrese sisteminin özelliklerinin bilimsel gelişmeyi zorlaştırıcı bir nitelik taşıması
  • Batı ile karşılaştırmaların yapılmak istenmemesi
  • Duraklama ve gerileme döneminde İstanbul ve diğer kentlere göçlerin olması, medreselerin hayır kurumlarına dönüşmesi
  • Devletin maliye ve ordu kurumlarının bozulması
  • Rüşvet hatır gönül adamsendecilik baş göstermesi
slide27

Medreselerin bozulma biçimleri:

Öğretim ve yöntem alanında bozulma: Aklî ve müsbet bilimler programdan çıkartılmış; yalnızca dinî, hukukî bilimler öğretilmiştir. Tartışma, eleştiri yöntemi de terk edilmiş; aktarma, kitabi, dogmatik yöntemler yerleşmiştir

Müderrisliğe atanma yönteminin bozulması: Ders yapılmayan, harap, adı var kendisi ortada olmayan medreselere kayırma yoluyla bazı kişiler müderris atanıyorlardı. Devlet adamları ve müderrislerin oğullarına da daha çocukken müderris ünvânı veriliyor, bunlar bir medresede görevli gösteriliyor, geçimleri sağlanmış oluyordu. Böylelerine alay için beşik ulemâsı denirdi

Disiplin alanında bozulma: xvı.yüzyılın ortalarından itibaren medrese öğrencilerinin disiplini bozulmaya başladı ve bozulma kısa sürede taşrada softa ayaklanmaları denilen büyük boyutlara ulaştı.

Müderrislerin bir kısmı görevlerini savsaklamaya yada hiç görev yapmamaya başlamışlardı

slide28

Medreselerin Islahı

  • Padişahlar kanunnameler çıkararak medreseleri ıslah çalışmasına gitmişlerdir.
  • Kanuni Süleyman, III. Murat ve III. Mehmet çeşitli düzenlemeler yapmıştır ve medreselerin ıslahını sağlamıştır.

Koçi Bey, Katip Çelebi ve başka düşünürler medreselerin ıslahı için görüşlerini bildirmişlerdir.

Fermanlarda bahsedilen bozukluk ve yapılması istenen şeylerden üç hususta ıslahatın üzerinde duruluyor.

  • Talebenin belli bir süre okuması ve derse devamı
  • Müderrislerin derse devamı
  • Kitapların eksiksiz okutulmasıdır.

Doğrusu bir dördüncüsü olarak da talebenin iyi öğrenmeden eline icazet veya vesika verilmemesidir

medrese s stem g n m z e t m s stem kar ila tirmasi
MEDRESE SİSTEMİ-GÜNÜMÜZ EĞİTİM SİSTEMİ KARŞILAŞTIRMASI

Bina düzeni: Medreseler kent mimarisinin önemli bir parçasıdır.

Burs ve sosyal yardımlar: Öğrencilerin tüm ihtiyaçları karşılıksız sağlanırdı.

Programlar: Sınıf değil ders geçme sistemi esastır. Medreselerde dersler arasında uyum söz konusudur.

Kendi işini kendisi yapma: Öğrenciler kendi işlerini kendi yapardı.

Halktan kopmama: Cer sistemi ile halkla kaynaşma, halkı aydınlatmaları, ve mezun olunca görevi yadırgamadan her yerde göreve koşmaları önemlidir.

osmanlida lk ret m
OSMANLIDA İLKÖĞRETİM
  • Okulların kuruluşu: Bu okullar devlet adamları yada varlıklı kişilerin vakıflar yoluyla kurdukları ve giderlerinin vakıf geliriyle karşılandıkları okullardır. Bu okullara mahalle mektebi yada Sıbyan mektebi de denir.
  • Okulların programı: Kuran’ın anlamı açıklanmadan sadece okunuşunun öğretilmesi
  • Öğrenciler: Yetim çocuklar olabileceği gibi mahalledeki kız-erkek çocuklar öğrenim görebilir.
  • Öğretim araç gereçleri ve yöntemi: Öğrenciler hocanın karşısına geçip dersini okur ve yerine geçince sürekli tekrar eder.
  • Disiplin: “Eti senin kemiği benim anlayışı!” hakimdir.
osmanlida sibyan mekteb
OSMANLIDA SIBYAN MEKTEBİ

Fatih Sultan Mehmet Eyüp ve Ayasofya medreselerinde farklı bir program düzenlemiştir.

Bu programdaki ilginç iki özellik:

  • Adab-ı Mubahase ve Usul-i Tedris adında bir derse yer verilmesi; Bu tartışma kuralları ve öğretim yöntemi dersi adına gelmektedir. Bu dersin ilkokul öğretmen adaylarını için özel olarak öngörülmesi önemli bir yeniliktir, bu Türk eğitim tarihi kadar dünya eğitim tarihinde de son derece önemlidir.
  • Fıkıh dersinin bulunmayışı; Fatih bu dersi genel medrese öğrencilerine uygun gördüğü halde ilkokul öğretmeni olacaklar için yararlı bulmamıştır.
slide33

Sıbyan mektebi hocaları içinde bulundukları Sosyo-kültürel ortamla çok iyi kaynaşmış ve toplumun bir parçası olmuştur.Peki bunun nedeni neydi?

  • Hoca geleneksel ve dindar Osmanlı toplumunda toplumsal ve dinsel görevleri olan kutsal bir kişiydi.
  • Hocalar kırsal yörelerde halk gibi çalışırdı. Köylü ve köy sorunlarını yaşardı. Hocalar saygın kişilerdi bu da halk tarafından onlara güven duyulmasını sağlıyordu.
  • Halk hocaları ve mektepleri adam olmanın aracı olarak görmektedir. Bu aradaki adam olma Türklerin insan olmayı ve ahlaki olgunluk kazanmayı önemli gördüğünü ortaya koymaktadır.
osmanlida saray e t m ret m kurumlari
OSMANLIDA SARAY EĞİTİM-ÖĞRETİM KURUMLARI
  • Enderun mektebi
  • Şehzadegan mektebi
  • Meşkhane
slide35

Enderun Mektebinin Kuruluş amacı:

Fatih döneminde tam olarak kuruluşu gerçekleştirilen enderun mektebine başlangıçta devşirme sistemiyle Hrıstiyan tebaanın zeki ve yetenekli çocukları alınırdı.Enderundaki temel amaç iyi bir Müslüman,güvenilir,kabiliyetli devlet adamları yetiştirmekti.

Enderunun özelliği sarayın içinde olmasıdır.Askeri eğitimden güzel sanatlara hatta musiki derslernin de verildiği çok yönlü bir eğitim kurumuydu.Türk ailelerinin yanında Türk İslam gelenek ve göreneklerini öğrenen çocuklar iç oğlan olarak saraya alınırlardı.İç oğlanlar saraydamatematik,tarih gibi konularda üst seviyede eğitimgörürdü.

Yeteneklerine göre sportif faaliyetlerde bulunurlardı.Bir sanat dalında mutlaka uzmanlaşırlardı.Padişahın özel hizmetini yaparak yetişen bu öğrenciler eğitimlerinin sonunda çıkma usulu denen yöntemle birunda ya da taşrada yönetici olara görevlendirilirdi.Yükselme döneminde enderundan birçok vezir,sadrazam ve yüksek dereceli devlet adamları yetişmiştir.

enderun mektebi
Enderun Mektebi

Öğrencilerin sağlanması: Enderun mektebinin öğrenci kaynağı Acemi oğlanlardır. Bunlar iki şekilde sağlanırdı:

-Pençik oğlanları: Savaşta esir alınan Hıristiyan gençlerinin beşte biri şeriata göre padişaha aittir. Bu esir gençlerin Anadolu'da Türk çiftçi ailelerin yanına gönderilmesi ve Türk İslam geleneklerini ve hayatlarını öğrenmesi esas alınmaktaydı.

-Devşirme oğlanları: Fetihlerin artmasıyla askere olan ihtiyaç artmıştır I. Mehmet ve II. Murat dönemlerinde bu sistem uygulanmıştır. Devşirme usulünde 8-20 yaş arasındaki Hıristiyan çocuklardan sağlıklı, güçlü, eli yüzü düzgün uygun olan devşirmelerin alınmasıdır.

Türklerden devşirme: Türk ve Bosnalı diğer Müslümanlardan çocuk ve gençler alınıp yetiştirilmesidir.

slide37

Eğitim ve öğretim düzeni: Enderun mektebine alınan gençlere iç oğlan denirdi. Bunlar üç biçimde yetiştirilirdi:

  • Saray hizmetlerini fiilen yaparak saray işlerini öğrenmek
  • İslami ve bazı Müsbet bilimler alanında kurumsal öğrenim görmek
  • Beden ve sanat eğitimi gibi alanlarda yeteneğine göre eğitim almak
  • Bu üç tür eğitim çalışmaları şu şekilde işlemekteydi 
slide38

Hizmet yoluyla yetişme:

  • Enderun mektebinde hizmet yoluyla eğitim yedi oda içinde verilirdi.
  • Öğrenciler her bir odanın gereklerini 1-2 yıl boyunca yerine getirirdi.
  • Odanın ağa denen başkanları vardı.
  • KutadguBilig de bahsedildiği üzere hizmet yoluyla yetiştirme güvenilir, sadık, yetenekli insan olmasını sağlamaktaydı.
slide39

Kurumsal eğitim-öğretim: Enderun'da yüksek medreseler düzeyinde kitabi eğitim-öğretim yapılırdı. Okutulan dersler; Türkçe, Arapça, Farsça ,Edebiyat, Tarih, Yüksek İslami bilimler ve Matematik

Beden ve sanat eğitimi: iç oğlanlara yeteneklerine göre ok ve cirit atma, ata binme, güreş gibi sporlar yaptırılır. Musiki, şiir, hat gibi sanat dalları öğretilirdi.

  • Toplumdaki etkisi:çeşitli mevkilerde devler adamı yetiştirmiştir(sadrazam, şeyhülislam, kaptanı derya, şair, ressam yetiştirilmiştir.
slide40

Şehzadegan Mektebi: saray içinde şehzadelerin ilköğretime ilişkin bir okuldur. Programı Sıbyan mektebiyle aynıdır.

  • Meşkhane: Yetenekli iç oğlanların musiki öğrendikleri okuldur.
osmanli h k mdarlarinin yet t r l
OSMANLI HÜKÜMDARLARININ YETİŞTİRİLİŞİ

Osmanlı hükümdarlarının yetiştirilişi Devletin güçlü veya zayıf olmasıyla ilişkilidir.

  • Hükümdarın oğlu şehzadeler usta denen genç kızlar tarafından bakılır
  • Sütten kesilince has odadan ağalara verilir
  • 5-6 yaşında şeyhülislamla derslerin başlangıcı gerçekleşir
  • Mualimi sultani ile derslerin işlenişi-Şehzadegan mektebine giderler
  • Sünnet olduktan sonra sancağa çıkış olur(16. yy dan itibaren çıkmamış)
  • Bir lala refakatinde sancak yada vilayete yönetici olarak gönderilirler.
slide43

Sancağa Çıkma:

Belli bir yaşa gelen padişah çocukları, idareciliği öğrenmek ve tecrübe kazanmak için, eyaletlerden daha küçük bir yerleşim birimi olan sancaklara gönderilirdi. Beraberlerinde ise; anneleri, tecrübeli bir devlet adamı olan lalaları, hocaları ve üst düzey yöneticiler olurdu.

Şehzadeler sancağa, başkentte yapılan bir merasimle çıkarılırlardı yanında annesi ve diğer görevliler olduğu hâlde, dualarla sancağına uğurlanırdı. O artık padişah oluncaya kadar "çelebi sultan" ünvanını taşıyacaktır. Selçuklular'da da benzeri bulunan(Atabeylik) bu usul gereği şehzadeler, Anadolu'nun muhtelif şehirlerine gönderilirlerdi. Bugün bile hâlâ "şehzade sancağı" olarak anılan bu şehirlerin en meşhurları; Bursa,İzmit, Manisa, Amasya, Konya, Trabzon ve Kütahya'dır. Bu sancakların diğer bir özelliği ise; hepsinin, Saruhanoğulları, Karamanoğulları gibi beyliklerden alınmış olmalarıdır. Böylece Osmanlı bu yerlere hanedandan bir vali göndererek sınır güvenliğini sağlamış oluyordu.

(II. Mehmet, I. Selim ve I. Süleyman örnekleri)

slide44

Kafeste yetiştirilme dönemi

I.Ahmet,Ekber ve Erşed’i (Büyük ve akıllı olanın) getirdi. Bu kanun gereğince artık şehzadeler içerisinde yaşça en büyük olanın padişah olması öngörülmüştür. Diğer şehzadeler ise sarayda göz hapsinde tutulmuştur.

Bu durum Kafes Usulü adı ile anılmıştır. Kafes usulü sonucunda; Kardeş katli önlenmiştir. Kafes usulü ile birlikte şehzadelerin sancaklara çıkma durumları ortadan kalkmış ve bunun sonucunda, şehzadeler devlet tecrübesinden yoksun olarak yetişmişlerdir. Amacı taht kavgasını önlemektir.

Sancağa çıkmadan padişah olan ilk kişi I. Ahmet’tir. III.Mehmet sancağa çıkan son şehzadedir. Ekber ve Erşed ile kafes usulünün uygulanması şehzadelerin yetişme tarzında değişiklikler olduğunu göstermektedir.

osmanlida asker e t m ret m kurumlari
OSMANLIDA ASKERİ EĞİTİM-ÖĞRETİM KURUMLARI

Osmanlıda askeri eğitim-öğretim için acemi oğlanlar mektebi, mehterhane, cambaz hane adında kurumlar ve askeri sanat mektepleri vardır.

  • Acemioğlanlar mektebi; pençik devşirme usulleriyle sağlanan oğlanların askeri ve bedeni eğitim aldıkları yer.bunların en iyileri Enderuna diğerleri yeniçeri ocağına alınırdı. Bu mektepler Enderundaki gibi kuramsal eğitim-öğretim yapmaktaydılar.
  • Mehterhane: askeri mızıka mektebi
  • Cambazhane: sarayın cambaz ve hokkabazları yetişiyordu
  • Tophane: top döküm yapımı ile ilgili askeri mektep
  • Humbarhane: havan topu denen topların dökümüyle ilgili askeri mektep
  • Tüfekhane: tüfeklerin yapıldığı askeri mektep
  • Kılıçhane: kılıç ve kesici silahlar yapımı ile ilgili askeri mektep
slide46
Osmanlı ordusu kara ve deniz olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktaydı.

OSMANLI ORDUSU

KARA KUVVETLERİDENİZ KUVVETLERİ(DONANMA)

KAPIKULU ASKERLERİ EYALET ASKERLERİ YARDIMCI KUVVETLER

-Tımarlı Sipahiler

-Yayalar ve müsellemler

-Azaplar

-Akıncılar

-Yörükler

-Deliler

-Beşliler

-Sakalar

Bağlı devlet ve beyliklerin gönderdiği kuvvetler

Kapıkuku Piyadeleri

-Acemi Ocağı

-Yeniçeriler

-Cebeciler

-Topçular

-Top arabacıları

-Lağımcılar

Humbaracılar

-Bostancılar

Kapıkuku Piyadeleri

-Acemi Ocağı

-Yeniçeriler

-Cebeciler

-Topçular

-Top arabacıları

-Lağımcılar

Humbaracılar

-Bostancılar

Kapıkuku Süvarileri

-Silahtarlar

-Sipahiler

-Sağ Ulufeciler

-Sol Ulufeciler

-Sağ Garipler

-Sol Garipler

NOT:ALTI ÇİZİLİ OLAN BİRLİKLER KURULUŞ DÖNEMİNDE OLUŞTURULMUŞTUR

slide47
Askeri Eğitim

Osmanlı ordusu içinde birçok ocak bulunmaktaydı her sınıf kendi eğitimini vermekteydi.

Bunlar;tophane;humbarhane;

tüfekhane,kılıçhane,mehterhane.

Ayrıca donanmada da denizcilik eğitimi verilmekteydi.

osmanlida azinlik ve yabanci okullar
OSMANLIDA AZINLIK VE YABANCI OKULLAR

Azınlık Okulları:Fatih İstanbul’u alınca öncelikle Rumlara ve Galata Latinlerine daha sonra ermeni ve Yahudilere haklar tanımıştır.

Azınlık kiliselerinin eğitime el atmalarının nedeni:

  • Eğitim-öğretim dinsel faaliyetlerin içerisindedir.
  • Kendilerini devlet gibi görme, toplumun tüm işlerine bakmaları

Rum okulları: fetihten önce ve sonra faaliyet gösteren Sıbyan mektepleri vardır. Felsefe , ilahiyat, yunan dili, tıp alanında dersler okutuluyordu.

Ermeni okulları: 18. yy da okullaştılar. Eğitim anlayışları şu şekildedir.

  • Öğretmen öğrencileri sözle eğitir dayak yasaktır.
  • Öğretmenler vakit kaybetmeyip öğrencilerinin dersleriyle ilgilenir
  • Öğrencilerin yalnızca Ermenice konuşmasını önem verilir.

Yahudi okulları: Osmanlıya gelişlerinde matbaayı da getirmişlerdir.İstanbul da açtıkları okullarda İbranice, dil bilgisi, Musevilik, hesap, hendese ve tarih, coğrafya okutmuşlardır.

slide49

Yabancı okullar: İlk olarak Fransaya (1535)tanınan daha sonrada tüm batılı devletlerin yararlandığı kapitülasyonlarla yabancı okullar meselesi söz konusu olmuştur.

  • Osmanlıda açılan ilk yabancı okul Galatada Saint-Benoit kilisesi yanında bir okul (1583)
  • Galatada Saint-Georges kilisesi yanında bir okul
  • İlk Protestan Amerikan okulu1824’te Beyrutta açılmıştır.

Amaç misyonerlik ile , dini amaçları taşan, ekonomik, kültürel, siyasi boyutlarıyla başka bir ülkeye nüfus etmektir.

osmanlida memur yet t ren kurumlar
OSMANLIDA MEMUR YETİŞTİREN KURUMLAR

Osmanlıda memurluk ve katiplik önemlidir. Medreseler de az veya çok okuyan kendini geliştiren memur olabilir. İstanbul da önemli hükümet daireleri memur yetiştirmek için çeşitli düzenlemeler yapmıştır.

Bab-ı Ali Mektebi: Ülkenin en önemli memur yetiştiren kurumudur.

A) Kedhüda Bey Dairesi: Sadrazamın yardımcısıdır. Askeri ve dahili işlere bakar.

B) Divan-ı hümayun Kalemi: Siyasi ve harici konularda görevlidir. Padişahtan gelen emir ve fermanların Bab-ı aliye takdim edeceği yazıları yazar.

Bab-ı Defterdari Mektebi: Teknik, bürokratik bilimler ve siyakat denen bir yazı çeşidi öğretilirdi.

Mahkeme Memur adaylarının yararlandığı Bab-ı Fetva mektebi ve askeri işler için sivil memur yetiştiren Bab-ı Seraskeri mektebi memur yetiştiren kurumlardır.

osmanlida halk e t m ali malari
OSMANLIDA HALK EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI
  • Osmanlılarda eğitim öğretim kurum Sıbyan mektebi medrese ve Enderun mektebi idi.İstekli ve yetenekli kişiler ve halkın bir şeyler öğrendiği kendini geliştirdiği başka kurumlar da vardı.
  • Bu otodidakt yetişmeye ve halk eğitimine imkan sağlamaktaydı. Otodidakt yetişme: Örgün eğitim dışında bir takım yaygın eğitim kurumları ve yolları içinde bilgili kişilerden kitaplardan yararlanarak kendi kendini yetiştirmektir.
  • Halk kesiminin asıl bilgilenme ve yetişme yöntemi ise sözlü kültürdür.
slide52

Osmanlılarda Halk Eğitimi Kurumları ve Otodidakt yetişme yolları:

*Camiler

- Genel eğitim ve konferans yeri

-Siyasi eğitim yeri

*Tekke zaviye dergahlar

*Cem evleri, Yaren sohbetleri, Sıra Geceleri

*Kütüphaneler

*Sahaflar, Kitapçılar

*Devlet adamlarının, zenginlerin konakları

*Bilginlerin ediplerin sanatçıların evleri

*Bazı halktan insanların evleri

*Kahvehaneler

*Çırakların eğitimi

*Ortaoyunu karagöz

osmanlida e t m n dar te k latlanmasi
OSMANLIDA EĞİTİMİN İDARİ TEŞKİLATLANMASI
  • Osmanlı devletinde eğitim öğretim alanında en yüksek makam şeyhülislamlıktır. Meşhur şeyhülislamların bazıları: Şemsettin Fenari, Molla Hüsrev ve Molla Gürani, Zembilli ali, Ebussuud
  • Medreselerin merkezdeki üst yönetim organları, ders vekaleti kanalı ile şeyhülislamlık, Rumeli ve Anadolu kazaskerliğidir.
  • Taşrada müftü ve kadıların yetkileri vardır. Medrese düzeyinde ise müderris ve mütevellide sorumludur. Sıbyan mekteplerinin yönetiminde müftü, kadı, mektebin hocası yetkilidir. Enderun mektebinde ise yönetim saraya aittir.
vakiflarin t rk e t m tar h ndek yer
VAKIFLARIN TÜRK EĞİTİM TARİHİNDEKİ YERİ
  • Vakıf kişilerin özel servetlerini toplumun yararına bağışlamaları bu amaçla bazı kurumlar meydana getirmeleridir.
  • 18. yy. da vakıf gelirlerinin devlet bütçesinin yarısına eşit olduğu da Türk insanının yardımseverliğinin ve kendini topluma adamışlığının ölçüsüdür.
osmanlilarda vakif te k lati
OSMANLILARDA VAKIF TEŞKİLATI

Vakıf : Bir müslümanın malının bir bölümünü veya tamamını hayır amacıyla bağışlamasına denir.

Vâkıf : Vakfeden kişiye denir

Mevkûf : Vakfedilen mala denir.

Mütevelli: Vakıf yöneticisine denir

Vakfiye : Kadı huzurunda düzenlenen, vakıf şartlarını belirten sözleşmeye denir.

vakif s stem n n kurulu u ve ali masi
VAKIF SİSTEMİNİN KURULUŞU VE ÇALIŞMASI

Servetini toplum yararına adayan kişi bir belge düzenler buna vakfiye veya vakıfname denir. Burada kurulacak olan medresenin ilkeleri şartları düzeni ve yönetimi ile ilgili bilgiler yer alır.

Türk eğitim tarihinde vakıf sistemi sadece eğitim öğretim müesseselerinin kuruluşlarını değil, onların yönetimini de kapsayan eğitimin idare teşkilatıyla da ilgili bir hukuki kurumdur.

Eğitim öğretim alanındaki vakıflar ikiye ayrılır:

- Örgün eğitimle ilgili vakıflar

  • Yaygın eğitimle ilgili vakıflar

**Zamanla vakıf sisteminde de bozulmalar söz konusu olmuştur.

kabus namenin t rk e itim tarihindeki yeri
Kabus namenin Türk Eğitim Tarihindeki Yeri

Kühistan hükümdarı Keykavus’un oğlu Geylan Şah’a çeşitli konularda öğütler vermek amacıyla yazıp 1082’de bitirdiği Kabusname Fars kültür ve eğitiminin bir ürünü olmakla beraber önemli bir eserdir. İkinci Murat mercimek Ahmet’e bu eseri Türkçeye çevirtmiştir.

Bu eser konuşmanın, yemek yemenin kurallarını, latife yapmanın yolları ve sakıncalarını, cinsel ilişkinin hamama girmenin usullerini, evlilik ve kadın hakkında bilinmesi gereken şeyleri ele alır.

-Çocuk eğitimi

-İlim istemek

-Vezirlik kuralları

-Padişahlık kuralları

slide58
SADİ

İran edebiyatının önemli eserlerinden olan Gülistan ve bostan ahlaki terbiyevi kitaplardır. Gülistan ve Bostan 1928’e kadar okullarda farsça dersi okuma kitabı olarak okutulmuştur. Gülistan farsça öğrenmek için medrese öğrencilerinin ezberledikleri klasik bir kitaptır.

Sadi bütün insanlara hitap eden bir hümanisttir. Eserinde Kur-an’dan ve hadislerden örnekler verir. Sadi’nin eğitimsel görüşleri aynı evrensel ve İslami özelliği taşır.

Sadi bireyin bir gündeki yaşayışı ve davranışları ile ilgili görüşlerini belirtir. Çocuk eğitiminden de bahseder.

1- Bireyin yaşayış ve genel davranışları ile ilgili eğitimsel görüşler

2- Çocuk eğitimi ile ilgili eğitimsel görüşler

3- Bağdat nizamiye medreseleri ile ilgili görüşler

4-Hükümdarların davranışlar ve devlet iaresi konusunda eğitimsel görüşler

amasyali h sey no lu al
AMASYALI HÜSEYİNOĞLU ALİ

Alaettin Çelebi de denilen bu kişi Sıbyan mektebi öğretmenidir. 1453’de Tarikul edep başlıklı bir kitap yazmıştır. Terbiye yolu anlamında gelen nesir ve şiir karışımı eserdir. İçinde ayetler hadisler farsça şiirler vardır.

Yazar eğitim ve öğretimi ailede ve okulda olarak ikiye ayırır.

Okulda eğitimi:

-Öğretmenin nitelikleri

- Öğretmen öğrenci ilişkileri

- Eğitim öğretim yöntemleri başlıkları altında inceler.

haci bayram vel
HACI BAYRAM VELİ
  • Medrese tahsili görmüştür. Müderrislik yapmıştır. Tasavvufla ilgilenmiştir. Öğrencileri arasında Fatih’in hocalarından Akşamseddin vardır.
  • Yazıcıoğlu Ahmet ve Mehmet’de Hacı Bayram Veli’den etkilenmiştir.
yazicio lu mehmet ve ahmet
YAZICIOĞLU MEHMET VE AHMET
  • Yazıcıoğlu Mehmet Muhammediye
  • Yazıoğlu Ahmet Envarü’l Aşıkin adlı eserleri yazmıştır.

*Bu eserlerin amacı geniş halk kitlelerine dini-tasavvufi eğitim vermektir.

kinalizade al
KINALIZADE ALİ

Ahlak-ı Alai adlı kitabı ile medreselerde ve sivil okullarda ahlak derslerine kaynaklık edecek kitabı yazmıştır.

Yazar ahlak eğitimi konusunda eğitim ve çevreye çok önem vermektedir. “Kurdu terbiye etmek boşunadır” inanışına katılmaz.

1- Ahlak ilminde yazar ameli hikmet dediği pratik ahlaktan söz eder.

2- aile ahlakında eşler çocuklar arasındaki ilişkiler ele alınır

3- Devlet ahlakında İslami yönetim ilkelerini bir araya getirmiştir. Bu bir siyasetname özelliğindedir. Devlet başkanının uyması gereken çeşitli ilkeler vardır.

A- herkese eşit davranmak

B- herkesi yeteneklerine göre koruyup gözetmek

C- iyilik ve yardımı herkese eşit ölçüde yapmak

D- Kesinlikle hediye kabul etmemek

E- düşmanın durumunu iyi bilmek

F- gazap halinde hüküm vermemek

Kitap Eflatun ve Aristonun öğütleri ile son bulur.

kat p eleb
KATİP ÇELEBİ

Türk eğitim tarihindeki önemi:

  • Müsbet bilimler hakkında eserler vermesi ve batı bilimini övmesi
  • Medreselerin bozulmasını dile getirmesi, her türlü bağnazlığı eleştirmesi
  • Devlet adamlarına yönetime ilişkin öğütler vermesi
  • Öğrenci ve öğretmenin davranışları konusunda görüşler ileri sürmesi, okuma yazma ve bilim öğrenmenin gereğini belirtmesi
mustafa al
MUSTAFA ALİ
  • Künhü’lAhbar eserinin yazarıdır. Bozulmaya başlayan Osmanlı eğitim ve medrese sistemine ilişkin görüşlerini belirtmektedir.
  • Mustafa Ali Osmanlının ilgili döneminde sosyal ve eğitimsel bozulmaları iyi gözlemlemiştir.

KOÇİ BEY

Eğitim düzenin bozukluğunu görmüş en üst makamlara göstermiş ve gerçekleri de çekinmeden ifade etmiştir.

l tf pa a na ma sari mehmet pa a
LÜTFİ PAŞA-NAİMA-SARI MEHMET PAŞA
  • Lütfi paşa; Enderun'da yetişmiştir, kanuni döneminde sadrazamlık yapmıştır. Asafname kitabını yazmıştır.
  • Resmi tarih yazıcılığı yapan Naima Osmanlı tarihi yazmıştır.devletlerin doğuşu, gelişimi, ortadan kalkışı ilgili bir siyaset teorisi geliştirmiştir.
  • Sarı Mehmet Paşa devlet adamlarına öğütler vermek amacıyla bir kitap yazmıştır.
slide66
NABİ

Divan edebiyatında öğretici şiir türünün önemli temsilcilerinden olan Nabi oğluna öğüt vermek amacıyla Hayriyye adlı manzum bir eser yazmıştır.

  • Şairin hayat felsefesini anlatan başlıklar;

-Bilimler ve ilimler öğrenmek

“Kutsal ilme gece gündüz çalış. Hayvan gibi kalma,ilim öğren”

-Hayat felsefesi

“İşlerin senin elinden çıktığı bir makam olma, yoksa önce huzurunu terk etmen gerekir.”

-Yöneticiler, ulema ve halka ilişkin görüşler

“Devleti böyle perişan eden akılsızlar, cahillerdir.”

erzurumlu brah m hakki
ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI

İbrahim hakkı tasavvuf, felsefe, tıp, astronomi, coğrafya, anatomi,matematik,geometri, fizik, karakteroloji, din, ahlak konularında çok sayıda eser vermiştir.

İnsanları genel olarak eğitmeye çalışmış bir yaygın eğitimcidir.

Görüşlerine ilişkin kuralların başlıkları;

  • Günlük hayatın çeşitli safhaları ile ilgili kurallar
  • Ana-baba ve çocuk ilişkilerinin kuralları

-ana-babanın çocuklarına karşı davranış kuralları

-çocukların ana-babalarına karşı davranış kuralları

  • Öğretmen ve öğrencilerin davranışları ile ilgili kurallar

-öğretmenin ders vermesine ilişkin kurallar

-öğrencinin ders almasına ilişkin kurallar

osmanlida matbaa
OSMANLIDA MATBAA

Matbaa Osmanlı döneminde 1727 de Avrupa’dan alınmıştır.

Osmanlının matbaa hakkındaki bilgileri ve tutumları:

  • Osmanlılar tarafından dini aykırı ve günah gibi düşünülmesi
  • İstanbul da geçimlerini kitap çoğaltma ve yazı yazma olan hattat ve müstensihinlerin geçimlerinden olmaması için matbaanın alınmaması
  • 90 bin hattat var olduğu iddiasıyla matbaaya gerek kalmaması
  • Ülkede yaygın bir eğitim ve kültür ortamı oluşmadığı için matbaaya ihtiyaç duyulmaması
  • Kurana duyulan saygıdan dolayı elle yazmayı sevap ve saygı ile bağdaştırma
  • Yazma eserlerin daha güzel ve göz alıcı olması
  • Elle yazılan kitapların daha güvenilir olduğu inancı
  • Azınlıklardan matbaayı örnek alma durumunun Osmanlının gururuna yedirememesi
brah m m teferr ka
İBRAHİM MÜTEFERRİKA
  • Basım sanatının bir nevi kitabet olduğunu ifade eder. İbrahim müteferrika 17 kitap ve birçok harita basmıştır.
  • Çevirdiği veya kendi yazdığı kitaplar;
  • Tarih-i Afgan: Latinceden çeviridir. İran olaylarına fazla ilgi duyulan bir zamanda basılmıştır.
  • Füyuzat-ı Mıknatısıye: Latinceden çeviridir. Mıknatıs ve pusulayı konu alır.
  • Usulu’l-hikem fi Naizmi’l-ümem: Kendi eseridir. Siyasetname denen eserlere önemli bir örnek sayılır.
t rk e itim tarihi a s ndan matbaa
Türk Eğitim Tarihi Açısından Matbaa
  • Matbaa icadından üç yüz yıl sonra Osmanlıya gelmiştir. Bu Osmanlının eğitim ve bilimin gerisinde kalmasının etkeni olmuştur.
  • Azınlıklar Osmanlılardan önce matbaayı alıp din, sözlük, dil gibi kitaplarını bastırıp çoğaltmışlardır. Böylelikler kendi kitaplarını yaygınlaştırıp okullarında okutmuşlardır.
  • Osmanlıda ilk basılan eser bir okul kitabıdır,Vankulu denen Arapça-Türkçe sözlük çok değerli bir eserdir.
  • İlk basılan bu kitap medrese öğrencilerinin kullandığı sözlük olduğunu için fiyat belirleme politikası ortaya çıkmıştır.okul kitapları ticari kazanç konusu yapılmamıştır,toplumun yararı söz konusu olmuştur.
slide71

İlk kitapların dini değil, müsbet ve sosyal bilimler alanından seçilip basılması Osmanlıdaki gelişimi çabuklaştırmıştır.

  • 1776dan sonra matbaalar çoğaltılmıştır.tıbbiye, harbiye gibi bazı okullar kendi matbaalarını kurmuşlardır.
  • Kitap basımı toplumda bilgi birikiminin artmasını ve kültür düzeyinin yükselmesini sağlamıştır.
  • Matbaa eğitim ve öğretimi bilgi ve haber iletişimini çok kolaylaştırmıştır.
e t mde lk yen le me hareketler d nem
EĞİTİMDE İLK YENİLEŞME HAREKETLERİ DÖNEMİ

Bu dönem eğitimin genel özellikleri:

  • Eğitimde yenileşmeye askeri okullar açılarak başlanmıştır.ilk kez batı dilleri Fransızca ve İngilizce programlara girmiştir.
  • 1826’da yeniçeri ocağı kaldırılmıştır. bu olaya “Vak’a-i Hayriye denir.
  • İlköğretim zorunluluğu ilk kez bu dönemde getirilmiştir.
  • Batı ile ilişkiler artmıştır. İlk kez 1830’larda Avrupa’ya öğrenci gönderilmiştir.
  • Türkçe yayınlanan ilk gazete Takvim-i Vekayi adıyla bu dönemde çıkmıştır. Süreli yayınlar toplumun eğitim ve kültür düzeyini etkilemiştir.
yen le me d nem nde a ilan asker okullar
YENİLEŞME DÖNEMİNDE AÇILAN ASKERİ OKULLAR
  • Yenileşmeler öncelikle askeri okullarda başlamıştır. Çünkü;

1)Osmanlılar savaşlarda yenilgileri artınca Avrupa tarzında bazı askeri yenileşmeleri gerekli görmüşlerdir.

2)18.yüzyılda Osmanlılara gelen yabancı uzmanların askeri yenileşmeyi tavsiye etmeleri

3)Askeri alanda yenileşmeye medreselerin bir şey dememesi bu alanda çalışılmasını mümkün kılmıştır.

slide74

Mühendishane-i Bahri-i Hümayun(1776): ilk askeri deniz okuludur.I. Abdülhamit döneminde açılmıştır.öğretim süresi 3 yıldır.

  • Mühendishane-i Berri-i Hümayun(1795):III. Selim tarafından açılan bu askeri kara okulu; topçuluk, istihkam, haritacılık öğretimi yapıyordu.öğretim süresi 4 yıldır.
  • Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Mamure(1827):tıp ve cerrahlık öğretimi yapan Müslümanlardan tabip ve cerrah yetiştirmeyi amaçlayan askeri okuldur. Süresi 4 yıldır.
slide75

Mekteb-i Fünun-ı Harbiye(1834):Yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra açılan Asakir-i Mansure-i Muhammediye okulu yeterli olmayınca yerine padişahın isteği ile bu okul açılmıştır.okul iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım 8 adet hazırlık sınıfı, ikinci kısım ise mesleki bilgilerin verildiği kısımdır.

Okul kurulduktan hemen sonra Avrupa’dan öğretmen getirilmiştir. Bu okul daha sonra ileri öğretim kurumu haline gelmiştir. Böylelikle sadece subay yetiştiren kuramlar değil öğretmen kaynağı olarak da Türk eğitim tarihinde önemli yer işgal etmektedir.

  • Mızıka-ı Hümayun Mektebi( 1834): Yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla mehterhanede kaldırılmıştır. Onun yerine bu mıkıza mektebi açılmıştır.
yen le me d nem nde a ilan s v l okullar
YENİLEŞME DÖNEMİNDE AÇILAN SİVİL OKULLAR
  • Rüşdiye Mektepleri (1839): Sıbyan mektepleri ile askeri okullar arasında yer alan okullardır.

II. Mahmut tarafından çocuklar rüşt oluncaya okunan bu okul ismini bu şekilde almıştır. Öğrenim süresi 2 yıldır. İlk rüştiyelerin programları: Arapça, sarf ve nahiv, Nuhbe-i Vehbi, Farsça ve Tuhfe-i Vehbi, Türkçe inşa, hat, lügat, ahlak

  • Mekteb-i maarif-i adliye (1839): Sivil memur yetiştirmeyi amaçlamıştır. Programı: Arapça, sarf ve nahiv farsça ve Tuhfe-i Vehbi, hat, kara cümle, darp, taksimdir. Öğrenciler ilerledikçe Fransızca grammer ile hendese, coğrafya, tarih ve politika kitapları da okutulmuştur.
  • Mekteb-i ulum-i edebiye1839: Halka ve memur olacaklara yanlışsız yazı yazabilme, bir konuyu ele kaleme alabilmeyi öğretmek amacıyla açılmıştır.
be kta cem yet lm yes
BEŞİKTAŞ CEMİYET-İ İLMİYESİ

Bu topluluğu oluşturan bilginler;

  • İsmail Ferruh Efendi
  • Şanizade Ataullah Mehmet Efendi
  • MelkpaşazadeAbdülkadir Bey
  • Kethüdazade Mehmet Arif Efendi

Bu cemiyetin önemi; oluşan topluluğun düzenli ve etkili bir şekilde faaliyetlerini sürdürmesi, müsbet bilimler ve batı bilim düşüncesinin verildiği derslerin okutulması ve dört önemli bilginin bir araya gelerek uyumlu biçimde ders vermeleridir.

lk ret m zorunlulu unun get r l
İLKÖĞRETİM ZORUNLULUĞUNUN GETİRİLİŞİ
  • II. Mahmutun 1824’te yayınlamış olduğu bir fermandır. Bu fermanla ilköğretim zorunlu hale getirilmiştir.
  • İlköğretimde okutulacak dersler; Kuran, çocuğun yeteneğine göre tecvid, ilmihal gibi risaleler, İslamın şartları ve din dersleridir.
  • Ferman sadece İstanbul için zorunlu görülmemekle birlikte diğer illere de bildirilmiştir.
misir val s mehmet al pa a nin e t m islahi
MISIR VALİSİ MEHMET ALİ PAŞA’NIN EĞİTİM ISLAHI

Mehmet Ali Paşanın eğitimde giriştiği yenilikler;

  • Ordunun eğitimi için Fransız subaylar getirilmesi
  • Fransa'ya öğrenci gönderilmesi(1826)
  • Tıp okulu açılması(1827)
  • Gazete çıkarılması (1828)
avrupaya renc g nder lmes ve e t me yansimalari
AVRUPAYA ÖĞRENCİ GÖNDERİLMESİ VE EĞİTİME YANSIMALARI
  • 1834’ten itibaren Viyana, Paris ve özellikle Londra’ya askeri öğrenci ve subay gönderilmiştir.

***Amaç nedir?***

  • Askeri okullara yetenekli bilgili öğretmen yetiştirmek
  • Kültürlü ve teknik bilgili subay yetiştirmek
  • Tophane, baruthane, fişekhane,dökümhane gibi askeri fabrikalara mühendis subay yetiştirmektir.
slide81

Avrupa’da okuyanların toplumsal etkileri; Avrupa'dan dönünce önemli görevler üstlenmişlerdir. Böylece askerlik, mühendislik, tıp, güzel sanatlar,edebiyat alanında ülkeye yenilikler görülmüştür.

  • Devletin iç ve dış siyasetinde batı anlayış ve yöntemleri girmiştir. Eğitimde ise kimyager Derviş Paşa, Selim Sabit ve Hoca Tahsin Efendilerin önemli çalışmaları olmuştur.
s mb lzade vehb
SÜMBÜLZADE VEHBİ
  • Tuhfe-i Vehbi, Nuhbe-i Vehbi Ve Lütfiyye-i Vehbi kitaplarını yazmıştır.
  • Tuhfe-i Vehbi, Nuhbe-i vehbi cumhuriyet yıllarına kadar farsça ve Arapça öğretimi kitapları olarak okutulmuştur.
  • Bu kitaplar ezberlenmesinin kolay olması için nazım biçiminde yazılmıştır.
  • Tuhfe-i Vehbi: Farsçayı kelime ezberleterek öğretmek için yazılmış bir sözlüktür.
  • Nuhbe-i Vehbi: Arapçayı kelime ezberleterek öğretmek için yazılmış bir sözlüktür.
  • Lütfiyye-i Vehbi: Ahlak ve davranış kitabıdır.
slide83

Kaynakça

  • Akyüz, Yahya; Türk Eğitim Tarihi, PegemA yay., Ankara 2009.
  • Güven,İ.Osmanlı Eğitiminin Batılılaşma Evreleri.Ankara:Naturel Yayınları,2004.
  • Sakaoğlu, Necdet; Osmanlı’dan Günümüze Eğitim Tarihi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay., 2003.
  • Sarıkaya, Yaşar; Medreseler ve Modernleşme, İz yay., İstanbul 1997.
  • Şanal, Mustafa;”Kuruluşundan Ortadan Kaldırılışlarına Kadar Olan Süre İçerisinde Medreseler”
  • http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/143/17.htm (erişim tarihi 08.03.2010.)
  • Zengin, Z.Salih; II.Meşrutiyette Medreseler ve Din Eğitimi, Akçağ yay., Ankara 2002.
slide84

DİNLEDİĞİNİZ İÇİN

TEŞEKKÜR EDERİM..