1 / 45

Öğrenci Davranışlarını Etkileyen Sınıf Dışı Etkenler

Öğrenci Davranışlarını Etkileyen Sınıf Dışı Etkenler. Öğrenciler benzer uyarılar karşısında farklı davranmaktadırlar. Neden ortam ve uyarıcılar aynı olduğu halde öğrenciler farklı biçimlerde davranmaktadırlar?

nysa
Download Presentation

Öğrenci Davranışlarını Etkileyen Sınıf Dışı Etkenler

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. Öğrenci Davranışlarını Etkileyen Sınıf Dışı Etkenler

  2. Öğrenciler benzer uyarılar karşısında farklı davranmaktadırlar. Neden ortam ve uyarıcılar aynı olduğu halde öğrenciler farklı biçimlerde davranmaktadırlar? • Öğrenci davranışlarını tek tek açıklamak çok güçtür çünkü öğrenci davranışlarını yönlendiren bir çok etmen bulunmaktadır. Bu etmenlerden biri öğrenciler arasındaki bireysel farklılıklardır.

  3. Bireysel farklılıkların temel kaynağı öğrencinin kalıtımsal özellikleri, yetiştiği toplumsal çevre ve öğrenme sonucu kazandıkları davranışlardır.

  4. Her öğrenci, öğretim kurumuna başladığında kalıtımla gelen özellikleri ve etkileşimde bulunduğu sosyal çevreden kazandığı öğrenme ürünü davranışları da beraberinde getirir. • Kalıtım, çevre ve öğrenme etkileşimi sonucunda birbirlerinden farklılaşırlar ve sınıf ortamını farklı biçimde etkilerler.

  5. Toplumsal Çevre • Birey bir çok davranışı yakın çevresindeki kişi ve gruplarla etkileşime girerek öğrenir. Öğrencinin davranışlarını etkileyen kurum ve gruplar ise aile, akran grubu ve okuldur.

  6. Aile • Aile, çocuğun ilk temel ve sosyal davranışları öğrendiği kurumdur. • Ailenin ait olduğu kültürün özellikleri, • anne babanın eğitim durumu, • ailenin sosyoekonomik durumu, • aile üyelerinin çocuğa verdiği değer, • çocukla ilgilenme düzeyleri, • ailedeki çocuk sayısı, • eğitime verdiği önem gibi birçok etmen çocuğun okuldaki davranışlarını etkiler.

  7. Bunlara ek olarak anne-babanın çocuğa karşı davranış ve tutumlarının çocuğun davranışları üzerinde çok önemli etkileri vardır. • Araştırmalar aşırı baskı ve tutumla büyüyen çocukların anne ve babalarından intikam alma, dolayısıyla onları cezalandırma düşüncesiyle suç işlemeye meyilli olduklarını (Johnson, 1987); • bazen de küskün, silik, çekingen, kolaylıkla başkasının etkisinde kalabilen hassas yapıya sahip olduklarını göstermiştir (Mangir ve Başar, 1992).

  8. Bazı ailelerde ise disiplin yok denecek kadar azdır ve ebeveyn çocuklara sıcak davranarak onun davranışlarını denetlemez. • Bunun sonucu olarak aşırı hoşgörüyle yetiştirilen çocuklar bencil, idare edilemez, sabırsız ve anlayışsız olabilir (Aral, 1991).

  9. Yine anne-babanın dengesiz ve kararsız tutumu da çocuğun kişilik gelişimini etkileyebilir. • Ebeveynlerin çocuğun yanında birbirlerini eleştirmeleri, tutarsız davranmaları çocuğun çelişkili, kararsız ve tutarsız bir kişilik geliştirmesine neden olabilmektedir.

  10. Ailelerin tüm bu tutumları çocuğun okul başarısını da etkilemektedir. Bu konuda yapılan araştırma sonuçları aşağıda verilmiştir. • Anne babaların çocuktan okul başarısı beklentileri ile çocukların akademik performansları arasında olumlu bir ilişki vardır (Seginer, 1986).

  11. Aile içi ilişkilerin dengeli ve düzenli olması, çocuğun başarısını olumlu açıdan etkiler. • Aile içinde geçimsizlik olduğu, yeterli sevgi ve ilgiyi görmediği durumlar, çocuğun akademik başarısını olumsuz yönde etkiler (Yavuzer, 1986). • Ev çevresi ve desteği, ailenin eğitime katılımı, öğrencinin okula düzenli devam etmesini sağlar (Wang ve diğerleri, 1993).

  12. Akran Grubu • Akran gruplarının özellikle ergenlik döneminde öğrenci davranışları üzerinde önemli bir etkisi vardır. • Çocuk ergenlik döneminde ailenin kontrolünden çıkarak akran gruplarına yönelir ve bu grupların normlarına uygun davranmaya başlar.

  13. Çocuğun hangi akran grubuna bağlı olacağı çevreye ve okula bağlı olarak değişir. • Eğitime ve akademik başarıya önem veren gruplar çocuğun başarısını olumlu yönde etkilerken; • eğitimin önemini kavramayan gruplar çocuğun okuldan kopmasına ve sınıfta daha fazla olumsuz davranış sergilemesine neden olur.

  14. Okul • Öğrenciler günlük yaşamlarının büyük bölümü okulda geçirmektedirler bu sebeple öğrenci davranışlarının geliştirilmesi ve değiştirilmesinde okula ve öğretmenlere önemli görevler düşmektedir. • Yapılan araştırmalar öğretmen ve okul yönetiminin öğrencinin sosyal çevresinden çok daha etkili olduğunu göstermiştir (Mortimore ve Sammons, 1987).

  15. Ülkemizde de okullar arasında öğrenci başarısı ve davranışları açısından büyük farklılıklar olduğu söylenebilir. Bunun en önemli sebeplerinden biri, okulun ve öğretmenlerin özellikleridir. • Araştırmalar okul iklimini etkileyen üç faktörü işaret etmektedir. Bunlar; • Okulun akademik görevlerini ön plana çıkarması, • Okulun açık ve tutarlı kurallarının olması ve bu kurallara uyulmasının sağlanması, • Okulda kişiler arasındaki ilişkinin güçlü olması olarak sıralanmaktadır.

  16. Okuldaki öğretmenlerin tutumları, davranışları ve kullandıkları öğretim yöntemleri de öğrenci davranışlarını etkileyen diğer önemli faktörlerdir. Öğrencilerin daha olumlu davranış sergilemelerini sağlayan öğretmenler; • ders içi etkinlikleri öğrenci ihtiyaçlarına uygun olarak düzenleyen, • düşük yetenekteki öğrencilere katılımcı yöntemler uygulayan, • sınıf içinde karşılaşılan problemlerin çözümünde demokratik yaklaşım benimseyen • Öğretim ortamını araç ve materyallerle zenginleştiren öğretmenler olarak sıralanabilir.

  17. Toplumsal Değişme ve Öğrenci Davranışları • Okullarda istenmedik öğrenci davranışlarının artması ile toplumun yapısı; okul, aile gibi toplumsal kurumların özellikleri ve kültürel özellikler arasında yakın ilişki bulunmaktadır. • Ülkemizde son yıllarda yoğunlaşan sorunların nedenini anlayabilmek için öncelikle toplumunda nelerin değiştiğini ve değişmelerin öğrenciler üzerindeki etkisinin incelenmesi gerekmektedir.

  18. Tüm toplumlarda, toplumsal değişme eğitim kurumlarını da etkilemektedir. Türkiye’de Cumhuriyet’in kurulmasından sonra, eğitim sisteminde büyük yapısal değişimler meydana gelmiştir. • Ancak sınıf disiplinini etkileyen değişimin temelleri 1980’li yıllarda teknolojinin insan yaşamına girmesi ve Türkiye’nin kapılarını Batı’ya açmasıyla hızlanmıştır. • Bu dönemdeki değişmeler, temel başlıklar halinde aşağıda kısaca açıklanmaktadır.

  19. Ailedeki değişimin öğrenci davranışları üzerindeki etkisi • 1.Ailelerin çocuk yetiştirme konusundaki yaklaşımları • Geleneksel toplum yapısının hakim olduğu ülkemizde, geçmiş yıllarda çocuk yetiştirmede katı disiplin davranışı uygulanmaktaydı. Geleneksel ailelerde çocuklara, büyüklere saygı ve onların sözlerine koşulsuz uyma davranışı öğretilmektedir. • Çocuklar öğretmene eti senin kemiği benim anlayışıyla teslim edilirdi.

  20. Bu eğitim anlayışı halen kırsal bölgelerde ve eğitim düzeyi düşük geleneksel ailelerde süregelmekle birlikte her geçen gün bu tür ailelerin sayısı azalmaktadır. • Otoriteye mutlak saygının öğretildiği ailelerden gelen öğrenciler, okulda genellikle disiplini bozucu davranışlarda bulunmazlar. • Bu çocuklar aile içinde kurallara uymayı öğrendikleri için okul kurallarına uyarlar.

  21. Toplumda bireylerin uyma davranışını göstermesi toplumsal kurallara uyması toplumun bütünlüğünün sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. • Ancak, uyma davranışının sorgusuz ve koşulsuz olması demokratik toplumlarda sorunlar yaratmakta ve gerçek demokrasiyi engellemektedir. • Otoriteye sorgusuz itaat eden bireyler, yönetimde arkasına sığınacakları güçlü bir lider arayışı içinde oldukları için genellikle ya radikal gruplara katılma ya da otorite tarafından kendilerine sunulan olanaklarla yetinmektedirler.

  22. Bu sebeplerden dolayı baskıcı otoriteye boyun eğen çocuk yetiştirme biçimi tartışılmaya başlanmış ve zamanla yerini çocuğun kişiliğinin gelişimine olanak sağlayacak daha serbest ve demokratik bir eğitim anlayışına bırakmıştır. • Bu anlayış çocuklara özgür düşünce ve davranma alışkanlığı kazandırmayı ve kendilerini rahatlıkla ifade edebilmelerini hedeflemektedir.

  23. Büyük şehirlerde okuyan öğrencilerle öğretmenler arasında yaşanan çatışmanın en önemli kaynaklarından biri budur. • Geleneksel aile yapısından gelen öğretmenler, ailelerinden gördükleri terbiye biçimiyle öğrencilerinin davranışlarını karşılaştırdıklarında, onları bir türlü anlayamamaktadır. • Bu tip öğretmenler kendi kurallarına uyan, kendi istediklerini tartışmasız kabul eden öğrenciler beklemektedir. • Bu özelliklere uymayan öğrencileri ise uyumsuzlukla suçlamaktadırlar.

  24. Bununla birlikte bazı aileler de özgür, kendini ifade eden çocuk yetiştirmek adına hiçbir kural tanımayan çocuklar yetiştirmektedirler. • Bu öğrenciler kurallara uymayı aile ortamında öğrenmedikleri için, özellikle eğitim yıllarının başında öğretmenler için sorun kaynağı olmaktadır.

  25. Bireylerin toplumsal değişime ayak uydurması, yaratıcı ve üretken olabilmesi için demokratik aile yapısının egemen olması istenilen bir olgudur. • Bu nedenle öğretmenlerin demokratik ortamda yetişen bu nesli anlaması ve onlara uygun eğitim ortamları düzenlemesi gerekmektedir.

  26. 2.Aile yapısında meydana gelen değişmeler • Aile anne, baba ve çocuklardan oluşan en küçük toplumsal birim olarak tanımlanmakla birlikte bu tanıma uymayan bir çok aile göze çarpmaktadır. • Özellikle kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmasıyla birlikte boşanma oranı giderek artmış ve parçalanmış ailelerle çok sık karşılaşmaya başlanmıştır.

  27. Boşanma anlaşarak gerçekleştiği, anne ve baba sorumluluklarını üstlenmeye devam ettiği sürece çocuklar çok fazla sorunla karşılaşmamakla birlikte, • boşanmaların çoğu, çocuklarda derin psikolojik etkiler yaratmakta ve bu etkiler çocuğun okul yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir.

  28. 3. Ebeveynlerin çalışma koşullarındaki değişmeler • Çalışan annelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenemeyecekleri, evde anne eksikliğinin çocuklar üzerinde olumsuz etki yaratacağı düşünülmektedir. • Ancak araştırmalar annenin çalışıp çalışmamasının çocuğun davranışları üzerinde bir etkisi olmadığını göstermiştir.

  29. Annenin çalışması çocuğu doğrudan etkilememekle birlikte, ebeveynlerin çalışma koşullarının ya da yaşantılarının çocuğu etkilediği görülmüştür. • Araştırmalara göre, çok ve uzun çalışma gerektiren, güvencesi olmayan işler kişide stres yaratmakta ve bu durum hem aile yaşantısını, hem de çocukları olumsuz yönde etkilemektedir.

  30. Ülkemizde de özel sektörün güçlenmesi sonucu çalışanların iş güvencesi azalmış, bu çalışan ebeveynlerin stresini artırmakta dolayısıyla çocuklarını da olumsuz yönde etkilemektedir.

  31. Teknolojik Gelişmenin Öğrenci davranışları üzerindeki etkisi • 1980’li yılların sonu ve 1990’lı yıllarda çocukların günlük yaşamını etkileyen en önemli teknolojik gelişim renkli ve çok kanallı televizyon ile bilgisayarların yaygınlaşmasıdır. • Televizyonun yaygınlaşmasından önceki dönemde bireyi bilgilendirici ve eğlendirici en önemli kitle iletişim aracı radyo ve basılı yayındı.

  32. Bu araç çocuklarda ve gençlerde dinleme becerisinin gelişmesine katkıda bulunuyordu. Bu beceri de çocukları okullarda yaygın biçimde uygulanan anlatım yönetimine dayalı öğrenmeye hazırlamaktaydı. • Eğitim düzeyi yüksek ailelerde çocuklar basılı yayına daha rahat ulaşabildikleri için okuma alışkanlığı kazanabiliyorlardı.

  33. 1980’li yıllarda televizyonun ve yayın saatlerinin yaygınlaşmasıyla, televizyon çocuk ve gençlerin yaşamında önemli bir rol oynamaya başladı. • Televizyon görme ve işitme duyularına hitap eden bir araç olunca çocuklar yaşadıkları yakın çevre ve bunun dışında kalan yeni yaşama dair yeni bilgi ve beceriler öğrenmeye başladılar. • Bu dönemde televizyon devlet kontrolünde olduğu ve tek kanaldan yayın yapıldığı için televizyonda eğitici ve çocuklar üzerinde olumu etki bırakan yayınlar yapılmaktaydı.

  34. 1990’lı yıllarda özel televizyonların yayın hayatına başlaması ve yayın saatlerinin artmasıyla televizyonun olumsuz etkileri çocuklar üzerinde görülmeye başlandı. • Reyting kaygısıyla çok renkli ve hareketli programlar üretilmeye başlandı. • Doğası gereği hareketli ve eğlenceli uyarıcılardan hoşlanan çocuklar için televizyon vazgeçilmez bir eğlence aracı haline geldi. • Bununla birlikte televizyonun eğitici ve bilgilendirici yönü giderek azaldı. • Okul öncesi çağda bu programlarla yetişen çocuklar, okula başladıkları zaman okul yaşamını ve öğretmenin anlattıklarını sıkıcı bulmakta, derslerde sıkılmaktadırlar.

  35. 2000’li yıllarda ise bilgisayarların evlere girmesiyle çocuklar tarafından oyun aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. • Bilgisayar oyunlarında çocukların düşünme, karar verme becerilerini geliştirici özellikler olmakla birlikte, bilgisayar oyunlarının hareketli ve eğlenceli olması, çocukların bu tür yaşantılara alışmasına neden olmaktadır.

  36. Çocukların hızlı değişen, dikkat çekmek amacıyla özel olarak hazırlanmış bu tür uyarıcılara alışmaları, onların okul yaşantılarından sıkılmalarına, dikkatlerini uzun süre bir konuda toplayamamalarına neden olmaktadır.

  37. Yıllar içinde benzer bir değişim oyuncaklarda da yaşanmaktadır. • 1970 ve 1980’li yıllarda çocuklar çok çeşitli oyuncak bulamadıkları için kendi yaratıcılıklarını kullanarak yarattıkları oyuncaklarla oynarken, • 2000’li yıllarda oyuncakların çeşitlenip ucuzlaması çocukların kas gücü ve yaratıcılıklarından daha az yararlanmalarına ve buna bağlı olarak özellikle küçük kas gelişiminin yavaşlamasına neden olmaktadır.

  38. Ekonomik Yapıdaki Değişmeler ve Öğrenci Davranışları Üzerindeki Etkisi • Bahsi geçen değişmeler büyük ölçüde sosyoekonomik statüsü yüksek ailelerde meydana gelen ve bu ailelerin çocuklarını etkileyen değişmelerdir. • Bu etmenler çocukların dikkatlerinin dağılması, kurallara uymaması, ders dinlemekten sıkılması ve ders çalışmaması gibi sonuçlara neden olmakta fakat bu davranışlar sınıf yönetiminde küçük davranış sorunları olarak ele alınmakta ve kontrol edilebilmektedir.

  39. Diğer yandan ekonomik yapıdaki değişmeler sonucunda kırsal alandan kentlere göçün artması, şehirde yeni yoksul mahallelerin oluşmasına neden olmuştur. • Özellikle burada yetişen çocuk gençler okullarda daha önemli sorunlara neden olmaktadır. • Varoşlarda bulunan ya da buralara yakın olan okullarda son yıllarda pek çok olumsuz olay yaşanmıştır. • Bu tür davranış bozukluklarının hem kötü sonuç doğurmakta hem de düzeltilmesi göreceli olarak zor olmaktadır.

  40. Yoksul bölgelerde yaşanan bir diğer sorun ise öğrencilerin okula devam etmemeleri ya da terk etmeleridir. • Küçük yaşta çalışmak zorunda kalan öğrenciler okulu bırakmaktadır.

  41. Diğer yandan yoksullaşma kadar zenginleşme de ailelerin çocuğa bakış açsını ve dolayısıyla çocuğun okuldaki davranışlarını olumsuz yönde etkilemektedir. • Bu tür ailelerde sevgi göstermedeki yetersizlik çocuğa maddi doyum sağlayarak kapatılmaya çalışılmaktadır. • Ailede yeterli sevgi ve ilgi görmeyen çocuk ise okulda dikkat çekmek amacıyla olumsuz davranışlarda bulunabilmektedir.

  42. Araştırmalar orta sosyoekonomik düzeydeki ailelerden gelen öğrencilerin akademik başarılarının, alt ve üst sosyoekonomik düzeydeki ailelerden gelen çocukların başarılarından daha yüksek olduğunu göstermiştir (Brutsaert, 1998).

  43. Okulda Başarısız Olma Riski Taşıyan Öğrenciler • Öğrencilerin yetiştikleri çevre, bu çevredeki ilişkileri ve sosyal yaşamları, okul başarılarını etkilemektedir. Bazı öğrenciler okula öğrenmeye hazır ve istekli gelirken, bazı öğrenciler okula devam konusunda risk taşırlar. • Riskli öğrenciler, okulda daha fazla sorun çıkarırlar, başarısızlık yaşarlar ve kabul edilemez davranışları vardır. Okulu terk etme olasılıkları yüksektir (Pierce,1994).

  44. Risk taşıyan öğrencilerin başlıca özellikleri şunlardır(Jones ve Jones, 1998): • Ailesi ve diğer yetişkinlerle zayıf ilişkileri olan öğrenciler. • Kişisel yetersizlik ya da güç eksikliği hisseden öğrenciler • Davranışları dış etmenlerden etkilenen öğrenciler. • Akademik başarı açısından kendine güven düzeyi düşük öğrenciler • Sosyal biliş düzeyi zayıf olan, arkadaşlarıyla iş birliği yapamayan öğrenciler. • Problem çözme becerisi düşük olan öğrenciler.

  45. Sınıfta ilgiye ve özel çabaya ihtiyaç duyan grup, yukarıda özellikleri sıralanan riskli öğrenci grubudur. • Bu öğrencilerin örgütlü ve yapılandırılmış, kendilerine güvenlerini geliştirecek ve öğrenme yeteneklerine inanıldığı bir öğretim ortamına ihtiyaçları vardır (Pierce, 1994).

More Related