1 / 69

FİZİKSEL GELİŞİM

FİZİKSEL GELİŞİM. Fiziksel gelişim ; Bedeni oluşturan tüm organların gelişmesi, boyun uzaması, kilonun artışı , kemiklerin gelişimi, dişlerin çıkması ve değişmesi, kas, beyin ve tüm sistemler (sinir, sindirim , dolaşım, solunum , boşaltım gibi) ve duyu organlarının gelişimidir.

idra
Download Presentation

FİZİKSEL GELİŞİM

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. FİZİKSEL GELİŞİM

  2. Fiziksel gelişim; Bedeni oluşturan tüm organların gelişmesi, boyun uzaması, kilonun artışı, kemiklerin gelişimi, dişlerin çıkması ve değişmesi, kas, beyin ve tüm sistemler (sinir, sindirim, dolaşım, solunum, boşaltım gibi) ve duyu organlarının gelişimidir.

  3. Gelişim yaşam boyu sürer; ancak çocukluk döneminde diğer tüm dönemlere oranla açıkça daha fazla görülebilir. Fiziksel gelişim çocuğun beden yapısındaki niceliksel değişme ve artışları içerir. Gelişimin iki şekli vardır: • Nicel/ Sayısal: Ağırlık, boy sözcük sayısındaki artış gibi rakamsal olarak ifade edilen artışı belirler. • Niteliksel: Yapıda ve çeşitlilikteki gelişimi belirtir. Örneğin; çocuğun kaslarının çalışma şeklinde olduğu gibi…

  4. Fiziksel gelişim baştan ayağa ve merkezden dışa doğru ilkesine uygun olan bir süreçtir. Bu gelişim süreci bireyin psiko-motor, duygusal, toplumsal ve zihinsel yaşamını da etkiler. Böylece bireyin kişilik gelişiminin de temeli oluşur. Bu nedenle bireyin yaşamında fiziksel gelişimin katkısı büyüktür.

  5. DOĞUM ÖNCESİ DÖNEM

  6. Doğum öncesi dönem, döllenmeyle başlamakta, normal koşullarda ortalama 38 haftalık bir süre sonucunda, bebeğin doğmasıyla son bulmaktadır. Bu gelişim dönemi; dölüt, embriyo ve fetüs olmak üzere üç evreye ayrılarak betimlenebilir.

  7. Dölüt Evresi: Dölüt evresi, insan yaşamının başlangıcı olan döllenmeyle başlar. Döllenme; kadının yumurtalıklarında belli aralıklarla üretilen yumurta hücresinin erkeğin sperm hücresiyle birleşmesi sonucu oluşur. Bu birleşme, kadının yumurtalığını rahme bağlayan fallop borusunda gerçekleşir. Birleşme sonucunda oluşan döllenmiş yumurta hücresine “zigot” adı verilir. Zigot, fallop borusundan rahime doğru ilerlemeye başlar. Bu sırada, hızlı bir hücre bölünmesi de gerçekleşmeye başlar. Hücre bölünmesiyle çoğalan hücreler bir top haline gelir. Bu evre sonunda büyüklüğü, bir toplu iğne başı kadardır.

  8. Embriyo Evresi: Embriyo evresi, yaklaşık ikinci haftanın sonunda başlar ve sekizinci haftanın sonuna kadar devam eder. Bu evrede embriyo olarak adlandırılır. Bu evrenin başında embriyo, göbek kordonu yoluyla anneye bağlanır ve çok hızlı bir gelişme süreci başlar. Çeşitli doku tabakalarının gelişmesiyle birlikte organlar ayrışmaya ve biçimlenmeye başlar. Böylece, bu evre sürecinde pek çok hayati organın temel gelişimi gerçekleşir. Bu nedenle, bu evre çok önemlidir ve olumsuz çevresel etkilere karşı son derece duyarlıdır. Embriyo evresi sonunda, bebeğin organlarının büyük bir çoğunluğu oluşmuş ve bebek, minyatür bir insan yavrusu haline gelmiştir.

  9. Fetüs Evresi: Fetüs evresi, gebeliğin yaklaşık sekizinci haftasının sonundan bebeğin doğumuna kadar geçen zaman dilimidir. Dolayısıyla, doğum öncesi dönemin en uzun evresidir. Bu evrede, henüz doğmamış olan bebek fetüs olarak adlandırılır ve embriyo evresinde oluşan yapıların büyümesi ve işlevselliğinin artışı gerçekleşir.

  10. BEBEKLİK DÖNEMİNDE FİZİKSEL GELİŞİM

  11. Yeni doğan bebeğin boyu, 48-53cm, kilosu ise 2500-4300gr arasındadır. Bebeklik döneminde erkekler kızlara oranla daha uzun ve daha kiloludur. İlk yıllarda büyüme oldukça hızlı olup gözle görülebilir niteliktedir.

  12. Bebeklik dönemindeki sağlıklı gelişiminin kanıtı bebeğin düzenli olarak kilo almasıdır. Bebeğin bir yıl içerisinde boyu ortalama 75cm’ye, kilosu ise 10kg’a ulaşır. Bebeğin normal gelişimi için anne sütünün yararı tartışılmaz bir gerçektir.

  13. Hem kız hem de erkek çocuklarında boy büyümesi ve ağırlık artması doğumdan sonraki ilk birkaç yıl içerisinde ve ergenlik döneminde hızlıyken, ilk çocukluk ve erinlik öncesinde oldukça yavaştır. Okul öncesi çağı çocuklarının boyunu şu formüle göre hesaplayabiliriz:

  14. Boy Hesaplama Formülü Yaş.5+80= Boy Örnek: 4 yaşındaki çocuğun boyunu hesaplayınız. 4.5+80=Boy 20+80= 100cm

  15. Beyin kabukları yeterli olgunlukta olmadığı için, bedensel fonksiyonlarının ve tepkilerinin çoğunluğunu refleksleriyle gerçekleştirirler. Doğumdan sonra, beyin kabuğunun hızlı bir biçimde gelişmeye başlamasıyla birlikte bebeğin davranışları üzerindeki kontrolü artmaya başlar. Doğumdan sonra, merkezi sinir sistemi çok hızlı bir biçiminde gelişir. Bebeğin sinir sisteminin gelişimi, gelişim ilkeleri çerçevesinde merkezi bölgelerden uzağa, vücudun iç bölgelerinden dışa doğru gerçekleşir.

  16. Solunum Sistemleri: Yeni doğan bebeğin solunum sayısı dakikada 45- 50 arasında olabilmektedir. Yetişkinlerdeyse solunum düzenli, yavaş ve solunum sayısı yaklaşık 18′dir. • Sindirim Sistemleri • Boşaltım Sistemleri • İskelet Sistemleri

  17. Doğum öncesi ve sonrası beden orantılarındaki değişiklikler

  18. Çocuklarımızın büyüdüğünü, nereden geldiklerini sormayı bıraktıkları ve nereye gideceklerini söylemediklerinde anlarsınız. P.J.O’Rourke

  19. Duyusal Gelişim • Görme Duyusu: Bebeğin görme duyusu yaşamın ilk birkaç ayından itibaren artmaya başlar. Yapılan araştırmalar, yeni doğan bebeklerin ışığın varlığını keşfedebildiklerini ve ışığın parlaklığındaki farklılaşmalara duyarlılık gösterdiklerini, doğumdan sonraki çok kısa bir zaman içerisinde bile annelerinin yüzünü yabancıların yüzünden ayırt edebildiklerini, dört aylık bebeklerin farklı duygusal ifadeler gösteren yüzlerle ve mavi, yeşil, sarı, kırmızı gibi temel renkler arasında ayırım yapabildiklerini ortaya koymuştur.

  20. 2. İşitme Duyusu: Yeni doğan bebekler, işitme sistemine sahiptirler ve doğdukları andan başlayarak işitebilirler. Öyle ki araştırmacılar, doğum öncesi dönemdeki 26 haftalık fetüslerin bile seslere tepki verdiklerini belirtmektedirler. Yeni doğan bebeklerin işitme sistemi anatomik ve sinirsel açıdan yeterince gelişmiş işlevlere sahip değildir. Çünkü bebeğin beynindeki işitme merkezi henüz gelişimini tamamlayamamıştır. Ancak, farklı türden sesler arasında ayrım yapabilir. Araştırmalar, birkaç aylık bebeklerin yüksek ve düşük perdeli sesler arasındaki ya da gürültülü ve hafif gürültülü sesler arasındaki farkı işittiklerini, diğer bebeklerin ağlama seslerini işittiklerinde daha çok ağladıklarını, ani seslerin onları tahrik ettiğini ortaya koymuştur.

  21. 3. Koku Duyusu: Yeni doğan bebekler, doğdukları zaman çeşitli kokuları ayırt edebilmektedirler. Araştırmalar, yeni doğan bebeklerin hoş ve hoş olmayan kokuları ayırt edebildiklerini, bu kokulara karşı çeşitli tepkiler sergilediklerini göstermektedir. Bebeklere, ilk kez yeni bir koku verildiğinde onların kalp atışlarının ve solunumlarının değiştiği gözlenmiştir. Ancak, bir süre sonra bu kokuya alıştıkları ve farklı bir tepki göstermedikleri izlenmiş, yeni bir koku verildiğindeyse yine kalp atışı ve solunumlarının değiştiği ortaya çıkmıştır. Öyle ki, yeni doğan bebekler kokunun geldiği yönü de keşfedebilmektedirler.

  22. 4. Tat Alma Duyusu: Yeni doğan bebekler, temel tatları ayırt edebilmektedirler. Böylece; ekşi, acı, tuzlu, tatlı (şekerli) ve nötr tatlar arasında ayrım yapabilirler. Bebeklerin tatları ayırt edebilme kapasitelerini ve tat tercihlerini belirleyen araştırmalar yapılmıştır. Araştırma sonuçları; yeni doğan bebeklerin tatlı (şekerli) bir sıvıyı, nötr ya da tuzlu olan bir sıvıya tercih ettiklerini; şeker sıvısına emme tepkisini verirken acı ya da ekşi olan sıvıya suratlarını buruşturarak tepki verdiklerini göstermiştir. Zamanla, bebeklerin tat alma duyusu iyice gelişerek daha da keskinleşir.

  23. 5. Dokunma Duyusu: Yeni doğan bebeklerde, dokunma duyusu son derece gelişmiştir ve bu duyu, yaşamı boyunca insanın gelişiminde önemli bir rol oynar. Bebeklerin; alın, dudak, dil ve kulak bölgeleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır. Bebekler; kendilerine dokunulduğu zaman tepki olarak bazı refleks eylemler (tutma, yakalama ve emme refleksleri gibi) sergilerler. Sıcak, soğuk, baskı ve acı gibi ciltteki değişikliklere karşı duyarlıdırlar.

  24. Motor Gelişim Motor gelişim, hareketlerin gelişimini ifade eder. Motor; hareket anlamında kullanılmaktadır. Motor gelişimse bebeğin, gelişen hareket becerisine bağlı olarak, bedenini gittikçe artan bir biçimde kontrol altına alması demektir. Bebeğin yaşamında motor gelişim önemli bir yer tutar ve bebeğin davranışının tüm boyutlarına (algısal, bilişsel ve sosyal gibi) etki eder. Yeni doğan bebekler, doğuştan getirdikleri refleksleriyle motor etkinliklerde bulunurlar. Bu refleksler, yeni doğan bebeğin çevresine uyumunu sağlar. Yeni doğan bebekler göz kırpma, öksürme, hapşırma ve esneme gibi çeşitli reflekslere ve bunun yanı sıra yaşamsal değeri yüksek bazı ilkel reflekslere sahiptirler.

  25. Yürüme: Bebeklik dönemi içinde, en önemli motor becerilerden olan yürüme gerçekleştirilir. Yürüme becerisi, bebeğin çevresini tanımasına, anlamasına ve fiziksel bağımsızlığını geliştirmesine olanak tanır. Bebekler, yürüme becerisini gerçekleştirirken, evrensel bir nitelik taşıyan benzer motor gelişim aşamalarından geçerler. Ancak, bebeklerin bu aşamaları gerçekleştirmelerinde bireysel farklılıklar gözlenebilir.

  26. Bebeklik dönemi süresince normal bir biçimde gelişen bebeklerin yürüme becerisine ilişkin izledikleri motor gelişim aşamaları şunlardır: • İlk hareketler • Oturma • Emekleme • Destekle Yürüme • Bağımsız Yürüme.

  27. Tuvalet Alışkanlığı

  28. İLK ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE FİZİKSEL GELİŞİM(2-6 YAŞ)

  29. Ağırlık: Bebeklik sonunda, iki yaşındaki çocuğun ağırlığı, doğumdaki ağırlığının yaklaşık dört katına ulaşarak 12 kilogram olur. Ağırlıktaki bu artış oranı, ilk çocukluk süresince gittikçe yavaşlar. Altıncı yaşın sonunda doğum ağırlığı yaklaşık yedi katına ulaşır. Bu dönem süresince, erkek çocuklar kızlardan biraz daha ağırdır.

  30. Boy Uzunluğu: Bebeklik sonunda iki yaşındaki çocuğun boy uzunluğu ortalama 85cm. ‘dir. İki yaşından altı yaşına kadar olan dönemde, çocuğun boy uzunluğundaki artış, ağırlıktaki artışa benzer biçimde gittikçe yavaşlar. Altıncı yaşın sonunda çocuğun boy uzunluğu yaklaşık 105- 115cm. arasında olur. İlk çocukluk süresince; kızların boy uzunluğu, erkeklere göre biraz daha azdır. Bu durum, erinlik yıllarına kadar sürer.

  31. Vücut Sistemleri: İlk çocukluk döneminde sinir sistemi gelişmeye devam eder. Sinir hücrelerinin gelişmesiyle birlikte, beyin ve beyin fonksiyonları gelişir. Yine, beyin yarımkürelerinin (sağ ve sol) gerçekleştireceği fonksiyonlarda uzmanlaşmaları gerçekleşir. Bunun sonucunda, çocuğun gerçekleştirdiği etkinliklerde sol ya da sağ elinden birisini diğerinden daha fazla kullandığı gözlenebilir. Okul öncesi yıllar süresince çocukların çoğunluğunun sol ya da sağ ellerinden hangisini daha çok tercih ettikleri onların yap- bozlarla oynamalarında ya da çizimlerinde açıkça görülebilir. Bazı ana, babalar çocuklarının sağ ellerini kullanmalarında ısrar ederler. Ancak, bu doğru bir davranış olarak kabul edilemez. Çünkü sol ya da sağ elini kullanma, beyin yarımkürelerinin uzmanlaşması ve beyin fizyolojisiyle ilişkili olabilir. Bu yüzden, çocuğun el kullanma tercihinde zorlayıcı bir yaklaşım, onların gelişimlerini engelleyici ve duygusal olarak zarar verici olabilecektir. İlk çocukluk süresince, çocukların dolaşım sistemi gelişimini sürdürür. Bu çerçevede çocukların bebeklikte çok hızlı olan kalp atış hızı yavaşlar ve bu dönemin sonuna doğru daha kararlı olur.

  32. Motor Gelişim • Kaba Motor Gelişim: Kaba motor beceriler, genel kuvvet ve dayanıklılık gösterecek biçimde bacaklarda ve kollarda büyük kasların kullanımını gerektiren becerilerdir.

  33. İKİNCİ ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE FİZİKSEL GELİŞİM(6-12 YAŞ)

  34. İkinci çocukluk dönemi, genellikle 6- 12 yaşlar arasındaki zaman dilimini kapsar. Çoğu kültürlerde çocuklar bu dönemde okula başlarlar. İkinci çocukluk dönemi, ilköğretimin birinci kademesine karşılık gelir ve okul yaşantıları ön plana çıkar. Okul yıllarında, fiziksel büyüme ve motor gelişim çocuğun yaşantılarını etkiler.

  35. İkinci çocukluk döneminde çocukların, bedensel büyüme hızı yaşamın ilk yıllarına göre yavaşlamıştır. Büyüme, ilk çocukluktaki gibi yavaşlar ve kararlılık gösterir. Dolayısıyla, ikinci çocukluk; ergenlik döneminin ilk yıllarında hızlı ve ani bir büyümenin ortaya çıkışına kadar sakin ve durgun geçen gelişim evresidir.

  36. Kız ve erkek çocuklar arasında boy ve kilo yönünden farklılıklar vardır, bunun nedeni de erkek çocukların kızlara oranla daha çok kemik ve kas kütlesine sahip olmalarıdır. On bir yaş civarı çocukların büyüme ve gelişmelerinde yavaşlama görülmeye başlar, bu dönemdeki çocuk birçok aktiviteye katılarak beceri kazanır, aynı zamanda gelişimindeki yavaşlamadan istifade ederek bedenine alışması da kolaylaşır. Büyüme ve gelişmenin yavaşlamasına karşın, özellikle kız çocuklarında bu dönemde boy ve kilo artışının yanında ilk adet dönemi görülür. Erkeklerdeyse 15–16 yaşlarında ikincil cinsiyet belirtileri görülür.

  37. Vücut Sistemleri: Merkezi sinir sistemi gelişir. İkinci çocukluk döneminde, iskelet ve kas sisteminde bedensel değişme dikkat çekici düzeyde gerçekleşir. Kemiklerdeki sertleşme gelişimini sürdürdüğü için, çocukların kemik biçiminin bozulması tehlikesi devam eder. Bu nedenle; ana, babaların ve öğretmenlerin duyarlı olmaları gerekir. Bu dönemde, kas yapısı ve gücü gittikçe artar. Bunun sonucunda, ince motor becerilerdeki gelişim de iyice artar.

  38. Motor Gelişim İkinci çocukluk döneminde çocuklar, sinir, kemik ve kas yapılarının gelişmesi sonucunda bedenlerini daha fazla kontrol edebilirler. Bu çerçevede, çocukların motor gelişimi ilk çocukluk dönemindekinden daha düzgün ve daha koordineli hale gelir. Kaba Motor Becerilerin Gelişimi: İkinci çocukluk yıllarında, okul öncesindeki koşma, tırmanma, atlama, yakalama, atma, zıplama, sıçrama, tekmeyle vurma ve denge sağlama gibi temel kaba motor beceriler iyice gelişir. Bunun sonucunda daha incelikli ve daha koordineli beceriler sergilenir.

  39. ERGENLİK DÖNEMİNİN FİZİKSEL VE FİZYOLOJİK ÖZELLİKLERİ

  40. Büyümenin en hızlı olduğu dönemlerden biri de ergenlik dönemidir. Bu dönemde çocuk biyolojik değişim ve olgunlaşmasını tamamlayarak yetişkin görünümüne girer. Ergenlik, altı ayla bir yıla kadar süren erinlik dönemini de içine alan beş-altı yıl süren bir dönemdir

  41. Erinlik dönemi çocukluğun sonu ve ergenliğin başlangıcı arasındaki bir ya da iki yılı kapsayan dönemdir. Erinlik döneminde, kızlar erkeklere oranla daha uzun ve ağırdırlar, kızların çoğu bu dönemde yılda 5-10cm büyürlerken erkeklerdeki bu oran genellikle büyüme on-on altı yaşlarında başlar ve her yıl 8-12cm büyürler. Daha sonra bu büyüme yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürer.

  42. Bu dönemde kızlarda ve erkeklerdeki iç salgı bezlerinin çalışma fonksiyonları değiştiğinden, erkeklerde cinsiyet hormonlarının artması spermlerin artmasına neden olur, aynı zamanda sakal ve tüylenmeler daha da yoğunlaşır. Dış görünüm de değişerek kemik ve kaslar hızla gelişmeye başlar. Kızlardaysa ise bu dönem erkeklere oranla, birkaç yıl daha erken başlar. Cinsiyet hormonlarının artması yumurta hücrelerinin de artmasına neden olur. Kızlarda belirgin olarak kilo artışı, göğüslerde büyüme ve kalçalarda genişleme görülür.

  43. Ergenlik çağındaki değişiklikler, cinsel salgı bezlerinin kana bol miktarda salgı bırakmalarıyla başlar. Erkeklerde testesteron, kızlarda östrojen salgıları, beyindeki hipofiz bezinin uyarılmasıyla bol miktarda üretilir. Kızlarda ergenlik döneminin ilk göstergesi adet kanamasının başlamasıdır. Erkeklerdeyse açık bir belirti yokken, vücuttaki kıllanmanın, cinsel organlarda büyüme ve sperm üretiminin başlaması bir gösterge olarak kabul edilebilir. Cinsel gelişim ve vücuttaki değişiklikler 20 yaşına kadar devam eder; ancak ilk zamanlardaki kadar hızlı değildir.

  44. Ergenlik dönemi boyunca beden ağırlığı kızlarda 16 kg, erkeklerdeyse 20kg artar. İç organların hızla büyümesi ve kütlesinin artması, kas dokusunda gelişme ve yağ dokusunda artma, ergenlikte beden ağırlığında gözlenen belirgin artışın öğelerindendir. Gerek kızlarda, gerekse erkeklerde vücutta yağ depolanması sonucu ağırlıkta belirgin bir artma gözlenir.

  45. Kızlarda Göğüslerin büyümesi………….8-13 yaş Pubik bölgede kıllanma………..8-14 yaş Koltuk altında kıllanma………..Pubik kıllanmadan yaklaşık 2 yıl sonra Ciltte yağlanma……………….…Koltuk altı kıllanmasıyla aynı dönem İlk menstruasyon……………..…10-16.5 yaş Erkeklerde Testislerin büyümesi……………………………..10-13.5 yaş Pubik bölgede kıllanma………………………...10-15 yaş Penisin ve prostat bezinin büyümesi……..11-14.5 yaş Ses değişmesi……………………………….. Penisin büyümesiyle aynı dönem Yüzde ve koltuk altlarında kıllanma…….. Pubik kıllanmadan yaklaşık 2 yıl sonra Ciltte yağlanma………………….. Koltuk altı kıllanmasıyla aynı dönem İlk meninin atılması………….… Penisin büyümeye başlamasından yaklaşık 1 yıl sonra

  46. Ergenlik döneminde baş kemikleri dışındaki tüm iskelet sisteminde belirli bir sıra ile büyümede hızlanma görülür. İlk önce el ve ayakların büyümesi hızlanır, sonra ön kol ve bacaklar, daha sonra üst kol ve uyluklar uzar. Uzunlamasına büyümeyi, vücudun enine büyümesindeki hızlanma takip eder. Öncelikle kalçalar ve göğüs, sonra omuzlar genişler ve en son olarak da baş uzar. Bütün bunlar ergenlikte boy uzamasının nedenleri arasında yer alır.

  47. Ergenlik dönemindeki değişimler bireylerin vücut koordinasyonunu bozduğundan, eşyalara çarpma, takılma, düşmeler ve sakarlıklar oluşur. Geçici bir süreç olduğundan üzerinde fazla durulmadan zamanla düzeleceği hatırlanmalıdır.

  48. Bu dönemde yaşanan hızlı değişmeler ergenleri çok fazla etkiler. Zaman zaman ruhsal inişler ve çıkışlar yaşarlar. Bazen içe kapanıkken, bazen de fazlasıyla dışa dönük olabilirler. Duygularını olabildiğine yoğun yaşarlar. Bu nedenle, ailenin ve eğitimcilerin ergenlik dönemindeki bireylerle olan iletişimlerinde dikkatli olmaları gerekir.

  49. Fiziksel Gelişimi Etkileyen Faktörler Fiziksel gelişim, kalıtım ve çevre arasındaki etkileşim sonucunda ortaya çıkar. Kalıtımsal özellikler, hormonal yapıyı kontrol ederek büyüme değerlerini etkiler. Çocuklarda bedensel yapıdaki farklılıklar çoğunlukla kalıtsal faktörlerden kaynaklanır. Bununla birlikte, çevre önemli bir rol oynar. Çocukların, genetik potansiyel çerçevesinde büyümesi çevresel koşullara bağlıdır.

More Related