ÇAĞDAŞ EĞİTİM AKIMLARI
Download
1 / 26

AGDAS EGITIM AKIMLARI IVAN ILLICH 1926-2002 - PowerPoint PPT Presentation


  • 243 Views
  • Uploaded on

ÇAĞDAŞ EĞİTİM AKIMLARI IVAN ILLICH (1926-2002).

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about ' AGDAS EGITIM AKIMLARI IVAN ILLICH 1926-2002' - chas


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript

ÇAĞDAŞ EĞİTİM AKIMLARIIVAN ILLICH (1926-2002)

Öğrenciler; Fatma Özata , Gizem R.Çiçek , Fatoş Akyol, Zeynep Ergen, Melike Nomanoğlu, Fatma Tuzcu , Arzu Görkem, Hakan Onat , Huriye Akçay, Rabia G.Çarkacıoğlu, Mehtap Sarı, Hacer Ulu, Ümran Demir, Gönül Çalışır, Fatma Dikmen , Funda Uysal,

Muammer Kardaş ve N.Emel Palaz’ın katkılarıyla Ders sorumlusu:

Prof. Dr. Mustafa ERGÜN

İnsan emeğinin en büyük meyvesi eğitimdir.


Viyana'da doğdu. Liseyi Viyana’da okudu ama Nazilerin 1941’deki işgalinden sonra babası Katolik olmakla birlikte annesinin soyağacında Yahudilik olması nedeniyle 1941’de Avusturya’dan sürüldüler. Floransa Üniversitesi’ne, sonra da Roma Gregoryen Üniversitesi’ne devam ederek doğa bilimleri, tarih, felsefe ve teoloji okudu. Salzburg Üniversitesi’nde tarih doktorasını tamamladı ve ardından 1956'ya kadar papaz olarak çalıştı. Porto Rico’daki Ponce Katolik Üniversitesi'nde rektör yardımcısı oldu. Katolik misyoner kuruluşu olan CIDOC’ta çalıştı. 1969’da papazlığı bıraktı. 1980’lerden sonra Meksika, ABD ve Almanya’da üniversitelerde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. Illich en az altı dili iyi derecede biliyordu.


Türkçeye çevrilmiş eserleri: 1941’deki işgalinden sonra babası Katolik olmakla birlikte annesinin soyağacında Yahudilik olması nedeniyle 1941’de Avusturya’dan sürüldüler. Floransa Üniversitesi’ne, sonra da Roma Gregoryen Üniversitesi’ne devam ederek doğa bilimleri, tarih, felsefe ve teoloji okudu. Salzburg Üniversitesi’nde tarih doktorasını tamamladı ve ardından 1956'ya kadar papaz olarak çalıştı. Porto Rico’daki Ponce Katolik Üniversitesi'nde rektör yardımcısı oldu. Katolik misyoner kuruluşu olan CIDOC’ta çalıştı. 1969’da papazlığı bıraktı. 1980’lerden sonra Meksika, ABD ve Almanya’da üniversitelerde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. Illich en az altı dili iyi derecede biliyordu.

Okulsuz Toplum,

Enerji ve Eşitlik,

Şenlikli Toplum,

Sağlığın Gaspı,

Gender,

H2O ve Unutuşun Suları,

Tüketim Toplumu


İlkel insan doğanın cömertliğine, tanrıların verdiklerine ve geçinmesini sağlayan kabilesinin içgüdülerine bağlıydı.

İlkel insanlar için dünya kaderle yönetiliyordu. Klasik insan kadere, doğaya ve çevreye karşı çıkmaya başladı ama kendini tehlikeye koyarak. Çağdaş insan dünyayı kendi hayaline göre kurmaya, tümüyle insan-yapısı bir çevre yaratmaya kalkıyor; sonradan bunu yalnızca kendine sürekli buna uydurarak yapabileceğini fark ediyor...


Bunu ancak bilim, teknoloji ve kurumlar vasıtasıyla yapabilecek.

“Pandora’nın kutusundan” her yana yayılmış kötülükleri yakalamak, onlarla başa çıkmak üzere kurumlar kurma yolundaki Prometeci çaba.

Bunun için her şey için kurumlar kurulmaya başlandı. Hastahane, hapishane, banka, fabrika, okul, sigorta vs..

Bu kurumlar insanın bütün hayatını kuşatıyor. Her insan hastahanede doğuyor, orada ölüyor. İnsan bu ortamda çalışacak şekilde yetiştiriliyor.


Okul nedir? yapabilecek.

Okul eğitim alanında uzmanlaşan kurumdur.

“eğitim = okul”

Ömür biter, okul bitmez.

Hayat boyu eğitim

Sürekli eğitim

Beşikten mezara kadar eğitim

Eğitim şart!


Eğitimbilimciler ve öğretmenler eğitimle her şeyi yapabileceklerini sanıyorlar. İnsanı ve insanlığı kurtarıyorlar!

Herkese zorunlu eğitim uyguluyorlar.

Devletin ve ekonominin istediği “uzman” işbirlikçi insanı üretmeye çalışıyorlar.

Toplumsal insan yalnızca delikanlılık sırasında doğar, düzgün bir biçimde doğması da ancak okulun “dölyatağında” olabilir.

Eğitilmiş insan tam bir “köle”dir, sistemin, düzenin kölesi! Daha verimlidir, daha az suç işler, toplumsal işleyişe katılır vs. Dolayısıyla daha saygın, daha zengindir…


Okulun yapısı her yerde aynıdır. Okulun “gizli müfredatı” her yerde aynı etkiye sahiptir.

Dünyanın her yanında okulun gizli müfredatı bürokrasilerin verimli ve yararlı olduğunu, öğrenciye daha çok öğretimin daha iyi bir yaşam sağlayacağını aşılar. Dahası tüketim üretim alışkanlığı, kurumsal bağımlılık, kurum rütbelerinin benimsenişini de beraberinde getirir. Okulun gizli müfredatı ne olursa olsun: hocalar tersine ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, hangi ideoloji hüküm sürerse sürsün bunu yapar.


Başka deyişle, okullar temel olarak tüm ülkelerde hep aynı soydur. Ülke ister faşist ister demokratik ya da sosyalist olsun, büyük ya da küçük, varsıl ya da yoksul olsun değişen hiç bir şey yoktur.


Günümüzde yalnız eğitim değil toplumsal gerçekliğin kendisi de okullu olmuştur.

Hem zenginler hem yoksullar okul ve hastanelere göbeklerinden bağlıdırlar, bu kurumlar onların yaşamlarına kılavuzluk eder, dünya görüşlerini oluşturur ve neyin yasaya uygun neyin, aykırı olduğunu tanımlar.

Okul için kişi başına harcama, tıbbi tedavi harcamalarıyla aynı hızda yükselmiştir. Ama gerek doktorların gerek öğretmenlerin artan işlemleri giderek daha kötü sonuçlar vermektedirler.

Okul artışı, silah artışı denli yıkıcıdır ancak bu pek göze çarpmıyor.


İnsanlık tarihinde “Kilise çağı” geçmiş “Okul çağı” başlamıştır.

“Okul çağdaşlaşmış işçi sınıfının dünya dini durumunu almıştır ve teknolojik çağın yoksullarına boş yere kurtuluş vaadinde bulunmaktadır. Ne var ki bu ulus-devleti onu benimsemiş, böylece de vatandaşların birbiri ardına dizilen diplomalar için öğretim basamaklarını tırmanmaya mahkûm etmiştir, bunun eskilerin başlama törenleri ve dinsel yükseliş ayinlerinden pek bir farkı yoktur.”


Okul yalnızca Yeni Dünya Dini olmakla kalmaz... çağı” başlamıştır. Okul da bizim kokuşan kültürümüzün kilisesidir işte. Başka hiç bir kurum bu denli göz boyayamaz, toplumdaki gerçeklerle ilkeler arasındaki uyuşmazlığı bundan iyi saklayamaz insanlardan... Dünyevi, bilimsel ve ölüm tanımaz nitelikleriyle günümüz düşüncesinin bir parçasıdır okul...

Yeni Dünya Kilisesi, bilgi endüstrisidir.


Okul, öğretmenler eşliğinde zorunlu bir ikamettir. çağı” başlamıştır.

Sürekli ders kitapları dolandırıcılığı yapılmaktadır.

“Okul” deyince ne anlıyoruz? Koruyucu bakım, seçme, görüş işleme ve öğrenme...

“Okul”u zorunlu bir müfredat çerçevesinde, devam zorunluluğu olan, öğretmen gerektiren yaşa özgül nitelikleriyle tanımlanıyor.

Endüstri toplumunda “çocukluğun” seri-üretimi mümkün olabildi.


İnsan bir kez okulun gerekliğini benimsedi mi diğer kurumlar için kolay bir av haline gelir. Genç insanların imgelemleri müfredata uygun öğrenimle biçimlendirildi mi, artık her tür kurumsal planlamaya koşullanmış olurlar. “Öğretim” imgelemlerinin ufkunu daraltır. Bu insanlar, aldatılmaz ama atlatılabilirler, çünkü umudun yerine beklentiyi koymaları öğretilmiştir. Ne iyiye ne kötüye şaşırmazlar, çünkü kendileri gibi okutulmuş başka insanlardan ne beklemeleri gerektiği de öğretilmiştir.


Okulun yavaş yavaş öğrettiği, işlediği değerler hep ölçülebilir şeylerdir. Okul genç insanları öyle bir dünyaya sokar ki orada herşey ölçülebilir, imgelemleri bile, hatta insanın kendisi bile... Benim övdüğüm tür öğrenme ölçülemez yeniden-yaratımdır.

Okulda bir insanın ne öğreneceğine, ne zaman öğreneceğine bir başkası karar veriyor.

Okul, ne pahasına olursa olsun öğrenimin o sonu gelmek bilmez yarışma sokar öğrenciyi. Öğrenci piramidin bitmek bilmez basamaklarına tırmanırken onu güdülemek için yapılan harcamalar göğe ulaşır.


Yabancılaşma ölçülebilir şeylerdir. Okul genç insanları öyle bir dünyaya sokar ki orada herşey ölçülebilir, imgelemleri bile, hatta insanın kendisi bile... , geleneksel anlayış içinde, insanı üretme ve yeniden-üretme olanağından alıkoyan bir süreçtir. İnsanları çevrelerinden koparan okul onları yavaş yavaş yabancılaştırıyor. Okul bu yabancılaşmayı yaşama hazırlık olarak yapar, böylece de insanı gerçekliğin öğrenilmesinden ya da yaratıcı çalışmadan alıkoyar. Okulun yaptığı neye gerek varsa onu öğreterek yaşamın yabancılaştırıcı kurumlaşmasına katkıda bulunmaktır.


Okul insanları kendi büyümelerinin sorumluluğunu üstlenmekten uzaklaştırarak bir tür ruhsal intihara sevk etmektedir.


Gerek çalışkan öğrenciler gerekse de tembeller, hepsi, papağan gibi ezberlemeğe, okuyup çalışıp sınavları atlatmaya bakarlar, ya sopa korkusuna ya da peşinde koştukları havucu kapmak için...

Okul, öğretmeni bir bekçi, bir vaiz ve bir terapist rolüne sokar. Okulun çeşitli kural ve törenleriyle gizli bir müfredat oluşturur...

“Özgür Okul” denen okulların müfredatı folk ve rok kitlelerinin toplu ayinlerine benzemektedir.


KURUMLAR YELPAZESİ papağan gibi ezberlemeğe, okuyup çalışıp sınavları atlatmaya bakarlar, ya sopa korkusuna ya da peşinde koştukları havucu kapmak için...

SOL ORTA SAĞ

“canlı” kurumlar

Herkesin eşit olarak yararlandığı, demokratik, özgür, bağımlılık yapmayan

Telefon bağlantıları, posta yolları, metro hatları, yollar, toplu pazar yerleri,

ortaya doğru: çamaşırhaneler, fırınlar, berberler ve mesleklerden söz edersek: avukatlar ve

müzik öğretmenleri

Otel ve kafeteryalar, Hammadde ve dayanıksız tüketim malı üretenler

insanları kendine bağımlı kılan,

“kullanımcı” (manuplatif), toplumsal ya ruhsal yönden “bağımlılık oluşturucu” niteliktedirler.

Savunma-güvenlik (askeriye), mahkeme, hapishane, otoyol (paralı), hastane, en sağdaki kuruma götürüyor: Okul. Mamul mallar, bunları yapan fabrikalar, hizmet kurumları ki bunların başında okul gelir. Yasalar kimseyi araba kullanmakla yükümlü kılmazken herkesin okula gitmesini zorunlu kılar.

En sağdaki ve ilk ortadan kaldırılması gereken kurum OKUL


Kurum mantığı çocuklar için okul gerek diyor. Kurum mantığı çocuk okulda öğrenir diyor. Ama bu kurum mantığının kendisi okulun ürünüdür.

Okul, şu varsayım üzerine kuruludur: öğrenme, öğrenimin sonucudur. Oysa öğrendiklerimizin çoğunu okul dışında öğrenmişizdir.

İnsan bilgilerinin çoğunu okulun dışında edinir; bugüne değin okul, birkaç zengin ülkede, bu insanların, hayatlarının giderek artan bir bölümünde tutsak edildikleri bir yer olup çıkmıştır.

Öğrenmenin çoğu kendiliğinden olagelir, hatta en planlı öğrenme bile programlı bir öğretimin sonucu değildir.


Okul kurumunun kaldırılışı kaçınılmaz olarak eninde sonunda gerçekleşecek, üstelik şaşılacak denli çabuk olup bitecek. Bu iş daha fazla geciktirilemez ve aslında bunu başlatmak için öyle büyük bir çabaya da gerek yok, çünkü her şey şimdi yapılıyor bile.

İnternet teknolojileri (forumlar, bloglar, haber ve ilgi grupları, facebook vs. Cep telefonları

Günümüzdeki mesleki kurumun yıkılmasına önce okul öğretmenini terk ederek başlanmalı.


Okullar, bir beceriyi öğrenmek için yanlış yerler olmakla kalmazlar; okul bir eğitimi almak için daha da kötü bir yerdir.

Beceri eğitiminin müfredatın dar çerçevesinden kurtarılması gerekiyorsa özgür eğitimde de devam zorunluluğu kalkmalıdır.

Günümüzdeki eğitim kurumları öğreticilerin amaçlarına hizmet etmekte. Oysa bizim gerek duyduğumuz yapılar insana öğrenmek ve başkalarının öğrenmelerine katkıda bulunmak yoluyla kendini tanımlama olanağı verebilenlerdir.


Okulsuz bir toplum için gerekli olan şey rastgele veya resmi-olmayan eğitim anlayışıdır.Eğitim süreci de aynı şekilde, toplumun okulsuzlaştırılmasından büyük yarar görecektir.İnsanlar ne okulsuz bir toplumu düşleyebiliyorlar ne de okul kurumunu kaldırmış bir toplumdaki eğitim kurumlarını.


OKULA ALTERNATİF: OKULSUZ TOPLUM resmi-olmayan eğitim anlayışıdır.

Öğretim, öğrenmeyi kolaylaştıran koşulların seçimidir.

Öğrenciler zorunlu bir müfredata uymak zorunda bırakılmamalı, bir diploma ve benzeri belgeler nedeniyle bir ayrım yapılmamalıdır. Ayrıca halk da, gerileyici bir vergilendirme yoluyla, büyük bir eğiticiler ordusu ve binalardan oluşan dev bir profesyonel aygıtı beslemek zorunda bırakılmamalıdır.


Dört ana eğitim kurumu: Nesneler, örnekler, eşler ve büyükler, her biri değişik bir tür düzenleme ile herkesin kullanımına açık olabilecek dört kaynaktır.1. Eğitsel amaçlara yönelik kaynak hizmetleri.2. Beceri değiş-tokuşu. Bir “beceri örneği” o beceriye sahip olup bunu göstermeye gönüllü birine denir. Herkes için eğitim herkes tarafından eğitim demektir.3. Eşleme.Klüpler işte bu işe yarar. iletişim ağına gerek vardır. Bilgisayara destek olarak bültenler, gazete ilanları ağı ile bilgisayarın eş bulamayacağı etkinlik türleri işlenebilir.4. Meslekten eğitimciler.Sanatların ustaları, usta-çırak (usta-çömez) ilişkisi


SONSÖZ büyükler, her biri değişik bir tür düzenleme ile herkesin kullanımına açık olabilecek dört kaynaktır.

İnsanlığın tek umudu, Prometeci insanlara karşı, insanın Epimethean yanının yeniden doğmasıdır.

İnsanoğlu, Pandora'nın saçtığı kötülükleri sokmak için yaptığı kutuların tuzağına düşerek kendi o kutuların içinde kalmıştır.

Her yerde doğa zehirlenmekte, toplum insanilikten uzaklaşmakta, insanların iç dünyaları zapt edilmekte ve kişisel uğraşlar boğulmaktadır.


ad