slide1 l.
Download
Skip this Video
Loading SlideShow in 5 Seconds..
bir ülke masalı PowerPoint Presentation
Download Presentation
bir ülke masalı

Loading in 2 Seconds...

play fullscreen
1 / 18

bir ülke masalı - PowerPoint PPT Presentation


  • 150 Views
  • Uploaded on

bir ülke masalı. ÖNLÜĞÜN VEDASI. (ses düğmesini açabilirsiniz). Sevgili çocuklar; ben Beyaz Yakalı Okul Önlüğü’yüm. Bu sene sizinle birlikte, sizin üzerinizde son senem. 2009-2010 eğitim yılından itibaren artık giyilmeyecek, bir süre sonra da unutulup gideceğim.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about 'bir ülke masalı' - jiro


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript
slide2

ÖNLÜĞÜN

VEDASI

(ses düğmesini açabilirsiniz)

slide3

Sevgili çocuklar;

ben Beyaz Yakalı Okul Önlüğü’yüm.

Bu sene sizinle birlikte, sizin üzerinizde son senem. 2009-2010 eğitim yılından itibaren artık giyilmeyecek, bir süre sonra da unutulup gideceğim.

Bu yüzden bu veda mektubumda sizlerle, bu ülkeyle, nesiller boyu uzun, anlamlı birlikteliğimizi anlatabilmek dileğindeyim.

slide4

Kurtuluş Savaşı’mızdan yeni çıkmıştık. Yepyeni bir dönemin, yepyeni bir heyecanın başındaydık; ama yoksulduk.

Ülkemizde canla başla eğitim seferberliği de başlamıştı. Yolu, elektriği olmayan yurt köşelerine öğretmen yetiştirmek, çocuklarımızı eğitmek, hep birlikte üretip kendimize yetebilirken, ilimde, kültürde de ilerleyebilmek için yanıp tutuşuyorduk.

slide5

Uzun savaşlardan yeni çıkmış bir ülkenin, doğru dürüst ayakkabısı olmayan çocuklarının imdadına ben yetişmiştim. 1925’lerden itibaren yavaş yavaş, 3 Aralık 1934’den sonra da kanunen ülke çocuklarının son derece sade okul kıyafetleri bendim.

slide6

Artık milletvekilinin de, arabacının da, nalburun da, dülgerin de, çiftçinin de, tabibin de, polisin de, varlıklının da, yoksulun da öğrenci çocuklarının üzerindeydim. Düğmelerim arkada olduğu için, küçük bedenlerin sırtında, ancak annelerine ilikletebilirdim.

Edirne’den Ardahan’a, kimi zaman köylerinden ilçedeki okula karda el ele yürürlerken, tepelerde kendilerini izleyen kurtlardan korkan, kimi zaman okul çıkışında ayakkabı boyayan, kimi zaman okulda aşı olurken o kesif kokuda ağlaya ağlaya kollarını sıvayan çöp bacaklı çocukların üzerindeydim.

slide7

Ayağında gıcır gıcır siyah potin olan çocuğun da, sanki bağları varmış gibi üzeri ayakkabı bağı desenli - tamamen lastik cızlavet ayakkabı giyen çocuğun üzerinde de hep aynıydım.

Kışın bot şeklindeki “Soğuk Kuyu” denen muflonsuz cızlavetlere gücü yetebilen, yoksulluğun nefes aldırmadığı ailelerde, sığabileceksem elden geçirilip seneye de giyilir, gerekirse alttan gelen küçük kardeşe devredilirdim.

slide8

Ben “okullu” demektim, okula gidebilendim; abisi, ablası okula giden ufaklıkların bir an önce giyebilmek için can attıkları kıyafettim.

Kızların saçları uzun olursa sıkı sıkı örülürdü ya da kulak memesi hizasından kesilirdi. Süs ve ziynet eşyası takılması yasaktı, ama başta eğer büyükçe bir de beyaz kurdele varsa, onunla en az öğretmenin göğse taktığı kırmızı kurdele kadar havalıydım.

slide9

Boynuma bembeyaz, kolalı bir de yaka takar, tamamen bize, tamamen bu ülkeye özgü bir okul kıyafetinin en önemli detayını tamamlardım. Kimisinin cebinde buruş buruş mendil, kimisinin boynunda iple asılmış lastik silgi bulunan öteki beyaz yakalı arkadaşlarımla küçücük sıralardan kara tahtaya, beyaz tebeşirle yazılanlara, çengelli iğneyle tutturulmuş keçe silgiyle silineceklere bakardım.

O zamanlar bit, uyuz, trahom eksik olmazdı okullardan. Çoğu zaman erkeklerin saçları üç numaraya, bazen de tamamen usturaya vurulurdu. Sanki bütün öğrenciler değil, bütün küçük heyecanlar aynıydı, sanki hepimiz siyah beyaz masum bir bütünün parçalarıydık.

slide10

Yerli malı, yurdun malı sevgisi aşılanırdı beyaz yakalılara; tabii ki tutumlu olmak da. Ayakkabıları yağmurdan, çamurdan bir galoş gibi muflonlu lastik şaşon, yıpranmalardan ise tabanlarına çakılmış demir, ya da pençe üzerine pençe korurdu.

Teneffüslerde evden getirilmiş helva, leblebi, keçi boynuzu, pestil paylaşılırdı. Yıllar içerisinde süt tozu, günlük süt, balık yağı, fındık, kuru üzüm de beslenme saatlerine girip çıkacaktı. Kimi siyah kolda bir de hilalli “Kızılay” pazubenti dururdu ve sanki tüm dünyanın sağlığı o kırmızı yanaklı çocuktan sorulurdu.

slide11

Sadece anlaşmalı tek dükkanda bulunabilen değil,

başta Sümerbank, ülkenin her köşesinde bulunabilen bir formaydım.

slide12

Bazen bir kalem, boyundaki sert silgi, gazete kağıdıyla kaplanmış defter,

tahta ya da kalitesiz deriden pantizot çantayla biten senelerde,

bir dağ masalı gibi,

bir ülke masalıydım.

slide13

Derken yıllar birbirini kovalayacaktı. Ben hep Milli Eğitim’in ilk basamaklarındaydım.

Kimi zaman simsiyah, kimi zaman gri, kimi zaman şapkayla –

ama kolalı, sakız gibi bembeyaz yakamla ben hep vardım.

slide14

1988’de, yorgun bin yılın sonları gelirken mavileşecek, beyaz yakamdaki motifleri güncelleştirecek, yeni bin yıla emniyet kemeriyle girecektim.

Modern zamanların kişiselleşme rüzgarlarına dayanamazdım. Topraklarımızdan zar zor çıkarttıklarımıza ait bir tarz değildim. Kopyalayıp yapıştıranlarca savunulamaz, cilt cilt kriterlere, “çocukların tek tip olamayacağı” değerlendirmelerine, akan suları durduracak tezlere, fiyakalı yanıtlar hazırlayamazdım.

slide15

Ve yenildim;

bu son senemde, boyna iple asılmış silgilerin yerini flash bellekler alırken -

bir zamanların miniklerinin, miniklerinin minikleriyle

vedalaşabilmek için,

el yazımla olmasa da,

kenar süsleriyle bu satırları yazdım:

slide16

Sevgili çocuklar;

ben çok “biz”dim, onlar gibi rengarenk olamadım,

farklılıkları ortaya koyamadım, gözlere sokamadım,

notumu kıracakların kriterlerine de uyamadım.

Ardımdan elbette güncel bir kıyafet standardı olacak;

ama korkarım gelecek nesiller beni, beyaz yakalı okul önlüklerini, sadece küçük kasaba dükkanlarında, anılarında değil, en gelişmiş arama motorlarında bile zor bulacak.

Sürekli “dün” yaşanarak “gün” ıskalanmamalıdır,

“eski”, “sırt”ta değil, “gönül”de taşınmalıdır;

ama bazı duygular, bazı heyecanlar vardır ki,

basit de olsa hep yeni kalmalı, korunmalıdır.

slide17

Çocukların servis araçlarıyla okula değil,

okulların servis sağlayıcılarla eve gelmesine az kalmışken,

insanlar yeni çağın vebası bulaşıcı yalnızlığa yaklaşırken,

benden, “biz”den, bir sembolden daha veda,

sıcak bir elveda sizlere;

beni unutmayın…

Beyaz Yakalı Okul Önlüğü

düş hekimi yalçın ergir http://www.ergir.com

(16 Aralık 2008/Ankara)

slide18

Çocukların servis araçlarıyla okula değil,

okulların servis sağlayıcılarla eve gelmesine az kalmışken,

insanlar yeni çağın vebası bulaşıcı yalnızlığa yaklaşırken,

Bu sunumda 1950’lerin fotoğraflarında öğrencileriyle yer alan öğretmen annem Nevnihal Ergir’e minnet ve saygıyla –

öğretmen teyzem Şayan Duysak’a, Ece ve Rabia Ergir’e, Mehmet Ertüzün’e, ortodonti hastam Burcu Sungur’a, Prof. Dr. Yücel Tanyeri’ye, Gönül ve Halil Makaracı’ya, Hülya ve Şirin Didem Sofuoğlu’na, Handan Yalaz Telimen’e, Prof. Dr. Tunç Şafak’a,

bir zamanlar taşımalı sistem yokken, karda, dondurucu soğukta, her gün Yıldırımtepe Köyü’nden Çıldır’daki okullarına kilometrelerce yürürlerken kurtların izlediği ve kızlı erkekli minik ellerin korkuyla birbirine kenetlendiği beyaz yakalı önlüklülerden Necati Bektemur’a,

hep sevgi ve teşekkürlerimle.

Müzikler:

2023 & Elveda Ölüm

Barış Manço

benden, “biz”den, bir sembolden daha veda,

sıcak bir elveda sizlere;

beni unutmayın…

Beyaz Yakalı Okul Önlüğü

düş hekimi yalçın ergir http://www.ergir.com

(16 Aralık 2008/Ankara)

yazı olarak:

http://www.ergir.com/onlugun_vedasi_yazi.htm