1 / 33

EDATLAR

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ 2. SINIF 1. ÖĞRETİM MİYASE KARAASLAN 1090310315. EDATLAR. EDAT NEDİR ? EDATLARIN ÖZELLİKLERİ VE ÖRNEKLER ÇEŞİTLERİ NELERDİR? ÖRNEK SORULAR. EDAT NEDİR?.

gamma
Download Presentation

EDATLAR

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİTÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ2. SINIF 1. ÖĞRETİMMİYASE KARAASLAN1090310315

  2. EDATLAR • EDAT NEDİR ? • EDATLARIN ÖZELLİKLERİ VE ÖRNEKLER • ÇEŞİTLERİ NELERDİR? • ÖRNEK SORULAR

  3. EDAT NEDİR? Tek başına bir anlam taşımayan , ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir.Edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar.

  4. EDATLARIN ÖZELLİKLERİ VE ÖRNEKLER • Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar. • “için, kadar, -E kadar, gibi, göre, ile, üzere, yalnız, -E karşı, sanki, ancak, -dEn beri, -E doğru”

  5. Kelimeler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir. • Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik) • Edatlar önceki kelimeyle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır. • Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)

  6. Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur. • Güneş gibi başı göklere erdi. ›edat çıkarılınca› Güneş başı göklere erdi. • Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar. • Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)Sen de benin kadar çalışsan... (zarf öbeği)

  7. Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkar: • Karşı köyde akrabaları vardı.  ( sıfat)Derenin karşısına geçtik.   (ad)Her söylenene karşı çıkıyor.   (birleşik fiilde isim)Bana doğruyu söyle.   (isim)Doğru söze ne denir?   (sıfat)Lütfen doğru oturun.   (zarf)Beride bir adam duruyor. ( isim)Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)Biraz beri gel.  (zarf)Bir ömür boyu yalnız yaşadı. ( zarf)Biz bu dünyada hep yalnızız.  (isim)Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. ( sıfat)Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz.  (bağlaç)

  8. Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler: • -e kadar, -e doğru, -den beribu kadarını, senin gibisi • Cümlede veya isim tamlamasında isim görevi alabilir; ek-fiil alarak yüklem olabilir. • Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)Her şey bıraktığım gibiydi. (ek-fiilin “di”li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş) • Edat grupları (edat ve edattan önceki kelimenin oluşturduğu kelime grubu) cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur. • Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)

  9. EDAT ÇEŞİTLERİ • “GİBİ” EDATI : Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar.

  10. ÖRNEKLER : • Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi. (sıfat) • Dev gibi dalgalar sahile vuruyordu. (sıfat) • Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. (zarf) • Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.(zarf ) • Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma) • Annem gibi dolma yapan dünyada bulamazsın. (karşılaştırma) • Yataktan kalktığı gibi dışarı fırladı.(hemen,o anda) • Haberi aldığı gibi yola çıktı.(hemen,o anda) • Ben ona insan gibi davrandım.( yakışır biçimde)

  11. “İÇİN” EDATI : • “-dik için” şeklinde neden- sonuç “-mek için” şeklinde amaç – sonuç ilişkisi kurar.* Yağmur yağdığı için pikniğe gidemedik. (n-s) * Hasta olduğum için dersi dinleyemedim. (n-s) * Kadın oğlunu görmek için şehre gitti. (a-s) * İşe girmek için ehliyet almış (a-s)

  12. Görelik anlamında görüş bildirir: * Sen benim için dünyanın en güzel kızısın. * Bu çalışmalar onun için boş bir uğraştı. Karşılığında, karşılık olarak: *Bu elbise için çok para harcadım. *Ev için size yüz bin lira veririm.

  13. Uğruna, yoluna: * Vatan için nice şehitler verdik. * Bu eylemi tüm insanlık için yapıyoruz.Hakkında: * Veliler bizim okul için ne söylüyorlar? * Eleştirmenler, filminiz için olumlu konuşuyor.Aitlik, özgülük: * Bu pastayı sizin için ayırdım. * Bahçeye oğlum için salıncak kurdum.

  14. Oranla: * O şapka senin için çok büyük. Süre bildirir: * Kitabı bir hafta için aldım. * Birkaç gün için İstanbul’a gideceğim.

  15. “İLE” (-la, -le ) EDATI : • Birliktelik, araç ,durum ve sebep ilgisi kurar. * Köye dolmuşla gidebilirsin. (araç) * Uçakla İzmir’e gitmişti (araç) * Konsere arkadaşımla gittim. (birliktelik) * Çocuk, yolda babasıyla yürüyordu. (birliktelik) * Öfkeyle kalkan zararla oturur. (durum ) * Gökyüzü, hasretle kucaklasın doğayı. (durum) * Sınav heyecanıyla kalemimi unuttum. (sebep) * Kaza korkusuyla araba kullanamıyor ( sebep)

  16. “KADAR” EDATI Benzerlik ve karşılaştırma ilgisi kurar. * Adana, cennet kadar güzel bir yerdir. (benzerlik) *Siirt, bu yaz cehennem kadar sıcaktı. (benzerlik) * Bir peri kadar güzel bir kızdı. (benzerlik) * Sen de onun kadar çalışsaydın sınavı kazanırdın.(karşılaştırma) * Babası kadar iyi şarkı söylüyor. (karşılaştırma)

  17. Yaklaşıklık, zaman açısından sınırlandırma, mesafe: * Bin kadar asker cepheye gidiyordu. (yaklaşık) *Pazardan iki kilo kadar pirinç almış. (yaklaşık) *Bu ev akşama kadar temizlenecek. (zamanda sınırlama) * Cumaya kadar ödevimi bitirmeliyim. (zamanda sınırlama) *Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. (zamanda sınırlama) * Eve kadar yürümem gerekiyor. (mesafe sınırı)Mesafe sınırı: * Yapılacak dünya kadar işim var. * Avuç içi kadar bir evde yaşıyorlar.

  18. Gibi anlamında kullanılabilir: * Bu kitabı okuyunca Muğla’yı görmüş kadar oldum.Karşı: Yön ve zaman ilgisi kurar. –e karşı biçiminde kullanılırsa edat olur. Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir. * Denize karşı bir ev yaptırmış. (yön) * Duvara karşı on adım yürü. (yön) * Sabaha karşı çok şiddetli yağmur yağdı. (zaman)Karşılık olarak , yönelik anlamı katar: * Bu sözüne karşı ben ne diyebilirim ki şimdi. (karşılık olarak) * Resme karşı ilgin ne zaman başladı?( -e yönelik)

  19. UYARI: Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.İsmi belirtirse sıfat olur. * Karşı evin penceresi açık kalmış. (sıfat) * Önce karşı sahaya çıktı. (sıfat) * Karşıya geçmeden önce sağına ve soluna bak.(isim)

  20. “GÖRE” EDATI Görüş, düşünce, uygun olma anlamları katar: * Bilim adamlarına göre dünya yok oluyor. (görüş) * Anneme göre bu yıl sınavı kesin kazanırmışım. (görüş) * Bulunduğun ortama konuşacaksın. ( uygun) * Zevkime göre bir elbise arıyorum. (uygun) Karşılaştırma ilgisi kurar: * Burası eski evimize göre daha büyük. * Yaşıtlarına göre çok hızlı koşuyorsun.

  21. “ÜZERE” EDATI Koşul ve amaç ilgisi kurar. * Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsin. (koşul) * Konuşmak üzere kürsüye çıktı. (amaç)Yaklaşık olma, gibi şekilde… anlamları katar: * Hemen eve dönelim, akşam olmak üzere. ( yaklaşık) * Zil çalmak üzere. ( yaklaşık) * Her şey planlandığı üzere yapılacak. (şeklinde)

  22. “DOĞRU” EDATI Yön ve zaman ilgisi kurar. * Eve doğru yürüyorum. (yön) * Akşama doğru misafir gelecek. (zaman)İsmi nitelerse sıfat, fiili nitelerse zarf öbeği oluşturur: * Eğri oturup doğru konuşalım. (zarf) * Bu zamanda doğru insanı bulmak zordur. (sıfat) * Tahtaya bir doğru çizdi. (isim)

  23. “SANKİ” EDATI Sanki: Benzetme, sitem ilgisi kurar. * Gökyüzü sanki yaramaz bir çocuk. (benzetme) * Sanki verdiğim her işi yapıyorsun. (sitem) * Sanki selam verdin de almadık. (sitem)

  24. “DİYE” EDATI Amaç ve neden ilgileri kurar. *Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)*Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)

  25. “YALNIZ” EDATI İsim, sıfat, zarf ve bağlaç olarak kullanılabilen bu kelime “sadece, bir tek” anlamına gelmek şartıyla edat olarak da kullanılabilir. Bu yönüyle diğer kelime türlerinden ayırt edilebilir. *Bir ömür boyu yalnız yaşadı. (tek başına, zarf)*Biz bu dünyada hep yalnızız. (tek başına, isim)*Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. (tek, sıfat)*Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (ama, bağlaç)*Cebinde yalnız yol parası vardı. (sadece, edat)*Beni yalnız sen anlarsın. (sadece, bir tek)

  26. “ANCAK” EDATI • “yalnız, sadece, özgülük, sınırlandırma, olsa olsa” anlamları katar. *Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)*Onu ancak para ilgilendirir. (sadece, bir tek)*Bu işten ancak Hasan Usta anlar. (sadece)*Bu kömür ancak üç ay yeter. (en fazla, olsa olsa)*Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler. (belki, ihtimal)

  27. “Mİ” SORU EDATI • -Soru edatıdır. -Farklı anlam ilgileri kurar.-Ek alabilir. *Babanız İstanbul’dan döndü mü? (soru)*Onu gördüm mü sinirleniyorum. (zaman)*Sıcak mı sıcak bir havaydı. (pekiştirme)*Çalıştın mı her şeyi başarırsın. (koşul)

  28. SORU ÖRNEKLERİ 1.Aşağıdakilerden hangisinde “kadar” edatı cümleye “eşitlik” anlamı katmamıştır? A) Hababam Sınıfı kadar sevilmiş bir komedi filmi yoktur Türk sinemasında. B) Anlattıklarınıza, “Çağını başkalarının gözünden izleyenler o çağın kuklalarıdır” sözü kadar denk düşen bir söz olamaz. C) Dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar güzeldir sevgiliye sevdiğini söylemek. D) Filmdeki oyuncu: “Adamın gizlediği elmaslar, dünyadaki kum kadar çoktu” diyordu. E) Mehmet Rauf da Halit Ziya Uşaklıgil kadar olmasa da usta bir romancıydı.

  29. CEVAP : D

  30. 2.Aşağıdakilerden hangisinde “için” edatı cümleye “amaç” anlamı katmıştır? A) Ailede üniversiteyi okuyan öncü biri olmadığı için diğer kardeşler de okumamış. B) Film görsel efektlerden eser taşımadığı için, izleyenleri hayal kırıklığına uğrattı. C) Edebi eleştiri yapmak zor bir iş olduğu için kimse eleştirmenliğe kalkışmıyor. D) Konseri yakından izlemek için erkenden konser alanında sıraya girdik arkadaşlarla. E) İçli türkülerle beslenen bir toplum olduğumuz için eğlence yerlerinde de acı türkülerle eğleniyoruz.

  31. CEVAP :D

  32. 4.Aşağıdakilerden hangisinde “göre” edatı cümleye “görecelik” anlamı katmıştır? A)Duyduğumuza göre filmin en tehlikeli sahnelerinde dublörler kullanılmış. B)Aktör için yapılan anma, sinemaya yıllarca emek vermiş bir sanatçıya göre değildi. C)Freud’a göre insan davranışının kökeninde bilinçaltına itilen duygu ve düşünceler vardır. D)Orhan Kemal Çukurova’yı Zafer Doruk’a göre daha gerçekçi anlatır diyebiliriz. E)Topluma göre yaşamak istemiyorsan, önce kendi doğrularının yarat.

  33. CEVAP : C

More Related