24 mart 2006 n.
Download
Skip this Video
Loading SlideShow in 5 Seconds..
24 Mart 2006 PowerPoint Presentation
Download Presentation
24 Mart 2006

Loading in 2 Seconds...

play fullscreen
1 / 10

24 Mart 2006 - PowerPoint PPT Presentation


  • 174 Views
  • Uploaded on

TBB EKONOMİ ÇALIŞMA GRUBU. 24 Mart 2006. Rezerv Politikası Üzerine Türkiye’de kriz sonrası dönemde rezerv hareketleri ve kısa bir “güvence” değerlendirmesi. Sengül Dağdeviren, Oyak Bank 24 Mart 2006 TBB Makroekonomi Alt Çalışma Grubu için hazırlanmıştır.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about '24 Mart 2006' - cleo


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript
24 mart 2006

TBB

EKONOMİ ÇALIŞMA GRUBU

24 Mart 2006

slide2

Rezerv Politikası ÜzerineTürkiye’de kriz sonrası dönemde rezerv hareketleri ve kısa bir “güvence” değerlendirmesi

Sengül Dağdeviren, Oyak Bank

24 Mart 2006

TBB Makroekonomi Alt Çalışma Grubu için hazırlanmıştır.

slide3
2001 krizi sonrasında Türkiye’nin ekonomik performansında global likiditenin belirleyici etkisi oldu.
  • Bütçe performansı, hızlı faiz düşüşü, yüksek özelleştirme geliri ve TSMF varlık satışları ile öngörülenin çok üzerine çıktı (ancak, IMF tanımlı faiz dışı fazla hedefin altında kaldı).
  • Büyüme, hızlı sermaye girişi ve faiz düşüşü ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
  • En büyük risk ise cari işlemler dengesinde birikmiş görünüyor.
    • Ancak, yoğun sermaye girişi rezervlerin de ciddi anlamda artırılmasına imkan tanıdı.
    • Türkiye’nin mevcut (resmi) rezerv seviyesi (yaklaşık US$ 58 milyar) yeterli bir “güvence” oluşturuyor mu? Dalgalı kur rejiminde optimal rezerv seviyesi tanımlamak mümkün mü?
slide4
Ödemeler Dengesi verilerine göre Türkiye’nin resmi rezervleri 2003-2005 döneminde toplam yaklaşık US$ 23 milyar arttı.
  • Türkiye 2003-2005 döneminde kümülatif US$ 46.6 milyar cari işlemler açığı verirken, yaklaşık %60’ı kısa vadeli olmak üzere US$ 65.6 milyar kayıtlı yabancı sermaye girişi, US$ 9.4 milyar da kayıt dışından döviz girişi yaşadı.
    • Aynı dönemde kısa vadeli dış borç stoku yaklaşık US$ 20.5 milyar arttı.
  • Ancak sadece Türkiye’de değil hemen hemen tüm gelişmekte olan ülkelerde rezerv artışı var.
    • 1990’lı yıllardan bugüne gelişmekte olan ülkelerde rezervlerin oranı GSYİH’nin %30’una ve 8 aylık ithalatı karşılayacak düzeye çıktı. Kabul edilebilir bir rezerv getirisi ve dış borçlanma maliyeti varsayımı altında bu düzeyde rezerv tutmanın maliyeti yaklaşık GSYİH’nin %1’i düzeyinde (Dani Rodrik, “Döviz Rezervlerinin Sosyal Maliyeti”, NBER WP:11952 Ocak 2006).
merkez bankalar n n kur hedefinin olmad ortamlarda rezerv tutman n gerek eleri
Merkez Bankalarının kur hedefinin olmadığı ortamlarda rezerv tutmanın gerekçeleri
  • Avantajları:
    • Sermaye akımlarındaki dalgalanmaların maliyetini azaltmak (likidite güvencesi)
    • Finansal piyasalarda istikrarı korumak
    • Döviz kurlarındaki oynaklığı kontrol etmek
    • Uluslararası piyasalardaki borçlanma maliyetlerini ve koşullarını iyileştirmek (konsolidasyon riskini azaltmak)
  • Maliyetleri
    • Kaynakların daha etkin kullanılamaması / sayısal olarak dış borçlanma ile plasman getirisi arasındaki fark
  • Rodrik (Ocak 2006) her ne kadar GSYİH’nin %1’i düzeyinde bir rezerv maliyetinin mevcut kısa vadeli borç stokuna oranla makul bir “güvence” bedeli olabileceğini vurgulasa da, rezervlerle birlikte kısa vadeli borçların da artıyor olmasına ve ülkelerin neden rezerv biriktirmek yerine kısa vadeli borçlarını azaltmadıklarına dikkat çekiyor.
slide6
Rezervler reel ekonomiye ilişkili olarak değil finansal piyasalardaki büyümeye paralel bir gelişme gösteriyor.
t rkiye de rezerv art nominal de i imlerin yaratt etkinin aksine etkileyici d zeyde say lmayabilir
Türkiye’de rezerv artışı nominal değişimlerin yarattığı etkinin aksine “etkileyici” düzeyde sayılmayabilir.
sterilizasyonda s n ra gelindi
Sterilizasyonda sınıra gelindi.
  • Tespitler:
    • Parasal kırılganlıkta 2006 yılı başında yaşanan göreli iyileşmeye karşı Merkez Bankası’nın APİ sterilizasyonunun rekor seviyeye çıkması (20 Mart 2006: YTL 20.6 milyar) finansal piyasalarda dengeye henüz oturulmadığını düşündürtüyor.
    • Likiditenin piyasaya çıkması enflasyonla mücadeleye sekte vurabilir.
    • Bundan sonra yapılacak müdahalelerde sterilizasyon maliyeti daha da artacak.
    • Yabancı sermaye girişi olsa dahi Merkez Bankası’nın rezerv biriktirme kapasitesi enflasyonla mücadeleyle çelişkili hale gelmesiyle azaldı.
      • Hazine’nin iç borçlanmasını artırarak dış borçlarını azaltması veya Merkez Bankası’ndaki DİBS’leri erken itfa etmesi gerekiyor => pek tercih edilir görünmüyor.
slide10
SONUÇ:
  • Rezerv artışı bir politika olmaktan çok uluslararası sermaye akımlarına bir reaksiyon gibi görünüyor.
  • Sermaye akımlarının serbestisinin sürdüğü bir ortamda “gerçek” politikalar üretilebilir mi?
    • Her ne kadar para politikasında araç bağımsızlığı Merkez Bankası’na ait olsa da Banka ile Hazine koordinasyonunun önemi artıyor.
  • Türkiye’nin rezerv seviyesi reel ekonomiye oranla ve diğer ülke ortalamasına göre hala düşük görünüyor.
    • Bankanın rezerv yapısında azalmakla birlikte KMDTH’ların hala önemli payı var (17 Mart 2006 itibarıyla %27).
  • Ancak rezerv artışına paralel olarak kısa vadeli borç stokunun azaltılmasının hedeflenmesi yerinde olabilir.
  • Mevcut ortamda yapısal reformlar ve kurumsallaşmanın kararlılıkla sürdürülmesi önemini koruyor.