1 / 41

DENİZLİ İLİ İİMEK TOPLANTISI 01.02.2010 VALİLİK TOPLANTI SALONU

DENİZLİ İLİ İİMEK TOPLANTISI 01.02.2010 VALİLİK TOPLANTI SALONU. DÜNYA’DA İŞSİZLİKLE MÜCADELEDE İZLENEN AKTİF ve PASİF İSTİHDAM POLİTİKALARI Yrd.Doç.Dr. Handan KUMAŞ Pamukkale Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü

axel
Download Presentation

DENİZLİ İLİ İİMEK TOPLANTISI 01.02.2010 VALİLİK TOPLANTI SALONU

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. DENİZLİ İLİİİMEK TOPLANTISI 01.02.2010 VALİLİK TOPLANTI SALONU • DÜNYA’DA İŞSİZLİKLE MÜCADELEDE İZLENEN AKTİF ve PASİF İSTİHDAM POLİTİKALARI Yrd.Doç.Dr. Handan KUMAŞ Pamukkale Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü KAYNAK: TİSK, İşsizlikle Mücadele: Ülke Uygulamaları ve Türkiye İçin Öneriler Aralık 2009, Yayın No:302

  2. Tablo1.OECD Ülkelerinde İşsizlik Oranları (İşgücünün Yüzdesi Olarak) Kaynak:OECD,OECD Economic Outlook,No:86,Preliminary Edition,Kasım 2009.

  3. OECD ÜLKELERİNDE İŞSİZLİĞİ AZLATMAYA YÖNELİK ÖNLEMLER

  4. ASYA ÜLKELERİ ARAYI AÇMAKTA… * Başını Çin ve Hindistan’ın çektiği Asya Ülkeleri gelecek yirmi yılda büyüme alanında atak yapacak ve AB’yi geçerek ABD’den sonra en önemli aktör haline gelecektir. * 2025 yılına ilişkin olarak yapılan projeksiyonlar, ABD-AB-Japonya üçlüsünün ağırlığının görece azalacağını ve daha dengeli bir dağılım ortaya çıkaracağını, * Gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin dünya refahından aldıkları payın 2005’teki %20 seviyesinden 2025’te %34’e yükseleceğini, * Çin-Hindistan-Kore grubunun ağırlığının AB’yi yakalayacağını ve Asya’nın Dünya GSYH’ndan aldıkları payın %30’a çıkarak AB’nin %20 seviyesindeki payını geçeceğini, Çin’in Dünya’nın ikinci büyük, Hindistan’ın ise altıncı büyük ekonomisi olacağını, nihayet Asya ve AB’nin yer değiştirerek Asya’nın Dünya’nın en büyük ihracatçısı olacağını ortaya koymaktadır. * Dünyadaki güç dengeleri krizden sonra yeniden şekillenecektir ve küresel ekonominin yönetiminde bunun ilk işareti G7’nin yerini G-20’ye bırakmasıdır. * TEMEL SORU, BU YENİ DENGEDE TÜRKİYE’NİN HANGİ POZİSYONDA BULUNACAĞIDIR. Asya ülkeleri krizden Türkiye’ye kıyasla çok daha hızlı çıkacak ve yüksek büyüme oranlarına erişecektir. Örneğin Çin, krizin en alevli döneminde bile % 8 bir büyüme hızı elde etmiştir. Türkiye’nin gelecekteki yarış pozisyonunu Türkiye’deki işletmelerin bu ülkeler karşısındaki rekabet gücü belirleyecektir. İşsizlikle mücadelenin kaderi de bu faktör tarafından çizilecektir.

  5. Türkiye’de Krize Karşı Alınan Tedbirler 1.Likitide Destekleri 2.Vergi Destekleri 3.İstihdam Destekleri a)15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı ‘’İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’’/’’İstihdam Paketi’’ ile getirilen teşvikler b)31.07.2008 tarih ve 5797 sayılı ‘’Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’’ ile getirilen teşvikler, c)18.02.2009 tarih ve 5838 sayılı ‘’Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’’ ile getirilen teşvikler, d)11.08.2009 tarih ve 5921 sayılı ‘’İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’’ile getirilen teşvikler, e)19.06.2009 tarih ve 27263 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ‘’Türkiye İş Kurumu İşgücü Uyum Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’’ile getirilen düzenlemeler, 4.Kredi ve Garanti Düzenlemeleri,

  6. Türkiye’de Krize Karşı Alınan Tedbirler Hükümet 2008 yaz aylarında Türkiye’ye sirayet eden krize karşı tedbir almakta gecikmiş; bununla birlikte 2009 Mart ayından itibaren gerekli müdahaleleri yapmaya başlamıştır. Hükümet, kriz sürecinde ekonominin toparlanmasını ve işsizlikle mücadeleyi hedef alan çeşitli tedbir paketleri uygulamıştır. Bunları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür: Likidite Destekleri • Merkez Bankası, piyasadaki döviz ve TL likiditesini artırmak amacıyla birçok önlem almıştır. • Bankacılık sektörünün öz kaynak yapısını daha da güçlendirmek amacıyla bankaların kar dağıtımına sınırlama getirilmiş ve bankaların kar dağıtabilmesi BDDK onayına bağlanmıştır.

  7. Türkiye’de Krize Karşı Alınan Tedbirler Vergi Destekleri • Yurtdışındaki varlıkları yurtiçine getirmeyi amaçlayan, vergi indirimleri ve muafiyetlerini içeren Varlık Barışı uygulamasının geçerlilik süresi 30 Eylül 2009 tarihine kadar uzatılmıştır. • Hisse senedi kazançlarında yerli yatırımcılara uygulanan %10’luk stopaj sıfıra indirilmiştir. • 1 Eylül 2008 tarihi öncesindeki vergi borçlarının 18 ay süreyle %3 faizle taksitlendirilmesi imkanı getirilmiştir. • Menkul Kıymet Yatırım Fonları ile Menkul Kıymet Yatırım Ortaklıklarının sermaye piyasasında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri gelirlere BSMV muafiyeti getirilmiştir. • Gerçek kişilere kullandırılan kredilerdeki Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi oranı %15’ten %10’a indirilmiştir. • Kablolu, kablosuz ve mobil internet servis sağlayıcılığı hizmetine ilişkin Özel İletişim Vergisi %15’ten %5’e indirilmiştir. • 30 Haziran 2010’a kadar tescili silinecek ve hurdaya çıkarılacak 1979 veya daha eski model motorlu taşıtlar için vergi ve ceza affı getirilmiştir. • Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlara 31.12.2014 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisi muafiyeti getirilmiştir. • KOBİ birleşmelerini teşvik etmek amacıyla 31.12.2009 tarihine kadar birleşen KOBİ’ler kanunda belirlenen şartları sağlamaları kaydıyla, kurumlar vergisi muafiyeti ve %75’e kadar indirimli kurumlar vergisi uygulanmasından faydalanabileceklerdir. • İç talebi canlandırmak amacıyla bazı sektörlerde 15.06.2009 tarihine kadar uygulanan geçici ÖTV indiriminin oranları yeniden belirlenerek süresi 30.09.2009 tarihine kadar uzatılmıştır.

  8. Türkiye’de Krize Karşı Alınan Tedbirler İstihdam Destekleri Ülkemizde istihdam alanında tedbir alınması süreci, ekonomik krizin belirginleşmesinden önce, istihdam paketi olarak da anılan 15 Mayıs 2008 tarih ve 5763 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler ile başlamıştır. Paketin içerdiği düzenlemeler, ekonomik kriz karşısında önlem alınmasından ziyade, işgücü piyasasının geçmişten gelen sorunlarına ilişkindir. Ancak ekonomik krizin etkilerinin paketin açıklanmasından kısa bir süre sonra belirginleşmesi nedeniyle Rapor’un istihdam desteklerine ilişkin bölümünde söz konusu düzenlemelere de yer verilmiştir.

  9. İstihdam Destekleri • 15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı “İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” / “İstihdam Paketi” ile getirilen teşvikler • Özel sektör işverenlerinin eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma yükümlülüğü kaldırılmış, özürlü istihdamında %3 oranı korunmuştur. Kamu sektörü işverenlerinin ise %4 özürlü ve %2 eski hükümlü çalıştırması öngörülmüştür. Kamu kurumları ile sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan her nevi teşebbüs veya bağlı ortaklıkların çalıştırmakla yükümlü olduğu terör mağduru oranı artırılmıştır. • Özel sektörce çalıştırılan özürlüler için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı Hazine’ce karşılanacaktır. • Kontenjan fazlası özürlü çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir özürlü için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin ise %50’si Hazinece karşılanacaktır. • Özürlü istihdam etmeyen işverenlerden kesilen ceza paralarını değerlendirmeye yetkili Komisyonun projeler dışında, bir ya da birkaç kişiye yönelik projesiz bireysel kullanıma dönük kaynak aktarmasına olanak sağlanmıştır.

  10. İstihdam Destekleri a. 15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı “İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” / “İstihdam Paketi” ile getirilen teşvikler • İlave istihdam yaratılması kaydıyla, 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olan gençler ve 18 yaşından büyük kadınların istihdamı halinde alt sınır üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin belirli koşullar ile 5 yıl süre ve belirli oranlarda İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanması hükme bağlanmıştır. • 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81. maddesine eklenen (h) bendi ile malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarın Hazinece karşılanması öngörülmüştür. • 5510 sayılı Yasaya eklenen iki madde ile sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası, sosyal yardım zammı ile asgari işçilikle ilgili fark prim borçlarına ilişkin yeniden yapılandırma hükümleri kabul edilmiştir. • İşverenlerin, işyeri sağlık birimi, işyeri hekimi ve iş güvenliği mühendisi veya teknik eleman görevlendirme yükümlülüklerini, dışarıdan hizmet alımı suretiyle yerine getirebilecekleri düzenlenmiştir. • İşverenlerin emzirme odası veya çocuk bakım yurdu kurmaksızın dışarıdan hizmet alabilmelerine imkan sağlanmıştır. • 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da değişiklik yapılarak spor tesisleri yapma mükellefiyeti kaldırılmıştır.

  11. İstihdam Destekleri a. 15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı “İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” / “İstihdam Paketi” ile getirilen teşvikler • İşyerinin açılması aşamasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından verilen kurma izni kaldırılmıştır. • İŞKUR’un elektronik ortamda bilgi ve belge talep etmesine imkan sağlanmıştır. Ayrıca Kurum çalışmalarının sigortalı işsizlerle birlikte Kuruma kayıtlı diğer işsizlere de yöneltilmesi öngörülmüştür. • Günlük işsizlik ödeneği, ortalama günlük net kazanç yerine son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın %40’ı olarak belirlenmiş, bu tutarın aylık asgari ücretin brüt tutarının %80’ini geçemeyeceği belirtilmiştir. • İşsizlik Fonu giderleri arasına, danışmanlık, mesleki eğitim, işgücü uyum, toplum yararına çalışma hizmetleri, işgücü piyasası araştırma ve planlama giderleri ile GAP’a aktarılacak ödenek ve genç ve kadın istihdamına ilişkin teşvikler eklenmiştir. Böylece mesleki eğitime Fon’dan her yıl yaklaşık 300 milyon TL kaynak ayrılmış, gerekirse bunun daha da artırılması mümkün kılınmış, sadece işsizlik sigortasından faydalananlara değil, tüm işsizlere mesleki eğitim verilebilmesine imkan sağlanmıştır. • İş Kanunu’nun Ücret Garanti Fonu’nu düzenleyen 35. maddesi 4447 sayılı Kanuna Ek Madde olarak eklenmiştir. İşverenin ödeme aczine düşmesi halinde Ücret Garanti Fonu’ndan yararlanabilmek için son bir yıl içinde aynı işyerinde çalışmış olma koşulu getirilmiştir. Fondan yapılacak ödemelerin 5510 sayılı Kanundaki kazanç üst sınırını aşamayacağı hükme bağlanmıştır. • İş Kanunu’nun kısa çalışmayı düzenleyen 65. maddesi, 4447 sayılı Kanuna Ek Madde olarak eklenmiştir. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar için sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemlerin 506 sayılı Kanuna göre yürütülmesi hükme bağlanmıştır. • İl İstihdam Kurulları ile İl Mesleki Eğitim Kurulları birleştirilerek oluşumu ve görevleri yeniden belirlenmiş ve Kurul kararlarına bağlayıcılık kazandırılmıştır.

  12. İstihdam Destekleri b. 31.07.2008 tarih ve 5797 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile getirilen teşvikler • Yasayla 5763 sayılı İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile çeşitli kanunlarda öngörülen işveren prim teşviklerinin uygulamasına 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesindeki sandıkların statülerine tabi personel dahil edilmiş ve yine aynı yasa ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 24. madde kapsamına giren borçları anılan madde hükümlerine göre yapılandırılmamış olan işverenlere bu borçlarını yeniden yapılandırma olanağı tanınmıştır.

  13. İstihdam Destekleri c. 18.02.2009 tarih ve 5838 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile getirilen teşvikler • 2008 ve 2009 yıllarında kısa çalışma için yapılan başvurulara münhasır olmak üzere; günlük kısa çalışma ödeneğinin süresi ile miktarının %50 oranında artırılması ve kısa çalışma ödeneği verilen dönemler için işsizlik sigortası ödenecek süreden mahsup yapılmaması öngörülmüştür. Böylelikle kısa çalışma için öngörülen azami 3 aylık süre 6 aya ve kısa çalışma ödeneği miktarı günlük asgari ücretin %40’ından %60’ına çıkarılmıştır. (Ödenekten yararlanma süresi Bakanlar Kurulu Kararı ile 31.12.2009 tarihine kadar uzatılmıştır.) • Genç ve kadın istihdamına ilişkin 5763 sayılı Kanun ile getirilen sigorta primi işveren hissesi teşvikinde değişiklik yapılarak 2008 yılı Aralık ve 2009 yılı Ocak aylarına ilişkin prim ve hizmet belgelerinde ismi bulunmayan genç ve kadınların istihdamı halinde teşvikten yararlanma imkanı sağlanmıştır. Ayrıca teşvikten yararlanma süresi 30 Haziran 2010 tarihine uzatılmıştır. • 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklik yapılarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, günlük prime esas kazanç alt sınırının 30 katından fazla olmayanların yalnızca iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasına tabi olacakları hükme bağlanmıştır. • Kanunla işverenler tarafından 5510 sayılı Kanuna göre Kuruma yapılan sigortalı ve işyerlerine ilişkin bildirimlerin; 5953 sayılı Kanunun 3. maddesi, 2821 sayılı Kanunun 62. maddesi, 4447 sayılı Kanunun 48. maddesi ve 4857 sayılı Kanunun 3. maddesi, hükümleri uyarınca Bakanlık ile ilgili bölge müdürlüklerine ve Türkiye İş Kurumuna yapılması gereken bildirimlerin yerine geçeceği hükme bağlanmıştır. • 4857 sayılı İş Kanununun 30. maddesi uyarınca oluşturulan Özürlü ve Eski Hükümlü Çalıştırmayan İşverenlerden Ceza Olarak Kesilen Paraları Kullanmaya Yetkili Komisyon tarafından özürlülerin ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işlerini kurmaları, özürlülerin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojilerine ilişkin kaynak aktarılan projelerde, Dernekler Kanununun 10. maddesindeki %10 oranındaki sınırlamanın aranmaması öngörülmüştür.

  14. İstihdam Destekleri d. 11.08.2009 tarih ve 5921 sayılı “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile getirilen teşvikler • İşsizlik ödeneği alanların; işe alındığı tarihten önceki aydan başlayarak işe alan işyerine ait son 6 aylık dönemde, prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak işe alınması kaydıyla, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan kısa vadeli sigorta primi tutarının %1’i olmak üzere işçi ve işveren payı sigorta primleri ile genel sağlık sigortası primi, kalan işsizlik ödeneği süresince Fondan karşılanacaktır. • 2009 yılının Nisan ayına ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalı sayısına ilave olarak, 31.12.2009 tarihine kadar, işe alınma tarihinden önceki 3 aylık dönem içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışındaki kişilerden olmak kaydıyla işe alınan ve fiilen çalıştırılanlar için, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, 6 ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacaktır. • Yatırımlarda Devlet Yardımları hakkında kararlar çerçevesinde teşvik edilen yatırımlara bağlı olarak gerçekleştirilecek istihdam için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerinin tamamına kadar olan kısmı Hazinece karşılanacaktır.

  15. İstihdam Destekleri e. 19.06.2009 tarih ve 27263 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Türkiye İş Kurumu İşgücü Uyum Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile getirilen düzenlemeler • Toplum yararına işler için oluşturulan çalışma programlarına aktarılan (TYÇP) kaynak artırılacaktır. Okul, hastane vb. sağlık kurumlarındaki bakım ve onarım işleri, ağaçlandırma ve erozyon kontrolü, çevre düzenlemesi ve arazi ıslahı, park ve bahçe düzenlemesi konularındaki kısa süreli istihdam amaçlı programlar genişletilecektir. Program kapsamında 120 bin işsize doğrudan istihdam olanağı sağlanacaktır. • İŞKUR’un mesleki eğitim faaliyetleri genişletilecektir. Vasıflı işgücü ihtiyacı karşılanması ve işgücünün mesleki becerilerinin geliştirilmesi için verilecek eğitim kurslara katılanlara günlük 15 TL ödeme yapılacaktır. İŞKUR tarafından KOSGEB ile beraber yürütülecek program kapsamında 200 bin işsize eğitim sağlanacaktır. • Kişilere girişimcilik ve eğitim danışmanlığı verilecektir. İşsizlere girişimcilik konusunda eğitim verilecektir. Bireylere firma kurma ve işletme aşamasında danışmanlık hizmeti verilecektir. Eğitim sonucunda, KOSGEB kriterleri çerçevesinde sunulacak projelere KOSGEB tarafından 4000 TL tutarında hibe verilecektir. Program kapsamında 10 bin kişiye girişimcilik eğitimi verilecektir. • İşbaşı eğitimleri çerçevesinde mesleki stajlar desteklenecektir. Meslek lisesi, dengi ve üstü eğitim kurumu mezunları yararlandırılacaktır. İş tecrübesi olmayan gençlere deneyim kazandırılacak ve iş bulma olanakları artırılacaktır. Stajyerlere 6 aya kadar İŞKUR tarafından günlük 15 TL ödeme yapılacaktır. Program kapsamında 100 bin genç, stajyer olarak istihdam edilecektir.

  16. Kredi ve Garanti Düzenlemeleri • Reel sektörü desteklemek amacıyla KOBİ’lere sıfır veya düşük faizli kredi desteği verilmiştir. • Vergi ve SGK prim borcu bulunan esnaf ve sanatkarlar ile hizmet ve ticaret sektörlerindeki KOBİ’lere de KOSGEB kredilerinden yararlanma imkanı getirilmiştir. • KOSGEB’in bütçesi, 2009 yılında 2008 yılına göre %48 oranında artırılmıştır. • İhracatçılara kullandırılmak üzere belirlenmiş olan ihracat reeskont kredisi limiti kademeli olarak artırılarak, 500 milyon ABD dolarından 2,5 milyar ABD Dolarına yükseltilmiştir. • Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin kullandırdığı düşük faizli tarım kredilerinin vadesi işletme kredilerinde 18 aydan 24 aya, yatırım kredilerinde 5 yıldan 7 yıla çıkarılmıştır. • Firmaların Eximbank kredi kapsam ve limitleri artırılmıştır. • Eximbank’ın doğrudan kullandırdığı kısa vadeli kredilerdeki geri ödeme vadeleri 2009 Ocak-Mart döneminde 3 ay uzatılmıştır. • Hazine’nin 2009 yılında Eximbank’a sağlayabileceği toplam garanti ve ikraz limiti 4 milyar dolara çıkarılmıştır. • Eximbank’ın ödenmiş sermayesi 1 Milyar TL’den 1,5 Milyar TL’ye yükseltilmiştir. • KOBİ’lerin finansman imkanlarına daha kolay erişebilmesi amacıyla Kredi Garanti Desteği uygulamasına başlanmıştır. Böylece Hazine’nin desteğiyle Kredi Garanti Kurumu’nca kredinin %65’ine kefalet sağlanacak, kredi riskinin %35’i ise bankalar tarafından üstlenilecektir. • Döviz cinsi ve dövize endeksli kredi kullanımına ilişkin esaslarda yapılacak değişiklikle, tüketicilerin ve firmaların döviz cinsi ve dövize endeksli kredi kullanımları yeniden düzenlenmiştir. • Kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin yapılan yasal düzenlemeyle, 31 Mayıs 2009 tarihi itibariyle ödeme ihtarı çekilmiş, icra takibi başlatılmış, ya da banka tarafından takip olunan krediler grubunda sınıflandırılmış kredi kartı borçlarının yeni bir ödeme planına bağlanması imkanı getirilmiştir. • BDDK, yapılan düzenlemeyle, halihazırda %20 olarak uygulanan asgari ödeme tutarını, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının olumlu görüşünü alarak; %40’a kadar artırmaya ve artırdığı oranı %20’ye kadar düşürmeye yetkili kılınmıştır. • Yeni Teşvik Sistemi, AR-GE Destekleri ve İşsizlik Sigortası Fonu’ndan GAP’a yapılan kaynak aktarma düzenlemesi kriz tedbirleri ile doğrudan ilişkili görülmediğinden bölüme alınmamıştır.

  17. SONUÇ ve ÖNERİLER • Ücret Sübvansiyonları, • İşsizlik Sigortası, • Kısa çalışma ile bağlantılı teşvikler, • Ücret dışı işgücü maliyetlerine ilişkin teşvikler, • Esnek çalışmanın teşviki, • Aktif İşgücü Programları, • işçi çalıştırmanın desteklenmesi için yeni araçlara ihtiyaç vardır. • İşgücü Piyasası ve Çalışma mevzuatı reformu zorunlu hale gelmiştir. • Talep artırıcı politikalar vakitsiz kesilmemeli ve sanayi üretimi desteklenmelidir. • Sanayinin ihtiyaç Duyduğu destekler kayıtdışı ekonomi kayda alınarak finanse edilmelidir. • Büyüme Stratejisi uzun vadede istihdamın temelidir. Özel sektör ve hükümet ekonomide işbirliği yapmalıdır.

  18. SONUÇ ve ÖNERİLER Kriz bitmemiştir, sanayi bıçak üstü dengede yürümektedir. • Kriz sanayiyi ve ekonominin genelini ciddi biçimde yaralamıştır. Sanayicinin işletmenin yarını için duyduğu endişe azalmış değildir, sanayi bıçak üstü bir dengede yoluna devam etmektedir. • Dünya’da ve Türkiye’de ekonomik durgunluğun uzun süreceği, yeterli büyüme oranlarına 2013 yılından sonra geçilebileceği; krizin ise istihdam artışı sağlanmadığı sürece devam edeceği konusunda fikir birliği vardır. • Kaldı ki, küresel krizin ikinci bir dip yapma olasılığı da bulunmaktadır. • Nitekim IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn, 23 Kasım 2009 tarihinde finansal koşulların iyileştiğini ancak normal olmaktan uzak olduğunu belirterek, küresel ekonominin iyileşmeye başlamasına karşın hala yüksek kırılganlığını koruduğunu ifade etmiştir. Kahn, dünya genelinde uygulanan teşvik önlemlerinin çok erken çekilmesi halinde iyileşmeye zarar vereceğini, çok geç kalınması halinde ise yeni bir krizin tohumlarının ekilmiş olacağını belirtmiştir. • ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke ise 16 Kasım 2009 tarihinde “Sıkılaşan banka kredileri ve zayıf bir işgücü piyasası ekonomideki sıçramanın büyük bir canlanma olmasının önüne geçecektir. ABD’de enflasyonun düşük seviyelerde olmasının başlıca nedeni ekonomik faaliyetlerin durgunluğuyken, işsizlik oranında kısa vadede bir azalmanın yaşanması beklenmiyor.” şeklinde bir açıklamada bulunmuştur.

  19. SONUÇ ve ÖNERİLER • Öte yandan ekonomi profesörü Nourel Roubini, 10 Ekim 2009 tarihinde yayınlanan makalesinde temel ekonomik göstergelerdeki düzelmeyle kıyaslandığında riskli varlık fiyatlarının çok fazla, çok hızlı ve çok erken yükseldiğini belirtmiş, yeni bir krizin kapıda olduğunu, düşük faizle kısa vadeli borçlanıp, uzun vadeli, yüksek faizli bono alımına dayanan yatırım piyasasında yaşanacak krizin etkisinin daha ağır olacağını ifade etmiştir. • Yeni bir krizin mümkün olduğunu vurgulayan bir diğer ekonomi profesörü de Toulouse School of Economics’ten Jean-Charles Rochet olup, ülke Merkez Bankalarının piyasalara aktardığı yüklü miktardaki nakit, yükselen piyasalarda önemli miktarda artan döviz rezervleri ve spekülasyonların kontrolüne ilişkin olarak herhangi bir önlem alınmamış olmasının bu yeni krizin zeminini hazırlayacağını ifade etmiştir. • Nihayet ILO Genel Direktörü Juan Somavia 4 Ekim 2009 tarihinde İstanbul’da yaptığı konuşmasında işsizliğin önümüzdeki yıl da artışını sürdüreceğini, işlerini kaybeden kişiler için krizin henüz sona ermediğini, özellikle sosyal koruma sistemlerinin yeterli olmadığı ülkelerde yoksulluğun süreceğini ve bunun sosyal istikrarı tehlikeye sokacağını belirterek, istihdam yaratmayan bir iyileşmenin ekonomik, sosyal ve politik açıdan sürdürülebilir olmayacağını ifade etmiştir. • Bu çerçevede, gerek uluslararası kuruluşlar gerek ekonomi otoriteleri istihdam artışına, ekonomik iyileşmenin temel göstergesi ve aynı zamanda garantisi gözüyle bakmaktadır.

  20. SONUÇ ve ÖNERİLER Tedbirler yetersiz kalmıştır. • Hükümetin getirdiği ve önceki bölümde özetlenen tedbirler olumlu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, tedbirlerden başlıca üçü önemli etki gücüne sahiptir. Kısa çalışma ödeneği uygulaması ile KDV ve ÖTV indirimleri, istihdam kayıplarının daha ileri boyutlara ulaşmasını önlemiştir. Ancak bir diğer önemli tedbir olan, sigorta işveren primlerinde 5 puanlık indirimin olumlu etkisi, prime esas kazanç tavanını aşan ikramiye ve diğer yan ödemelerin, verildiği ayı izleyen aylarda prime tabi tutulması yönünde getirilen düzenleme ile neredeyse sıfırlanmıştır. • İstihdam tedbirlerinin önemli bir bölümü ilave istihdama ilişkindir. Oysa bugün işveren kesiminin önceliği, çalıştırdığı işçilerin istihdamını korumaktır. Bunun için de sosyal sigorta işveren primleri ve kıdem tazminatı gibi ana yüklerin hafifletilmesini sağlamak şarttır. Bu konularda Orta Vadeli Programda da herhangi bir tedbir getirilmemiştir. • Sanayide düşük kapasite ile çalışmanın ağırlıklı nedeni, iç talepteki azalmadır. Kredi kartı harcamaları esas alınarak hazırlanan “e.t.t.e.” Endeksi’ne göre tüketim sürekli bir azalış içindedir. Tüketimin yıllık reel değişimi Şubat 2008’de %7 iken, Ekim 2008’de %-0,8; Şubat 2009’da %-6,7; Mayıs 2009’da %-3,8 ve Eylül 2009’da %-6,1 olarak ölçülmüştür. Mart-Temmuz 2009 döneminde tüketim KDV ve ÖTV indirimlerinin etkisiyle “kıpırdanmış”, ancak sonra tekrar kötüleşmiştir. Dahası, yeni bir olumsuz gelişme ortaya çıkmış, tüketim 2009 Ağustos ve Eylül aylarında nominal olarak da gerilemiştir. • Bu durum, yeni tedbirlere duyulan ihtiyacın açık bir göstergesidir.

  21. SONUÇ ve ÖNERİLER İşsizlik artacaktır; işsizlik oranının gelecek yıllarda %15–16 patikasına oturması önlenmelidir. • İstihdam alanında olumlu gelişmeler elde etmek için reel sektörün üretimini ve ihracatını canlandırmak zorunludur. • 2008 ve 2009 yılları, ekonomi açısından kayıp yıllardır. 2010 yılına ilişkin yapılan tahminler ise büyüme alanında zayıf bir toparlanma yaşanacağına, buna karşılık işsizliğin artacağına işaret etmektedir. OECD, Türkiye ekonomisinin 2009 yılında kaydedeceği %6,5 oranındaki küçülmeyi 2010 yılında %3,7 oranındaki büyümeye çevireceğini, ancak aynı dönemde işsizliğin %14,6’dan %15,2’ye tırmanacağını öngörmektedir. • Orta Vadeli Program’da gerçekçi bir durum tespiti yapılmasına ve kalkınmanın özel sektör eliyle başarılması yönünde hedef konulmasına rağmen, bu hedefe nasıl ulaşılacağı belirli değildir.

  22. SONUÇ ve ÖNERİLER • Program döneminde ülkemizde 1 milyon 250 bin kişiye istihdam yaratılacağı ifade edilmektedir. Ancak 2010- 2012 yılları arasında dünyada işsizlik artarken Türkiye’de işsizlik oranının nasıl düşürüleceği sorusuna açık ve net bir yanıt verilememektedir. Kriz sürecinde aynı sayıda kişi işini kaybetmiş olup, söz konusu üç yılda 1 Milyon 800 bin ila 2 milyon 100 bin kişi daha işgücüne eklenecek ve iş talebinde bulunacaktır. • Üstelik demografik süreçler dikkate alındığında, önümüzdeki yıllarda işgücüne katılım oranının düşeceği de şüphelidir. 2001 Krizi ile %10’a çıkan işsizliğin, işçi çalıştırmanın maliyetini azaltıcı ve işçi çalıştırmayı teşvik edici köklü tedbirler uygulanmadığı için sonraki yıllarda ortalama %7’lik yüksek büyümeye rağmen düşürülemediği unutulmamalıdır. Şimdi, üç yıllık dönemde ortalama % 4’lük bir büyüme hızıyla işsizlik oranının, 2009 düzeyinin, yani yaklaşık %15’in altına düşmesi beklenmemelidir. İşsizliğin sabit tutulması için bile Türkiye’de en az %5-5,5 büyüme hızını yakalamak gereklidir. • Oysa ne Orta Vadeli Programın kendisi, ne de uluslararası kaynaklar bu düzeyde bir büyüme hızının yakalanabileceğini öngörmektedir.

  23. İşçi çalıştırmanın desteklenmesi için yeni araçlara ihtiyaç vardır. Ücret Sübvansiyonları: • 1. Uzun süreli işsizleri veya gençleri (ya da ülkenin öncelikli dezavantajlı gruplarını) işe alan işverenlere işe alma teşvik ödemesi verilmesi (Portekiz, İsveç, Fransa, İspanya) • 2. Uzun süreli işsizleri veya gençleri işe alan işverenlere yönelik ücret sübvansiyonu sağlanması (İngiltere, Belçika) • 3. Ailevi sorumlulukları olan işsizleri işe alan işverenlere nakit ödeme yapılması (İspanya) • 4. Uzun süreli işsizliğin önüne geçilmesi için düşük gelirli işlerde çalışmayı kabul edenlerin bazı harcamalarının karşılanması (Belçika) • 5. Özellikle KOBİ’lerde çalışan kadın ve gençlere yönelik ücret sübvansiyonları sağlanması (Belçika) • 6. İşsiz istihdam eden işletmelerin ilave ekipman ihtiyacına yönelik mali destekler verilmesi (Polonya) • 7. İstihdamı koruyabilmek amacıyla bir fon kurularak ekonominin lokomotifi sektörlerde istihdamı finanse etmek için kullanılması (İspanya)

  24. İşçi çalıştırmanın desteklenmesi için yeni araçlara ihtiyaç vardır İşsizlik Sigortası: • 1. İşsizleri işe alan işletmeler için, işsiz kişinin fondan alabileceği işsizlik ödemelerinin, 3 yıla kadar işsizlerin sosyal güvenlik primlerine katkı olarak verilmesi (İspanya, Yunanistan’da yardım işverene ödenmekte ve krizden daha çok etkilenen sektörler öncelikli olarak ele alınmaktadır) • 2. İşçi ve işveren işsizlik sigortası katkı paylarında indirim yapılması (Almanya) Kısa çalışma ile bağlantılı teşvikler: • 1. Kısa çalışmada, çalışılmayan saatler için işverenin yaptığı katkıların (tamamının yahut belli bir süre sonrasındakilerin) Hazine tarafından karşılanması (Avusturya, Belçika, Almanya, Macaristan, Polonya, Slovakya, İsviçre) • 2. Kısa çalışmaya hak kazanabilmek için gereken prosedürlerin sadeleştirilmesi (Almanya) • 3. Kısa çalışma yapılan işyerlerindeki işçilere yönelik olarak sağlanan eğitimlerin sübvanse edilmesi ve beceri ihtiyaçlarının belirlenmesinde işletmelere inisiyatif sağlanması (Avusturya, Almanya, Macaristan) • 4. Kısa çalışma yapılan işyerlerindeki işçiler için işveren tarafından yapılan sosyal yardımlarda geçici indirimler sağlanması (Belçika)

  25. İşçi çalıştırmanın desteklenmesi için yeni araçlara ihtiyaç vardır Ücret dışı işgücü maliyetlerine ilişkin teşvikler: • 1. Ekonomik toparlanma sürecinin hızlı biçimde istihdam yaratılması ile desteklenmesi amacıyla 2010 yılında 1 yıl süreyle sosyal güvenlik kurumuna yapılan işveren prim ödemelerinin durdurulması (Finlandiya) • 2. Çalışılan saatler için ödenen sosyal güvenlik işveren primlerinin bir bölümünün devlet tarafından ödenmesi (Avusturya) • 3. Kendi hesabına çalışmak için iş kuran gençlerin ve yaşlıların sosyal sigorta primlerinde indirim sağlanması (İspanya) • 4. Zor durumdaki işletmelerin sosyal güvenlik primleri ve vergi ödemelerinin ertelenmesi (İsveç) • 5. Kısa çalıştırma yaptıran işverene devlet tarafından finansal destekler sağlanması (Macaristan) Esnek çalışmanın teşviki: • 1. Part-time çalışma, iş paylaşımı gibi esnek çalışma biçimlerinin teşviki (İspanya, Kanada, Danimarka, Kore) • 2. İşletme ve sektörel düzeylerde anlaşmalar yapılmasıyla, ortak bir çalışma bankası kurulması yoluyla çalışma sürelerinde esneklik sağlanması (Belçika, Finlandiya, Almanya)

  26. İşçi çalıştırmanın desteklenmesi için yeni araçlara ihtiyaç vardır Aktif İşgücü Programları: • 1. Ülkedeki işsizlik oranları arttıkça aktif işgücü programlarına tahsis edilen fonların da otomatik olarak artırılması (Danimarka) • 2. İşverenlerin düşük nitelikli işçileri işe almalarının teşviki için bu kişilere verilecek eğitimlere yönelik mali destek sağlanması (İngiltere, Danimarka, Lüksemburg’da eğitim yerine ücret ve yönetim giderleri sübvanse edilmektedir) • 3. İş arayanların işe yerleştirilmelerinde özel istihdam bürolarının rolünün güçlendirilmesi (İtalya) • 4. İşten çıkarılma tehlikesi yaşayan işçilere yönelik olarak yeniden eğitim hibeleri sunulması (Hollanda) • 5. Uzun süreli işsizliğin (umutsuzların sayısının artmasının) önüne geçilmesi için istihdam, eğitim ve diğer destekleri reddedenlere yönelik yaptırımların sıkılaştırılması (Polonya) • 6. İstihdama çabuk dönüş yapan işsizlerin gelecekteki işsizlik ödemelerinin prim sürelerinde kayıp yaşanmaması (Portekiz) • 7. Genç işsizlere niteliklerini geliştirmeleri için 9 ay süreyle gelir desteği sağlanması (Portekiz) • 8. İşsizlik yardımı alan kişilerin bu parayı kendi işlerini kurmak için kullanmaları durumunda, bu kişilere daha yüksek bir ödeme yapılması (İspanya) • 9. Eğitiminin finansmanı için kıdem tazminatını kullanan işçilerin işsizlik yardımlarına daha erken ulaşmalarının sağlanması (Kanada) • 10. Kriz döneminde işten çıkarılmış kişilere ve gençlere yönelik olarak Kamu İstihdam Kurumunun iş arama yardım ve desteklerinin artırılması (Avustralya) • 11. Kamu İstihdam Kurumunun eleman kapasitesinin artırılması (Belçika) • 12. Kendi işini kuran işsizlere ve çalışanlara başlangıç hibesi verilmesi (Finlandiya) • 13. İş bulma şansı düşük kişilerin teknik yardım, idari destek ve teşvikler yoluyla kendi işlerini kurmalarına destek olacak bir program oluşturulması (Meksika)

  27. İşgücü Piyasası ve Çalışma Mevzuatı Reformu zorunlu hale gelmiştir. • Öncelikle işsizlik konusu Ekonomik ve Sosyal Konsey’de ivedilikle ele alınmalı, sosyal tarafların katılımıyla Türkiye’nin istihdam ve işsizlikle ilgili sorunlarını çözmesi için kısa-orta ve uzun vadeli politikaları içeren Türkiye İstihdam Stratejisi bir an önce oluşturulup yürürlüğe konmalıdır. • Hükümet, işveren işçi kesimleri arasında ekonominin rekabet gücünü ve büyümeyi artırmayı, işsizlikle mücadele etmeyi hedefleyen “Ulusal Çerçeve Anlaşma” yapılmalıdır. • AB Müktesebatına uyuma ilişkin olarak, yükleri artırarak işletmelerin uluslararası rekabet gücünü ve istihdamı olumsuz etkileyebilecek aceleci düzenlemelerden kaçınılmalıdır. • Çalışma mevzuatındaki güvenceli esneklik olanakları artırılmalıdır. Bu çerçevede yıllık ücretli izin kullanımındaki sınırlamalar kaldırılmalı, ücretsiz izin kullandırılması kolaylaştırılmalı, telafi çalışması uygulanabilir hale getirilmeli, belirli süreli iş sözleşmelerinin yapılmasına ilişkin sınırlamalar kaldırılmalı, çalışılan süreye göre ücret ödeme sistemine geçilmelidir. İspanya, Kanada, Danimarka ve Kore’de yapıldığı gibi part-time çalışma ve iş paylaşımı gibi esnek çalışma biçimleri teşvik edilmelidir (Esnek Çalışmanın Teşviki no.1). • Kıdem tazminatı yükü azaltılmalı, OECD ülkelerinin büyük çoğunluğunda olduğu gibi, sosyal sigorta işveren prim yükünde kalıcı bir indirim programı uygulanmalıdır. • Sosyal sigorta primlerini düzenli ödeyen işverenler teşvik edilmeli; İspanya örneğinde olduğu gibi işsizleri işe alan işletmeler için, işsiz kişinin fondan alabileceği işsizlik ödemeleri, 3 yıla kadar işsizlerin sosyal güvenlik primlerine katkı olarak verilmelidir (İşsizlik Sigortası no.1).

  28. İşgücü Piyasası ve Çalışma Mevzuatı Reformu zorunlu hale gelmiştir. • AB’deki Küreselleşme Uyum Fonu’na benzer şekilde kriz sonucu işlerini kaybedecek işçilere geçici destek vererek yeniden istihdama yöneltecek bir fon oluşumu üzerinde çalışılmalıdır. İspanya’daki fon özellikle istihdam yaratan işverenlere ücret sübvansiyonu sağlanması için kullanılmaktadır (Ücret Sübvansiyonları no.7). • İspanya, Belçika, Portekiz, İsveç, Fransa ve Polonya’daki uygulamalara benzer biçimde istihdam yaratan işverenlere ücret sübvansiyonu sağlanmalıdır (Ücret Sübvansiyonları). • Almanya örneğinde yapıldığı gibi kısa çalışmaya hak kazanabilmek için gereken prosedürler sadeleştirilmelidir (Kısa Çalışma ile Bağlantılı Teşvikler no.2). • İşçi çıkarılması kaçınılmaz olan şirketler açısından da kıdem tazminatları İşsizlik Fonu’ndan ayrılacak karşılıklarla oluşturulacak bir “Borç Fonu” aracılığıyla ödenmelidir. • İşverenlerin düşük nitelikli işçileri işe almaları için bu kişilere verilecek eğitimler İngiltere ve Danimarka’da; kısa çalışma yapılan işletmelerin işçilerinin eğitimleri ise Avusturya, Almanya ve Macaristan’da sübvanse edilmektedir (Aktif İşgücü Programları no.2 ve Kısa Çalışma ile Bağlantılı Teşvikler no.3). Ülkemizde de işgücünün becerilerinin artırılması için işletmelere benzer teşvikler sağlanmalıdır. • Çağdaş bir işgücü piyasasının gereği olan, her ülkede istihdama önemli katkılar sağlayan özel istihdam büroları aracılığıyla geçici istihdam sistemi Türkiye’ye kazandırılmalı; İtalya’da olduğu gibi iş arayanların işe yerleştirilmesinde bu büroların rolü güçlendirilmelidir (Aktif İşgücü Programları no. 3).

  29. İşgücü Piyasası ve Çalışma Mevzuatı Reformu zorunlu hale gelmiştir. •Uygulanamaz hale getirilen alt işverenlik müessesesinde aşırı katı düzenlemeler kaldırılmalıdır. • İşsizlik Sigortası Fonu’ndan kaynak aktarılması konusunda sosyal tarafların ortak görüşü esas alınmalı; bu fonun kaynakları aktif işgücü programlarının desteklenmesinde kullanılmalıdır. Portekiz’de olduğu gibi istihdama çabuk dönüş yapan işsizlerin gelecekteki işsizlik ödemelerinin prim sürelerinde kayıp yaşanmaması (Aktif İşgücü Programları no. 6) yahut İspanya’da işsizlik yardımı alan ve bu parayı kendi işlerini kurmak için kullanan kişilere daha yüksek ödeme yapılması (Aktif İşgücü Programları no. 8) yönündeki uygulamalar iyi birer örnek teşkil etmektedir. • Kayıtdışı istihdamın kayda alınmasına yönelik etkili uygulamalara gidilmelidir. • Sosyal güvenlik sisteminde Emekli Sandığı ve Bağ-Kur açıklarının işçi ve işveren prim yükünü artırması önlenmelidir. • Genel sağlık sigortasının faturası kayıtlı kesime çıkmamalıdır.

  30. Talep artırıcı politikalar vakitsiz kesilmemeli ve sanayi üretimi desteklenmelidir.Sanayinin ihtiyaç duyduğu destekler kayıtdışı ekonomi kayda alınarak finanse edilmelidir. • Sanayi üretimini sürdürülebilir kılacak destekler hızla hayata geçirilmelidir. • Kısa çalışma uygulaması, 2010 yılında yapılacak başvuruları da kapsayacak şekilde tekrar uzatılmalıdır. • Dış borçlarını ödeyemeyen ya da yenileyemeyen özel sektör kuruluşlarına dış borçlanmada devlet garantisi ile ucuz döviz kredisi bulma desteği sağlanmalıdır. • Ekonominin canlanması için talep artırıcı politikalar uygulanmalı; gerekirse para ve maliye politikası hedefleri revize edilmelidir. • Sanayinin enerji girdileri üzerindeki vergi yükü azaltılmalı ve enerji maliyetini azaltıcı kamu yatırımları yapılmalıdır. • Üretimin ve istihdamın sürdürülmesi için sanayinin desteklenmesinin gerekli olduğu şartlarda, kamu kesiminde vergi gelirlerinin azlığı nedeniyle harcama kabiliyeti azalmıştır. Buna karşılık, kayıtdışı ekonomi toplam ekonominin yarısına hakimdir ve krizde büyümektedir. • Sanayiye üretim ve istihdam alanında sağlanması gereken destekler kayıtdışı ekonominin kayda alınması ile finanse edilmelidir. • Kamu kesimi, tüketim harcamalarından ziyade altyapı harcamalarına yönelmelidir. • Tarım sektörüne yönelik yeni bir teşvik sistemi oluşturarak verimliliği öne çıkartan, büyük ölçekli işletme yapısı oluşturulmalıdır. • Küresel doğrudan yatırım hacmindeki daralmaya bağlı olarak artan rekabet karşısında Türkiye alternatif ülkelerin üzerinde teşvikler uygulamalıdır.

  31. Talep artırıcı politikalar vakitsiz kesilmemeli ve sanayi üretimi desteklenmelidir.Sanayinin ihtiyaç duyduğu destekler kayıtdışı ekonomi kayda alınarak finanse edilmelidir. • Kamu alacaklarının gecikmesinde uygulanan faiz oranları azaltılmalıdır. Kamunun özel sektöre olan borçlarını zamanında ödemesi sağlanmalıdır. • Hükümet öncülüğünde reel sektör ve mali sektör temsilcilerinin bir araya geleceği bir kurul, adeta bir ombudsman şeklinde çalışmalıdır. • Bankaların Merkez Bankası’ndan sağlayabilecekleri reeskont kredisi kullanımı kolaylaştırılmalı ve şartları hafifletilmelidir. Bu şekilde şirketlerin elindeki çek ve senetler karşılığında likidite gereksinimi bankalarca daha kolay karşılanmış olacaktır. • Hisseleri borsada işlem gören şirketlerin kendi hisselerini alma hakkı tanınmalı, yeni TTK tasarısında yer alan hüküm hayata geçirilmelidir. • İhracatta KDV iade sistemi basitleştirilmelidir. • KDV iade alacağının, ithalde ödenen vergi borçlarına mahsubuna ilişkin prosedürler hazırlanacak KDV Genel Tebliği ile net olarak belirlenmelidir. • Halka açılmayı cazip hale getirmek için halka açık şirketlere vergi istisnası getirilmelidir. • Finansal kiralama işlemlerinde üretimle ilgili tüm makine ve ekipmanların KDV oranları tekrar % 1’e indirilmelidir. • Yerli üretimin desteklenmesi ile ilgili olarak “Kamu İhale Kanunu’nda yer alan yerli malı olarak belirlenen malları teklif eden yerli istekliler lehine, % 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanması” hükmüne işlerlik kazandırılmalıdır. • Mevduat faizleri üzerinden yapılan stopaj oranı vadeler itibariyle %15’ten uzun vadeli mevduatlar için %5’e düşürülmelidir.

  32. Büyüme Stratejisi uzun vadede istihdamın temelidir. Özel sektör ve hükümet ekonomide işbirliği yapmalıdır. • Ucuz döviz-yüksek faiz politikası ihracatın ve istihdamın aleyhine sonuçlar vermiştir. Önümüzdeki dönemde gerçekçi kur politikası uygulanmalıdır. Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi önlenmeli, bu husus Merkez Bankası tarafından gözetilmelidir. • Sanayimizin ithalata bağımlılığı azaltılmalıdır. • Türkiye, gelişmiş ülkelerin ürettiği malların üretimine geçmelidir. Bu noktada hükümetle yatırımcıların ortak hedeflere sahip olması, büyüme stratejisinin kilit konusudur. • Özel sektörün tüm kuruluşları ile Hükümet arasındaki güven ilişkisi geliştirilmeli; özel sektörle hükümet ekonomide işbirliği yapmalıdır. • İhracat yapan sanayi kuruluşlarına yeterli kredi sağlanmalıdır. • Önümüzdeki dönemde yeni ihraç pazarları elde edilmesi kritik önemde olduğundan, KEİ, Orta Doğu ve Afrika ülkelerine devlet-özel sektör işbirliği ile yönelinmesi gereklidir. • “Küresel Ekonomiyi İzleme Komitesi” ve “Sektör Gözlemevleri” kurulmalıdır. • Önemli küresel rakiplerimizin gelecek planlarını dikkate alan bir ulusal rekabet stratejisi geliştirilmelidir.

  33. TEŞEKKÜR EDERİM..

More Related