sevtap yildirim l.
Download
Skip this Video
Loading SlideShow in 5 Seconds..
SEVTAP YILDIRIM PowerPoint Presentation
Download Presentation
SEVTAP YILDIRIM

Loading in 2 Seconds...

play fullscreen
1 / 31

SEVTAP YILDIRIM - PowerPoint PPT Presentation


  • 203 Views
  • Uploaded on

SEVTAP YILDIRIM. ELT-1 1090610186. CONJUNCTIONS. CLAUSES OF PURPOSES. IN ORDER TO:. In order to + verb (için,amacıyla) For example:I switched on the computer in order to listen to music. (Müzik dinlemek için bilgisayarı açtım.) I went to the library in order to study lesson.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about 'SEVTAP YILDIRIM' - ashlyn


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript
sevtap yildirim
SEVTAP YILDIRIM
  • ELT-1
  • 1090610186
slide2

CONJUNCTIONS

CLAUSES OF PURPOSES

in order to
IN ORDER TO:
  • In order to + verb (için,amacıyla)
  • For example:I switched on the computer in order to listen to music.
  • (Müzik dinlemek için bilgisayarı açtım.)
  • I went to the library in order to study lesson.
  • (Ders çalışmak için kütüphaneye gittim.)
examples
EXAMPLES
  • My friend came to school today in order to see me.
  • (Arkadaşım bugün beni görmek için okula geldi.)
  • My mother went to the shopping in order to cook for dinner.
  • (Annem akşam yemeği yapmak için alışverişe çıktı .)
slide5
He went out in order to take some fresh air.
  • (Biraz temiz hava almak için dışarı çıktı.)
  • Although she was angry with him very much she didn`say even a word in order not to sorry him.
  • (Ona çok kızgın olmasına rağmen onu üzmemek için tek kelime bile söylemedi.)
slide6
She bought an eligent dress in order to go to the birthday party.
  • (Doğum günü partisine gitmek için şık bir elbise aldı.)
  • She went to the balcony in order to smoke.
  • (Sigara içmek için balkona çıktı.)
in order not to
IN ORDER NOT TO:
  • “In order not to” “in order to” yapısının olumsuzudur.(memek için,mamak için)
  • For example:She studied very much for the exam in order not to take low grade.
  • (Düşük not almamak için sınava çok çalıştı.)
examples8
EXAMPLES
  • She drank coffee in order not to sleep.
  • (Uyumamak için kahve içti.)
  • Though she knows the reason of the argument she remained silent in order not to interfere with their business.
  • (Tartışmanın sebebini bilmesine rağmen işlerine karışmamak için sessiz kaldı.)
slide9
My father saved a lot of money in order to go to the holiday.
  • (Babam tatile gitmek için bir miktar para biriktirdi.)
  • She went by running in order not to say goodbye to him.
  • (Ona veda etmemek için koşarak gitti.)
in order that
IN ORDER THAT:
  • NOTE: “In order that “ “in order to” yapısıyla aynı anlama gelmektedir.Tek fark “in order to” yapısından sonra “verb”(yüklem) gelirken, “in order that” yapısından sonra “sentence” (cümle) gelir.
  • IN ORDER TO + VERB
  • IN ORDER THAT + SENTENCE
in order that mesin diye
IN ORDER THAT(-mesin diye)
  • I washed the dishes and prepared the dinner in order that my mother could chat with her guests.
  • (Annem misafirleriyle sohbet etsin diye bulaşıkları yıkayıp akşam yemeğini hazırladım.)
  • IN ORDER THAT +SENTENCE
examples for in order that
EXAMPLES FOR IN ORDER THAT
  • I finished my all work in order that I could do my homework.
  • (Ödevimi yapabiliyim diye bütün işlerimi bitirdim.)
  • I left alone my sister and her friends in order that she could chat with her friends freely.
  • (Kız kardeşim arkadaşlarıyla rahatça sohbet edebilsin diye onları yalnız bıraktım.)
slide13
My father bougt me a computer in order that I could do my presentations easily.
  • (Babam sunularımı kolayca yapabiliyim diye bana bir bilgisayar aldı.)
  • I switched off the television in order that my sister could study carefully.
  • (Kardeşim dikkatlice çalışsın diye televizyonu kapattım.)
slide14
I borrowed my friend`s dictionary in order that I could do my english homework.
  • (İngilizce ödevimi yapabilmem için arkadaşımdan sözlük ödünç aldım.)
  • They hired a bus in order that they should go on the picnic without difficulty.
  • (Pikniğe rahatça gidebilmeleri için bir otobüs kiraladılar.)
slide15
We have to be understanding against each other ın order that we could be happy.
  • (Mutlu olabilmemiz için birbirimize anlayışlı olmak zorundayız.)
  • In order that my mother should not be very tired while cleaning the house I helped her.
  • (Annem evi temizlerken çok yorulmasın diye ona yardım ettim.)
slide16
In order that my best friend could come to the cinema with me I took permission from her father.
  • (En iyi arkadaşım benimle sinemaya gelsin diye babasından izin aldım.)
  • I gave my concert ticket to my brother in order that he would go with his girlfriend.
  • (Kız arkadaşıyla gitmesi için konser biletimi erkek kardeşime verdim.)
slide17
In order that they should go to the theatre they didn`t go to school.
  • (Tiyatroya gidebilmek için okula gitmediler.)
  • I didn`t write the essay with a colorous pen in order that I could correct the mistakes later.
  • (Daha sonra hatalarımı düzeltebilmem için yazıyı renkli kalemla yazmadım.)
for fear that
FOR FEAR THAT:
  • For fear that + sentence (korkusuyla)
  • NOTE:Bu yapı “in order that” yapısıyla sık sık karıştırılır.Çünkü anlamca birbirine yakın yapılardır.
  • In order that (-mesi için,-esin diye)
  • For fear that (-memesi için,korkusuyla)
slide19
For example:
  • She went back home in order that she could control ıf she had forgotten anything.
  • (Bişey unutup unutmadığını kontrol etmek için eve döndü.)
  • She went back home for fear that she should forget something.
  • (Bişey unutmuştur korkusuyla eve döndü.)
examples20
EXAMPLES
  • They checked the list for fear that they should leave something behind.
  • (Geride eksik bişey bırakmışlardır diye listeyi tekrar kontrol ettiler.)
  • She went back home for fear that she should leave the window open.
  • (Pencereyi açık bırakmıştır diye eve döndü.)
slide21
She locked the book for fear that the thiefs break into house.
  • (Eve hırsız girer korkusuyla kapıyı kilitledi.)
  • She walked slowly for fear that she should fall in snow.
  • (Karda kayıp düşer korkusuyla yavaş yürüdü.)
slide22
For fear that she should get used to him again she left him.
  • (Ona tekrar alışır korkusuyla onu terketti.)
  • For fear that she should lose him she made a lot of stupid things.
  • (Onu kaybetme korkusuyla çok aptalca şeyler yaptı.)
slide23
She walked in silence for fear that she should wake up her parents.
  • (Ailesini uyandırmamak için sessizce yürüdü.)
  • She talked very carefully for fear that she should break his heart.
  • (Kalbini kırma korkusuyla çok dikkatli konuştu.)
slide24
LEST
  • Lest + sentence (korkusuyla)
  • NOTE: ”Lest” ve “for fear that” yapıları tamamen aynı anlama gelmektedir.İkisinden de sonra cümle gelir.
  • LEST + SENTENCE
  • FOR FEAR THAT + SENTENCE
slide25
I ran fastly lest I should miss the bus.
  • (Otobüsü kaçırma korkusuyla hızlıca koştum.)
  • She prepared the dinner guickly for fear that the guests should come immediately.
  • (Misafirler hemen gelir korkusuyla akşam yemeğini çabucak hazırladı.)
slide26
He didn`t come close his friends who were smoking for fear that he should start smoking again.
  • (Tekrar sigaraya başlar korkusuyla sigara içen arkadaşlarına yaklaşmadı.)
  • I took my umbrella for fear that ıt would rain.
  • (Yağmur yağar korkusuyla şemsiyemi aldım.)
slide27
She stopped watchıng tv and began to study lest she should not give her termpaper in time.
  • (Ödevini zamanında veremeyecek korkusuyla televizyon izlemeyi bıraktı ve ders çalışmaya başladı.
  • He went and bought a ticket for concert lest all the tickets should be sold.
  • (Bütün biletler satılır korkusuyla hemen gidip bir bilet aldı.)
slide28
She didn`t even have her breakfast lest she should be late for school.
  • (Okula geç kalır korkusuyla kahvaltısını bile yapmadı.
  • He went to bed very early lest he couldn`t be at school in time for the exam next day.
  • (Ertesi gün sınava yetişemez korkusuyla çok erken uyudu.
slide29
When his father saw him while smoking he couldn`t say anything lest he should beat him.
  • (Babası onu sigara içerken gördüğünde babası döver korkusuyla hiçbirşey söyleyemedi.
  • My mother prepared a shopping list lest she should forget to buy something.
  • (Annem bişey almayı unutur korkusuyla bir alışveriş listesi hazırladı.)
slide30
She set up alarm clock lest she could not wake up in morning.
  • (Sabah uyanamaz korkusuyla alarm için saatini kurdu.
  • He hided the pocket of the cigarette lest his mother should see ıt.
  • (Annesi görür korkusuyla sigara paketini sakladı.)
slide31
He drank not too much lest he should become drunk.
  • (Sarhoş olur korkusuyla az içti.)
  • He drove slowly lest he could make an accident.
  • (Kaza yapar korkusuyla arabayı yavaş kullandı.)