Bertrandon de la broquiere
This presentation is the property of its rightful owner.
Sponsored Links
1 / 17

Bertrandon de la Broquiere PowerPoint PPT Presentation


  • 164 Views
  • Uploaded on
  • Presentation posted in: General

Gezmek, görmek ve tanımak için geziye çıkan kişilere “ seyyah” bu kişilerin gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgileri ve izlenimlerini anlattığı kitaplara da “ Seyahatname ” denir.

Download Presentation

Bertrandon de la Broquiere

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Presentation Transcript


Bertrandon de la broquiere

Gezmek, görmek ve tanımak için geziye çıkan kişilere “seyyah” bu kişilerin gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgileri ve izlenimlerini anlattığı kitaplara da “Seyahatname” denir.

Osmanlıda çeşitli dönemlerde elçiler veya yanında getirdiği çalışanları gördüklerini ve izlenimlerini yazmışlardır.


Bertrandon de la broquiere

Bertrandon de la Broquiere

1433’te Osmanlı’nın Rumeli topraklarını gezen Fransız Seyyah Bertrandon de la Broquiere (Bertrandodö la Broier) “Türkler erken kalkar ve islerine erken giderler. Sessizlik ve büyük gayretle iş görürler. Hiçbir Türk temizce yıkanmadan evinden çıkmaz.” demektedir.

Bentrandon de la Broquiere’in Denizasırı Seyahati, s.56.


Bertrandon de la broquiere

ibn Battuta

14. yüzyılda Anadolu’yu gezen ünlü seyyah İbn-i Batuda, Denizli’de başına gelen ilginç bir olayı şöyle anlatmaktadır:

“Beldeye vardığımızda çarşıdan geçerken bazı şahıslar dükkânlarından çıkıp hayvanlarımızın dizginlerinden tuttular. Diğer bir grup onlara mani olmaya çalıştı. Biz de ne konuştuklarını anlamadığımız için eşkıya baskınına uğradığımızı sandık ve korkmaya başladık. Bu sırada, Allah’ın lütfu, Arapça bilen bir hacıya rastladık. Birbiriyle münakaşa edenlerin maksadınısordum. Hacı bize bunların Ahilere mensup kişiler olduğunu ve bizi öncelikle kendi zaviyelerinde misafir etmek istedikleri için birbirleri ile çekiştiklerini ifade etmeleri üzerine Türklerin misafirperverliklerine ve cömertliklerine hayran oldum.”

İsmet Parmaksızoğlu, İbn-i Batuda Seyahatnamesinden Seçmeler, s.32.


Bertrandon de la broquiere

LadyMontequ

1718’de bir süre Türkiye’de kalan LadyMontaqu (LadyMontekü) “Türkiye Mektupları” adlı eseri ile ünlüdür.

“Asil bir Türk kadını nasıl giyinir, bunu öğrenmek istersin degil mi? Iste sana yazıyorum. Onun arkasında dolama denilen bir gömlek vardır. Düğmeleri nohut iriliğinde elmastan yapılmıştır. Kemer gayet genis ve bastan basa elmas. Gerdan dize kadar inen üç dizi inci ile sıralı. Dizilerden birinin ucunda Hint tavuğu yumurtası kadar büyük bir zümrüt asılı. Asil Türk kadının küpeleri takıldığı yere yakışacak değerdedir. Yüzükler de öyledir. Benim gördüğüm Türk kadınlarındaki süslerin yarısı kıymetinde süsü taşıyabilen Avrupalı bir kraliçe yoktur.”

LadyMantaqu, “Türkiye Mektupları” s.77


Bertrandon de la broquiere

Robert Mantran

Robert Mantran (RaberMantran), 16. Yüzyıl ortalarında İstanbul adlı eserinde diyor ki:

“Tüm esnaf loncalarındaki üyelerin aidatları ile ustaların, çırak ve isçilerin yükseltilme törenleri için verdikleri paralardan oluşan bir yardım sandığı bulunuyordu. O fonlar, loncayı yöneten komitenin emirlerine uygun olarak kullanılırdı. Böylece, lonca esnafından biri hasta düşüp de ailesinin gereksinimlerini karşılayamaz olunca ona bir yardım eli uzanırdı. İş hacmi azalıp bir işsizlik dönemi açıldığında da aynı yola başvururlardı. Loncaların gerçek bir dayanışma ruhu sergiledikleri yadsınamaz.”

Robert Mantran, İstanbul’da Gündelik Hayat, s. 74.


Bertrandon de la broquiere

Jan Patocki

1788 yılında yazdığı Türkiye’ye ve Mısır’a Yolculuk adlı eserinde Jan Potocki (Jan Potoki) söyle diyor:

“... Ağaç kesmek, tüm mahalle halkını ayağa kaldıran pek büyük bir suç sayılıyor. Engel olmak için akla gelmeyecek şeyler yapılıyor. Birçok yerde ulu bir çınarı çevreleyecek biçimde yapılmış dükkânlar gördüm. Ağaç, damdan yukarı çıkıyor, yapraklarıyla yapıyı örtüyordu ya da kesmeye cesaret edemedikleri dallar, duvarları delip geçiyordu. Kocamış ağaçların çoğunun çevresi, kökleri desteklenmek amacıyla toprakla doldurulup yükseltilmiş. Fidanların çevresi hasırlar sarılarak korunmuş hem de hiç kimseye ait olmayan arazide...”

Halil İnalcık, İznik, s.145.


Bertrandon de la broquiere

Kanuni döneminde İki sefer Avusturya elçisi olarak İstanbul’a gelen OgierGhislain de Busbecq arkadaşlarına dört uzun mektup göndermiş ve bu mektuplar kitap haline getirilmiştir.

Mektuplarda «... Şimdi sana içinde sık sık kaldığımız hanlardan söz etmek sırası geldi. ... Hanlarda divan veya sedir duvara dayanır. Bu duvarın üstü düzdür ve geniştir. Türkler için yemek masası ve yatak yeri olarak kullanılır. Yiyeceklerin pişirilip ısıtılması için dış duvara aralıklarla yapılmış ocaklar vardır. Burada herkese yiyecek ikram etmek gelenektir.» demektedir.

OgierGhislain de Busbecq


Bertrandon de la broquiere

Seyyahların bahsettiği Sosyal konulardan örnekler ise;

Nalbant

Kalaycı

Şerbetçi

Osmanlı Kahvehanesi

Yoğurtçu


Bertrandon de la broquiere

Seyyahların bahsettiği Sosyal konulardan örnekler ise;

Osmanlı’da bayram - FaustoZonaro’nun bayram isimli tablosu

Osmanlı evleri


Bertrandon de la broquiere

Seyyahların bahsettiği Sportif konulardan örnekler ise;

Bir savaş oyunu olan cirit

Güreş

Okçuluk


Bertrandon de la broquiere

Asıl adı Derviş MehmedZillî olan Evliya Çelebi, 1611 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl memleketi Kütahya’ydı. Babası kuyumculukla uğraşıyordu. Çelebi, ilk öğrenimini mahalle mektebinde gördü. Daha sonra uzun bir süre Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi’ne devam etti. Ardından saraya özgü bir okul olan Enderun’a başladı.

Evliya çelebi saraydaki öğreniminden sonra da Kur’an, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil gibi birçok alanda özel ders almayı sürdürdü. Daha sonra sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle başta padişah olmak üzere pek çok kişinin beğenisini topladı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu ancak Çelebi’nin düşüncesi tamamen farklıydı. Küçük yaşta başlayan gezme, yeni yerler görme ve yeni insanlarla tanışma arzusu hep devam etti. Bu yüzden sarayda daha fazla kalmadı ve gördüğü bir rüya üzerine ünlü gezilerine başladı.

Yaşadığı dönemin önde gelen gezginlerinden olan Çelebi, kırk yılı aşkın süre gezdiği Osmanlı topraklarında gördüklerini 10 ciltten oluşan Seyahatname adlı eserinde topladı. 1682 yılında Mısır’da hayata veda etti.

Evliya Çelebi

ve

Seyahatnamsesi

17.Yüzyılda Evliya Çelebi tarafından yazılan seyahatnamede, gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde gezip gördüğü yerleri kendi üslûbu ile anlatmaktadır. Evliya Çelebi'nin on ciltlik Seyahatnamesi, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yönden Türk kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir.


Bertrandon de la broquiere

Seyyahlarla Gezinti

Sunum Testi


Bertrandon de la broquiere

Soru-1


Bertrandon de la broquiere

Ramazan bayramı, Türklerin en büyük bayramıdır ve bu bayramda övülmeye değer bir şeye uyarlar. Bu bütün düşmanlıklardan özür dilemeleri ve onlarla barışmalarıdır. Çünkü eğer kalplerinde birine karşı kötülük varsa bayram yapamayacaklarına inanırlar

Avrupalı seyyahın bu düşüncelerine göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A)Türklerin bir çok düşmanlarının olduğu

B) Bayramların toplum yaşantısı üzerinde etkili olduğu

C) Kötü insanların bayram kutlamalarına alınmadığı

D) Ramazan Bayramının çok uzun sürdüğü

Soru-2


Bertrandon de la broquiere

Yabancı seyyahların Osmanlı hakkında dikkatini çeken konulardan bazıları şunlardır

-Evlerinin en güzel yerlerini misafirlere ayırırlar ve ikramlarda bulunurlar

-En küçük köyde bile hamam bulunur

-Çeşitli vakıflar kurularak devletin harcama yapmasına gerek olmadan sosyal, kültürel sağlık alanında çeşitli hizmetlerin yürütülmesini sağlarlar

Bu bilgilerde Osmanlının hangi özelliğinden bahsedilmemiştir?

A) Temizliğe önem vermelerinden

B) Yardımsever olmalarından

C) Savaşçı bir millet olmalarından

D) Misafirperver olmalarından

Soru-3


  • Login