Bulantı ve Kusmaya Yaklaşım
Download
1 / 93

Bulantı ve Kusmaya Yaklaşım Kanıta Dayalı Değerlendirme - PowerPoint PPT Presentation


  • 428 Views
  • Uploaded on

Bulantı ve Kusmaya Yaklaşım Kanıta Dayalı Değerlendirme. Kanser tedavisinde kemoterapi ve radyoterapinin intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır. Tanımlar.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about ' Bulantı ve Kusmaya Yaklaşım Kanıta Dayalı Değerlendirme' - moswen


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript

Bulantı ve Kusmaya Yaklaşım

Kanıta Dayalı Değerlendirme


Kanser tedavisinde kemoterapi ve radyoterapinin intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .


Tanımlar intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Bulantı ve kusma neredeyse hemen bütün kanser hastalarının tedavileri süresince karşılaştıkları en önemli ve yaşam kalitesini etkileyen yan etkilerden birisidir.


Tanımlar intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Bulantı: Kaçınılmaz bir şekilde kusma ihtiyacının hissedilmesidir.

Kusma: Mide içeriğinin zorlu bir şekilde dışarı çıkartılmasıdır.


Kusma fizyolojisi intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Kusma medullar lateral retiküler formasyon

içerisinde yerleşmiş kusma merkezinin uyarılması sonucunda orta çıkmaktadır.


Kusma fizyolojisi intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

  • Bu merkeze 5 ana merkezden afferent uyarılar gelmektedir.

    • Kemoreseptör trigger zon (CTZ)

    • Organların vagal ve sempatik afferentlerinden

    • İntrakranial basınç değişikliklerini algılayan orta beyin reseptörlerinden

    • Hareket ve posizyonu saptayan labirintten

    • Yüksek SSS yapılarından (Limbik sistem)


Kusma fizyolojisi intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

  • Medulladaki kusma merkezi ilaçlar, patolojik durumlar veya radyasyon tarafından uyarılabilir.

  • Kortikal stimülasyonlar hoşlanılmayan durumlar veya kokular gibi bazıpsişik faktörlerden de etkilenebilmektedir.

  • Hareket, bulantı ve bazı gastrointestinal bozukluklar da bu kompleks probleme katkıda bulunabilmektedir.


Kusma fizyolojisi intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Kusma merkezi aktive olduğunda bazı efferent yollar aktive olmaktadır.

*Frenik sinir : Diaframı,

*Spinal sinirler : Abdominal kasları

*Visseral sinirler : Mide ve özefagusu

uyarırlar ve kusma eyleminin gerçekleşmesini sağlarlar.


Amaç intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Antiemetik tedavinin amacı bulantı ve kusmayı tamamen yok etmektir.

Kemoterapi ve radyoterapi alan pek çok hastada bu amaca hemen hemen ulaşılmıştır.

Uzun yıllardır yapılan çalışmalara karşın hala hastaların önemli bir kısmında bu sorun önemini korumaktadır.


Kemoterapiye i intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .lişkin bulantı ve kusmanın gelişimini büyük ölçüde önleme şansı bulunduğundan, bulanı ve kusma deneyimini en aza indirme veya önleme tedavisinde daha başlangıçta agresif bir tedavi planına başlamak oldukça önemlidir.


Kusma nedenleri intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

  • Kemoterapiye bağlı kusmalar

  • Radyoterapiye bağlı kusmalar

  • Hastalığın kendisine bağlı kusmalar


Tanımlar intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Bulantı ve kusmanın kontrolünü net olarak açıklayabilmek için tam bir kontrol tanımı kullanılmalıdır.


Tanımlar intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Değerlendirme genellikle kusma epizotlarının sayısı ile ifade edilmektedir.


Tanımlar intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Total kontrol : Bulantı ve kusma olmaması

Major kontrol : 0-2 veya 1-2 kusma epizotu

Minör kontrol : 3-5 kusma epizotu


Tanımlar intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .

Kusmanın tam olarak kontrolü hiç kusma epizotunun görülmemesi şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu düzeyde kontrol hastaların büyük çoğunluğunda ilk 24 saatlik dönem içerisinde sağlanmaktadır.


Bun intensifikasyonu hem tedavinin etkinliğinin hem de yan etkilerinin artmasına yol açmıştır .a karşılık bulantının ortaya çıkışına yol açan faktörler daha az açıklanabilmiştir. Bulantı sadece hasta tarafından ifade edilebilen bir semptomdur.


Bulantı görülme sıklığı, kusma sıklığı ile korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Pek çok kontrollü çalışmada kusmanın bulantıdan daha iyi kontrol edilebildiği gösterilmiştir.


Kanıta Dayalı Tıp korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.


Kanıta Dayalı Tıp korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

ÖNERİ DERECELERİ


  • Akut kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

  • Gecikmiş kusma

  • Beklenti kusmaları

  • Radyoterapiye bağlı kusmalar

  • Yüksek doz kemoterapide kusmalar


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kemoterapiden sonraki 0 ile 24. saatler arasında ortaya çıkan kusmayı tanımlamaktadır.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

  • Antiemetikler –Yüksek terapötik indeks-

    • Serotonin reseptör antagonistleri

    • Kortikosteroidler


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri


Dozlar korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç eşdeğerliliği


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

Bu ajanlar etkilerini aynı mekanizma ile, tip 3 serotonin reseptör antagonizmasıyla göstermektedirler.

Bu reseptöre karşı yüksek selektivite gösterirler.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

Aynı düzeyde düşük yan etki oranlarına sahiptirler.

Hafif baş ağrısı, geçici asemptomatik transaminaz yükseklikleri, kabızlık en sık rapor edilen yan etkileridir


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç eşdeğerliliği

Kanıt düzeyi: I

Önerilme derecesi: A


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç dozları


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç dozları

Dolasetron, granisetron ve ondansetron sık olarak doz yönünden araştırılmıştır. Tropisetron için ise az sayıda çalışma mevcuttur. Genellikle reseptörler bir kez doyurulduktan sonra yüksek dozlarda daha yüksek etki elde edilemez.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç dozları

Kanıt düzeyi: I

Önerilme derecesi: A


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç uygulama şeması


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç uygulama şeması

Pek çok çalışmada multipl doz ve tek doz uygulamaları karşılaştırılmıştır.

En düşük tam dozu kullanan tek doz uygulama rejimleri ekonomik yararlar ve az sayıda yan etki görülmesini sağlamışlardır.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

Ondansetron, granisetron, ve dolasetron ile yapılan çalışmalarda tek doz uygulamanın multipl doz uygulamaya eşdeğer etki sağladığı gösterilmiştir.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç uygulama şeması

Kanıt düzeyi: I

Önerilme derecesi: A


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç uygulama yolu


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç uygulama yolu

Oral ve intravenöz uygulama yolları değişik çalışmalarda araştırılmıştır. Bu ilaçlarda bioyararlanım %50-80 arasında rapor edilmiştir.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç uygulama yolu

5-HT3 reseptörler barsaklardaki enterokromaffin hücrelerde yüksek oranda bulunduğundan oral kullanımın bu ilaçlar için daha uygun olabileceği varsayılabilir.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

İlaç uygulama yolu

Kanıt düzeyi: I

Önerilme derecesi: A


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

Kortikosteroidler akut kusmada yüksek terapötik indekse sahiptirler. Yaygın olarak kullanımdadırlar. Yüksek derecede emetojenik kemoterapilerde serotonin antagonistleri ile birlikte kullanıldıklarında daha değerlidirler.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

İlaç eşdeğerliliği ve uygulama yolu


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

İlaç eşdeğerliliği ve uygulama yolu

Deksametazon ve metilprednizolon en çok araştırılan kortikosteroidlerdir. Ancak karşılaştırmalı çalışmalar mevcut değildir. Deksametazon değişik formlarda bulunması ve yaygınlığı nedeniyle avantajlıdır.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

İlaç eşdeğerliliği ve uygulama yolu

Kanıt düzeyi: IV

Önerilme derecesi: C


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

İlaç dozları ve uygulama şeması


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

İlaç dozları ve uygulama şeması

Bu konuda bazı karşılaştırmalı çalışmalar yapılmıştır. Bulgular tek doz uygulamaların multipl dozlar kadar etkin olduğunu göstermiştir. Yan etkileri az görülen bu grup ilaçlarda kan şekerinde yükselmeler ve uyku bozuklukları sık görülen yan etkilerdendir.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

İlaç dozları ve uygulama şeması

Kanıt düzeyi: II

Önerilme derecesi: B


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Antiemetikler –Düşük terapötik indeks-

Dopamin antagonistleri, Butirofenonlar,

Fenotiazinler,

Kannabinoidler


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Düşük terapötik indeks

Özellikle yüksek kusma riski olan kemoterapilerde bu gruptaki ilaçların kullanımını yeterli bulan ve destekleyen çalışmalar yoktur. Bu antiemetikler serotonin antagonistlerine dirençli veya intolere hastalar için bir seçenek olarak değerlendirilebilirler.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Benzodiazepinler-Antihistaminikler

Genellikle başka antiemetiklerle birlikte kullanılmaları önerilmektedir. Tek ajan olarak kullanılmaları önerilmez

Kanıt düzeyi: II

Önerilme derecesi: B


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kombinasyon Antiemetikler

Serotonin antagonistlerinin kortikosteroidlerle birlikte verilmesi önerilmektedir.

Kanıt düzeyi: I

Önerilme derecesi: A


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Risk faktörleri

Hastaya ait özellikler

Bir önceki tedavi yetersiz kontrol

Kız cinsiyet

Genç yaş


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Risk faktörleri

Kemoterapötik ilaçlara ait özellikler

Emetojenik potansiyel farklılıkları


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk-Sisplatin

  • Sisplatine bağlı kusmaya ilişkin önemli sayıda bilgi vardır. Bu;

    • Onkolojide yaygın kullanımı

    • Hemen her hastada (>%99) kusma oluşturması

    • Antiemetik testlere model oluşturmasından kaynaklanmaktadır.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk-Sisplatin

Genellikle bir antiemetik ilaç Sisplatine bağlı kusmayı önlemede etkin ise diğer kemoterapötiklere bağlı kusmalarda da etkili olarak kabul edilmektedir.

Sisplatin dozu arttıkça erken ve geç dönemdeki kusmanın kontrolü zayıflamaktadır.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk-Sisplatin

Kemoterapi öncesinde bir reseptör antagonisti ve bir kortikosteroid preparatının birlikte uygulanması önerilmektedir.

Kanıt düzeyi: I

Önerilme derecesi: A


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk-Non-Sisplatin

Kemoterapi öncesinde bir reseptör antagonisti ve bir kortikosteroid preparatının birlikte uygulanması önerilmektedir.

Kanıt düzeyi: I, II, III, “EC”

Önerilme derecesi: A-B


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk-Non-Sisplatin

Bu grup için kusma riski %30’dan fazla ancak sisplatinden daha düşüktür. Eğer kusma sıklığına göre bakılacak olursa yüksek doz siklofosfamid, dakarbazin, nitrojen mustard yüksek riskli olarak kabul edilebilir. Bunlarda %90’dan daha sık kusma olabilir.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk-Non-Sisplatin

Bu gruptaki diğer ilaçlarda kusma genellikle yüksek dozlarda kulalnıldığında ortaya çıkmaktadır. (Antrasiklin, nitrozoüre, sitarabin)

Bu gruptaki ilaçlarla oluşan kusmanın önlenmesinde değişik derecede kanıtlar mevcuttur.


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Orta risk

Bir kortikosteroid preparatının uygulanması önerilmektedir.

Kanıt düzeyi: III, IV, “EC”

Önerilme derecesi: B-D


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Düşük risk

Kemoterapi öncesinde rutin bir antiemetik tedavi uygulanması önerilmez.

Kanıt düzeyi: V, “EC”

Önerilme derecesi: D


Akut Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kombinasyon kemoterapisi

Kombinasyon tedavisinde yer alan kemoterapötiklerden en yüksek emetojenik ilaç esas alınarak uygun antiemetik tedavi planlanmalıdır.

Kanıt düzeyi: IV

Önerilme derecesi: D


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Tanım

Kemoterapi uygulamasından 24 saat sonra ortaya çıkan kusma ataklarıdır.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Gecikmiş kusmada nörofizyolojik mekanizmalar henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Dolayısıyla bu konudaki korunma tedavilerinin pek çoğu ampirik yaklaşımlara dayanmaktadır.

Çok az sayıda antiemetik bu grup kusma atakları için denenmiş ve kullanılmıştır.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Antiemetikler

  • Kortikosteroidler

  • Serotonin antagonistleri

  • Metoklopramid


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

En sık kullanılan ilaç grubudur. Oral forma sahip olması, düşük maliyet, yaygın olarak bulunabilmesi avantajlı kılmaktadır. Kısa süre kullanıldığı için çok miktarda yan etki ortaya çıkmamaktadır.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

Akut kusma tedavisinde ve başka kullanım alanlarında olduğu gibi doz ve uygulama planları normal formal testlerle gösterilmemiştir.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kortikosteroidler

Genellikle 2 doz halinde kullanılırlar. En çok kullanılan formu ise deksametazon oluşturmaktadır. Oral kullanım yaygındır. İntramusküler kullanıma ait dökümanlar vardır, ancak oral kullanıma karşı üstünlüğü gösterilememiştir.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Metoklopramid

Oral kortikosteroidlerle kullanıldığında etkin olduğunu gösteren pek çok çalışma vardır. Genellikle iyi tolere edilmekle beraber bazen distonik reaksiyonlar oluşturmaktadır.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

Özellikle ondansetron ve granisetron’un tek tek kullanımı veya kortikosteroidlerle birlikte kullanıldığı pek çok çalışma vardır. Fakat bu çalışmalarda elde edilen sonuçlar değişkendir.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Serotonin Antagonistleri

Doz ve uygulama şemaları net olarak ortaya konulamamıştır. Genellikle oral olarak kullanılmaktadırlar. Yan etkileri akut kusma tedavisinin kullanımında karşılaşılanlarla aynıdır.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Kombinasyonlar

Akut kusma ataklarında olduğu gibi kombinasyon tedaviler gecikmiş kusmada da etkin görünmektedir. Metoklopramid-deksametazon, sisplatine tedavisine bağlı gecikmiş kusmalarda etki bulunmuştur. Ayrıca ondansetron ve deksametazon kombinasyonunun metoklopramid-deksametazon kombinasyonu kadar etkin olduğu gösterilmiştir.


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Risk faktörleri

Hastaya ait özellikler

Akut kusmanın yetersiz kontrol edilmiş olması

Kız cinsiyet

Önceki tedavi uygulamalarında kusma


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Risk faktörleri

Uygulanan kemoterapötikler

Sisplatin

Diğer ilaçlarla ortaya çıkan gecikmiş kusmaya ait çok fazla bilgi yoktur


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk-Sisplatin

Kortikosteroidlerle beraber metoklopramid veya 5HT3 antagonisti verilebilir.

Kanıt düzeyi : I

Öneri derecesi: A


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk-NonSisplatin

Profilaktik kortikosteroid tek ajan olarak kullanılabilir. Ayrıca kortikosteroid-metoklopramid veya kortikosteroid-5HT3 antagonisti kombinasyonu verilebilir.

Kanıt düzeyi : III-V

Öneri derecesi: B-D


Gecikmiş Kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Orta risk

Bu grupta yer alan ilaçlarla uygulanan tedaviler için belirli bir kusma önleyici tedavi yaklaşımı bulunmamaktadır.

Kanıt düzeyi : V-”EC”

Öneri derecesi: D


Beklenti Kusmaları korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Tanım

Genellikle daha önceki tedavi uygulamalarında yetersiz veya kötü kusma kontrolü sağlanmış hastalarda görülmektedir. Özellikle hareket hastalığı gibi öyküleri olanlarda daha belirgindir.

Kanıt düzeyi : III-V

Öneri derecesi: B-D


Beklenti Kusmaları korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Korunma

Kemoterapiye bağlı kusmanın engellenmesi beklenti kusmaları için en önemli korunma yöntemidir. Bu nedenle akut ve gecikmiş kusma ataklarının önlenmesi için en aktif yöntemler uygulanmalıdır.

Kanıt düzeyi : III

Öneri derecesi: D


Beklenti Kusmaları korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Tedavi

Eğer beklenti kusmaları ortaya çıkmışsa desensitizasyon sağlayacak davranışsal yaklaşımlar etkindir ve bu yönde çaba gösterilmelidir.

Kanıt düzeyi : III

Öneri derecesi: B


Beslenme Desteği korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Hastalara aşağıdaki yiyeceklerdenyemeleri önerilir.

Temiz sıvılar/buz cips

Tost, kraker

Şerbet, yoğurt

Meyveler ve sebzeler

Derisi alınmış pişirilmiş tavuk


Beslenme Desteği korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Aşağıdakiyiyeceklerden kaçınılması önerilir.

Yağlı,

Baharatlı ve acı,

Kuvvetli kokusu olan,


Beslenme Desteği korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Diğer tavsiyeler

Az miktarda ve sık beslenme, aşırı yemeden kaçınma

Servis edilen yiyeceklerin oda ısısında olması yeterlidir. Sıcak yemekler bulantıyı arttırabilir.

Radyasyon tedavisi veya kemoterapiden 1-2 saat önce yemek yenilmemelidir.


Yüksek doz kemoterapi korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

5HT3 antagonistlerinin kortikosteroidlerle beraber kombinasyonu önerilmektedir

Kanıt düzeyi : II-III

Öneri derecesi: C


Radyoterapiye bağlı kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

  • Radyoterapi uygulamasına bağlı olarak kusmanın ortaya çıkışı değişkendir.

  • Hastaların çok az bir kısmında radyoterapi yüksek emetojenik özellik taşımaktadır.

  • Genellikle radyoterapi alanı risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

  • Ancak doz ve fraksinasyonun da birer risk faktörü olabileceği düşünülmektedir.


Radyoterapiye bağlı kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk

Total vücut ışınlaması uygulanan hastalar kusma açısından yüksek risk taşıyan grubu oluşturmaktadırlar.


Radyoterapiye bağlı kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüksek risk

Bu grup hastalarda kortikosteroidlerle beraber veya tek olarak 5HT3 antagonistlerinin kullanımı önerilmektedir.

Kanıt düzeyi : II-III

Öneri derecesi: B-C


Radyoterapiye bağlı kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Orta risk

Vücut yarısına, üst abdomene, abdomino-pelvik alana yapılan radyoterapilerle mantle ve kraniospinal radyoterapiler ve kranial radyo-cerrahi uygulanan hastalar kusma yönünden orta derecede risk grubun oluştururlar.


Radyoterapiye bağlı kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Orta risk

5HT3 antagonistlerinin veya dopamin reseptör antagonistlerinin her uygulama öncesinde kullanımı önerilmektedir.

Kanıt düzeyi : II-III

Öneri derecesi: B


Radyoterapiye bağlı kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Düşük risk

Sadece kranial, baş-boyun, pelvis ve toraksa uygulanan radyoterapiler kusma yönünden düşük risk oluşturmaktadır.


Radyoterapiye bağlı kusma korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Düşük risk

Tedavi ihtiyaç duyulduğunda planlanmalıdır. Rutin uygulama gerekli değildir. Dopamin ve serotonin reseptör antagonistleri kullanılabilir.

Kanıt düzeyi : IV-V

Öneri derecesi: B-D


Nonfarmakolojik yöntemler korrelasyon göstermektedir. Ancak kusmadan daha sık olarak ortaya çıkmaktadır.

  • Dikkati başka yöne çekme, düş kurma

  • Gevşeme teknikleri

  • “Biofeedback”

  • Sistemik duyarsızlaştırma

  • Hipnoz

  • Masaj


Comparison of the efficacy and side-effects of ondansetron and metoclopramide-diphenhydramine administered to control nausea and vomiting in children treated with antineoplastic chemotherapy: a prospective randomized study

V. Köseoglu (2), A. E. Kürekçi (1), Ü. Sorici (1), A. A. Atay (1), O. Özcan (1)

(1) Department of Paediatrics, Gülhane Military Medical Academy and Medical School, 06018-Etlik, Ankara, Turkey(2) Department of Paediatric Oncology, Gülhane Military Medical Academy and Medical School, 06018-Etlik, Ankara, Turkey, E-mail: [email protected], Tel.: +90-312-321 2426, Fax: +90-312-323 3322

Abstract Nausea and vomiting following antineoplastic therapy in patients receiving chemotherapy remains a problem. To prevent nausea and vomiting due to antineoplastic therapy, many types of drugs have been used. Ondansetron and the combination metoclopramide-diphenhydramine have been widely used in children. In this prospective randomized study these drugs were compared both for their efficacy and side-effects in children treated with antineoplastic chemotherapy (with and without cisplatin) the number of chemotherapy courses being equal in both groups. Ondansetron gave complete anti-emetic cover in five of nine courses in patients treated with cisplatin. Metoclopramide-diphenhydramine gave complete anti-emetic cover in one out of nine courses, and 17 out of 23 courses in patients treated without cisplatin. Metoclopramide-diphenhydramine produced side effects in nine courses whereas ondansetron produced side-effects in three courses.

Conclusion Ondansetron appeared to be superior to metoclopramide-diphenhydramine in the control of emesis induced by chemotherapy regimens containing cisplatin. The results of the present prospective randomized study indicate that ondansetron is a useful anti-emetic in the treatment of chemotherapy-induced emesis.

European Journal of Pediatrics Volume 157 Issue 10 (1998) pp 806-810


ad