Andolsun, Allah, Peygamberinin
Download
1 / 38

Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven - PowerPoint PPT Presentation


  • 283 Views
  • Uploaded on
  • Presentation posted in: General

Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi Ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha

Download Presentation

Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Presentation Transcript


Andolsun, Allah, Peygamberinin

rüyasını doğru çıkardı.

Allah dilerse, siz güven

içinde başlarınızı

kazıtmış veya saçlarınızı

kısaltmış olarak,

korkmadan Mescid-i Haram’a

gireceksiniz.

Allah, sizin bilmediğinizi bildi

Vesize bundan başka

yakın bir fetih daha verdi

لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّ

لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَاءَ اللّٰهُ

اٰمِنٖينَ مُحَلِّقٖينَ رُؤُسَكُمْ وَمُقَصِّرٖينَ

لَا تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا

فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَرٖيبًا

Fetih-27


Fethi-Mekke yıl dönümü

Münasebetiyle alemi islami

Tebrik eder taGuttan kurtulmuS

BİR UMMET OLMASI DİLEGİYLE

Cenab-ı allah’tan dua ederim


Kur’an’ İ İlkeler

وَالَّذٖينَ جَاهَدُوا فٖينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِنٖينَ

Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya,

biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz.

Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.

Ankebut-69


Bu ilke, Ankebut suresinin sonunda gelmiştir.

Ankebut süresi şu ayeti kerimeler ile başlamıştır:


اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُوا اَنْ يَقُولُوا اٰمَنَّا

وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan

edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.

Ankebut-2


وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِهِمْ

فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذٖينَ صَدَقُوا

وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبٖينَ

Andolsun, biz onlardan öncekileri

de imtihan etmiştik.

Allah, doğru söyleyenleri

de mutlaka bilir,

yalancıları da mutlaka bilir. Ankebut-3


Bu iki ayetlerde bir çok soru vardır.

Sınava tabi tutulmadan gerçek iman mı olur?

Sözünde doğruluk, amelinde sebat

göstermeden Mü’min mi olunur?

Öyleyse bu imtihanları başarıyla geçmek,

fitnelerin üstesinden gelmek nasıl olur?


Allah’ın dinine inanıp sımsıkı

sarılmak nasıl gerçekleşebilir?

İşte bu ayetlerdeki soruların

cevabı sürenin sonunda gelen

ayeti kerimede mevcuttur:


وَالَّذٖينَ جَاهَدُوا فٖينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِنٖينَ

Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya,

biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz.

Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla

beraberdir.Ankebut-69


Allah’ın rızasını kazanmak için

Allah yolunda ihlasla ve azimle

çaba sarfetmek gerekir.

Çaba yoksa,ihlas yoksa ,hidayeti

elde etme niyeti yoksa

hiç bir zaman hidayet olmaz .

Allah’ın yardımı da gelmez.


Allah’ın bize yardım etmesi için

bizden çaba istiyor, bizden amel

istiyor, bizden eylem istiyor.

Hidayet yoluna girmek

ve bu yolda sebat etmek için

zorlukları göze alıp sabırla

mücadele vermek gerekir.


Bu yol kolay bir yol değil ,

bu yolda Hz.Adem a.s çok yorulmuş,

Hz.Nuh a.s büyük mücadele vermiş,

Hz.İbrahim a.s ateşe atılmış,

çocuğunu bıçak altına yatırmış,

Hz.Yusuf a.s kuyuya ve hapse atılmış.

Bu kadar zorluklar, bu kadar zahmetler

neden ?


Çünkü İman ettik demek boşuna

söylenecek bir söz değildir.

Zorluklara ve fitnelere katlanma sözüdür.

Çalışmaya sebatla devam etme sözüdür.

Çünkü bu yol Peygamberlerin yoludur.

Çünkü mücahede ile kazanılan şeyler

kolay kolay kayıp edilmez.


Bu çabadan sonra

Allah’ın hidayet kapıları açılır,

Allah’ın yardımı yağar ve Allah’ın lütfü

hayatımızın her alanını kuşatır.

Bu ayetten anlaşılıyorki

bu yolda bize üç şey gerekir:


1-Allah yolunda ,çabalamadan,

mücahede etmeden hidayet elde edilemez.

2-Bu çabada ihlaslı olmak gerekir.

İhlas yoksa hedefe ulaşmak ta yoktur.

3-Bu çabadan yegane gaye rızayı İlahiyeden

başka hiç bir şey olmayacak.


Bu ayette büyük bir ibret çıkarabiliriz:

Fitnelere, imtihanlara ve çıkabilecek

bütün zorluklara karşı sabretmek gerekir.

Evet sabretmek büyük cihat değil mi?

Nefsimizi, ayaklarımızı ve imanımızı

bunca zorluklara karşı

sabit tutmak büyük cihat sayılmadı mı?


İbni El-Kayyım El-Cevziye şöyle diyor:

En mükemmel Mü’min cihadı en büyük olandır.

Ve en öncelikli cihat nefse karşı yapılan cihattır .

Heva ve Hevese karşı cihat etmektir,

Şeytana karşı cihat etmektir,

Dünyaya karşı cihat etmektir.

Kim Allah için bu dörde karşı cihad ederse ,

Allah ta ona, Cennete götürecek

hidayet yolunu nasip eder.

Bunlara karşı gelemeyen kimse

dışardaki düşmanına karşı da gelemez.


Cüneydı Bağdadi de diyorki:

Kim tevbe ile hevasına karşı cihat ederse ,

Allah ta onu ihlas yoluna hidayet eder

Başka zatlar da şöyle demişler :

Bildikleri ile amel eden kimse ,

Allah ona, bilmediklerini öğretir.


Bu Kur’an’i ilkeyi her alanda uygulamak mümkündür:

1-Din ve dünya ilimleri öğrenmek

ve öğretmek için cihat etmek,

2-Salih ameli işlemeye özen göstermek.

3-Ana-babaya iyi davranmak için çaba sarf etmek,

4-Çevredeki gençlere Allah’ın dinini

öğretmek için gayret göstermek


لا اله الا الله

محمد رسول الله


KUR’AN’İ İLKELER-2

اِنَّهُ مَنْ يَتَّقِ وَيَصْبِرْ

فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُضٖيعُ اَجْرَ الْمُحْسِنٖينَ

kim kötülükten sakınır ve sabrederse

, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını

zayi etmez” dedi.

Yusuf-90


Bu ilke Hz. Yusuf a.s kıssasında zikredilmiştir:

فَلَمَّا دَخَلُوا عَلَيْهِ قَالُوا يَا اَيُّهَا الْعَزٖيزُ مَسَّنَا

وَاَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجٰیةٍ فَاَوْفِ لَنَا

الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَا اِنَّ اللّٰهَ يَجْزِى الْمُتَصَدِّقٖينَ

Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde,

“Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu.

Değersiz bir sermaye ile geldik.

Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver.

Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.

Yusuf-88


قَالَ هَلْ عَلِمْتُمْ مَا فَعَلْتُمْ بِيُوسُفَ وَاَخٖيهِ

اِذْ اَنْتُمْ جَاهِلُونَ

Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil

kimseler iken Yûsuf ve

kardeşine neler yaptığınızı

biliyor musunuz?”Yusuf-89


قَالُوا ءَاِنَّكَ لَاَنْتَ يُوسُفُ قَالَ اَنَا يُوسُفُ

وَهٰـذَا اَخٖى قَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا

اِنَّهُ مَنْ يَتَّقِ وَيَصْبِرْ

فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُضٖيعُ اَجْرَ الْمُحْسِنٖينَ

Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?”

dediler.

O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim.

Allah, bize iyilikte bulundu.

Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse,

şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını

zayi etmez” dedi. Yusuf-90


Hepiniz biliyorsunuz ki takva Allah’ın

haram kıldığı şeylerden sakınmak

ve emrettiği farzları eda etmektir.


Takvayı bu şekilde yerine getirmek için

sabırlı olmak ve sabırda yarışmak gerekir.

Allah’ın emirlerine bağlı kalmamız için Nefislerimizi

zorlamamız gerekir .

Fakat takva ve sabırda büyük başarıyı elde etmek için,

bu iki değeri yerinde ve zamanında

Uygulamak gerekir.


Aklınıza şu soru gelebilir :

Niye Rabbimiz takva ile sabrı birarada zikretmiştir?

Alimlere göre cevabı şöyledir:

Takva farzları eda ederken belli olur,

Sabır ise haramlardan ,

sakınmakta belli olur.


Evet ibadetlerin iki temeli olduğunu biliyorsunuz :

1.Haramlardan sakınmak

2.Farzları yerine getirmektir.


İbni Teymiyye diyor ki:

Hz.Yusuf a.s İki zülme

maruz kalmıştır:

1- Kardeşlerinin zülmü: Yusuf’u

özgürlükten çıkarıp köleliğe mahkum ettiler.

2-Mısırlı kadının zülmü:

Hz. Yusuf’u a.s. kötülüğe davet etti,

ama o redetti ve bu kötülük yerine hapse razı oldu


Hz.Yusuf bu iki zülme büyük sabırlar gösterdi.

Ama kadının zülmüne karşı gösterdiği sabır

daha büyüktü.

Çünkü kardeşlerinin zülmüne karşı sabrı

insanın başına gelebilecek normal herhangi bir

müsibete karşı gösterilen sabırdı.


İnsanın iradesi dışındaki

müsibetlere

sabretmek, daha kolaydır.

ama kadının zülmüne karşı

gösterilen sabır kendi hür

iradesiyle olan bir sabırdı,

haramdan sakınma

sabrı ve takva

ile yoğrulmuş

bir sabırdı

onun için daha zor

ve daha ağır bir

sabir çeşidi idi


Bu sabırların karşılığında

büyük mükafat vardır

Rabbimiz diyor ki:

kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz

Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez”


Mü’min imanından dolayı :

Küfre , fıska ve fucura dönmesi için baskıya maruz kalır,

Direndiği zaman zülme maruz kalır.

Ama takvalı , güçlü ve gerçek Mü’min,

dininin selameti için

her türlü işkenceye razı olur.

Efendimizin, kendi öz

memleketini terk edip Medine’ye

hicret etmesi küfre, şirke

ve arapların dinine girmemek içindi.


Efendimizin sabrı ,Hz.Yusuf’un

sabrından daha büyüktü,

çünkü Efendimiz kendi dinini korumak

için kendi hür iradesiyle sabretti.

Hz. Yusuf ise bir kötülüğe karşı sabretti.


Bu ilkenin Mü’min yaşamında bir

çok uygulama alanları vardır:

1-Dine bağlı kalmak için sabır ve takva göstermek

2-Haramlardan sakınmak için sabır ve takva göstermek

3-İnsanların zülmüne sabır ve takva göstermek

4-Düşmanlarla cihat ederken sabır ve takva ile beslenmek.


ALLAHIM

BİZİ SENİN YOLUNDA CİHAD

EDENLERDEN EYLE

BİZİ HİYAET YOLUNDAN

AYIRMA YA RABBİ


ALLAHIM

BİZE TAKVA ELBİSESİNİ GİYDİR

BİZİ SABREDELERDEN

EYLE

AMİN


والحمد لله رب العالمين

السلام عليكم ورحمة الله وبركاته


ad
  • Login