1 / 36

BİLİŞSEL ( ZİHİNSEL ) GELİŞİM

BİLİŞSEL ( ZİHİNSEL ) GELİŞİM. Prof. Dr. Kurtman ERSANLI. Biliş , çevremizi öğrenme ve anlamayı içeren zihinsel etkinlikleri ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Sperman’ göre zeka: genel yetenek ve bu yeteneğe bağlı özel yeteneklerden oluşan güçtür.

jaron
Download Presentation

BİLİŞSEL ( ZİHİNSEL ) GELİŞİM

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. BİLİŞSEL (ZİHİNSEL) GELİŞİM Prof. Dr. Kurtman ERSANLI

  2. Biliş, çevremizi öğrenme ve anlamayı içeren zihinsel etkinlikleri ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. • Sperman’ göre zeka: genel yetenek ve bu yeteneğe bağlı özel yeteneklerden oluşan güçtür. • Thorndike’a göre zeka: sözcükleri anlama, akıl yürütme, kavrama, ilişkileri görsel algılama gücüdür. • Küp kuramcısı Guilford’a göre zeka: işlemler, içerik ve üründür. • Piaget’e göre zeka: bireyin çevreye uyum sürecidir.

  3. Zeka, genel zihin gücü, bilişselliği ise, zihinsel davranışların tümünü anlatan geniş kapsamlı bir kavramdır. ZEKA • algılama(benzerlikler ve farklılıkları görerek gerek iç, gerekse dış dünyadan edinilen bilgilerin yorumlanması, organize edilmesi), • bellek (algılanan bilginin bulunup getirilmesi ve depo edilmesi), • muhakeme(bilgiyi belirli bir anlam çıkarma ve sonuca varma amacıyla kullanabilme), • düşünme(bilginin ve çözümlerin nitelikçe değerlendirilmesi, yaratıcılığın gelişmesi olan düşünce, içselleştirilmiş hareketlerin sonucu olarak gelişir), • kavrama (bilginin iki ya da daha fazla kısımları arasındaki yeni ilişkileri tanımlayabilme) olmak üzere beş alt kavram yer almaktadır

  4. Yeni doğan bebeğin, baş etmesi gereken en önemli problem, yaşadığı dünyayı öğrenmesi ve anlamasıdır. • Başlangıçta bebekler, uyarıcıların kontrolü altındadır ve değişik uyarıcılara belli yollarla tepki gösterirken tepkileri, zamanla uyarıcıdan bağımsız hale gelir. • Çevresiyle olan etkileşimi içinde kendilerini ve dünyayı anlama ve anlamlandırmayı öğrenirler.

  5. Bilişsel gelişim, tepkilerin uyarıcıdan bağımsız hale gelmesidir. • Bu süreç, doğumundan başlayarak, kendini ve çevresini anlama, yorumlama ve yaşamı anlamlandırma biçiminde otaya çıkan nitelik ve niceliksel gelişme süreçleri olarak tanımlanabilir. • Beyin, zekânın vücutta konuçlandığı bir organdır. • Bilişsel gelişimin ilk koşulu sağlıklı bir beyin gelişimidir. • Bebek, beyni milyarlarca sinir hücresi ile donatılmış olarak dünyaya gelir. • Bebeğin genetik donanımı ve doğumdan sonraki ilk yıllarda karşı karşıya kaldığı uyarıcılar ve deneyimler onun zekâsının şekillenmesini sağlar.

  6. Piaget’ye Göre Bilişsel Gelişim • Piaget; gelişimin, soya çekim ve çevrenin karşılıklı etkileşiminin bir sonucu olduğunu belirterek, bilişsel gelişimi açıklarken olgunlaşma kadar yaşantı ve öğrenmeye de ağırlık vermiştir. • Bilişsel yapılar gelişim sırasında oluşur, doğuştan getirilen sadece zihnin işleyiş biçimidir. • Piaget’nin zihin gelişimini açıklamak için kullandığı kavramlar: olgunlaşma, yaşantı, şemalar, uyum, örgütleme ve dengeleme’ dir.

  7. Şemalar • Bilginin yapılanmasında temel unsur olan şemalar, birbirine benzeyen, tutarlı ve birbiriyle güçlü bağları olan, bir bütün oluşturan eylem grubuna ilişkin bilişsel yapılardır. • Başka bir anlatımla şemalar, bireyin çevresindeki dünyayı anlamak için geliştirdiği bir bilgisayar programı gibidir.

  8. Organize olmuş düşünce ve davranış kalıplarıdır. • Şemalar, bireyin dış dünyayı zihninde nasıl organize ettiğini gösteren bilgi kalıpları olduğu için, yeni bilginin kazanılmasına da rehberlik ederler. • Bilişsel yapılar ya da şemalar yolu ile birey, çevresine uyum sağlar ve çevreyi organize eder.

  9. Yaşantı • Bireyin çevresiyle etkileşimi sonunda bireyde kalan izler, yaşantı olarak adlandırılmaktadır. • Bilişsel gelişim, olgunlaşma ve yaşantı kazanma arasındaki sürekli etkileşimin bir ürünüdür. • Bilişsel gelişim, bireyin geçirdiği yaşantıların zenginliğiyle doğru orantılıdır. • Yaşantılar ister yapılandırılmış, isterse yapılandırılmamış olsun, çocukların dünyayı tanımaları, anlamaları ve yorumlayabilmeleri için gerekli bilgileri kazanmalarını ve geliştirmelerini sağlar.

  10. Örgütleme • Bireylerin doğuştan getirdikleri temel eğilimlerden biri de örgütleme becerisidir. • Daha sistematik bir düşünce yapısına ulaşmak için bireyler bilgileri birleştirme, bilgi grupları oluşturma ve düşünce ile eylem arasında eşgüdüm sağlama, sonuçta da çevreye uyum sağlama çabası içindedirler.

  11. Uyumsama • Birey yeni bir durumla karşılaştığında, bu durumu yorumlayarak eski şemalara uydurmaya (özümleme) çalışır veya yeni yaşantıları bilgi düzeyinde kazanmak için eski şemada değişiklik yapar. • Çevredeki yeni deneyimlerden yararlanarak, şemaları değiştirmek yoluyla, problem çözme sürecine Piaget, uyumsama adını verir. • Uyumsama, içsel yapıların gerçeğe uyacak şekilde yeniden yapılandırılmasıdır.

  12. Bu süreçte örgütleme ve özümleme olarak ifade ettiğimiz birbiririni izleyen işlemler dizisinin, hem biyolojik hem de sosyal boyutları vardır. • Biyolojik anlamda özümleme ve örgütleme, organizmanın sistematik bütünlüğü içinde belli bir organ grubunun, yapıyı koruma ve geliştirmesi biyolojik boyutunu ifade etmektedir. • Sosyal anlamda özümleme ve örgütleme iç ve dış uyaranların bilişsel olarak kodlanması ve düzenli bir davranış örüntüsü olarak yansıtılması ise sosyal boyutunu ifade etmektedir. • Her bir uyum hareketi, organize edilmiş bir davranışın parçasıdır. • Uyum hareketleri birbirinden bağımsız değil, koordineli etkinliklerdir.

  13. Özümleme Bireyin karşılaştığı yeni bir olayı, nesneyi veya durumu daha önceden geliştirmiş olduğu şemalarla açıklaması ve böylece var olan şemayı daha kapsamlı, karmaşık ve daha işlevsel hale getirmesi sürecidir.

  14. Dengeleme • Özümleme-örgütleme ve uyum süreçlerinin birbirleriyle etkileşmesi sonucu yaşanan bir süreçtir. • Dengelenme, örgütlenme işlevinin bir uzantısıdır. • Bütünlüğün tutarlı ve dengeli olmasını ifade eder. • Bir denge durumu olarak tanımlanabilecek bu eğilime dengelenme dürtüsü denmektedir. • Dengeleme ile, bireyin ilk kez karşılaştığı bir durumla, kendisinde önceden var olan bilgi ve deneyimler arasında denge kurmak için yaptığı zihinsel işlemler kastedilmektedir.

  15. Piaget’e Göre Bilişsel Gelişimin Aşamaları Piaget, bilişsel gelişim dönemlerini birbirini izleyen hiyerarşik bir sıra izleyen olup dört döneme ayırarak ele almaktadır. Bunlar: 1. Duyusal–Hareket Dönemi (Doğum–2 Yaş) 2. İşlem Öncesi Dönem (2–7 Yaş) a) Sembolik evre (2–4 yaş) b) Sezgisel evre (4–7 yaş) 3. Somut İşlemler Dönemi (7–11 Yaş) 4. Soyut İşlemler Dönemi (11–18 Yaş)

  16. Duyusal–Hareket Dönemi • Bebek, doğduğunda kendisi ve dış dünyanın varlığı konusunda bilgisi yoktur. • Başlangıçta dünyası durağan olmayan geçici imgelerle dolu olan bebeğin zihinsel etkinlikleri, duyusal uyarıcılar, refleksler ve basit hareketlerle sınırlıdır. • Bebek, doğumunun ilk gününden itibaren çevresini ve kendini keşfetme çabası içindedir. • Dokunma gibi basit duyusal verilerden, tutma ve emme gibi basit hareketlerden işe başlayan çocuk, temel süreçlerin üzerine yenilerini koyarak çevresini anlayabilecek bir bilişsel sistem geliştirmeye başlar.

  17. Bu dönemde bebekler, hareketleri ile bu hareketlerinin sonuçları arasındaki ilişkileri keşfetmekle meşguldürler. • Bebeğin bu dönemdeki önemli bir keşfi, dış dünyadan kendisini ayırt etmesidir. • Bebek, çevresi ile kurduğu etkileşimleri sonucu yaşantılarıyla yeni bilişsel yapılar kazanarak refleksif eylemlerden amaçlı davranışlara doğru ilerleme sağlar. • Önceleri duyu organlarının dışında bir dünyanın varlığını düşünemeyen ve kendine dönük olan bebek; bu dönemde bir yaşına doğru nesnenin devamlılığını anlamaya başlar. • Böylece bebek belleğini kullanılmaya başlar.

  18. Başlangıçta zihninde varlıkların temsili olmayan bebek, • 4. aydan itibaren çevresindeki varlıkların varlığından haberdar olmaya başlar. • 4-8 ay arası bilinçli uyum sağlamaya çalışır. • 8-12 ay arası amaçlı davranışlarda bulunur ve taklit ederek ve nesnenin hareketlerini izler. • 18-24 ay arası deneme ve yanılma yoluyla basit sorunları çözmeye başlar. 2. yaşın sonlarına doğru çocuklar, bireysel farklılık göstermelerine rağmen genelde, zihinsel ve fiziksel deneme yanılma davranışlarını gerçekleştirebilecek düzeyde şemalar oluşturabilecek bir yeterliğe ulaşırlar

  19. Duyusal-hareket dönemi çocuğunun zihinsel gelişiminin genel özellikleri • Kendisini dış dünyadan ayıt edebilir. • Bedeninin farkına varır ve onu istediği gibi kullanır. • Başkalarının davranışlarını taklit eder. • Deneme ve yanılma yolu ile basit problemleri çözebilir. • Basit hareketleri birleştirerek yeni hareketler üretmeye başlar. • Refleks davranışlardan amaçlı davranışlara geçer. • Objelerin sürekliliğini anlar. • Hayali oyunlar yaratmaya ve yeni araçlar icat etmeye başladığı için yeni bir döneme geçer. • Dönemin sonuna doğru zaman ve mekan boyutlarına ilişkin sebep-sonuç ilişkisini kurmaya başlar.

  20. İşlem Öncesi Dönem (2–7 Yaş) Çocuğun dünyayı algılamasında sembolik düşünce ve taklit oyunları büyük önem taşıdığı bu dönem, sembolik ve sezgisel olmak üzere iki evrede ele almaktadır.

  21. Sembolik Evre • Bu evrede mantıksal düşünme işlemi tam olarak gelişmemiş olduğundan çocuklar, nesnelerin görüntüsünün etkisinde kalırlar. • Kullandıkları sembollerin anlamları, kendilerine özgüdür ve çoğu zaman gerçek değildir. • Dikkatleri, nesnelerin bir özelliğine odaklanarak diğer özelliklerini dışta bırakır. • Görüntünün etkisindedir.

  22. Akıl yürütmesinin yönü özelden özele doğrudur. Durumu oluşturan elemandan elemana giderek sorunu çözmeye çalışır. Çocuk, hayal ettikleri ile konuşur, onunla iletişimler kurar. Benmerkezci düşünce yapısını hala korur. Çevresindeki olayların kendisi için meydana geldiğini düşünür.

  23. 3 yaşına kadar çocuklar, cansız varlıkları da insanlar gibi düşüncelerinin, duygularının, isteklerinin olduğunu düşüncesindedirler onları canlı varlıklar olarak kabul ederler (animistik düşünce).

  24. Sembolik dönem çocuğunun genel özellikleri • Davranışları ben merkezlidir. • Empati kuramaz. • Objeleri tek bir özelliği açısından sınıflandırabilir. • Mantık yürütmede tümevarım ve tümdengelim yolarını kullanamaz. • Mantıkları değişken ve yüzeysel olduğu için tek yönlü düşünür. • Oyunları semboliktir. • Oyunlarında animistik düşünce hâkimdir. • Madenin korunumu ilkesini kavrayamamıştır.

  25. Sezgisel Evre • Canlı ve cansız eşyaları ayırt edebilir. • Geçmiş, anlamaya başlamıştır. • Dil gelişimleri oldukça iyidir. (3 yaşında 1000; 4 yaşında 1500; 5 yaşlarında 2072; 6 yaşlarında 2562 sözcüğü bilebilecek düzeye çıkarır. • Anlatımları, kısa anılara ve imgelere dayanır. • Olandan ve gördüğünden daha çok, zihninden geçenleri anlatmaya çalışır. • 6. yaşın sonlarına doğru yaptırılacak alıştırma ve özel çalışmalarla maddenin korunum ilkesini kazanmaları sağlanabilir.

  26. Sezgisel dönem çocuğunun bilişsel özellikleri • Animistik düşünce yerini canlı ve cansız nesneleri doğru tanımaya bırakmıştır. • Grup etkinliklerine katılır. • Cinsiyetinin kalıcı olduğunu dönemin sonuna doğru kavramaya başlar. • Olaylara başkalarının açısından kısmen de olsa bakmaya başlar. • Dil gelişimi oldukça hızlıdır. • Konuşmaları monolog tarzındadır. • İşlemleri tersine döndüremezler ( 5 + 9 = 14 ise, 14 – 5 = 9 işlemini düşünemezler). • Evrenin sonuna doğru başlangıçtaki benmerkezcilikten sıyrılır. • Objelerin korunumu ilkesini kazanamamıştır. • “-cı” ekini kullanarak sözcük türetebilir.

  27. Somut İşlemler Dönemi (7–11 Yaş) • Bu dönemde sembolik zihinsel faaliyetlerden, gerçek zihinsel işlemlere geçilir. • Mantığa dayalı şemalar oluştuğundan, mantıklı düşünce de başlamıştır. • Olay ve nesneleri sınıflamada, birden fazla boyutunu dikkate alabilecek düzeye gelmiştir. • Çocukta, mekân, boyut, zaman, sayı, hacim ve uzaklık kavramları yerleşmeye başlamıştır. • Bu dönemin sonlarına doğru olayların bilimsel açıklamalarını kısmen yapabilir. • Çocuğun düşüncesi bu dönemde daha esnektir.

  28. Herhangi bir ekleme veya çıkarma yoksa nesnenin aynı kalacağının anladığı için korunum ilkesini kavrar. • Tersine çevirebilme kavramını kazanmıştır. • Bilimsel şüpheye sahip değildir. • Problemin çözümü için genellikle bir yolu sürekli dener, olası çözümler üretemez. • Hipotezini test edecek yeterliliğine sahip değildir. • Adalet, özgürlük gibi soyut kavramları konuşmaları sırasında kullanabilmelerine karşın, içeriklerini kavramada sorunları vardır

  29. Somut işlem dönem çocuğunun genel özellikleri: • Objelerin korunumu ilkesini kavrar. • Tersine çevirebilme becerisi kazanmıştır. • Üst düzeyde gruplama yapabilir. • Somut varlıklarla problem çözer. • Başkasının rolüne girebilir. • Bazı matematiksel işlemleri zihinsel olarak yapabilir. • Soyut kavramları anlamakta sıkıntı çeker. • Davranışlarında benmerkezci düşünce egemenliğini iyice yitirmiştir. • Öğretimlerinde somuttan soyuta bir yol izlenmelidir.

  30. Soyut İşlemler Dönemi (11–18 Yaş) • Bir sorun değişik biçimlerde ele alınabilir. • Genelleme, tümdengelim, tümevarım gibi zihinsel işlemler yapabilir. • Hipotezler kurarak, doğruluklarını kontrol edebilir. • Bağdaştırıcı analiz yeteneği ve tasarlayıcı düşünce gücü olan soyut düşünce yetisi geliştiği için, soyut kavramlar kullanarak olaylar üzerlerinde fikirler üretebilir. • Olayları çok faktörlü açıklayarak ve analiz ederek sonuca ulaşabilir

  31. Soyut işlemler dönemi çocuğunun genel özellikleri: • Analiz yeteneği gelişmiştir. • Düşünebilmek için nesne ve olaylara gereksinim duymaz. • Genellemelerde tümevarım ve tümdengelim yöntemlerini birlikte kullanır. • Bilimsel yöntemlerle denenceler üretip test edebilir. • İdeal, fikir, değer ve inanç geliştirebilir. • Ergenlik döneminin kendine özgü benmerkezciliği görülür. • Sosyal, politik ve günlük yaşamla ilgili konulara felsefi yaklaşımlar içinde açıklamalar getirmeye başlar.

  32. Jerome Bruner’inBilişsel Gelişim Kuramı • Bruner, bilişsel gelişimi Piaget’ye benzer. • Her ikisi de dünyaya ilişkin bilginin kodlanması, işlenmesi, depolanması ve sıralanması üstünde durmuştur. • Bruner, eylemsel dönem, imgesel dönem ve sembolik dönem olmak üzere üç aşamada ele almıştır. • Bruner’e göre bilişsel gelişim: • Tepkilerin uyarıcıdan bağımsız hale gelmesidir.. • Gelişim, bilgiyi işleme sürecinin ve depolama sisteminin gelişimine bağlıdır. • Bilişsel gelişim, bireyin kendisinin farkında olmasıdır. • Bilişsel gelişim, öğrenme etkileşimini gerektirir. • Bilişsel gelişimde dil önemli bir anahtardır. • Bilişsel gelişim, birçok seçenekle başetme becerisinin gelişimiyle yakından ilgilidir.

  33. EylemselDönem • 1. 0–3 yaş arası olan bu dönemde çocuk, çevreyi eylemleriyle anlar; çevresindeki varlıklarla ilgili yaşantıyı onlara dokunarak, vurarak, ısırarak, hareket ettirerek kazanır. • Çocukların yaparak-yaşayarak öğrenmesi söz konusudur. • Sözcükleri de onlara ilişkin eylemlerle öğrenirler. • Bruner’in bu dönemde ifade etmeye çalıştığı Piaget’nin duyusal-hareket dönemine denk gelmektedir.

  34. İmgesel Dönem (3–6 yaş) • Bu dönemde bilgi imgelerle taşınmaktadır ve görsel bellek gelişmiştir. • Çocuklar algılarının tutsağıdır. • Bu dönem Piaget’nin işlem öncesi dönemine karşılık gelmektedir.

  35. Sembolik Dönem (6 yaş ve sonrası) • Çocuk bu dönemde etkinlik ya da algının anlamını açıklayan sembolleri kullanır. • Çocuk dil, mantık, matematik, müzik vb. alanların sembollerini kullanarak iletişim kurabilir.

  36. Lev Vygotsky Bilişsel Gelişim Kuramı • Öğrenmelerin kaynağının tamamen sosyal çevre olduğunu ileri süren Vygotsky, çocuğun belli bir duyuşsal özellik ve bilişsel yeterlik kazanmasının, içinde bulunduğu kültürlenme ile ilgili olduğunu benimsemektedir, çevreye önem verir. • Piaget’nin bilişsel gelişimi, çocuğun nerdeyse kendi başına gösterdiği bir gelişim olarak ele almasına karşın Vygotsky; bilişsel gelişimin dış etkilere açık olduğunu, ifade etmiştir. • Vygotsky, bilişsel gelişimin, sosyal etkileşimler ve kültürlenme tarafından yönlendirildiğini savunurken; Bruner, çocuğun bilişsel gelişiminde daha çok psikolojik dinamiklere ağırlık vermektedir.

More Related