1 / 36

Madde ve

Enerji. Madde ve. Bilim iki temel şey üzerinde yoğunlaşır. Bunlar madde ve enerjidir. Madde gözle görülür elle tutulur kütlesi ve hacmi olan gibi tanımlanan aslında enerji dışındaki hemen hemen her şeyin genel adıdır.

hayes
Download Presentation

Madde ve

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. Enerji Madde ve Bilim iki temel şey üzerinde yoğunlaşır. Bunlar madde ve enerjidir. Madde gözle görülür elle tutulur kütlesi ve hacmi olan gibi tanımlanan aslında enerji dışındaki hemen hemen her şeyin genel adıdır. Maddelerin içsel yapıları incelendiğinde, karşımıza molekül, element, atom gibi kavramlar çıkar Eski kimyacılar maddelerin yapı taşı diye tanımladıkları atomların ya tek başlarına yada birbirleri ile yada başka atomlarla ilişki içerisinde bulunduğunu anladılar Her hangi bir maddenin küçültülmesi mantığı ile nereye kadar küçültülebilir cevabı olarak en küçük parçaya ATOM demişlerdir. Bugün Atomunda kendi içerisinde daha küçük parçalar içerdiği bilinmesine Rağmen, kendi özelliğini koruyan en küçük yapısı tanımı hala geçerliliğini korumaktadır.

  2. Evrende binlerce belki de milyonlar yada milyarlarca olmak üzere çok çeşitli madde türleri vardır. Atom tür ve çeşitleri konusundaki çalışmalar ise bize periyodik tabloda verilen 105 atomu işaret etmektedir. Bunun anlamı evrendeki tüm maddeler 105 tür atomdan (element)(arasında ne fark ver ne ilişki var??) oluştuğunu göstermektedir. O zaman neden bu kadar çeşitli MADDE vardır? Sorusunun cevabı ise BİLEŞİK (bunun atom yada elementle ilişkisi ne? tir. Bileşikler bu 105 elementin belirli oranlarda birleşerek yaptığı yeni türlerdir. Bu türler atomik bazda kendi özelliklerini taşırken bileşik olduktan sonra, ayrı özellikler içermeye başlarlar. (nasıl yani?) Bileşik kelimesi kendi adından da anlaşılacağı üzere iki veya daha fazla atomun birbiri ile BİRLEŞMESİ anlamına gelmektedir. Bu birleşme yada ayrışmalara kimyasal reaksiyon, oluşan çok atomlu maddelere de bileşik denilmektedir. Çokça verilen örnek H2 ve O2 nin H2O oluşturmasıdır ki, oluşan su özellikleri itibarı ile ne hidrojen molekülüne ne de oksijen molekülüne benzer.

  3. Maddeleri tanımlarken karşımıza bileşik dışında karışım diye bir tanımlama daha çıkar ki belli bir özellik tanımlanamayan karışık kuruşuk şeylerdir. Maddelerin rasgele miktarlarda rasgele karışmasından yada karıştırılmasından oluşmuş yapılardır. Karışımların kimyasal açıdan pek de anlamı yoktur. Maddeler bileşiklerde olduğu gibi özelliklerinde değişime neden olmazlar, sadece kendi özelliklerini koruyarak bir bir arada dururlar. Bu birliktelik bazı özeliliklerinde az bir değişime neden olabilir. Maddeler birbirleri ile olan benzerlik ve ilişkilerine bağlı olarak çok çok iyi karışabilecekleri gibi (hava- oksijen-hiderojen-azot vb), HOMOJEN karışım, birbiri ile hiç de anlaşamaya bilir ( demiz tozu- talaş parçası-kumtanecikleri) HETEROJEN karışım. Birim hacimde (herhangi bir yerinde) aynı miktar madde karışmış olan yapılara HOMOJEN karışım, farklı bölgelerde farklı miktarda madde bulunan yapılara ise HETEROJEN karışım denmektedir. Kısaca, madde, enerji, atom, element, bileşik, karışım tanımları ile çok çok karşılaşacaksınız. Bu kelimelerin anlamını tam öğrenip, yerinde ve doğru kullanmaya çalışınız

  4. Metrik Sistem: bizim eskiden kullandığımız birimlere bakarak, dünyanın ortak birime geçme çabası ve gereğini anlayabilirsiniz. % 200 bak Suyun debisinin ölçülmesinde kullanılan ölçü birimleri ;Su kaynağının debisinin ölçülmesinde birim olarak “lüle” kullanılmıştır. 1 lüle yaklaşık olarak 26 mm çapında bir borudur ve dakikada 36 litre su akıtır. Günlük yaklaşık 52 m3 su olarak kabul edilir. Şehir içinde yer alan su taksim istasyonlarında bulunan dağıtım sandıklarında kullanılan boruların günlük debisi ise dağıtım yapılan bölgenin ihtiyacına göre ayarlanmıştır ve aşağıdaki gibidir.1 Hilal 0,5625 lt/Dak. (Günde-0,81 m3)Çuvaldız 1,125 lt/Dak. (Günde-1,62 m3)1 Masura 4,5 lt/Dak. (Günde-6,48 m3)1 Kamış 9 lt/Dak. (Günde-12,96 m3)1 Lüle 36 lt/Dak. (Günde- 51,84 m3 ~ 52 m3)Uzunluk ölçüleri ; Uzunluk ölçü birimi olarak “arşın” kullanılmış olmakla beraber , çarşı arşını ile mimar arşını ( Zira-ı Mimari / Zira ) ve dolayısıyla alt birimleride birbirinden farklıdır.Çarşı ölçüleri1 Arşın 0,6858 mt.1 Rub (urub) 0,0857 mt. (1/8 Arşın)1 Kerrab (Kirâh) 0,0428 mt. (1/16 Arşın)1 Endaze 0,6525 mt.Mimar ölçüleri1 Arşın (Zira) 0,757738 mt.1 Parmak (1/24 zira) 0,031572 mt.1 Hat (1/12 parmak) 0,002631 mt.1 Nokta (1/12 hat) 0,000219 mt.Çarşı ölçü birimi ve 68,58 cm’e karşılık gelen Arşın ölçü birimi ile yine bir çarşı ölçü birimi olan ve 65,25 cm’e karşılık gelen Endaze ölçüleri birbirlerine çok yakın değerlerdedir. Ağırlık ölçüleri ; 1 Çeki (4 Kantar) 225,79832 kg.1 Kantar (44 Okka) 56,44958 kg.1 Batman (6 Okka) 7,69767 kg.1 Okka/Kıyye (400 Dirhem) 1,282945 kg.1 Dirhem 3,2073625 gr.1 Miskal 4,5819464 gr.7 Miskal (10 Dirhem) 32,073625 gr.1 Denk (1/4 Dirhem) 0,80184 gr.1 Kırat (1/4 denk) 0,20046 gr.1 Buğday (1/4 kırat) 0,05011 gr. Mehmet İzzet’in 1912 baskısı İlm-i Hisab kitabına göre ise ağırlık ölçüleri farklı tarif edilmektedir. Evzan-ı Kebire ( Büyük ağırlık ölçüleri) ;1 Çeki 225,978 kg.1 Kantar 56,450 kg.1 Batman 7,692 kg.1 Kıyye 1,282 kg.Evzan-ı Mutavassıta ( Orta ağırlık ölçüleri) ;1 Dirhem 3,207 gr.1 Miskal 4,810 gr. ( 1,5 Dirhem )1 Denk 0,80175 gr. ( 1/4 Dirhem )Evzan-ı Hafife ( Hafif ağırlık ölçüleri) ;1 Kırat 0,20043 gr. ( 1/4 Denk )1 Bağdadi 0,0501 gr. ( 1/4 Kırat )1 Fitil 0,0125 gr. ( 1/4 Bağdadi )1 Nakir 0,00626 gr. ( 1/2 Fitil )1 Kıtmır 0,00313 gr. ( 1/2 Nakir )1 Zerre 0,00156 gr. ( 1/2 Kıtmır ) Alan Ölçüleri ; 1 Hektar = ( 11 Dönüm ) = 10.105,337 m2 = ( 17.600 zirakare )1 Dönüm = ( 4 Evlek ) = 918,667 m2 = ( 1.600 zirakare ) = ( 40 x 40 zira )1 Evlek = 229,666 m2 = ( 400 zirakare ) = ( 20 x 20 zira )1 Zirakare= 0,57416 m2

  5. SI Temel Birimler Artık eski kullandığımız ölçü birimlerini kullanmayıp, ülkemiz içinde de zaten SI birimlerini kullanmaya başlamamız dolayısı ile birimleri anlamak çokda zor olmayacaktır.

  6. Enerji Dünyada insanları ve ülkeleri savaşlara sürükleyen büyük güç. Hem her yere de var olan hem her zaman lazım olan sihirli değnek. Anlamak anlatmak üretmek kullanmak şart olan garip nesne !!! Enerji; iş yapabilme kapasitesi diye tanımlanıyor, E=mc2 Einsntein’ın meşhur formülü, bilimin temelde incelediği madde (m) ve enerji E arasındaki ilişkiden başka bir şey değildir ve bunun için bu kadar önemlidir. Isı ışık elektrik gibi vazgeçilmezlerimiz için enerji üretmek zorunda olmakla beraber üretim esnasında da tabiatın dengesini bozmamak zorundayız. Birçok enerji üretim kaynakları insana kısa süreli enerji sağlasa da uzun sürede yaşamı zorlaştırmaktadır. (Sera etkisi, Ozon tabakası, Küresel ısınma ???)

  7. Anlamlı Rakamlar Kilosunu sorana, gözlüklü mü gözlüksüz mü cevabıdır ? Yada boyunu sorana, ayakta mı yatarken mi? Aslında her rakam kendi içinde anlamlıdır. Sadece tonun yanında kilogram, kilogramın yanında da mikrogram anlamsız olabilir. Ölçülen büyüklüğün ve ölçü aletinin duyarlılığının bir ifadesidir. Bir şehrin nüfusunu bir kişiye kadar ifade etmek, evin adres tanımlamada uzaklığını cm cinsinden ifade etmek gibi. Genellikle anlamlı rakamlarda size verilen rakamlar ne kadar anlamlı istendiğinin de bir ifadesidir. Örneğin, 0.25 ile 0.1252678 gibi iki rakamın toplamını yada çarpını isteyen kişi sonucu da virgülden sonra iki basamak halinde ifade etmenizi istiyor demektir. Virgülden sonraki daha uzun ifadelerde anlamlı rakam şeklinde ifade etmede YUVARLAMA denen işlem kullanılır. Yuvarlama da sondaki rakamdan başlayarak silinmeye başlanılır. Silme işleminde sihirli sayı 5- dir. 5 v daha büyük sayılar silinirken kendinden bir önceki sayıya +1 ekler. Daha küçük sayılar ise direkt olarak silinir.

  8. Kimyasal hesaplamalar Hesaplamalarda dikkat edilmesi gereken çoğu zaman verilen değerlerin birimleridir. DİKKAT birim formülü ve çözümü ele verir. İyi yazılmış bir sorunun çözümü için formül birimlerde saklıdır. Örnek olarak soruda yoğunluğu g / ml veren kişi aslında size d = m / v demiş olur. Kimyasal hesaplamalar için bir çok yöntem önerilse de akılda en çok kalanı orantıdır. O kadara şu kadar ise bu kadara ne kadar eder ??? Komik demi ? ama öyle işte !!! Çoğu zaman basit bir orantı işi görür.

  9. Atom ve Yapısı Kimyayı anlamanın alfabesi yada çarpım tablosu atom yapısının gerçek anlamda anlaşılmasıdır. 1-Atomu gören onunla konuşan yada her hangi birinin tek başına özelliğini ölçen kimse yoktur. 2- Atomların özelliklerini anlamada, bir çok aynı tür atomun toplu davranışları tek bir atomun davranışına örnek olabilir, düşüncesi kullanılır. 3-Atomlar hakkındaki bilgiler bir çok çalışmanın YORUMLAMALARINDAN kaynaklanır. 4-Bilgiler ışığında kuantum mekaniksel çözümler, teorik yaklaşımlar yanlış olduğu ispatlanana kadar doğru kabul edilmektedir. “Kısacası Nasrettin hocanın eşeğinin sağ arka ayağının batığı yerdir.” İnanmıyorsanız ölçün !!!

  10. Demokritus demokrat biri olsa gerek ilk tanımında maddeleri küçük daha küçük en küçük şeklinde parçaladığımızda bölünemeyecek kadar küçük hale gelince (TEORİK) bu haline yani en küçük haline ATOM demiş. Günümüzdeki haline temel teşkil edecek atom kuramı John Dalton tarafından önerilmiştir. Günümüzde anlaşıldığı şeklinde bazı değişim ve gelişimlerle bu teoriye benzemektedir. Elektron: Atom kuramından sonra elektrik ile yapılan bazı çalışmalar atomda yüklerin olduğunu ortaya koymuştur. Elektroliz yapılarak element ayrıştırma, atomlarda belirli yüklerin olmasının zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Faraday yasaları olarak bilinen bu yasalar, elektrik ölçülebilir bir birime sahip olduğundan ölçülemeyen atomlar için dolaylı bilgiye sahip olmamızı sağlamıştır. Jhonestone Stoney ilk defa bunlara elektron adının verilmesini önermiştir. Katot ışınları: (elektron) elektrik ileten çözeltilerden elektrik geçirerek saf madde elde etme elektrolizden sonra, ortama hiç bir şey koymadan hatta içindeki havayı da mümkün oldugunca vakumla boşaltıp elektrik uygulansa ne olur ??? Sorusu ve deneyinin sonucu oldukça ilginç bilgiler vermektedir. Günümüzde ark yapma diye tanımladığımız , negatif uçtan pozitif uca geçen parçacık- yada enerji gözlenmiş buna da elektron daha önce tanımlanan denilmiştir.

  11. Milikan deneyi: İnternet ortamından İyi bir genel kimya notu için tıklayınız. Milikan deneyi, elektroliz ve katot ışınlarından sonra, katottan anoda doğru giden parçacıkların (elektron) yakalanıp özelliklerini araştırma amacına yönelik bir denemedir. Elektron katottan --- anoda doğru giderken yolda yağ damlacıklarına çarptırılmış ve yüksüz yağ damlacıkları bu yükleri alarak yüklenmiştir. Böylece, incelemek oldukça zor olan elektronlar belli bir kütlesi olan yağ damlacıkları üzerine binerek ölçülebilir duruma gelmiştir.

  12. Yağ damlacıkları Basit bir modelleme ile Millikan deneyi ve yüklenen yağ damlacığı ve düşme noktasından, e/m oranı hakkında fikir edinme !! Katot ışınları _____ + ++++ Yüklenmiş Yağ damlasının kütlesine, yüküne ve uygulanan elektrik alanına bağlı olarak belirli uzaklığa düşme !! Bu deney elektronun yükünü hesaplamada çok kolaylık sağlamıştır. Yağ damlacıkları elektron yükünün katları kadar yüklenmiştir. Yüksüz E = -1.6022 x 10-19 coul

  13. Proton: Atomun yüksüz olması ile ilgili olarak düşünülen elektron yükü kadar pozitif (+) yüklü parçacıktır. Protonun e/m oranı da yine elektrona benzer şekilde bu defa katot ışınları değil de, anot ışınları diye bileceğimiz şekilde, ortamı tamamen boşaltmak yerine belirli bir madde konularak, bunların negatif ve pozitif yüklerinin farklı yönlere girmesi (Negatifin Anoda, Pozitifin ise Katoda) kolayca anlaşılabilir. Floresan lambaların çalışmasına benzeyen bu denemelerde protonun yükünün elektron yükü ile aynı olduğu, sadece işaretinin pozitif olduğu anlaşılmıştır. Nötron: Yük açısından Nötr olan bu parçacığı bir proton ve bir elektronun toplamı olarak düşünebilirsiniz. Yeri proton gibi atomun merkezidir. Atom yapısı hakkında daha geniş bilgiler veren Rutherford alfa ( a ) taneciklerin denemesidir. Bu deneme atomun çekirdek ve elektron bölgelerinin hacimsel ilişkisi açısından çok iyi bilinmeli ve anlaşılmalıdır. ATOM denen şeyin şekli çok gariptir ve başka bir şeye benzemez. Kafada canlandırma ve anlamak biraz güç ama zorunludur. p = +1.6022 x 10-19 coul

  14. Rutherford a Tanecikleri Denemesi Atomun yapısı daha doğrusu çekirdek elektron bulutu yada oranları hakkında belki de en fazla bilgiye sahip olduğumuz denemelerden biridir. Elektrik ve radyo aktif elementlerin bulunmasından sonra, radyo aktif elementlerin a, b, g almak üzere üç ışıma yaptığı da bulunmuştu, Rutherford bunlardan a ışımasını atomlara tutarak özellikleri hakkında bilgi edinmek istedi. Bir atom olmasa da çok çok ince plakalar üzerinde yaptığı denemenin sonucu oldukça ilginçtir ve atomun yapısı hakkında bize bir çok detay vermektedir.

  15. Atom Simgeleri Atom simgeleri, genellikle latince isimlerinden kaynaklanan semboller ile gösterilir. Çoğunlukla elementi bulan kişinin adı yada elementin bir özelliğinden esinlenerek adlandırılmışlardır. Simgenin sol ve sag tarafına yazılan rakamlar kendi içerisinde anlamlıdırlar. Sol tarafa alta yazılan rakam, o elementin atom numarasını gösterir. Bunun amlamı sıralamada kaçıncı element oldugudur. Hidrojenden ve proton 1 sayısından başlandığı düşünülürse atomun sıra numarasıdır ki ATOM NUMARASI diye adlandırılır. Sol tarafta üstte yazılan rakam, o elementin bir anlamda ağırlığını gösterirki, kütle numarası diye adlandırılır. Kütle No 12 16 X C 0 Atom No 6 8 Sag tarafta yazılanlar ise, üst kısım değerliğini (aldığı verdiği elektron sayısını) altta olan ise kaç tane olduğunu gösterir.

  16. İzotop Bir atomun kütlesi farklı yapılarıdır. Bir atomu belirleyen şey Atom No oldugundan, kütle No farkı yüksüz ve kimyasal özellikleri çok etkilemeyen NÖTRON sayısındaki farklılıktan meydana gelmiştir. 12 13 14 C C C 6 6 6 Karbon 12, 13, 14 izotopları. Bu farklılıklar kimyasal yollarla değil KÜTLE SPEKTROMETRESİ gibi cihazlar ile tespit edilir

  17. Atom Ağırlıkları Bir hidrojen atomunun ağırlığı ne kadardır? Sorusu çoğu zaman pratikte 1 g dir diye cevaplanır. 1g gözle görülebilir bir büyüklüktür ve atomlar ise görülemeyecek kadar küçüktür. Burada genel espri bahse konu ağırlık bir kabullenmedir ve akb (atomik kütle birimi) diye bahsedilen 6.02 x 10 23 tanenin (1 Mol) ağırlığıdır. Gerçek ve doğru cevap 1/ 6.02 x 10 23 olmalıdır. Hidrojen atomunun , Hidrojen, Döteryum ve Trityum diye üç izotopu olduğu bilindiğinden akb bir karbon 12 izotopunun 12’de biri diye tanımlanır. Böylece sorunun en gerçek ve doğru cevabı da 1.007277 / 6.02 x 1023 olur. Hidrojen atomu için kullanılan bu değer, hidrojen atomlarının izotoplarının bagıl bollukları ile çarpılıp ortalamasının alınması sonucu elde edilen ortalama değerdir. Gerçekte bu değerde bir atom yoktur bu çok sayıda hidrojen ele alındığında hir hidrojn başına düşen ortalama agırlıktır. Klor atomunun 35.5 kütlesinde sanırım anladınız ?? ( Cl 35 % 75.53 ve Cl 37 % 24.47)

  18. Elektromagnetik Radyasyon (Elektiriksel ve Magnetik Işınım) E=mc2 de “m” tamamen E ye dönüştüğünde ne olur ?? Sorusu işte elektromagnetik radyasyon olur. Yani elektriksel ve mağnetik özelliği bulunan bir ışıma haline dönüşür. Belli enerjisi olan, belli dalga boyları, genliği ve frekansı olan garip bir şey olur. Hadi siz dalgaya dönüşür deyin gitsin. Aslında formüldeki “c” elektromagnetik özellik göstermenin ta kendisidir. Işık hızı diye tanımlanır. Hızı 3 x 10 10 m/s olan bir elektromagnetik dalga.

  19. Elektromagnetik Spektrum

  20. Kuantum Numaraları (n,l,m,s) Her hangi bir atomda bulunan bir elektronu tanımlamada kullanılan numaralardır. Bir atomda bir çok elektron bulunabilir, Baş kuantum (n) , yan kuantum (l) , magnetik kuantum (m) ve spin kuantum (s) numaraları bilinen elektronun hangisi olduğu kesin olarak tanımlanmış olur. n = baş kuantum sayısı K,L,M,N gibi katman sayılarıdır. Bir anlamda Yazılan orbitalilerin önündeki sayıdır. 5p, için 5, 3d için 3 gibi. l = Yan kuantum sayısı 0--dan--(n-1) –e kadar değerlerdir, böylece 0,1,2,3 bu degerler s,p,d,f vb. orbitalleri tanımlar. L=0 için “s” orbitali l=1 için p orb. Vb. m= magnetik kuantum sayısı, Orbitalin yönelmesini gösterir. +l--- den –l ye kadardır. l=2 için (d orbitali) +2,+1,0,-1,-1. 5 tanedir ve bunlar rakam ve işarete bakılmaksızın ayrı ayrı d- orbitallerini gösterir. s= spin(dönme) kuantum sayısı, -1/2 ve +1/2 değerlerini alır. Elektronun iki dönme yönü olduğu kabul edilir. Bir orbitalde bulunan iki elektronun farklı yöne çizilen ok işretleri gibi. 3p2 orbitalinin 2. elektronu n=3 l=1 m= 0 (kabullenme) ve s= -1/2 (kabullenme) olabilir

  21. Hund Kuralı Hund kuralı elektronların orbitallere dolduruluşunu tanımlar. Elektronlar alt tabakalardan üste doğru sırası ile dolar, eş değer orbitaller dolarken her birine eş yönlü elektronlar dolduktan sonra eşleşmeler başlar. 1s2 2s2 2p6 işaretlemelerinde p6 dolarken, p orbitaline gelen elektron -1/2 yada + ½ sipininden her hangi birini ve de orbitallrden her hangi birini seçerek gelir, bundan sonra gelen elektron spini ilk gelen spin ile aynı olmak kaydıyla boş olan dihger p orbitaline yerleşir, ve 3. de aynı şekilde aynı spin yönlü olarak boş orbitale gelir. 4. Ve sonraki elektronlşar ise artık ilk gelenin yada diger spinlerin tersi olacak şekilde her hangi tek elektronlu orbitalin içine yerleşerek çiftleşmeye başlar. Kısaca, orbitaller dolarken “Düşükten yükseğe, önce aynı yönlü” diye tanımlayabiliriz. 1s orbitali dolmadan 2s orbitaline elektron girmez, yada altta boşluk varken üst enerji düzeyine elektron girmez. (Temel durum (uyarılmamış) için geçerlidir.

  22. Aufbau Kuralı Hund kuralından sapmaları açıklayan bir durumdur. Normalde Hund kuralına göre alt kabuklar, yada orbitaller düşük enerjili olduğu düşünülerek, elektronlar dolarken alt kabuk dolduktan sonra üst kabuğa geçmesi gerekir. Bazı atomlarız ve orbitallerin özel durumları dolayısı ile bu durum geçerli olmayabilir. Örnek olarak 3d orbitali çoğu zaman 4s orbitalinden sonra gelir. Burada d orbitallerinin yönelmeleri küresele yakında olsa tam bir küresel değil de ve bazı kısımları 4s den dışarıdadır..

  23. KİMYASAL BAĞ KAVRAMI Bağ: Genel anlamda hep bahsedilen ama hiçbir zamanda kafaya yatmayan bir çok kimya kavramından biridir. Bazen öğrencilerin rahat ve serbest konuşmaları sağlandığında ve bağ denince akıllarına ne geldiği yada kendilerine “bağ” kavramını açıklamaları istendiğinde ezberlediği ama kafalarına yatmayan bir çok şey sıralarlar. Aslında haksız da sayılmazlar, bağ iki elektrondan oluşur !! Elektronlar negatif yüklüdür, negatif yükler birbirlerini iter !! Elektronlar birbirini çekerek bağ yapar !! Pozitif yüklerde birbirlerini iter ama her nasılsa çekirdekte efendi efendi bir arada dururlar, bırakın birbirlerini itmeyi kardeş kardeş geçinirler!! Bu sorular orada dururken, iyonik bağ, kovalent bağ ve metalik bağ diye başlamak ve bunların özelliklerinden bahsetmek bazen anlamsız oluyor. Sizce gerçekten bu kimyasal bağ denilen şey nedir? Atomları bir arada tutan kuvvet.. Hah işte bende onu soruyorum nedir o kuvvet. Çekim gücü! Neyin çekim gücü? kimin çekim gücü? Kim kimi ne diye çekiyor?? Galiba, elektron denen garip nesnenin garip davranışlarından biri gene.. Bu arada, protonlarında birbirlerini itmeden neden bir arada durduğunu anlamak lazım???.

  24. Elektronun aslında kütlesel davranışı yanında elektromağnetik davranışı da olduğundan bahsedildi sanırım. Hatta son zamanlarda her kütleye bir dalga eşlik eder (De Broglie) iyice kabul görmeye başladı. Hatta eşlik eden dalga (enerji hali) hızı ile orantılı falan denmeye başlandı. Böylece aslında bizim bağ kavramından önce, kafamıza iyice kazınan Bor atom modeli ve Çekirdek etrafında dönen TANECİKLER’den kurtulmamız lazım. Belki de çekirdek etrafında dolaşan dalgalar daha iyi olur ?? Ne dersiniz. Eğer hareketli bir taneciğe eşlik eden dalgalar varsa ve bu dalgalarda (E= hn =hc/l enerji) hareketle orantılı ise çoookkk hızlı hareket eden elektronun dalgasal hareketi hiç de yabana atılacak kadar olmamalı, hatta kütle özelliğinden kat kat fazla olmalı… İşte geldik, elektronun başka boyutuna. Bağı yapanda bu boyutu aslında.. Negatif yükler birbirlerini çekmez iterler, ama ters yönde dönen yüklü parçacıklarda elektromagnetik alan oluştururlar. Elektromağnetik alanların (manyetik ve elektiriksel) yönü yüklü parçacığın dönme yönü ile ilgilidir. (Azıcık Fizik!!) Bunların anlamamı “TERS YÖNDE DÖNEN YÜKLÜ PARÇACIKLAR BİRBİRLERİNİ ÇEKER”

  25. Sanırım bir orbitalde iki elektron bulunmasının nedenini anlamaya başladık. +1/2 -1/2 Elektriksel ve manyetik alan Elektriksel ve manyetik alan Elektriksel ve manyetik alan = 0 (vektörel toplam)

  26. H H Proton

  27. Elektriksel alan Manyetik alan Manyetik alan Elektriksel alan Elektronların tanecik ve dalga özelliği bulunduğunu ve dalgasal özelliklerin tanecik özelliklerine çok baskın çıktığını anladıktan sonra, gelin neler olduğunu hayal edelim.. H H

  28. s*-bağ karşıtları Çekirdekler Çekirdekler s-bağı Karşı Bağ Bağ H H

  29. Aslında iki atom arasında BAĞ denen yerde nesnel harhenği bir şeyin olmadığını, elektromanyetik bir etkileşim olduğunu, mıknatıstaki manyetik etkileşmeye benzer ama daha karmaşık bir etkileşim olduğunu anlamanız gerekir. Bir kere anlayınca bir çok temel sorunun hallolacağını anlayarak, kendinizi mümkün olan en fazla anlamaya zorlayınız. İki atomda bulunan birer elektronun kendi etrafında dönmesinden kaynaklanan (spin) elektriksel ve manyetik alanları negatif yüklerinin birbirlerini iteklemesinden çok çok daha büyüktür ve elektronlar birbirlerini iteklemek yerine çekerler. Manyetik alan Elektriksel alan

  30. Bağ oluşumun sebep olan kuvvet işte elektron bulutunun kendi ekseni etrafında dönmesinden dolayı oluşturdukları bu elektromanyetik alanların bir birini yok etmek için birbirini çekme temeline dayanır. Bu çekme işlemi orbitallerin üst üste çakışmasına kadar devam etme hayal ve arzusu içerisindedir. Çekirdekte bulunan pozitif yükler bu düşüncede değildir, tam tersine pozitif yükleri dolayısı ile bir birbirini itmektedir. “İşte aynı atomda birbirini çeken ve birbirini iten yapıların bulunması” atomların birbirleri ile bağ yapmasına neden olurlar. Bu kavramı tam olarak anlarsanız, molekül orbitalde bağ yapan ve bağ karşıtı orbitaller oluşumunu da anlamakta kolaylık yaşarsınız. Çekirdeklerin bir bilerini itmesi yaklaşmayı belirli bir noktada tutar ve bu “çekirdekler arası uzaklığa da bağ uzunluğu” deriz

  31. SN2 için küçük bir gösteri

More Related