1 / 168

Elektrik nedir ?

Elektrik nedir ? İki cismin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında veya ısının bazı kristallere olan tesiri sebebiyle meydana gelen ve tesirini, çekme, itme, mekanik, kimyasal veya ısı olayları şeklinde gösteren bir enerji çeşiti .

Download Presentation

Elektrik nedir ?

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author. Content is provided to you AS IS for your information and personal use only. Download presentation by click this link. While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server. During download, if you can't get a presentation, the file might be deleted by the publisher.

E N D

Presentation Transcript


  1. Elektrik nedir? İki cismin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında veya ısının bazı kristallere olan tesiri sebebiyle meydana gelen ve tesirini, çekme, itme, mekanik, kimyasal veya ısı olayları şeklinde gösteren bir enerji çeşiti. İnsanlar elektriği yüzyıllar önce kehribarın, mesela, kumaşa sürtünmesinden sonra toz ve kıl gibi hafif cisimleri kendisine çekmesi olayı ile tanımışlardır. Bu deneyi ilk yapan Yunanlı filozof ve bilgin Thales (M.Ö. 640-546) bu olayın sadece kehribarla ilgili olduğunu sanmış ve elektron (Yunanca kehribar) adını kullanmıştır. Aradan yıllar geçtikten sonra elektriğin kanunları bulunmuştur. Sürtme ile meydana gelen statik (durgun) elektrikten başka akan elektriğin bulunuşu İtalyan bilgini A. Volta’nın yaptığı deneylerle başlar. Bu bilgin ilk elektrik pilini ve bundan da ilk elektrik akımını elde etmeyi başarabildi.

  2. Amerika 110 volt Avrupa 220 volt Neden? Kullanılan gerilimin düzeyi arttıkça, aynı güç talebine yanıt verebilmek için göze alınması gereken ‘dağıtım kayıpları’ azalır. Fakat buna karşılık, elektrik kullanımına bağlı kazalar sonucunda ölüm olasılığı artar. Dolayısıyla 110 veya 220V tercihi, güvenlik ile ekonomi arasındaki en iyi çözüm arayışından kaynaklanmıştır. ABD’de elektriğin, doğru akım sistemleriyle ilk kullanılmaya başladığı sıralarda, 110V’un daha güvenli olacağı düşünülmüş, daha sonra alternatif akıma geçildiğinde, bu gerilim düzeyi korunmuştur. Avrupa’da ise, ilk kullanım 110V’la başlamış olmakla beraber, 220V’la da güvenli bir şekilde çalışılabileceği kanaatine varılınca, bu yüksek gerilim düzeyine geçilmiştir. Altyapıyı bir kere 110V’a göre oluşturduktan sonra değiştirmek, ciddi bir maliyeti gerektirdiği gibi, tek başına yetersizdir. Çünkü tüm elektrikli alet stokunun da, yeni gerilim düzeyine uyarlanması gerekir. 110V’un 220V’a göre, güvenlik açısından üstünlüğü var. Buna karşılık, düşük gerilim bazı sıkıntılar doğurur. Aynı güçle çalışan iki aygıttan; 110V’luk olanı, 220 V’luk olanına oranla, iki misli akım çekmek zorundadır. Örneğin 1.5kW’lık bir elektrik süpürgesi 220V’ta 6,8 A, 110 V’ta ise 13.5 A kadar akım çeker.

  3. AKIM TANIMI: İletkenden (yada alıcıdan) birim zamanda geçen elektrikli yükü (elektron)miktarına akım denir. Bir iletkenden belirli bir zaman içinde ne kadar çok elektron geçerse,akımda o oranda şiddeti olur.Akım şiddetini elektronların sayısıyla göstermek için çok büyük rakamları kullanmak gerekir.Yani 6,25x1018 adet elektron 1 ampere eşittir.Bunun gibi büyük rakamları kullanmamak için Fransız bilgin AMPERE (amper)’in elektrik akımının kimyasal etkisine dayanarak yaptığı tanımlama kullanılır.Bu yaklaşıma göre: 1 amper, gümüş nitrat eriyiğinden 1 saniyede 1,118 miligram gümüş ayıran akım şiddetidir.Akım elektronların hareketiyle ortaya çıkar.Ancak, eskiden akımın artı (+)yüklü oyuklar tarafından taşındığı sanıldığından,Bu günde eski teorem kabul edilmektedir.Başka bir deyişle,Bir pilde akım (+) uçtan (-) uca doğru gider deriz.Ancak gerçekte akım (-) uçtan (+) uca doğru artmaktadır.

  4. DOĞRU AKIM (DC): Yönü ve şiddeti zamana göre değişmeyen akıma doğru akım denir. DC üretilen kaynaklar şu şekilde sıralanabilir: Pil, Akümülatör, Dinamo Güneş pili ALTERNATİF AKIM (AC):yönü ve şiddeti zamana göre değişen akıma alternatif akım denir.Günümüzde endüstrinindi gelişmesi ile birlikte enerji kaynaklarına olan ihtiyaç artmış ve günden güne de artmaktadır. Enerji türleri, içerisinde en çok kullanılan enerji çeşidi elektrik enerjisidir. Bunun sebepleri şu şekilde sıralanabilir.1.Elektrik enerjisinin elde edilmesi, taşınması ve dağıtımı kolay ve verimli bir şekilde yapılabilir.2.Elektrik enerjisi öteki enerji çeşitlerine kolayca dönüşebilir (ısı, ışık, hareket…. Vb.)3.Elektrik enerjisi çok küçük parçalara ayrılarak kullanılabilir.4.Elektrik enerjisi külsüz dumansız ve atık bırakmayan bir enerjidir.

  5. İLETKEN (CONDUCTOR) NEDİR? Fizikte elektrik enerjisi ve ısı enerjisi geçiren cisimlere iletkenlerdenir. İletkenler başlıca katı, sıvı ve gaz halinde olabilirler. Bir maddenin elektrik akımını iletebilmesi için son yörüngesindeki serbest elektron sayısı 4 ten az olmalıdır. Buna göre tüm metaller iyi bir iletkendir. İçerisinde iyon olan her sıvı iletken özellik gösterir, buna göre insan vücudu da iyi bir iletkendir. Saf su yalıtkan, içme suyu iletkendir. İletkenliğin derecesi elektrik akımına gösterilen direnç (direnç=resistor= bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği) belirler. Direnci 0 (sıfır) olan iletkenlere süper iletken denir. Süper iletkenlik pratikte sıcaklığın belirli bir seviyeye düşürülmesi ile mümkündür. Dolayısıyla süper iletkenlik, maddenin düşük sıcaklıklarda direncinin sıfıra düşürülmesi ile elde edilir. Yalıtkan malzemelerin son yörüngesinde 8 elektron bulunur. Cam, kauçuk, yağ, pamuk örnek gösterilebilir. Son yörüngesinde 4 elektrona sahip elementlere yarı iletken elementler denilir. Bunların elektriksel açıdan davranışları belirli bir eşik değerine kadar yalıtkan sonrasında ise iletken özellik gösterirler. Diyot, transistörve bunun gibi devre elemanları bu tür malzemelerden yapılır. Altın, gümüş ve bakır en iyi iletkenlerdir. Bakır ucuz olduğundan elektrik iletiminde kullanılır.

  6. Tablo:1 Bazı malzemelerin elektrik akımına gösterdikleri direnç değerleri

  7. Statik Elektrik ve Oluşumu Doğada görülen tüm eşyalar atomlardan oluşur. Atomlar elektron (-) , nötron (yüksüz) ve proton (+) parçacıklarından oluşur. Atomlarda proton ve elektron sayıları genelde eşittir. Bu eşitlikten dolayı atomlar yüksüz sayılır. Fakat 2 atom birbirine sürtündüğünde aralarında elektron geçişi olur. Bu durumda atomlardan biri elektron fazlalığına sahip olurken diğerinde elektron azalır. Elektron fazlalığı olan atom negatif yüklü, elektron azlığı olan atom ise pozitif yüklü olur. Bu şekilde oluşan yük farklılığına statik elektrik denir. Doğada şimşek, yıldırım buna örnek verilebilir. Statik elektrik neme, malzemeye, yüzeyin pürüzlüğüne, sıcaklığa ve gerilme gibi başka diğer özelliklere de bağlıdır. Bilindiği üzere aynı yüke sahip atomlar birbirini iterken farklı yüklü atomlar birbirini çekmektedir.

  8. İnsanların statik elektrik yüklenmesi yürüme esnasındaki sürtünmelerden, araçlara inip binmesinden, çalıştıkları masadan, giymiş-çıkarmış oldukları elbiselerden olabilir. Aşağıdaki tabloda insanların hareketleri esnasında oluşan bazı statik elektrik miktarları ve bunları oluşturan unsurlar verilmiştir.

  9. Statik elektriği oluşturan faktörler ve miktarları görüldüğü gibi ortamdaki nem oranı arttıkça statik enerji miktarı azalmaktadır. Statik yüklenmeler yüksek voltaj değerlerinde olduklarından bazen görünür hale de gelebilirler. Işığın görünür hale gelebilmesi için en az 6000-7000 Volt civarında olması gerekir. Örneğin, yün kazak çıkartılırken ve manyetolu çakmaklardaki görünür ışık yaklaşık 7000 Volt’luk değerde atlama yapan statik yüktür. Çıplak ayakla halı üzerinde yürümek, özellikle kış aylarında giyilen yün bereleri çıkardığımızda saçlarımızın dikelmesi buna örnektir. Burada saçlardaki var olan elektronlar berenin çıkarılmasıyla sürtünmeden dolayı bereye geçmekte ve bere pozitif yüklenmektedir. Burada negatif yüklü olan saç telleri birbirini iteceğinden saçlarımız dikelir. Sürtünme ile elektriklenmeye triboelektrik denir.

  10. Tablo 2: Triboelektrik Listesi (Üstte bulunan elemanlardan biri ile alttaki elemanlardan biri sürtüldüğünde üstteki pozitif, alttaki eleman ise negatif duruma geçmektedir. )

  11. Statik yükün voltajı çok fazla olmasına karşın, akımı çok zayıftır. Akım voltaj iledoğru orantılı olsaydı, birçok yüksek voltaj trafosu ile ilgilenen televizyon tamircisi çırağıyetişmezdi. Uçaklarda statik elektrik, hem fırtınalı havalarda üzerlerine düşen yıldırımın etkisiyle hem de kabin içindeki elektronik elemanların yaydığı, kabloların oluşturduğu, insanların kabin içindeki malzemelere sürekli sürtünmesi ile de oluşmaktadır. Tablo 3: Bazı elektronik elemanların bozulabileceği gerilim değerleri.

  12. Statik Elektriğin Zararları İnsanların almış oldukları statik elektrik hem sağlıklarına, hem de kullanmış oldukları elektronik cihazlara zarar vermektedir. Statik elektrik plastik, levha, kağıt , karton gibi yalıtkan malzemelerde çalışan bir çok endüstrinin sorunudur. Statik elektriğin dezavantajlarından biri de yüzeylerin tozlanmasına neden olmasıdır. Elektrostatik itme veya çekme nedeni ile malzeme ya makineye yada birbirine yapışır. Elektrostatiklenme nedeni ile toz veya diğer parçacıklar malzemeye yapışır. Buda çok ciddi kalite sorunlarına yol açar. Toz kaplı donanım birimlerinin ısı transferi güç olmakta ve cihazlar ısınmaktadır. Ayrıca nemle birleşen toz parçacıkları iletken bir yapı gösterebilir. Bunun önüne geçmek için antistatik temizleme spreyleri kullanılmalıdır. Bayanlarda statik elektrik özellikle akne (yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili bir deri hastalığı), seboreik(aşırı yağlanma ve yağ bezi sayısının en çok bulunduğu alanlardaki iltihaplanma) dermatit gibi deri hastalıklarına neden olduğu tespit edilmiştir.

  13. Statik Elektriğin Zarar Verebileceği Ortamlarda Alınabilecek Önlemler • Elektrostatik yüklere karşı bir önlem, yalıtkan giysi, terlik veya ayakkabılardan,birikime yol açacak kalın ipek veya yün halılardan özellikle duvardan duvara olanlardan kaçınmak gerekir. • Özellikle rutubetli havalarda ve boydan boya halı ile kaplı olan evlerde oluşan statikelektrik, halı üzerinde duran “metal müzik seti sehpası” tarafından alınmaktadır. Aynı şekilde insan teması ile elektronik aletlere statik elektrik aktarımı olmaktadır. Bu elektrik o derece kuvvetlidir ki, sabah saatlerinde üzerinde kimse dolaşmadan bakıldığında halı üzerinde ve metal müzik sehpalar üzerinde basit ölçüm araçlarıyla görünmektedir. Metal müzik sehpaları, statik elektriğe karşı basit bir kablo ile en yakın prizden topraklanmalıdır. • Statik elektriği önlemenin veya şiddetini azaltmanın yollarından biri, bulunulanortamın nemlendirilmesidir. Çünkü nemli havada bulunan iyonlar statik yükün bir kısmını nötrler. Nem oranını %60’a çıkartmak, deşarj olasılığını azaltır. Fakat bu yöntem iyi bir çözüm değildir. Havadaki yüksek nem oranı, çalışanlar açısından rahatsız bir ortam oluşturduğu gibi yüzeylerde ıslaklığa ve donanımda daha hızlı paslanmaya yol açar. Ayrıca yüzeylerdeki ıslaklık, statik elektrik açısından iletkenlik sağlar.

  14. Elektronik malzemelerle çalışma yapılan tüm ortamlarda antistatik malzemelerkullanılarak, statik yüke karşı kesinlikle tedbir alınmalıdır. Antistatik malzemeler statik elektriğin oluşmasını ve elektronik devre elemanlarının zarar görmesini önleyebilen malzemelerdir. • Donanım malzemelerine zarar verilmemesi için profesyonel bir ortamda çalışan kişilerin statik elektriklerinin alınması için antistatik bileklik kullanmaları gerekmektedir.

  15. İLETİŞİM NEDİR? Sözel ve görsel bilgilerin, iki sistem arasındaki akışı olarak tanımlayabileceğimiz iletişim, insanı uzak ve yakın çevresine bağlayan bir halkadır. Genel anlamda iletişimin gerçekleşmesi için iki sistem gereklidir. Bu sistemler, iki insan, iki hayvan, iki makine ya da bir insan bir makine vb. gibi sistemler olabilir. Nitelikleri ne olursa olsun iki sistem arasındaki bilgi alışverişi “iletişim” olarak kabul edilebilir.

  16. İletişim süreci beş unsur ve aşamadan oluşur:

  17. Bilgisayar ortamında sunulan eğitimlerdeki iletişim;

  18. GRAFİK İLETİŞİM NEDİR? Grafik, görsel olarak algılanan görüntülerle ilgili bir kavramdır. Bu durumda grafik iletişim, görüntülerden oluşan bilgilerin değiş-tokuşu olarak tanımlanabilir. Bir düşünce ve kavramın kaydedilebilmesi için bir grafik iletişim sisteminin kurulmuş olması gerekir. Gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde grafik imgeler önemli ve sürekli bir yere sahiptirler. Yazılar, resimler ve fotoğraflar başlıca grafik iletişim araçlarıdır.

  19. Bir mesajın, açık, ekonomik ve estetik bir yolla iletilmesi grafik iletişimin başlıca amacı ve başarı kriteridir. • Günümüz insanının çoğu hayati etkinlikleri, grafik imgelerle iletişim kurabilme yeteneklerine bağlıdır. Yaşadığımız dünyada bilgiler, kitap gazete, dergi, afiş, broşür ve diğer görsel araçlarla okuyucuya ve izleyici kitlesine ulaşır. • Tasarım, gerekli olanın araştırılması. • Belirli bir amaç gözeten yaratıcı bir eylem. • Zeka ve sanatsal yeteneğin ortak bir ürünü. • Tasarım, bir problemin çözümüdür, diyebiliriz.

  20. Bilgisayar alanında tasarım yada Bilgisayar destekli tasarım: Araştırma bürolarında, yeni bir ürünün tasarımı için kullanılabilen bilişim tekniklerinin tümüne denir. • Uygulamalı tasarım dallarını üç ana başlıkta toplamak mümkündür; • Endüstri tasarımı, • Çevre tasarımı, • Grafik tasarımı.

  21. Endüstri tasarımı üç boyutlu nesnelerin tasarlanması ve geliştirilmesiyle ilgilidir. Makineler, araç-gereçler, mutfak malzemeleri ve diğer birçok ürün endüstri tasarımına girer. Çevre tasarımcısı ise bina, peyzaj ve iç mekan tasarımını kapsayan oldukça geniş bir çalışma alanıdır. Bu alanda da tasarımcını görevi dayanıklı, işlevsel ve estetik olanı bulmaktır. Grafik tasarımcı ise genel olarak, okunan ve izlenen görüntülerin tasarımında sorumludur. Afişler, kitaplar, broşürler vb. çalışmalar grafik tasarımının etkinlik alanı içine girer.

  22. Tasarımcı; uygulama yöntemlerinin yanı sıra görsel algılamanın doğasını, sözel ile görsel iletişim arasındaki ilişkileri de bilmek ve göz önüne almak zorundadır.

  23. TASARIM SÜRECİ

  24. TASARIMIN GENEL ÖZELLİKLERİNİ BELİRLERKEN!… • Şu sorulara cevap arayın: • Kim için kullanılacak ? • Nasıl kullanılacak ? • Nerede kullanılacak ? • Neden kullanılacak ? • Biçimi nasıl olacak ?

  25. TASARIM ÜRÜNÜNÜN ÖĞELERİ Bir tasarımın hammaddeleri şunlardır: • Çizgi: Düz veya kıvrımlı, kalın veya ince, sürekli veya kesik, grenli ya da keskin özelliklere sahip olabilen çizgiler, okuyucuya görsel unsurların ayrılması gerektiğini ifade ederler. Çizgiler karakterlerine göre ve konumlarına bağlı olarak bazı mesajlar da iletirler. Örneğin: Yatay çizgi durgunluk, dikey çizgi saygınlık, diyagonal çizgi, zarafet ifadesi verir.

  26. Renk: Renkler, ışıkla birlikte var olurlar ve izleyen üzerinde değişik etkiler uyandırırlar. Bunların bir bolümü kişisel, bir bölümü İse genellenebilir duygulardır. Rengin üç boyutu bulunmaktadır: Uzunluk (rengin türü), genişlik (rengin tonu), derinlik (rengin yoğunluğu) • Rengin türü, rengi tanımlamada kullandığımız terimlerdir. Sarı, kırmızı, mavi, mor, yeşil gibi. • Rengin tonu, bir rengin açıklık ya da koyuluğudur. Bir renge beyaz boya kattıkça tonu açılır, siyah ekledikçe koyulaşır. • Renk yoğunluğu ise, parlaklık ile ilişkilidir. Yoğunluğu fazla olan renkler parlak renklerdir. Rengi oluşturan bu üç boyut içinde en önemlisi, rengin ton değeridir. Bir görsel imgeyi en iyi tanımlayan unsur, içerdiği tonlardır.

  27. TASARIM İLKELERİ Grafik tasarımcısı renk seçiminde şu dört unsuru dikkate almalıdır: 1- Rengin kültürel çağrışımını, 2- Hedef kitlenin renk tercihi, 3- Firma ya da ürünün karakteri, 4- Tasarımdaki yaklaşım biçimi Bazen renk, yaratıcı düşüncenin temelini oluşturabilir ve bütün tasarım renk üzerine kurulur.

  28. Doku: Bir yüzey üzerinde tekrarlara dayalı biçimsel bir düzen bulunuyorsa, orada bir dokunun varlığından söz edilebilir. tasarım ve baskının vazgeçilmez malzemesi olan kağıtlar da farklı dokularda üretilirler. Sert ve düz, sert ve grenli, yumuşak ve grenli, mermer dokulu, ahşap dokulu vb. tasarım yüzeyinde yer alan dokular, optik ya da fiziksel olarak duyguları yönlendirici bir işleve sahiptir.

  29. Biçim: Birçok çizginin bir arada bulunuşu, tek bir çizgi içerisindeki dönüş ve kıvrımlar ile değişik tonların oluşturduğu yüzeyler, bir tasarımda biçimi oluşturan unsurlardır. Ölçü: Bir grafik tasarım ürünü, farklı ölçülerdeki unsurların bir araya gelmesiyle oluşur. Ölçüler büyüdükçe algılama düzeyi ve etkileyicilik artar. Yön: Bir tasarım yüzeyi üzerinde bulunan çizgisel, tipografık ve görsel unsurların yönü önemlidir. Örneğin bir gazete haberinde yer alan insan fotoğrafı, ilgili habere doğru bakmalıdır. Ya da tasarım yüzeyinde hareket eden unsurların önündeki boşluk arkasındaki boşluktan daha fazla olmalıdır.

  30. Bir tasarımın beş temel ilkesi bulunmaktadır. Bunlar: Denge Orantı ve görsel hiyerarşi Görsel devamlılık Bütünlük Vurgulama Tasarım hazırlanırken denge, orantı ve görsel devamlılık bir bütünlük içerisinde iyi bir vurgulamayla verilmelidir. Denge: Denge unsuru gözetilmediği takdirde, ürün beklenen etkiyi yaratamaz. Burada sözü edilen denge, tasarımı oluşturan hareketli unsurların (fotoğrafta tipografik veriler, illüstrasyonlar vs.), belirlenen düzlem üzerinde dengeli dağılımıdır. Bir tasarımda iki farklı denge sistemi kullanılabilir: Simetrik ve Asimetrik denge.

  31. Orantı ve Görsel Hiyerarşi: İki ya da daha çok sayıda görsel unsur, tasarım yüzeyinde birleştirilirken mutlaka bir orantı sorunu ile karşılaşılır. Tasarımcı, görsel unsurların orantısal ilişkilerinde değişken yapılar kurmaya çalışır. Çünkü genişliğin uzunluğa, renkli olanın renksiz olana, bir ölçünün diğerine eşit olduğu tasarımlar, tekdüze görünürler. Görsel hiyerarşi, tasarım içinde vurgulanmak istenen mesaja göre görsel unsurların ölçülenmesi anlamına gelir. Kimi tasarımlarda fotoğraf öne çıkarılırken, kimisinde tipografik unsurlar, kimisinde renk, hatta bazılarında tasarım yüzeyindeki beyaz boşluk öne çıkabilir.

  32. Devamlılık: Okuyucunun gözü, tasarım yüzeyinde belli ilkeler doğrultusunda hareket eder. Göz hareketlerinin ustaca değerlendirildiği bir tasarım daima hedefine ulaşır. Göz alışkanlık gereği soldan sağa ve yukarıdan aşağıya doğru bir yön izler. Gözün yatay hareketleri dikey hareketlerine göre daha kıvrak ve hızlıdır. Ayrıca göz; büyükten küçüğe, koyu renkten açık renge, renkliden renksize, alışılmamış olandan alışılmış olana doğru bir yol izler. Göz bir unsurdan diğerine doğru kesintisiz geçişler yapabiliyorsa, devamlılık sağlanmış demektir. Devamlılık görsel unsurların boyutları ve biçimleri arasında oluşturulan benzerlikler, tekrarlamalar ve görsel hiyerarşi ile sağlanabilir.

  33. Bütünlük: Tasarım ilkelerinden belki de en çok dikkat edilmesi gerekeni bütünlüktür. Bir tasarımda bulunan görsel unsurlar bütünlük oluşturacak şekilde bir araya getirildiğinde etkili olurlar. Aynı temel biçime, dokuya, boyuta, renge ya da duyguya sahip öğeler bir tasarımda bütünlüğü oluştururlar. Tasarımcı bütünlük oluşturmada bazı farklı yöntemlere başvurabilir: Bordür: Tasarım yüzeyini çevreleyen bordürler bütünlük sağlamada kullanılabilirler. Bordürler arası ölçü, üslup gibi benzerlikler, bir tasarımı bütünlüğe ulaştırabilirler. Beyaz boşluk: Gerekli yerlerde beyaz boşluklar bırakılarak bir tasarımda bütünlük sağlamak mümkündür.

  34. Eksen: Bir grafik tasarım yüzeyinde bütünlük oluşturmada en yaygın kullanılan yöntemlerden biri eksen kullanmaktır. Bir tasarım yüzeyinin çatısı en az iki olmak üzere, üç ya da daha fazla yatay ve dikey eksenden oluşur. Resimle tipografiyi aynı hizada yerleştirmek için eksenlerden yararlanırız. Üç nokta yöntemi: Göz, bir yüzey üzerinde yer alan üç unsuru hayali çizgilerle birleştirerek bir üçgen oluşturmakta ve tasarımı bir bütün olarak algılamaktadır. Vurgulama: ön plana çıkarılması gereken unsur ile ikinci planda kalması gereken unsurlar arasında gerçekleştirilecek bir yön, boyut, biçim, doku, renk, ton ya da çizgi kontrastı ile gerçekleştirilebilir.

  35. Mümkün olduğu kadar basit ve net bir tasarım yapabilmek için, tasarımın çözümünde üç boyuta geçerken çizgi, yön, doku, oran- orantı ve renkten oluşan görsel öğeler kullanılır. • Tasarım doğrultusunun, ulaşacağı kitlenin farkında olmalıdır. Neyi hangi fiyata satabileceğini, neyi niçin satamayacağını iyi bilmelidir. Biçim ve dekorda farklı kitleleri hedeflemelidir. Firmanın rekabet ettiği diğer firmaların ne yaptıklarını, ne ürettiklerini bilmelidir. İnsan ilişkileri de işin en önemli kısmıdır.

  36. Grafik Tasarımını Maddeler Halinde Tanımlarsak: 1)-Bir hizmeti veya bir düşünceyi yaymak, benimsetmek veya bir ürünü tanıtmak ya da sattırmak için kullanılacak tüm kompozisyonların hazırlandığı, 2)- Kompozisyonda; metin, yazı (tipografi), resim, desen, çizgi ve fotoğraf düzenlemelerin yapılıp renklerinin ayarlandığı, 3)- Çalışmanın baskı (CMYK) veya görüntü (RGB) olarak, ya da çeşitli basım, sunum ve iletişim tekniklerine uygun hale getirildiği ; 4)-İletişim meslek alanı ile güzel sanatlar meslek alanı arasında çok özel bir yere ve konuma sahip olan; 5)-Güzel sanatların temel kurallarının, tasarım-iletişim teknolojileri prensipleriyle birleştirildiği, 6)-Mesajın kestirme ve sembolik anlatımlarla etkili ve akılda kalıcı tarzda veya iz bırakıcı şekilde görsel anlatım biçimine dönüştürüldüğü; 7)-Daha çok reklam, tanıtım, basım-yayın ve iletişim sektörünün içindeki mecra ve medyalarda faaliyet gösteren 8)-Sanayi, endüstri, ticaret, turizm, eğitim, sağlık ve kültür sektörlerine hizmet eden,her sektörün ihtiyaç duyduğu sanat'tır.

  37. Tipografik İletişim Tipografi; harf, sözcük ve satırlarla ve boşluklama için gereksinen diğer öğelerle belirlenmiş bir sayfa üzerinde yapılan görsel ve işlevsel düzenlemelerdir. Yazı Tipleri Yazı tipiyle ilgili iki konuda hassas olmak gerekir: Okunurluk ve açıklık Okunurluk, yazının ne kadar kolay okunduğu ile ilgilidir. Seçilen yazı tipi, metni hızlı ve kolay okutmalıdır. Özellikle uzun soluklu metinler açısından önemli bir faktördür, Açıklık, ayrı ayrı harflerin ne kadar kolay belli olduğunu ifade eder. Başlıklar ve ana başlıklar açısından önemlidir.

  38. Tasarlanmış binlerce yazı tipi olmakla birlikte, bunları dört ana grupta toplayabiliriz: Serif, sans şerif, script, decoratif Serif yazı tiplerinde, her harfin bitiş noktalarında küçük yatay çizgiler vardır. Bu çizgiler her harfin şeklini ayrı tutar ve harfler arası geçişi kolaylaştırır. Dikey çizgileri yatay çizgilerinden daha kalındır. İnce ya da kalın, eşit kalınlıkta, incelen şekilde veya yuvarlak olabilirler. Bu yazı tipleri uzun metinlerin yer alacağı tasarımlarda, genel metinler için sıkça tercih edilirler. Okunurluğu en iyi yazı tipleri, şerif yazı tipleridir.

  39. Sans şerif yazı tipleri daha basittir. Şerif yazı tiplerindeki bitiş çizgileri yoktur. Genellikle eşit ağırlıklı çizgilerden oluşurlar. Başlıklarda tercih edilirler. Açıklığı en iyi olan sans şerif karakterler, uzaktan iyi seçilirler. Arial, Helvetica, Univers… sans şerif yazı tipinin tipik örnekleridir. Script yazı tipleri, el yazısına benzerler. Resmiyetten uzak, samimi bir hava yaratırlar. Dizgide bazı harfler birleşirken, bazıları birbirlerine dokunmazlar. Davetiye gibi az yazı gerektiren samimi yazışmalarda kullanılırlar. Dekoratif yazı tipleri, özel imajlar için tasarlanmışlardır. Genelde metinlerde değil, başlıklarda, afiş vb. sanatsal çalışmalarda tercih edilirler.

  40. Yazı Stili Bir yazı tipinde farklı yerlere vurgu yapmak için kullanılan değişikliklerdir. Normal, kalın, italik, koyu, kalın italik, altı çizili, gölgeli vb. yazı stilleri vardır. Kalın Yazı Tipinin fazla kullanımı harf başına düşen boşluğu azaltacağından okuyucunun gözlerini yorabilir. Kalın yazıtipi ana başlıklarda, başlıklarda, alt başlıklarda kullanılmalıdır. İtalik yazıtipi, el yazısına benzetilmek için tekrar tasarlanıp eğilmiştir. İnceliği ve açısı yüzünden okunaklığı azdır. Eğik yazıtipi, normal yazının bilgisayar tarafından hafif eğilmiş türüdür. İtalik olana göre daha iyi okunur.

  41. Yazının Ağırlığı Çoğu yazı tipi normal ve kalından daha çok alternatif sunarlar. Mesela sansserif yazıların büyük bir kısmını hafif ve ağır yazı seçeneklerini içerirler. Bunlar genel metin yazısında kullanılmaya elverişli olmamakla birlikte; başlıkları renklendirir, hareket katarlar. Light, regular, bold, black, ultra black gibi seçenekler mevcuttur.

  42. Yazı Kalınlığı Yoğunlaştırılmış yazı karakterleri çok yer harcamadan başlıkların etkisini arttırmaya yarar. Yoğunlaştırılmış; sıkıştırılmış ya da bozulmuş demek değildir. Bunlar daha çok etki için yeniden tasarlanmışlardır. Her karakterin içindeki boşluğun artması için x-yükseklikleri arttırılmıştır. Bu da yazıya açıklık sağlar.

  43. Harf, Satır ve Paragraf Arası Boşlukları Deneyimli ve deneyimsiz ya da özenli veya özensiz tasarımcılar arasındaki en önemli fark, harf, satır ve paragraf arası boşluklarına verdikleri önemden belli olur. Harf arası boşlukları hem okunurluğu hem de açıklığı etkiler. Hem metinde, hem de başlıklarda harf arası boşluklarını ayarlayarak büyük farklılıklar yaratılabilir. Harf, satır ve paragraf arası boşlukları hesaplarken iki kavramı unutmamak gerekir: İzleme ve ayarlama İzleme, bütün dokümandaki harf arası boşluklarının aynı olması demektir. Ayarlama is, belirli çift karakterler arasındaki boşlukları daha yüksek oranda ayarlamayı gerektirir.

  44. Amblem Yakın bir geçmişe kadar da "marka" terimi kullanılmış, amblemin güncelleşmesiyle (Almancada "Signet", İngilizcede Signs", Fransızcada "Embleme" olarak kullanılır.) bu tür işaretlerin tümü, "amblem" olarak nitelendirilmeye başlanmıştır. Amblem, çizgi ve resimle yapılan işaretlerdir ya da daha geniş tanımıyla "Ürün ya da hizmet üreten kuruluşlara kimlik kazandıran, sözcük özelliği göstermeyen; soyut ya da nesnel görüntülerle ya da harflerle oluşturulan simgelerdir".

  45. Örneğin bazı kuruluşların markaları (Pirelli, Braun vb.) logo olarak tanındığı için amblemle karıştırılmaktadır. Oysa markalarla amblemler arasında işlevsel bir ayrım vardır: Markalar firmaların adları, amblemler ise, o markanın sembol işaretleridir. Çeşitli harfler, biçimler, motifler ve sembollerden oluşan bir marka, bir üretim malı ile ilişkili olarak o ürünün üzerinde kullanılır.

  46. Amblem Türleri Ticari markalar olarak kullanılan amblem ve markalar, biçimlerine, işle ve ve amaçlarına göre sınıflandırılabilir, terminolojisi çok kesin olmamakla birlikte genellikle sembolleri piktoryal (resimsel) ya da soyut kurgu, birbirine geçmiş ya da birbirine bağlı harfler (monogramlar) olarak da ayırabiliriz.

  47. Formlarını harflerden alan amblemler: • Bu tipografik amblemler sadece bir harften oluşmaktaysalar, o harf alışılmışın dışında bir form olmak zorundadır. Kullanılan alfabelerdeki harflerden ayrılması ve akılda kalıcılığı bu özelliğe bağlıdır. Tasarımcı burada yeni bir harf formu arayacaktır. Birden fazla harften oluşan amblemlerde ise en önemli özellik, harflerin birbirleriyle strüktür ve form açısından dengeli kullanımları ve alışılmışın dışında olmalarıdır.

  48. Firma hakkında bir imaj veren biçimlerden oluşan amblemler: Bazı amblemler biçimleriyle firma hakkında bilgi taşırlar. Bu tür amblemlerde sembolik motiflerden faydalanılır. Dokuma mekiğinin tekstili, kitabın yayınevini, güvercinin barışı simgelemesi gibi... ayrıca firma adı özel bir şekilden oluşmakta ise, bu tip amblemlerde sembole yönelik dizaynlar yapılmaktadır. Pelikan, üç balık, aslanlı başak, karaca gibi...

  49. Harf ve firma hakkında imaj veren (harf ve resimsel biçimlerin bir arada kullanıldığı) amblemler: • Formlarım harflerden alan ve firma hakkında imaj veren biçimlerden oluşan amblemlerin kombinasyonlarıdır. Bu tür amblemler, firma hakkında bir imaj verirken firma adının baş harfi ile de diğer firmalardan ayrılmasını kolaylaştırır ve akılda kalma yüzdesini artırır.

More Related