DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ
Download
1 / 54

3.2 - PowerPoint PPT Presentation


  • 142 Views
  • Uploaded on

DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ. ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ. TURGAY BÜLENT GÖKTÜRK. http//www.emu.edu.tr/tbgokturk. 3.2. Atatürk İlkeleri. ATATÜRKÇÜLÜĞE KARŞI ELEŞTİRİLER.

loader
I am the owner, or an agent authorized to act on behalf of the owner, of the copyrighted work described.
capcha
Download Presentation

PowerPoint Slideshow about '3.2' - cala


An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Presentation Transcript

DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ

TURGAY BÜLENT GÖKTÜRK

http//www.emu.edu.tr/tbgokturk

3.2


Atatürk İlkeleri

ATATÜRKÇÜLÜĞE KARŞI ELEŞTİRİLER


Atatürk ve Atatürkçülüğe karşı eleştiriler ve bunların sonucu olan tepkiler, çok partili demokratik yaşama geçilmesinden sonra meydana gelmiştir.

Atatürk'ün Kişiliğine Karşı Eleştiriler:

Atatürk'ün alkollü içkiye karşı düşkünlüğü ve evlilik yaşamındaki mutsuzluğu eleştiri konusu olmuştur. Atatürk özel yaşamında düzgün, düzenli, disiplinli, herkesin hakkına saygı gösteren bir davranış içindeydi.İçki düşkünlüğü, onun tek başına son derece ağır bir yük altında bunalmasından ve kendisine gerçek anlamda yardımcı olabilecek, Türk aydınlanması için düşündüğü ulusal kimlik içindeki kültür devrimi hedefinin çok az kişi tarafından anlaşılmasının verdiği sıkıntıdan kaynaklanmaktadır.


Atatürk'ün "devrimci" kişiliğine karşı da eleştiriler yöneltilmiştir. İlk eleştiri, Atatürk'ün Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndaki tutumuyla ilgilidir.

Kurtuluş Savaşı'nın Vahdettin'in isteği ile başladığı ve Vahdettin'in Atatürk'e altın yardımı yaptığı ve Atatürk'ün İngilizlerle işbirliği yaptığı gibi söylentiler, özellikle şeriatçı çevreler tarafından savunulmaktadır.

Ayrıca İstiklal Mahkemeleri hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler de yine gerçeğe aykırı özellikler taşımaktadır.


Vahdettin'in yaptıkları hakkında yukarıda belirttiğimiz gerçeğe aykırı açıklamalar Turgut Özakman'ın eserinde çürütülmüştür.

Yine, İstiklal Mahkemesi'ne yönelik asılsız açıklamalar da Ergün Aybars tarafından çürütülmüştür.

Atatürk'ün devrimci kişiliğinin ikinci eleştiri noktası, zaferin kazanılmasından sonra gösterdiği davranışlardan kaynaklanmaktadır. Büyük devrimci yapmak istediklerinin hepsini baştan söyleyemezdi.


Bu bakımdan davranışlarında bir tutarsızlık olduğu ileri sürülemez. Tam tersine, daha Kurtuluş Savaşı'nın en bunalımlı günleride kadın-erkek eşitliğini savunan, modern eğitim için uğraşan ve en yakınlarına bile bunların yapılacağını açıklamayan Atatürk'ü bu açıdan eleştirmek değil, övmek gerekmektedir.

Atatürk özel servetini Türk dil ve tarih kurumuna bıraktı.


ATATÜRKÇÜLÜĞE YÖNELİK ELEŞTİRİLER ileri sürülemez. Tam tersine, daha Kurtuluş Savaşı'nın en bunalımlı günleride kadın-erkek eşitliğini savunan, modern eğitim için uğraşan ve en yakınlarına bile bunların yapılacağını açıklamayan Atatürk'ü bu açıdan eleştirmek değil, övmek gerekmektedir.

Sistemi Bir Bütün Olarak Reddedenler:

Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü hiç bir zaman kabullenemeyenlerin en önemli kesimini Osmanlı düzenine yeniden dönüşü özleyenler oluşturmaktadır. Bu kesim genel olarak Kurtuluş Savaşı'na bile karşıdır.

Bu kesimin, demokrasiyi de benimsemediği görülmektedir. Bu düşünceyi benimseyenlerin, demokrasinin, hedeflerine ulaşmak için bir araç olduğunu ifade ettikleri görülmektedir. Özellikle, laiklik hakkında Atatürk'ün eleştiriye uğradığı görülmektedir.


Türk devrimini, ileri sürülemez. Tam tersine, daha Kurtuluş Savaşı'nın en bunalımlı günleride kadın-erkek eşitliğini savunan, modern eğitim için uğraşan ve en yakınlarına bile bunların yapılacağını açıklamayan Atatürk'ü bu açıdan eleştirmek değil, övmek gerekmektedir. bir bütün olarak reddeden ikinci kesim son on yılda belirmiştir. Bu kesimin mensupları iyi eğitim almış, demokrasinin bütün nimetlerini tanımış, ondan kopmanın mümkün bulunmadığına yürekten inanmış kimselerdir. Bu kesimin güncel adı "numaralı Cumhuriyetçiler" dir.

Çünkü onlar Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin hiçbir ilkesi ve kurumu ile bağdaşmamışlardır. Ama gene de cumhuriyetçidirler. Yeni bir cumhuriyet kurulmasını istemektedirler. Bu da "ikinci cumhuriyet" olacaktır.


Onlara göre Atatürk, silahlı kuvvetlere dayanarak ve kendisine bağlı bir bürokratik oligarşi oluşturarak bazı yenilikler yapmıştır. Onlara göre bu yeniliklerin demokrasi ile bağdaşması imkansızdır. Bu kesimin önde gelenleri "kemalizm ile demokrasinin bağdaşmayacağını" savunmaktadırlar.


Atatürkçülük'ün Bazı Noktalarına Karşı Çıkanlar kendisine bağlı bir bürokratik oligarşi oluşturarak bazı yenilikler yapmıştır. Onlara göre bu yeniliklerin demokrasi ile bağdaşması imkansızdır. Bu kesimin önde gelenleri "kemalizm ile demokrasinin bağdaşmayacağını" savunmaktadırlar.

Atatürk'ün en yakın arkadaşları devrim ilerledikçe ondan uzaklaşmışlardır. Örneğin; Rauf Bey, Cumhuriyetin ilanına ve halifeliğin kaldırılmasına karşıydı. Yine, Atatürk'ün en yakın arkadaşlarından Kâzım Karabekir Paşa ne Cumhuriyete ne de Halifeliğin kaldırılmasına itiraz ediyordu.

Ama o, ardından gelen devrim adımlarının çok hız kazandığını, Türk toplumunda böylesine geniş kapsamlı bir kültür değişikliğinin başarısız kalacağını öne sürüp "evrimsel" bir gelişme istiyordu.


Devrimi kısmen kabul edenler, Cumhuriyetin ilanıyla gelişen kuşak içinde görülmüştür. Bu kesim, Atatürk'ün önderliğine karşı çıkmamakla birlikte çok partili demokrasiye daha çabuk geçilmesini, medeni hukuk alanında yapılanların aceleye getirildiğini ileri sürüp laiklik ilkesinin ödün verilerek uygulanmasını istemişlerdir.

Bu görüşte olanlar, Türk Devriminin bir bütün olduğu, birbirinden kopuk eylemlerle uygar ve ulusal kültür sistemine geçmenin mümkün olamayacağını tam olarak özümseyememişlerdir.


Devrimin Eskidiğini İleri Sürenler gelişen kuşak içinde görülmüştür. Bu kesim, Atatürk'ün önderliğine karşı çıkmamakla birlikte çok partili demokrasiye daha çabuk geçilmesini, medeni hukuk alanında yapılanların aceleye getirildiğini ileri sürüp laiklik ilkesinin ödün verilerek uygulanmasını istemişlerdir.

Bazı kesimler ise, Atatürk'ün dayandığı ilkelerin eskidiği savını ortaya atarlar. Onlara göre dünya hızla değişmektedir. Globalleşme hızla sürmektedir. Ulusçuluk kavramı ve ulus devletin geçerliliği kalmamıştır.

Fakat bu düşünceyi savunanların gözden uzak tuttuğu bazı noktalar bulunmaktadır. Etnik gruplar bağımsızlık için uğraşmakta ancak, içlerinde bulundukları asıl uluslar öylesine büyük ve güçlüdür ki, onların bu amaçlarını gerçekleştirmesi oldukça zordur.


Buradan hareketle, Atatürk ulusçuluğunun, bu ülkede yaşayan ve ortak bir geçmiş ile ortak bir geleceğe yönelişte içtenlikle birbirine bağlanan herkesi hukuk açısından Türk kabul etmesinin evrensel bir ölçüt taşıdığı karşımıza çıkmaktadır.

Yine, Atatürk'ün devletçilik anlayışına yönelik tartışmaları da şu şekilde yanıtlayabiliriz: Atatürk devletçiliği, sadece ekonomi ile sınırlı değildir. Onun devletçilik anlayışı bugünkü "sosyal devlet" ilkesinin en güçlü ifadesidir.


Günümüzde Atatürkçülüğe Yöneltilen Eleştiriler yaşayan ve ortak bir geçmiş ile ortak bir geleceğe yönelişte içtenlikle birbirine bağlanan herkesi hukuk açısından Türk kabul etmesinin evrensel bir ölçüt taşıdığı karşımıza çıkmaktadır.

Atatürk İlkeleri, Türk Devletinin ve milletinin barış ve birlik sembolü haline gelmiştir. Türk milletinin bağrından doğan Atatürk İlkeleri, Türk Devletine ve milletine hayat vermiş, üstünlük ve güç kazandırmıştır.


Tarihte örneklerini gördüğümüz gibi bu gün de karanlık emeller peşinde koşanlar vardır. "Bölücü ve yıkıcı unsurlar" Türk inkılâbının dayanağı olan Atatürk ilkelerini kötülemek, özellikle de gençleri bu ilkelerden soğutmak için büyük bir çaba göstermektedirler.


Bazı kişi ve grupların Atatürk İlkelerini karalamak karanlık emeller peşinde koşanlar vardır. "Bölücü ve yıkıcı unsurlar" Türk inkılâbının dayanağı olan Atatürk ilkelerini kötülemek, özellikle de gençleri bu ilkelerden soğutmak için büyük bir çaba göstermektedirler.

istemesinin sebepleri kısaca şunlardır


Cumhuriyetçiliği Kötülerler karanlık emeller peşinde koşanlar vardır. "Bölücü ve yıkıcı unsurlar" Türk inkılâbının dayanağı olan Atatürk ilkelerini kötülemek, özellikle de gençleri bu ilkelerden soğutmak için büyük bir çaba göstermektedirler. : Bunlar, millet egemenliğinin halkımızı bilinçlendireceğini, bilinçli insanın güçlü olacağını

ve milli birliğe değer vereceğini bilirler.


Ayrıca bu güçler, millet egemenliğinin ve demokrasinin ileri düzeyde uygulandığı bir Türkiye'nin hiçbir zaman kendi etki alanlarına girmeyeceğinin de farkındadırlar.


Milliyetçiliği Kötülerler: ileri düzeyde uygulandığı bir Türkiye'nin hiçbir zaman kendi etki alanlarına girmeyeceğinin de farkındadırlar.

Atatürk'ün;

"Ne Mutlu Türküm Diyene!"

ve "Türkiye Cumhuriyeti'ni

kuran Türkiye halkına

Türk milleti denir,"

sözlerindeki birleştirici,

toplayıcı, insancıl ve ırkçılığı

reddeden anlayışa saldırırlar.


Elbette Türk milletinin yok olmasını, tarih sahnesinden silinmesini isteyen güçler her zaman olmuştur. Bunun yanında Atatürk milliyetçiliğinin Türkiye'ye sağladığı millî birlik ve beraberlikten doğan gücü çekemeyenler de vardır.


Bunun için, ülkemiz içinde bölücülüğü, milliyetçilik diye kamufle ederek asıl amaçlarını gizlerler. Onların asıl amaçları, yurdumuzun içinde birbirine düşman gruplar yaratmak, böylece Türkiye'nin bölünmesini gerçekleştirmektir.


Kurtuluş Savaşı sırasında Sevr Barış Antlaşması ile böyle bir oyun sergilenmişti. Bazı büyük ve güçlü devletler, Anadolu'da kendi politikalarını yürütecek devletler, daha doğrusu devletçikler, kurdurmak için harekete geçmişlerdi, ancak onların bu heveslerine Lozan'da son verilmiştir.


Halkçılığı ve Devletçiliği böyle bir oyun sergilenmişti. Bazı büyük ve güçlü devletler, Anadolu'da kendi politikalarını yürütecek devletler, daha doğrusu devletçikler, kurdurmak için harekete geçmişlerdi, ancak onların bu heveslerine Lozan'da son verilmiştir.

Kötülerler:

Türkiye'de halk; devlet ve

devlet yönetimine kendi

temsilcilerini seçerek

katılmıştır. Halkın içinden

çıkan ve halka dayanan

devlet, vatandaşlarının

bütün ihtiyaçları ile ilgilenir. Böylece halk-devlet bütünleşmesi gerçekleşir. Bu nedenle karşı güçler, halkçılığı ve devletçiliği kötüleyerek kendi etkinliklerini göstermeye çalışırlar.


Lâikliği Kötülerler: böyle bir oyun sergilenmişti. Bazı büyük ve güçlü devletler, Anadolu'da kendi politikalarını yürütecek devletler, daha doğrusu devletçikler, kurdurmak için harekete geçmişlerdi, ancak onların bu heveslerine Lozan'da son verilmiştir. Türkiye'de en çok saldırıya uğrayan ilke; laiklik ilkesi olmuştur. Lâiklik, İslâm dinini yüce makamında tutarak, onu bir sömürü aracı olmaktan kurtarmıştır. Lâiklik uygulanmaya başladıktan sonra yüce İslâm dininin bütün sadeliği ile yurdumuzda yaşadığı bir gerçektir.


Bazı güçler, bu gerçeği bildikleri halde halâ Türk Devleti'ni "dinî esaslara dayandırmak" emellerinden vazgeçmemişlerdir. Halbuki bu da Türkiye'yi parçalamanın başka bir yoludur.


Bu güzel vatanı, kimsenin bölmeye, parçalamaya hakkı yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.


İnkılâpçılığı Kötülerler: yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür. Atatürk İlkelerinin bir bütün olduğunu ve dinamizmini İnkılâpçılık ilkesinden aldığını bu güçler bilirler. Bunu da engellemeye çalışırlar.


Atatürk İlkeleri yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

GENEL DEĞERLENDİRME


TÜRK DEVRİMİNİN NİTELİĞİ yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Türk devriminin çeşitli özelliklerini birkaç kavramla özetlemek mümkündür.


ÇAĞDAŞ UYGARLIK yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Uygarlık, kültür değerleri yaratan toplumun, benzeri diğer topluluklarla oluşturduğu bütünü çizer. Uygarlıklar belli bir zaman dilimi içinde dünya üzerinde hükümlerini sürdürürken birbirinden etkilenirler.

Bu karşılıklı etkileşim sırasında bir uygarlık değerleri, eriştiği sonuçlar açısından diğerlerinden üstün bir duruma gelebilir. Sözü geçen uygarlık o çağda insanoğlunun eriştiği en yüksek değerlerin temsilcisidir, "Çağ"daştır.

16, 17. yüzyıllarda "çağdaş" sayılacak Osmanlı Uygarlığı tarihin değişmez yasası gereği bir süre sonra eskiyip yozlaşmaya başladı.


ÇAĞDAŞ UYGARLIK yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Osmanlı toplumu çağdaş olduğu zaman, Batıya olan penceresini açmadı. Buna gereksinimi yoktu. Ama batı uygarlığı bir süre sonra "çağdaşı" geçti. Batı uygarlığı geliştirdiği bilimsel, kültürel ve ekonomik değerlerle büyük bir güç durumunu almıştı.

Atatürk çağdaş uygarlığa doğru ilerlenilmesini, var olmanın koşulu olarak kabul eder. Atatürk, istediği çağdaşlaşmayı gerçekleştirirken ulusumuza özgü değerleri korumak ve geliştirmek gerektiğini biliyordu. Türk devrimi bilinçli bir çağdaşlaşma için gerekli kültür değişikliğini hedef almaktadır.


EVRENSELLİK VE İNSAN SEVGİSİ yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Türk devriminin temelleri insanlığın binlerce yıldan beri işlediği, değerlerden çıkmıştır. Türk devrimi ilerlemek ve gelişmek isteyen bütün toplumlarda uygulanabilecek esasları içermektedir.

Bu esaslar her toplumun kendi özelliklerine göre yorumlanabilirler. Türk devriminin temel nitelikleri arasında insan sevgisinin çok büyük bir yeri vardır. Bundan dolayıdır ki Atatürk zorbalıkla ulusları yönetmenin şiddetle karşısındadır.

Demek ki Türk devrimine temel olan değerler evrenseldir. Atatürk bu evrensel değerleri Türk ulusunun bünyesine uydurmuştur.


DEVRİM İLKELERİNİN BÜTÜNLÜĞÜ yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Atatürk ilkeleri bir bütünün parçalarıdır. Altı ilke arasındaki ilişkileri gözden geçirelim:

Cumhuriyet bir devlet biçimidir.Tam bir cumhuriyet demokrasi ile mümkündür. Cumhuriyet ulusa dayanmaz, onun özelliklerine uymazsa, ulusal nitelikli değilse hiçbir değeri yoktur. Böyle bir devletin doğrudan doğruya halkın içinden çıkması kısacası "halkçı" olması gerekir.


DEVRİM İLKELERİNİN BÜTÜNLÜĞÜ yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Böyle bir devlet, halkın her gereksinimi ile ilgilenecek gücünü her sorunun çözümünde gösterecek, yani devletçilik özelliğine sahip bulunacaktır.

Devlet belli bir dinin kurallarına uyularak yönetilirse o zaman özgürlük, demokrasi yoktur. Öyle ise bir cumhuriyetin lâik bir yapı taşıması gerekir.

Düzen içinde ilerleyen devlet, eğer eski bir sistem yıkılarak kurulmuşsa, o zaman dayandığı yeni ilkelerin korunması, geliştirilmesi gerekir. Bu ise devrimcilik niteliği ile yerine getirilir.


Atatürk İlkeleri yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

TÜRK DEVRİMİNİN SONUÇLARI


Ulusal (Millî) Devlet yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

1919 yılında başlayan Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri içinde, tarihimizde ilk kez ulusa dayanan bir devlet kurulmuştur. Cumhuriyet biçimi ile bugüne değin varlığını sürdüren ulusal devlet ile bazı önemli sonuçlar doğdu:

- Kurtuluş Savaşımız ulusal devletle başarıya ulaştı. Çökmüş ve yaşamını tamamlamış Osmanlı Devleti bu mücadeleyi başlatma, yürütme ve sonuca götürme olanağından yoksundu. Kapitülasyonlar yokedilmiştir. Yarı bağımsızlık sona ermiştir.


Ulusal (Millî) Devlet yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

- Egemenliğin doğrudan doğruya ulusa ait olması, siyasal bilincimizi geliştirmiş ve güçlendirmiştir Demokrasi yolu açılmıştır.

- Ulusal devlet laiktir. Devlet ile toplumun gelişmesi akılcı ve bilimci yöntemlere bırakılmıştır. Türk yurttaşı dinini dilediği gibi benimseyebilir. Bir vicdan ve ruhsal iş olduğundan yurttaş bu konuda tamamen özgürdür.


Tarih Bilincinin Gelişmesi yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Gerçek ulusçuluk, bir ulusu oluşturan bireylerin tarihin derinliklerinde birleşmesiyle gerçekleşir, ulusçuluk akımını geliştiren Batı uluslarının çoğunun tarihi Türklerin ki kadar derinlere ve eskiye uzanmaz. Bu bilimsel ve önemli bir gerçektir.

Atatürk tarafından uyandırılan esaslı tarih bilincinde geçmişi inkâr yoktur. Geçmişe bir bütün olarak kesinlikle sahip çıkma vardır.

Tarih bilincinin gelişmesi eğitim devriminin yöntemleriyle sağlanmıştır. Türk ulusçuluğunun pekişmesinde ulusal tarih bilincindeki gelişmenin payı büyüktür.


Türk Devrimi ve Kalkınma yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Türk devrimi, ulusu her alanda yüceltmek ve ilerlemek, kısacası her kesimde kalkındırmak için yapılmıştır.

Türk yurttaşlarına geniş bir din ve vicdan hürriyet sağlayan ilk anayasa 1924 anayasasıdır.


TÜRK DEVRİMİNİN DÜNYADAKİ ETKİLERİ yoktur. Bu güçlerin lâikliğe saldırarak asıl amaçlarını gizledikleri Cumhuriyet Tarihi boyunca görülmüştür.

Devrimimizden ilk etkilenenler Asyalı ve Afrikalı uluslar oldu. Atatürk'ün şu sözü konuda önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır: "Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu miletlerinin uyanışlarını öyle görüyorum.

İstiklal ve hürriyetlerine kavuşacak pek çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha dönük olacaktır. Bu milletler bütün güçlükler ve bütün engellere rağmen kazanacaklar ve kendilerini bekleyen istikbale ulaşacaklardır.


Türk devrimi bu yönüyle gerçekten bütün ezilen uluslara örnek olmuştur.

Asyalı uluslar, Türk devriminin yenilikçi, atılımcı yönünü de farketmişlerdir. Arap dünyasından başlayarak Endonezya'ya kadar uzanan uluslarda Türk devriminin etkileri günden güne artmaktadır. Özellikle kadın hakları, eğitim, hukuk alanlarında devrimimiz etkisini artırarak sürdürmektedir.


Batı dünyasında da Türk devrimi önemli etkiler yapmıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı süresince Batılı devletler bu mücadeleyi ilk önce küçümsemişlerdir. Fakat zaman ilerledikçe Türkler'in haklılığı kesinlikle kabul edilmiştir.

Türk devriminin Batı'daki etkileri daha çok siyasal ve özellikle bilimseldir. Türk inkılabı 1919 - 1938 yıları arasında gerçekleşti. Türk siyasal bilincini geliştiren ve güçlendiren en önemli öğe egemenliğin ulusa ait olmasıdır.


Atatürk İlkeleri yapmıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı süresince Batılı devletler bu mücadeleyi ilk önce küçümsemişlerdir. Fakat zaman ilerledikçe Türkler'in haklılığı kesinlikle kabul edilmiştir.

SONUÇ


SONUÇ yapmıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı süresince Batılı devletler bu mücadeleyi ilk önce küçümsemişlerdir. Fakat zaman ilerledikçe Türkler'in haklılığı kesinlikle kabul edilmiştir. Atatürk ilkelerine karşı dışta ve içte daima tehditler görülmüştür. Türkiye'yi bölmek isteyen dış güçler, Türk milletini güçlü yapan bu ilkeleri zayıflatmak için her çareye başvuracaklardır.

Dış güçler iç cepheyi çökertmeyi deneyeceklerdir.


Bu bakımdan bazı vatandaşlarımız, bilerek veya bilmeyerek bu dış güçlerin emrine girmekte ve onların emellerine hizmet eden bir "iç tehdit unsuru" olmaktadırlar.


Hiçbir vatandaşımız, bu yabancı güçlerin Türkiye'yi parçalamak ve kendi uyduları yapmak istediklerini unutmamalı ve bu güçlerin emellerine hizmet eden kişiler olmaktan kendilerini sakınmalıdır.


Türk milletinin 1918-1922 yılları arasında geçirdiği bunalımlı dönem ve karşılaştığı yok olma tehlikesini her zaman hatırda tutmak gerekir. Bu günkü varlığımızı Türk inkılabına borçlu olduğumuz herkesin bildiği bir gerçektir. Bu nedenle gençlerimizi çağın gerektirdiği "bilgi, kültür,

millî şuur, çalışkanlık vb." üstün vasıfta ve "tam donanımlı" olarak yetiştirmeliyiz. Ancak bu şekilde "Çağdaş Türkiye" idealine ulaşabiliriz.


Atatürk ilkelerine karşı yapılan bu tehditler, doğrudan, varlığımıza ve ülke bütünlüğümüze yapılmış tehditlerdir. Bu tehditler bizim "millî benliğimizi" daha da güçlendirecek ve pekiştirecektir.


Türkiye'de belirli dönemlerde sürdürülmüş olan organize silahlı şiddet eylemleri, tedhiş ve terörün, Türkiye Cumhuriyetini ve çoğulcu hürriyetçi demokrasiyi "ortadan kaldırmak" ve yerine "ideolojik totaliter bir yönetim" getirmek maksadıyla düzenlediği bilinmelidir.


Türkiye'nin bulunduğu coğrafî ve siyasî stratejik konumu itibariyle, gerek içte ve gerek dışta, olumsuz hareketler "geçmişte olduğu" gibi, gelecekte de "her türlü kılıkta ve görünümde" yine ortaya çıkabilir. Hem de hiç beklenilmediği anda bütün düşüncelerin aksine "beklenilmeyen biçimde" geliştirilerek karşımıza getirilebilir.


Son olarak, konumu itibariyle, gerek içte ve gerek dışta, olumsuz hareketler "geçmişte olduğu" gibi, gelecekte de "her türlü kılıkta ve görünümde" yine ortaya çıkabilir. Hem de hiç beklenilmediği anda bütün düşüncelerin aksine "beklenilmeyen biçimde" geliştirilerek karşımıza getirilebilir.

Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk tarafından Türk gençliğine emanet edilmiştir. Gençlik, dünyada ve Türkiye'de olup bitenleri akıl ve bilimin ışığında değerlendirmelidir.


Atatürk'ün izindeki Türk gençliği çağdaşlaşmayı ancak Atatürkçü Düşünce Sistemi ile gerçekleştireceğine inanmalı ve bu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdır.


NE MUTLU ancak Atatürkçü Düşünce Sistemi ile gerçekleştireceğine inanmalı ve bu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdır.

TÜRKÜM

DİYENE


DOĞU AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ancak Atatürkçü Düşünce Sistemi ile gerçekleştireceğine inanmalı ve bu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdır.

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ

TURGAY BÜLENT GÖKTÜRK

http//www.emu.edu.tr/tbgokturk

3.2


ad