Slayt 1

Slayt 1 PowerPoint PPT Presentation


  • 612 Views
  • Uploaded on
  • Presentation posted in: General

Download Presentation

Slayt 1

An Image/Link below is provided (as is) to download presentation

Download Policy: Content on the Website is provided to you AS IS for your information and personal use and may not be sold / licensed / shared on other websites without getting consent from its author.While downloading, if for some reason you are not able to download a presentation, the publisher may have deleted the file from their server.


- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - E N D - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Presentation Transcript


5. I. SIIR

7. Duygu ve düsünceleri coskulu bir dille anlatan siirlere lirik siir denir. Eski Yunan edebiyatinda sairler siirlerini “Lyra” (lir) denilen bir sazla söyledikleri için bu tür siirlere “lirik” denmistir. Bu siirlerde duygulu ve coskulu bir söyleyis vardir. Milli ve dini duygular bu siirlerle anlatilabilir. Türk edebiyatinda kosma, semai ,agit (mersiye),ilahi , münacaat bu türle söylenir. Ilk örnegini “SAPHO ve ALKAEUS” vermistir. Divan Edebiyatinda- FUZULI –BAKI Halk Edebiyatinda- YUNUS EMRE KARACAOGLAN DADALOGLU Bati Etkisindeki T.Edb.’da- TEVFIK FIKRET- YAHYA KEMAL - CAHIT SITKI -MELIH CEVDET- AHMET HASIM Bati Edebiyatinda- PETRARCA-RONSARD-LAMARTINE- HUGO-GOETHE- SCHILLER

10. “Epik” sözcügü, Yunancada destan anlamindaki “epope” den gelmektedir. Yazinin bulunusundan önceki dönemlerde uluslarin hayatinda derin izler birakan tarihsel olaylari dile getiren destanlar epik siir sayilir. Epik siirlerde yigitlik,kahramanlik,savas temalari islenir. Her epope ya da epik siirde tarihsel bir gerçek vardir. (Yunan destani Iliada’nin çekirdegi Troi Savaslaridir.) Epik siire “destani siir” ,”hamasi siir” adlari da verilir. Halk Edebiyatinda “koçaklama” bu türdendir.

12. Çoban ve kir yasamini ,doga güzelliklerini anlatan siirlere pastoral siir denir. Pastoral siirlerin her türlü süsten ,yapmacikliktan ,gösteris ve söz oyunlarindan uzak bir yapisi vardir.Bunlara bukolik siir(çoban siir) denir. IDIL: Bir ozanin ya da çobanin agzindan yazilip kir yasaminin çekiciligini ,güzelligini anlatan ,çobanil aski yansitan kisa siirlere denir. EGLOG: Birkaç çobanin karsilikli konusmalari yoluyla olusturulan ask,kir yasami üzerine duygu ve düsüncelerini yansitan siirlere pastoral siir denir. Pastoral siirin kurucusu ve ilk büyük temsilcisi eski Yunan Edebiyatinda Theokritos,ikinci büyük temsilcisi Latin edebiyatinda Virgillius ‘tur. Türk Edebiyatinda ilk örnegini ise- Abdülhak Hamit Tarhan’in- ”SAHRA” adli eseridir. Türk Edebiyatinda- Kemalettin Kamu-Bingöl Çobanlari Behçet Necatigil-Kir Sarkisi Faruk Nafiz –Çoban Çesmesi

14. Bilim ,sanat ,felsefe ,ahlak,din …gibi alanlarda yazilan ve birtakim kurallari ,ilkeleri ögretmeyi amaçlayan siirlere “didaktik siir” denir. Eski Yunan Edebiyatinda Hesiodos bu türün ilk örneklerini veren kisidir.”Isler ve Günler” adli eserinde ahlak,tarim ve gemicilik üzerine bilgiler vermistir. Türk Edebiyatinda ilk örnegini ; Yusuf Has Hacib – KUTADGU BILIG , Seyhi-HARNAME Asik Pasa - GARIPNAME Nabi- HAYRIYYE Ziya Pasa –HARABAT M.A.Ersoy -SÜLEYMANIYE KÜRSÜSÜNDE Tevfik Fikret- HALUK’un DEFTERI

19. Insan yasaminin degisik boyutlarini ,tutku, özlem ,istek, kaygi ve korkularini gerçege uygun biçimde eyleme dönüstürerek veren siirlere “dramatik siir” denir. Dramatik siir bir yönüyle siir epik siirle kesisir.Kimi edebiyat kuramcilarina göre dramatik siir ,epik siirden dogmus ve tiyatroyu olusturmustur. Manzum yazilmis tiyatrolar(tragedyalar,komedyalar ve dramlar)dramatik siir örnekleridir.Dramatik siirler , tiyatro türlerinde konusma yerine kullanilirlar. Eski Yunan Edebiyatinda Aiskhylos , Sophokles , Euripides , Aristophanes manzum tiyatrolariyla taninmistir. Türk Edebiyatinda ; Namik Kemal,Abdülhak Hamit Tarhan , Faruk Nafiz Çamlibel

21. II.ÖYKÜ

22. Olmus ya da olmasi mümkün olaylari anlatan kisa yazi Öyküde ele alinan kisiler çogu zaman yasamlarinin belli ve kisa bir ani içinde izlenir. Karakterlerin yalniz bir yüzü içinde durulur;ayrintilara girilmez. Öykü türünün kurucusu Italyan sanatçi Boccacio’dur. Fransiz Edebiyatinda- Mauppasant Rus Edebiyatinda- Çehov Amerikan Edebiyatinda- O’Henry ÖYKÜNÜN ÖGELERI: A) ANLATICI B) OLAY ve DURUM C) KISI ve KARAKTER D) YER ve ZAMAN

23. 1)OLAY ÖYKÜSÜ (MAUPASSANT TARZI HIKAYE) Öykücü giris ,gelisme ve sonuç bölümleri içinde olayi aktarir.Önce gerilimi arttirir ,sonra gerilimi düsürür. Dünya edebiyatindaki öncüsü Fransiz sanatçi-MAUPPASANT Türk Edebiyatinda – ÖMER SEYFETTIN , REFIK HALIT KARAY RESAT NURI GÜNTEKIN , Y.KADRI KARAOSMANOGLU,SABAHATTIN ALI

24. 2)DURUM/KESIT ÖYKÜSÜ: (ÇEHOV TARZI HIKAYE) Bu tür öyküde yazar, ya yasamdan okuyucuya bir kesit sunar ya da bir insanlik durumunu belli bir ortam içinde aktarir. Kesit öyküsünde “olay”in ve “gerilim”in yerini belli bir ortamdan kaynaklanan izlenimler ,çagrisimlar almistir. Konular günlük yasamin içinden gelisigüzel çikarilir. Bu tür öykülerde serim,dügüm,çözüm gibi bölümlere rastlanmaz. Dünya Edebiyatindaki öncüsü Rus sanatçisi A.ÇEHOV Türk Edebiyatinda SAIT FAIK ABASIYANIK,MEMDUH SEVKET ESENDAL ÖYKÜ TÜRLERI

26. III . ROMAN

27. Yasanmis ya da gerçege uygun biçimde tasarlanmis olaylari yer ve zaman göstererek anlatan ,öyküden daha uzun yazilara roman denir. Ögeleri açisindan romanla öykü arasinda fark yoktur. Ancak bu ögeler romanda daha ayrintili ,kapsamli biçimde yer alir. Roman kisileri çok ayrintili biçimde tasvir edilir; ruh çözümlemelerine romanda daha genis yer verilir. Romanda anlatim birinci ya da üçüncü kisi agzindan yapilabilir. Degisik yazi türlerinin özelliklerinden de yararlanilabilir.(Mektup,ani,günlük,deneme,gezi yazisi) Goethe-”Genç Werther’in Acilari (mektup) Resat Nuri-”Bir Kadin Düsmani” (mektup) Yakup Kadri-”Anamin Kitabi” (otobiyografi)

28. 1)KONU ve TEMALARINA GÖRE ROMANLAR a)Macera (Serüven)Romanlari b)Tarihsel Romanlar c)Sosyal Romanlar d)Psikolojik Romanlar 2)AKIMLARINA GÖRE ROMANLAR a)Klasik Roman b)Romantik Roman c)Realist Roman d)Naturalist Roman

38. IV. TIYATRO

39. Yasamdaki olaylari sahnede canlandirma sanatina “tiyatro” denir. Drama ya da tiyatro eseri olaylari olus halinde gösterir. Tiyatro eserlerinde olaylar yazarin agzindan anlatilmaz, eserdeki kisiler tarafindan dogrudan dogruya söylenir,yapilir. Bir tiyatro eserinde iki temek öge vardir : a)Olay : Eyleme dönüsmüs tutkular,özlemler,düsler ve istekler olaylari olusturur. b)Kisiler: Olaylarin ortaya çikislarinda etken olan varliklara oyun kisileri adi verilir. Tiyatro eserlerinde olay ve kisiler gibi temel ögeler yaninda dekor,giysi ve isik gibi yardimci ögeler de bulunur. Bir tiyatro eseri seri(baslangiç),dügüm(gelisim) ve çözüm(sonuç) gibi bölümlerden olusur.

40. Perde : Tiyatro eserlerinde konunun ana bölümlerinden her birine verilen ad. Sahne:Tiyatro eserinde her perde içinde,kisilerin girip çikmasiyla olusan daha küçük bölüm. Diyalog: Kisilerin karsilikli konusmasi. Monolog: Bir kisinin tek basina konusmasi. Tirad:Kisilerin birbirine karsi söyledikleri,coskulu ve çok uzun sözler. Fars:Toplumdaki düzensizlikleri alayli anlatimla yeren oyun halk komedisi.Fars,Yunan ve Latin gelenegine dayanmayan anonim Fransiz komedisidir. Feeri: Kisileri melek,cin,seytan olan oyunlastirilmis masal. Jest: Tiyatro oyuncularinin el kol hareketleri. Mimik: Tiyatro oyuncularinin anlamli yüz hareketleri. Pandomima:Içinde konusma olmayan ,tamamen jest ve mimiklere dayali seyirlik oyun. Melodram: 19. yüzyila kadar müzikle karisik çok acikli tiyatrolara verilen ad. Myster: Hristiyanlikla ilgili olaylari konu edinen seyirlik kilise oyunu.Amaç dini sevdirmek.

42. TRAJEDI: Ilk örnekleri Yunan edebiyatinda görülen tragedya ,seyircide acima ve korku duygulari uyandirarak ruhu tutkulardan temizlemek amaciyla yazilan ve kendine özgü kati kurallari olan bir oyun türüdür. Konular tarihten ya da mitolojiden alinir.Yunan ve Latin mitolojileri,Roma tarihi …tragedyalardan baslica kaynaklaridir. Kahramanlar yüksek tabakadan (krallar,kraliçeler,soylular) ve dogaüstü varliklardan (tanrilar,tanriçalar) seçilir. Tragedya bastan sona ciddi bir hava içinde geçer. Erdeme ve ahlaka deger verilir.Sözgelimi oyunda bir kral ,hiçbir zaman kötü özellikleriyle tanitilmaz. Tragedyalar kesintisiz oynanir;perde yoktur.Eser birbiri ardindan sürüp gelen diyalog ve koro bölümlerinden olusur. Tragedyalarda 5 bölüm vardir.Bu bölümler manzum olarak yazilmistir. Koro,eski Yunan tiyatrosunun temel ögesidir.Koro,bir kentin ihtiyarlari ya da kadinlarindan olusur; halki temsil eder.Koro eyleme karismaz; olup bitenlere seyirci kazanir.

43. Tragedyalar “üçbirlik kurali” na uygun yazilir.Bu kurala göre tek bir ana olay, sahne degismeksizin en çok 24 saat içinde anlatilmalidir. Tragedyalarda vurma,yaralama ,öldürme …gibi olaylara seyircinin gözü önünde yer verilmez;bunlar disarida gerçeklesir,sahneye haberi ulastirilir. Eserde yüksek agirbasli bir dil kullanilir;kaba saba sözlere yer verilmez.

44. KOMEDYA: Insanlarin ve olaylarin gülünç yanlarini ortaya koyan oyun çesidine komedya denir.Bu türde tragedya gibi sarap tanrisi Dionysos adina yapilan törenlerden dogmustur. Konular çagdas toplumdan ve günlük hayattan alinir. Komedyada amaç; kisisel ve toplumsal bozukluklarin gülünç yanlarini göstererek seyirciyi dogru düsündürmektir. Vurma ,yaralama …gibi olaylara sahnede yer verilebilir. Üslupta soyluluk aranmaz;her türlü kaba sözlere ve sakalara anlatimda yer verilir. Nazimla yazilir.17. yüzyil Fransiz komedyasinda düzyazi biçiminde yazilmis oyunlar da vardir. Diyalog ve koro bölümlerinden olusur. Eser,kesintisiz oynanir ve bes bölümden olusur. Üçbirlik kuralina uyulur.

45. KOMEDI TÜRLERI : A) Karakter Komedyasi : insan karakterlerinin gülünç ve aksak yönlerini gösteren komedya türüdür. Bu tür komedyanin en taninmis örnekleri sunlardir : Cimri, Tartuffe (Moliere) Venedik Taciri (Shakespeare) B) Töre Komedyasi : Toplumun gülünç ve aksak yönlerini, gelenek ve törelerin bozuk yanlarini gösteren komedyadir.Asagida belirtilen eserler bu türün önemli örnekleridir : Esek Arilari (Aristophanes) Gülünç Kibarlar (moliere) Müfettis (Gogol) Sair Evlenmesi (Sinasi) B) Enrika Komedyasi : Olaylari merak uyandiracak ve insani sasirtacak biçimde anlatan tiyatro türüdür.Entrika komedyasina su örnekler verilebilir : Scapin’in dolaplari (Moliere) Yanlisliklar komedyasi (Shakespeare)

46. ÖNEMLI KOMEDYA SANATÇILARI Aristophanes(M.Ö.445-385) Yunan Edebiyati Menanadros(M.Ö 254-184) Plautus(M.Ö 254-184) Latin Edebiyati Terentius(M.Ö 195-159) Moliere(1622-1676)---------}Fransiz Edebiyati Ben Johnson(1573-1637)---------}Ingiliz Edebiyati Gogol(1809-1852)-----------}Rus Edebiyati

47. A)BURJUVA DRAMI: Fransiz filozofu Diderot (1713-1784)’un Tragedyaya karsi çikmasiyla ortaya çikmistir.Burjuva draminda günlük olaylari islemek, orta sinifa seslenmek ,güzel ile faydaliyi göstermek ,ahlakçi görüsü vurgulamak ve günlük yasayisin dogal dili olan nesir ile yazmak baslica amaçlari olmustur. B)ROMANTIK DRAM: 19. yüzyilin ilk yarisinda Romantizm akimiyla birlikte ortaya çikan romantik dram,tragedyanin belli kurallarini yikmak amaci gütmüstür. Ilk örneklerini Sheakspeare vermistir. Alman Edebiyatinda Goethe,Schiller gibi sanatçilarin ilgisini kazanmistir. Romantik dramin ilkelerini ilk kez Fransiz sanatçi Victor Hugo-Cromwell önsözü Olaylar tarihten ya da günlük hayattan alinabilir. Oyunda acikli ve gülünç olaylar bir arada verilebilir. Nazim ya da nesir biçiminde yazilabilir. Klasik tiyatronun “zamanda ve mekanda birlik” kuralina uyma zorunlulugu yoktur. Kahramanlar her tabakadan seçilebilir. Aci veren olaylar sahnede gösterilebilir. Perde sayisi yazarin istegine baglidir. Yerli hayata ve ulusal konulara önem verilir.

48. C)ÇAGDAS(MODERN) DRAM: Dram türü Romantik akimin etkili oldugu dönemlerden sonra da biçim ve içerik degisiklikleriyle yeni boyutlar kazanmis ve günümüze dek gelmistir. Günümüzde degisik akim ve görüslerin dogrultusunda dramlar yazilmakta ve bunlar çagdas dram kapsaminda degerlendirilmektedir. ÖNEMLI DRAM SANATÇILARI

49. V.FABL

50. Genellikle kahramanlari bitkiler ve hayvanlardan seçilen basinda ya da sonunda bir ögüt veren ,manzum ya da düzyazi biçiminde olusturulan hikayelere ”fabl” denir. Kahramanlar bitkiler,hayvanlar olmasina ragmen aslinda anlatilan insanlardir. Fabllar da bir tür masal sayilir. Fabllarda kisilestirme ve intak sanatindan yararlanilir. Fabllar ,masallardan sonunda bir ahlak dersi vermesi yönüyle ayrilir. Bir ahlak dersi verdigi için çocuk egitiminde sikça kullanilir. Bu türde de serim ,dügüm, çözüm bölümleri bulunur. Fabllarda didaktik siir örnekleridir.

52. VI.MASAL

53. Genellikle halkin yarattigi agizdan agiza kusaktan kusaga sürüp gelen ,çogunlukla olaganüstü durum ve olaylari yine olaganüstü kahramanlara baglayarak anlatan halk hikayelerine masal denir. Masal anonim bir türdür. Masallarda iyilik-kötülük, dogruluk-haksizlik, adalet-zulüm…gibi zit durumlarin temsilcisi olan kisilerin mücadelelerinden veya insanlarin ulasilmasi güç hayallerden söz edilir. Masallarda yer ve zaman kavramlari belirsizdir. Anlatimda genelde genis zaman ve ögrenilen geçmis zaman kipi kullanilir. Anlatim kisa ve yogundur. Masal kisileri her tabakadan seçilebilir. Masallarda milli ve dini motiflere hiç yer verilmez. Masallarda genellikle bir egitim amaci saklidir.Bu yönüyle didaktik bir özellik tasir. MASAL TÜRÜNÜN ÖNEMLI ESERLERI

54. VII.DENEME

55. Bir yazarin herhangi bir konu üzerinde kesin yargilara varmadan kisisel görüs ve düsüncelerini anlattigi yazi türüne “deneme” denir. Insani ilgilendiren her sey denemenin konusu olabilir.Konu sinirlamasi yoktur. Denemeci bilgiçce bir tutum takinmaz,okuyucu ile sicak bir iletisime geçer. Deneme yazari ,yazisini konusma havasi içinde yazar. Deneme makalede oldugu gibi öne sürülen bir görüsü ,bir düsünceyi kesin ve degismez bir sonuca baglamaz. Deneme yazari konusunu islerken bir düsünceden digerine geçer.

56. VIII. MAKALE

57. Okuyucuyu bilgilendirme amaci tasiyan ,her türlü olay ya da olguyu konu edinen,bilimsel bir nitelikli gazete ya da dergi yazilarina “makale”denir. Her tür konuyu isleyebilir;bu tür için bir konu sinirlamasi yoktur. Edebiyat,sanat,tiyatro,resim ,tip …gibi konularda makaleler yazilabilir. Makale yazmak ,uzmanlik ister. Makalede agirbasli ve ciddi bir anlatim vardir.Söz oyunlari, dolaylamalar ,mecazlar bu türe uygun degildir.Konu nesnel bir anlayisla islenir. Makale yazari örnekleme,karsilastirma,tanik gösterme,sayisal verilerden yararlanma,tanimlama…gibi düsünceyi gelistirme yollarinin birinden ya da birkaçindan yararlanabilir. Yazar,makalenin girisinde öne sürdügü sav ya da düsünceyi kanitlamak zorundadir. Makalede açiklayici ve tartismaci anlatim biçimlerinden en genis biçimde yararlanilir.

58. IX. FIKRA

59. Gazete ya da dergilerin belirli yerlerinde yayimlanan ;güncel,siyasal ,toplumsal sorunlari kisisel görüsle ele alip isleyen yazilara fikra(köse yazisi) denir. Fikralar güncel bir olayi konu edinirler.Gazetelerin belli bir kösesinde yayimlanan bu yazilarin yarina kalirligi yoktur. Fikra yazari isledigi konuyu görüsleri açisindan degerlendirir.Bunu yaparken bir görüsü ayrintiyla ele alma ,kanitlama yoluna gitmez. Fikrada anlatim yalin ve yogundur. Yazar çok çesitli konulardan söz açabilir. Düsünsel bir planla yazilir ve degisik anlatim biçimlerinden yararlanilir. Bu tür edebiyatimiza Tanzimat’la birlikte girmistir.

60. X.ELESTIRI

61. Bir sanat eserini ,sanatçiyi ayrintili biçimde tanittiktan sonra onun olumlu ya da olumsuz yanlarini somut verilere dayanarak yargilayip degerlendiren yazi türüne “elestiri” denir. Her eser ya da sanatçi elestiri konusu olabilir. Elestiride bir eser olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alinir. Elestiri dogrudan esere yönelik olmalidir. Iyi bir elestiri öznellikten uzaktir. Elestiride daha çok açiklama ,tartisma,örnekleme,tanik gösterme …gibi yöntem ve tekniklerden yararlanilir.

62. XI.RÖPORTAJ

63. Bir gerçegin arastirma,inceleme ,gezip görme ve sorusturma yoluyla yansitildigi yazilara “röportaj” denir. Röportaj ,gazete ve dergilerde yayimlanan ögretici niteligi fazla olan bir yazi türüdür. Röportaj bilgiyi,haberi, gerçegi çarpici ve yalin bir dille anlatir. Bütün anlatim biçimlerinden yararlanir.Çogu kez öyküsel bir anlatim yöntemini benimser. Röportaj ,bir yasam gerçeginden yola çikar.Yazar,olaylari nesnel bir tutumla aktarir.

64. XII.GEZI YAZISI

65. Gezilip görülen yerlerin ilgi çekici özelliklerini anlatan yazilara “gezi yazisi” denir.Eskiden seyahatname terimiyle karsilanan gezi yazisi siradan gözlemleri degil insanlar için ilginç sayilabilecek ayrintilari ele alir. Yazar kendi duygu ve düsüncelerini ön plana çikarmaz.Gördüklerini “fotografçi gerçekçilik “anlayisiyla verir. Gezi yazilari toplumlarin yasayis,gelenek ve görenekleri hakkinda fikir verir.Bu nedenle de tarih,toplumbilim,cografya ve folklor …gibi bilimlere kaynaklik eder. Yalin ve anlasilir bir dil gezi yazilarinin temel özellikleridir. Gezi yazilari mektup,günlük biçiminde de olusturulabilir.

67. XIII. SÖYLESI

68. Herhangi bir konuda okuyucuyu sikmadan , konusma havasinda yazilan yazilara “söylesi” denir. Batidan “söylesi” adli bir tür alinmis degildir. Cumhuriyet döneminde söylesiye daha çok ilgi gösterilmistir.

69. XIV . ANI

70. Bir kisinin basindan geçen ya da yasadigi dönemde ortaya çikan olay ve olgulari kisisel bilgi ve izlenimlerine dayanarak anlattigi yazilara ani(hatira) denir. Ani türü geçmis zamani anlatir. Ani yazisinda nesnellik esastir.Ani yazari gerçekleri degistirmeden anlatir. Anilar dogrudan anlatim yöntemine dayanir. Ani yazisi bir döneme ayna tutmak, onu aydinlatmak amaci tasir. Ani yazarini anlattiklarini yüzde yüz kanitlamak zorunda degildir.

72. XV.GÜNLÜK(GÜNCE)

73. Bir kimsenin günlük yasamdan edindigi izlenimleri ,bu izlenimlerin yarattigi duygu ve düsünceleri ,tarih belirterek ,günü gününe anlattigi yazilara “ “günlük(günce)”denir. Günü gününe tutulan ani niteligi tasir. Anlatilanlar öznel bir yaklasimla verilir. Anlatimda “iç konusma” tekniginden yararlanilir. Dogrudan anlatim yöntemi benimsenir. Her olay,olgu konusu olabilir.

75. XVI.BIYOGRAFI OTOBIYOGRAFI

76. Herhangi bir alandaki çalismalariyla ün kazanmis , sanata ve kültüre hizmet etmis kisilerin yasamini bütün yönleriyle inceleyerek okura bilgi vermeyi amaçlayan yazilara ”biyografi(yasamöyküsü)” denir. Taninmis kisiler konu edilir. Anlatilanlarinbelgelere,kanitlara dayanmasi gerekir. Yazarin “aktaran” konumunda oldugu üçüncü kisili anlatimla yazilir. Okuyucuya bilgi verme ,izlenim kazandirma amaci tasir. Anlatimda öyküleme ve açiklamalardan yararlanilir. Anlatilanlar kronolojik bir sira içinde verilir.

77. Bilim ,sanat,edebiyat,siyaset…alanlarindan birinde ün kazanmis kisilerin kendi yasamlarini kendilerinin yazmasiyla ortaya çikan eserlere “otobiyografi” (özyasamöyküsü) denir. Biyografi ve Otobiyografi Arasindaki Farklar: Biyografide dolayli , otobiyografide dogrudan anlatim vardir. Biyografide nesnellik ,otobiyografide yer yer öznellik agir basar. Biyografi,tanitilan kisiyi çevresiyle birlikte ele alir; otobiyografide ise kisi anlatilanlari kendisiyle sinirlar. Biyografi kisinin dis dünyasina ,otobiyografi iç dünyasina yöneliktir. Biyografide belgeler,otobiyografide bellek önem kazanir.

78. XVII. MEKTUP

79. Kisinin uzun süreli ayriliklarda gördüklerini , duygu ve düsüncelerini uzaktaki kisilerle paylasmak amaciyla yazdigi yazilara “mektup” denir. Konular ve yazilis amaçlari bakimindan mektuplar: Özel mektup: Birbirlerini çok yakindan taniyan kisilerin içten senli benli yazdigi mektuplardir. Resmi mektup : Resmi kuruluslarin birbiri arasindaki yazismalari ya da kuruluslara sunulan dilekçeler ,özel kurum ve kuruluslar arasindaki yazismalardir. Yazinsal(edebi)mektup : Özel mektuplarin yazari bir sair ,romanci ve öykücüdür. Açik mektup : Bir kisiden baska bir kisiye yazilan ama herkesin okumasi için gazete ve dergilerde yayimlanan düsünsel ve yazinsal boyutlu mektuplardir.

80. XVIII. SÖYLEV

81. Bir topluluga belli düsünceleri asilamak o toplulugu duygulandirip coskulandirmak amaci tasiyan güzel ve etkili konusmaya “söylev” (nutuk) denir. Eskiden bir topluluk karsisinda söz söylemenin kurallarini söz söylemenin kurallarini belirten sanata hitabet deniliyordu. Söylevler konularina göre degisik isimler alir; Siyasi, askeri, dini, hukuki,söylev… Yunan edebiyatinda – DEMOSTHENES Latin Edebiyatinda – ÇIÇERO Türk Edebiyatinda; Türünün ilk örnegi olarak “Orhun Yazitlari”(8.yy.) Kurtulus Savasi yillarinda: Mehmet Akif Ersoy – Halide Edip Adivar – Hamdullah Suphi Tanriöver Atatürk’ün Cumhuriyet’in kurulusunun 10. yilinda yaptigi konusma

  • Login